Naim Babüroğlu: Putin Türkiye ve ABD'ye ‘çıkın’ diyor

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Naim Babüroğlu Rus lider Putin'in Türkiye'nin İdlib mutabakatında yükümlüğünün yerine getirmediğine inandığını belirtti. Babüroğlu '(Putin) ABD ve Türkiye’yi adres göstererek, 'BM kararına aykırı olarak ve Suriye’nin davet etmediği askeri varlıkların çıkması gerek' diyor. Yani 'çıkın' diyor.' ifadelerini kullandı.

Naim Babüroğlu: Putin Türkiye ve ABD'ye ‘çıkın’ diyor

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Naim Babüroğlu, yarın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında yapılacak 'İdlib' zirvesi öncesi iki ülkenin Suriye politikasına ilişkin değerlendirmeler yaptı.

RS FM'den Ceyda Karan'ın sunduğu Eksen programına katılan Veryansın Tv yazarı Babüroğlu'na göre, Putin Türkiye'nin İdlib mutabakatında yükümlülüklerini yerine getirdiğine inanmıyor ve 'Türkiye Suriye'den çıkmalı' mesajını veriyor: 

“Hem dışişleri hem de Putin, Türkiye ve ABD’yi Suriye yönetiminin davet etmediği güçler olarak görüyor ve çıkması gerektiğini söylüyor. Bu Türkiye için bir mesaj. Türkiye, İdlib’de kendisine verilen yükümlülükleri getirmedi diyor, yani bir noktada suçluyor. Rusya’nın İdlib’e yaptığı hava saldırılarına baktığınızda ocak-mayısa kadar ortalama 10-15, haziranda 20’ye çıktı, temmuzda 80’i geçti, eylülde 200’ü geçti. Ocak-mayısta 15 olan saldırı sayısı eylülde 200’ü geçti. Bu şu demek. Artık sadece İdlib ile ilgilenmiyoruz. Suriye’nin kuzeyinde El bab ile Afrin’e de saldırı düzenleyebiliriz. Rusya artık kontrollü bir çatışmaya girmiştir. Diyor ki, 'benim için tehdit olan bütün unsurları ben vururum' diyor ve vuruyor. Onun için Türkiye masaya oturduğunda Rusya, M4 yolunun tümünün Suriye yönetiminin kontrolüne geçmesini isteyecektir, ısrar edecektir. Ayrıca M4 çevresinde bulunan Türk askeri gözlem noktalarının daha kuzeye, batıya kaydırılmasını isteyecektir. Türkiye hangi gözlem noktalarını kuzeye kaydıracak? Acaba M4 karayolunun tümü Suriye yönetiminin kontrolüne geçecek mi, sorusu önemli. Ama ben burada Putin’in elinin kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Putin tarafından bunun karşılık göreceğini değerlendirmiyorum. Putin tamamen Türkiye’nin orada terör örgütleriyle diğer muhaliflerin birbirinden ayrılması konusunda 5 Mart 2020 İdlib mutabakatıyla kendisine verilen Türkiye’nin o yükümlülüğü yerine getirmediğini veya yavaş hareket ettiğine Putin inanmış. Dolayısıyla Suriye’nin suçlu olduğunu düşünen bir Putin yok. Öyle olsaydı Esad’a Moskova’da şunu demezdi. ABD ve Türkiye’yi adres göstererek, 'BM kararına aykırı olarak ve Suriye’nin davet etmediği askeri varlıkların çıkması gerek' diyor. Yani 'çıkın' diyor."

Türkiye ile ABD ilişkilerinde gelinen noktayı da değerlendiren Babüroğlu, Biden yönetiminin Türkiye'ye artık ABD/NATO için vazgeçilmez olmadığı mesajı verdiğini söyledi. 

Baüroğlu şöyle konuştu:

"Bu aslında 2015’te başlayan bir süreçti. Şu anda Biden dönemiyle birlikte tamamen ortaya çıktı. NATO üyesi olan ABD diyor ki 'Türkiye benim için eski önemini taşımıyor. Eskiden benim için bölgede stratejik önemde bir aktördü. Ortadoğu’da böyle güney kanatta bir ülkeye benim de ihtiyacım vardı. NATO’nun da ihtiyacı vardı. Ama şu an gelinen jeopolitik güç mücadelesinde öyle değil'. Sözde Arap Baharı olayının sonucunda -ki hiç ilgisi yok, kanlı sonbahar diyebiliriz- Türkiye artık ABD için vazgeçilmez bir ülke değil. Dolayısıyla Biden’ın attığı adım, Cumhurbaşkanı’nı kabul etmemesi, -çünkü eskiden hep kabul edilirdi- telefonla hiç aramaması, Afganistan’da Türkiye’nin işbirliği yapma isteğine rağmen ABD’nin teşekkür etmemesi; Katar’a teşekkür edilmesi, Blinken'in Körfez ülkeleri ve Afganistan’ı ziyaret edip teşekkür etmesi fakat Türkiye’yi hiç aramaması… Biden, 'Türkiye’ye karşı attığım adımı ben kendime zarar verecek olarak değerlendirmiyorum. Türkiye artık benim için vazgeçilmez değil’ diyor. Bu koşullarda artık Cumhurbaşkanı Erdoğan suçlamanın da ötesinde bir serzenişte bulunuyor. Yani ABD’nin Türkiye’ye önem vermediğini söylüyor aslında. Randevu verilmiyor, telefonla görüşmüyor, kabul edilmiyor, teşekkür edilmiyor. Afganistan havalimanı güvenliğinin sağlanması ile ilgili ABD son anda ‘Ben artık sorumluluk almıyorum’ diyerek çekildi ve Türkiye’yi bir noktada yalnız bıraktı. Sadece bu değil. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 sistemleri, Türkiye’nin Libya’da attığı adımlar, özellikle Güney Kafkasya’da Azerbaycan ile beraber attığı adımlar, Kıbrıs ve Kapalı Maraş ile ilgili attığı adımlar ve en önemlisi S-400'lerin ardından ABD’nin uyguladığı CAATSA yaptırımları. Türkiye eskiden ABD için vazgeçilmez bir aktördü. İncirlik çok önemli bir askeri üssümüzdü. Türkiye’deki ABD askeri varlığı çok önemliydi. Seçeneğimiz yoktu. Ama şimdi Ürdün, Yunanistan, Kuzey Irak’ta ya da Körfez ülkelerindeki üsler İncirlik gibi görevler yapabilir.”