1. Haberler
  2. Analiz
  3. Mutlak butlanım yiğidim aslanım

Mutlak butlanım yiğidim aslanım

featured

Burakhan Başaran yazdı…

“Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor…”

Bursa Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu dönemde Nazım Hikmet, ağır koşullara tabi tutulur.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, bu koşullar nedeniyle açlık grevine başlayan dostu Nazım Hikmet için yukarıdaki dizeleri kaleme alır. Şiirin adına da “Zindanı taştan oyarlar” der.

Bedri Rahmi hiçbir süslü metafora girmeden Nazım Hikmet’in maruz bırakıldığı koşulları yazarak dönemin siyasi şartlarını yüzümüze vurur.

Halk türküsü motifleri taşıyan bu ağıt, kolayca ezberlenip okunabilmesiyle de öne çıkar.

Bedri Rahmi, 1940’lı yıllarda yazdığı bu şiirine 1969’da Karadut kitabında yer verir.

Kaybettiği sevgilisine yazdığı “Karadutum, çatal karam, çingenem…” dizesiyle başlayan bu kitap, dönemin edebi çevrelerinde ses getirir.

***

Şiirin kısaca söylem analizini yapmak gerekirse;

Eleştirel çözümlemeleriyle tanıdığımız Hollandalı dilbilimci Teun van Dijk’ın en ünlü kavramlarından biri “ideolojik kare”dir.

Dijk’ın ideolojik karesini herhangi bir söylev üzerinden şöyle özetleyebiliriz:

Bizim iyi yanlarımızı vurgula/Onların kötü yanlarını vurgula/Bizim kötü yanlarımızı sakla/Onların iyi yanlarını sakla

Şiirde de açık bir düşman adı verilmez. Ancak üstü örtülü bir erk vardır. Fail ve/ya hükmü veren isimsizdir. Düşman devlet mi, rejim mi, mahkeme mi, iktidar mı, yoksa bunların giriftleştiği bir yapı mı?

Bu “örtük ideolojik yapı”da baskıcı güç, adı verilmeden hissettirilir. Böylelikle eser zamansızlaşır ve aynı anda evrenselleşir. Benzer bir çözümlemeyi konser muhalefetinin bir başka vazgeçilmezi olan “Ya hep beraber ya da hiçbirimiz” şiirinde görürüz.

“Ya hep beraber ya da hiç birimiz/Kurtulmak yok tek başına/yumruktan ve zincirden/
Ya hep beraber ya da hiç birimiz.” der Bertolt Brecht.

***

Bestelenmesiyle birlikte “Zindanı taştan oyarlar” şiiri artık dizginlenemez ve “Yiğidim aslanım” adıyla tanırız.

12 Eylül sonrası Paris’te sürgünde bulunan Zülfü Livaneli, Zindanı taştan oyarlar şarkısını besteler.

İlk dizedeki “Bursa’nın ufak tefek yolları”nı, “Şu sılanın ufak tefek yolları” şeklinde değiştirmesi adı verilen mekanı öteleyerek şiire evrensel bir anlam katar.

Ağır ritimdeki bu beste, deyim yerindeyse bir “cenaze marşı“ haline gelir.

Yine van Dijk’a göre ideolojik söylevler yalnızca bilgi vermez, kitlelerin duygusunu da yönetir. Şarkıdaki tekrar eden hitap (yiğidim, aslanım) dinleyiciyi duygusal özdeşime zorlar. Başarılı da olur.

Böylelikle mağdur figürün politik meşruiyeti güçlenir. Mağdur her kim olursa olsun.

Livaneli’nin dilden dile yayılan eseri sol çevreler için simgeleşerek konserlerin de vazgeçilmezi olur.

Nazım için yazılan şiir artık tüm devrimciler, siyasi mahkûmlar, öldürülen gazeteciler ve “yiğitler” için söylenir.

Hatta son yıllarda milli bayramlar ve 10 Kasım’larda ağıt, bu toprakların gördüğü en büyük yiğit Mustafa Kemal Atatürk için de okunur hale geldi.

Burada Ulaş Bardakçı’ya kısa bir parantez açmak gerekir. Savunmasında Bardakçı, gardırop Atatürkçülüğünü müthiş şekilde tarif eder:

“Şunu herkes öğrensin ki: Emperyalizm ve yöneticileri, zamanın büyük devrimcilerini aziz, evliya haline getirir, doktrinlerinin devrimci yanlarını küllendirir, statik, statükocu yanlarını ortaya atar, kendileri için kabul edilebilir yanlarını reklam eder. Arkalarından ah-vah edilir, radyoda programlar düzenlenir. Artık ölen bir devrimci değil, bir evliyadır. Bu şekilde zararsız hale getirilen devrimciler her fırsatta halka sunulur. Artık o halkın kurtarıcısı değil hakim sınıfların paravanasıdır.

Mustafa Kemal’in başına gelen tamı tamına budur. Anadolu ihtilalinin lideri gitmiş yerine mavi gözlü dev gelmiştir. Artık o bağımsız Türkiye için savaşan devrimci değil, şapka, ceket-pantolon değiştiren büyük bir terzidir.”

Bardakçı’nın savunmasından hareketle; bu eser kravat Atatürkçülüğünün, içi boşaltılmış değerlerimizin ve rakı sofralarındaki devrimciliğimizin çok güzel bir mezesi haline de gelir.

MUTLAK ŞUTLAN YA DA YİĞİT ASLAN

Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan ve CHP Grup Başkanlığı’na seçilen Özgür Özel, deyim yerindeyse “Yiğidim aslanım”ı tekeline aldı.

