Nato kafa nato mermer

Ali Yıldız yazdı

Nato kafa nato mermer

Entellektüel toplum yoktur, her toplumun gelişimi kendi içinde farklılıklar gösterir. Kimi toplum okuyarak kimi toplum ise yaşayarak öğrenir.

Öğrenim, insan yaşamıyla sınırlı olduğu için; yaşayarak öğrenenlerin genç kuşaklarla bağlantısı yiter veya kopartılırsa, tarihin tekerrürü kaçınılmaz olacaktır.

Fikri takibin yerini, gelir geçerliğe bırakmasına şaşırmamak gerekir. Bağlarından kopmak, tarihsel birikimine sahip çıkamamak; teslimiyete, toplumsal atalete dönüşmektedir. Sahiciliğin yerini, “mış” gibi yapmak almaktadır.

Bir zamanlar “Avrupa Birliği” masalı, bizim gibi ülkelere “Avrupa Ortak Pazarı” olarak anlatılırken, “Onlar ortak biz pazar” saptamasını yapanların arasından, bugün “Emeğin Avrupası”na iman edenler çıkmıştır.

“Dış dinamikler olmadan olmuyor”dan, “Türkiye Türklere bırakmayacak kadar değerlidir” görüşüne geçilmiş; kendini inkâr etmek, baş tacı edilmiştir. “Denedik olmadı, o halde yanlıştı / elveda proletarya” denmiştir.

Doğrudur, bazı toplum ve kesimleri ne okuyarak ne de yaşayarak öğrenirler. Her toplumun tarihinde parayla satın alınan işbirlikçiler, bugün isim isim, ayan beyan ortaya dökülmektedir. Kim Almancıdır, kim İngiliz taraftarıdır, kim Amerikancıdır bellidir.

Ancak birçok ülkenin işbirlikçisine para ödendiği ortadayken, Türk münevverinin parayla satın alındığı, -en azından şimdilik- görülmemiştir.

Bizimkiler, gönüllü işbirlikçidir!

SORU VE SORUNUMUZ

Köklerini, Namık Kemal’den Tevfik Fikret’den daha nice büyük yurtseverden alan “antiemperyalist” damarımız vardır. Deniz Gezmiş’in idama gitmeden önce, babasına yazdığı son mektuplarından biri şöyledir:

Baba,

Sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni… Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye’nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette ki hapse atılacağız, kurşunlanacağız da… Tıpkı birinci Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi… Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları… Düşün baba, bugün hükumet işini gücünü bırakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda… Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmış durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız.

Baba,

Mektubuma son verirken seni, annemi, Bora’yı, Hamdi’yi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.

Ya vatan ya ölüm!

Deniz Gezmiş

YARI AYDIN

Deyimlerimiz kestirmecidir, lafı uzatmaz: “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” der.

Peki, yarı aydın neyden eder?

Yarım aydın her şeyden eder! Kuzey Kore’nin ölen lideri Kim Jong-il’in ardından ağlayanlara bakar, komünizme atar tutar. Ağlamak kültürdür. Irak’ta öldürülen Kasım Süleymani’nin cenaze törenini de beğenmemiştir. Çoluk çocuk herkes sokaklardadır. Oysa çocuklar ister istemez, ebeveynlerinin yansımasıdır. Sizinkiler değil mi?

Deniz Gezmiş daha ilkokulda bile politik ciddiyette: altı ok işareti yapıyor

Ağlamak, dövünmek Şii mezhebinde kültürdür de batıda, Hristiyanlıkta değil midir?  Günümüzde bile, Latin Amerika’nın geçmiş kültürüyle birleşerek, canlı canlı haça gerilme törenlerinde gönüllü olmak ne demektir? Ağlamak da kültürdür, ağlamamak da. Dürzi inancına göre, cenazede ağlamak büyük ayıptır. Cenaze şenlikle, tef çalarak kaldırılır.

Münevverimiz, yarı aydınımız militarizme çok fena karşıdır! Militarizm üzerine nutuklar atarken, İngiliz kraliyet ailesinin atlı birliklerle törenler düzenlenmesini unutur. İngiliz donanması, Arjantin’in Falkland adalarına güneşlenmek için gitmiştir. Büyük Ortadoğu Projesi doğrultusunda, sınırları değiştirilen Afrika ve Orta Doğu ülkelerine her saldırıldığında Avrupa Birliği birliklerinin, ABD’nin peşine takılması rastlantı mıdır? Silah sanayisinde, hangi ülkeler başı çekmektedir? Diktatörleri hangi ülkeler destekler, paraları nerelerde aklanır? Dün dost dediğine, yarın bomba yağdıranlar kimlerdir?

Bu fotoğrafa, emperyalistlere iyi bakın.

Anti Emperyalizm tarihtir, tarihimize sahip çıkalım!