NATO'dan beri 'milli muhalefet' sorunu var

Bahir Oltulu, 'Milli Muhalefet Sorunu' tartışma dizisi için yazdı...

NATO'dan beri 'milli muhalefet' sorunu var

1- Türkiye’de “milli muhalefet” sorunu var mıdır? Varsa “milli muhalefet” nasıl ve hangi ilkeler üzerine inşa edilir?

Türkiye’de “milli muhalefet” sorunu ikinci dünya savaşı sonrası dönemdeki yeni dünya konsepti çerçevesinde ülkemizin içerisinde yer aldığı NATO bağlaşıklığından beri vardır ve halen devam etmektedir. Ülkemizdeki yeni bir “milli muhalefet” temelde Atatürk’ün ortaya koyduğu “tam  bağımsızlık” ilkesi esas alınarak inşa edilebilir. Bu ilkeyi benimsemiş olan partilerin bir araya gelerek oluşturacakları açık platformlar milli muhalefetin yaratılmasında önemli kilometre taşı özelliği taşıyabilir. “Milli Muhalefet”i oluşturan güçlerin Atatürk’ün koyduğu temel ilkelere gönülden bağlı olması ve bunu kamuoyuna açıkça ilan etmesi gerekir.

2-Milli muhalefetin öncelikli gündemleri ve mücadele konuları neler olmalıdır?

Ülkemizdeki en büyük sorun çok uzun yıllardan beridir var olan ABD ve AB emperyalizmine bağlı olarak yürütülen ilişkiler ağından kaynaklanmaktadır. Ülkemiz bu sorunun üstesinden gelmeden hızlı ve milli bir kalkınma sürecine tam olarak giremez. Esasen dünyada son 20 yıldaki yeni gelişmeler egemen güç olan ABD emperyalizminin zayıflamakta olduğunu göstermekte; AB emperyalizmi ise İngiltere’nin birlikten ayrılması sonucu bir kez bölünmüş olmasına karşılık belki yeni bir bölünmenin eşiğindedir. Asya’da ortaya çıkan Çin Halk Cumhuriyeti her alanda büyük başarılara imza atmakta, hızla ilerlemekte ve kalkınmaktadır. Ancak buna rağmen Asya kıtasındaki ABD karşıtı diğer güçler olan başta Rusya olmak üzere diğer ülkelerin toplam gücü emperyalist ABD’nin gücünü kırmaya şimdilik yetmemektedir. Buna karşılık önümüzdeki 10 yılda ABD emperyalizminin gerileyeceği; Asya uygarlığının ve birlikteliğinin öne çıkacağını öngörebiliriz. Milli muhalefet bu gerçeği görerek büyük Atatürk’ün “Biz Asyâî bir milletiz” sözünü şiar edinmeli ve ülkemizin Asya’daki doğal yerini alması için bu yolda büyük ve güçlü bir çaba harcamalıdır. Çünkü dünya ABD emperyalizminden kurtulma sürecindeyken yeni bir üçüncü ve üstelik nükleer savaşın içine yuvarlanmadan bu değişimin olabildiğince yumuşak bir geçişle kotarılması gerekir. Milli muhalefete mensup bütün güçlerin bu yolda çaba harcaması şarttır.

3- İktidar da muhalefet de yeni anayasa istiyor. Peki Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var mı? Varsa nasıl bir anayasa olmalı? Eğer yoksa iktidarın yeni anayasayla hedefi nedir, muhalefetin hedefi nedir?

Ülkemizin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğu gün gibi açıktır. Topluma karşı herhangi bir sorumluluğu olmayan cumhurbaşkanlığı sisteminin ülkemizin yapısına uymadığı açık bir şekilde görülmüştür. Bu anayasa emperyalist devletlerin ülkemizin iç işlerine karışmasını tek adamı elde etmesine indirgediğinden ötürü de ülkemizin bekâsı için son derece tehlikelidir. Bugün için bu olasılığın olmadığını düşünsek bile ilerleyen zaman diliminde neler olacağını öngörmemiz mümkün değildir. Herhangi bir karabasana uyanmak istemiyorsak yeni anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında milletin egemenliğini esas alan ama elbette iktidarın millete karşı sorumluluğunu da göz ardı etmeyen anayasal bir yapı kurulmalıdır. Güçler ayrılığı ilkesi anayasamızın olmazsa olmaz maddelerindendir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile yürütmenin anayasaya uyarak ülkeyi yönetmesini gözeten bir anayasa ülkemiz için çıkış yolu olacaktır.

4- Anayasanın değişmez maddelerine yönelik iktidar ve muhalefetin yaklaşımı gerçekte nedir? Bu maddelerin değiştirilmesine yönelik bir girişim olabilir mi?

Anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez maddeleri yeni anayasada da titizlikle ve kıskançlıkla korunmalıdır. Bu maddeleri değiştirmek isteyen güçler şimdiki anayasaya aykırı hareket etmiş ve dolayısıyla anayasayı ihlal etmiş olurlar. Bu maddelerin değiştirilmesine yönelik girişimler ülkemizde kargaşa çıkarmak dışında başka hiçbir sonuç doğurmaz. Bu bakımdan böyle bir girişim ülkemiz için son derece tehlikeli bir yolun açılmasına neden olur ki bu durum ülkemiz için deyim yerindeyse hayat-memat meselesidir. Millilik iddiasındaki hiçbir anayasal kurum ya da kuruluş ilk dört maddenin değiştirilmesini aklından bile geçirmemeli; bu yolda çaba harcayan her türlü siyasi oluşuma karşı “Milli Muhalefet”in kamuoyunu arkasına alarak açık bir siyaset yürütüp karşı tarafı iknâ etmesi gerekir.