Meydanları dolduran öfkeli kalabalıkları yatıştırmak için alıyor mikrofonu eline ve her daim kısık sesiyle soruyor: Söyleyelim mi? Yiğidim aslanım diyelim mi???

Bu sorunun ardından sarı-kırmızılı 3-5 sol flamanın yanına telefon flaşları çoktan ekleniyor.

Ve hoparlörler ya Zülfü Livaneli’den ya da Volkan Konak’tan eseri çalmaya başlıyor. (Kitleler Livaneli’den sıkılmış olacak ki Volkan Konak’a geçiş yapılmış. Şarkı türkü muhalefetine sıradaki önerilerim Leman Sam ve İlkay Akkaya.)

Böylelikle Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nazım Hikmet’in mahpusluğundan, demir parmaklıklar ardından süzülen dizeleri; muhalefeti dizginleme, sönümlendirme ve kontrol aracına çoktan dönüştü.

Devrimcilerin ardından söylenen ağıt, müteahhitlerin miting şarkısı haline getirildi. Sözde mağdurlar ahlaki olarak yüceltildi ve sıradan bir sistem siyasetçisi olmaktan çıkarılarak kolektif hafızanın kahramanına dönüştürüldü.

Her mitingde çalındı. Her tekrarda eylemi değil duyguyu üretti. Her duyguda eylemin yerini türkü aldı.

Kolektif hafızalardaki yerini kolektif rıza üretimine bırakan “Yiğidim aslanım”, temsil ettiği değerden uzaklaşarak yeni CHP ve kuyrukçularının siyasal iletişim efektine dönüştü.

***

Derdimiz bir ağıt için rüya veya kültür-sanat yazısı yazmak değil. Meramımız muhalefetin içinin boşaltılmasını, mücadelenin değil romantizmin örgütlendiğini anlatmak.

Halen “gerekirse…” diye başlayan cümlelerle halkı dizginlemeye çalışıyorlar. Daha ne gerekir size Sayın Özgür Özel?

Türkiye himayesinde Kürdistan kuruluyor Sayın Özel, daha ne gerekir?

Öcalan çıkartılmak isteniyor, kefen yerine statü biçiliyor. Daha ne gerekir Sayın Özel?

Küresel maden şirketleri, AKP’nin verdiği 400 bin ruhsat sayesinde yaylarımızı delik deşik ediyor. Daha ne gerekir Sayın Özel?

Madenciler aç bırakılıyor daha ne gerekir Sayın Özel?

Şu ortamda bile “Sine-i Millet” diyerek hiçbir işlevinizin olmadığı Meclis’ten çekilmeye façanız yemiyor.

***

Mesele, kitlelerin yumruğunu kaldırmak yerine şarkı-türkü söylemeye sürüklenmesi.

Anlatmak istediğimiz, kitlelerin politik özne olmaktan çıkarılıp duygusal seyirciye dönüştürülmesi.

Zorla sıktırılan yumrukların bir eylem biçiminden çıkarak yerini ritmik bir eşlik ezberine bırakmasıdır.

Elbette şarkımızı da türkümüzü de yine söyleyeceğiz, yine açacak şiir çiçeklerimiz.

Ancak Bu konser sevdalılarıyla değil.

Soros kulu TESEV’ci Sayın Kılıçdaroğlu ile hiç değil.

Ülküsü kendinden menkul CHP’yi kurultaya götürsün götürmesin.

Rutubetli bu partiden memlekete hiçbir fayda gelmedi, gelmeyecek.

Eğer açacaksa çiçeklerimiz Türk milletinin devrimci, milli, gerçek muhalefeti sayesinde açacak.

Ruhsuz konserleri değil umudu örgütleyeceğiz.

Komisyonlara vekil vermeyeceğiz, küfredeceğiz.

Bunlar gibi birbirimizin kuyusunu kazmayacağız.

Kol kola girerek tutturacağız hürlüğün türküsünü.

İşte o zaman kaçacak delik arayacaklar.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

6 Yorum

  1. Yüreğine sağlık Burakhan Başaran varolasın.🇹🇷❤️🇹🇷

  2. 23 Mayıs 2026, 21:13

    Cumhurıyet Bayramı ve 19 Mayıs kutlamalarıı, Tarkan konserine; şehirlerin gözbebeği Atatürk Meydanlarını, kAyKaY pistine; ulusun gözbebeği Atatürk Anıtları’nı, yakası açılmadık müstehcen grafiti duvarlarına çeviren (yersen) y-chp, eline geçirdi miydi, insan olsun, şehir olsun, semt olsun, ne yaptığını zaten her vesileyle ilan ediyor: “Yakalarsam?…” Bu yaz Ege’ye gelirseniz, siz siz olun o sandalyelere oturup da arpa suyu içmeyin!

  3. 23 Mayıs 2026, 22:47

    Muhteşem yazmışsın kardeşim. Tam bir usta işi…💯🤝🇹🇷

  4. Kişilerin (genelde) soyadları kimliklerini gösterir.

  5. Nihat GENÇ tadında, su gibi akıp gitti sözcükler…
    Su gibi AZİZ ol Burakhan…

  6. 24 Mayıs 2026, 18:25

    Tebrik ederim, yazınız gayet doyurucuydu. Türkiye ve Dünya’daki günlük siyaset dili ve yöntemini analiz ettiğiniz daha fazla yazı okumak dileğiyle… Esen kalın.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!