1. Haberler
  2. Analiz
  3. Ne yapmayı düşünüyorsun?

Ne yapmayı düşünüyorsun?

featured

Ejder Turan yazdı…

Ünlü Alman filozof Martin Heidegger’e sorulur: “Ne yapmayı düşünüyorsun?”

Heidegger biraz duraklar ve şöyle cevap verir: “Hem düşünmek hem yapmak, bir soru içinde tam iki fiil birden! Bu benim için çok fazla.”

23 Nisan 2023 tarihli Serkan Öz’ün “Açık Mektup” isimli köşe yazısını ilk okuduğumda kapıldığım coşkunun akabinde aklıma hemen Heidegger’in bu cümlesi geldi. Ancak açıktır ki bazı sorumluluklar insana kendi kapasitesinin üstünde inisiyatifler alma ve bunları pratize etme mecburiyetini dayatır. İnsanlık tarihi nadir de olsa bize bunu başarmış büyük insanların portrelerini sunar. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin hem ideolojisini (Kemalizm) hem de pratiğini (Arasız Devrimler) üretmiştir. O, hem düşünmüş hem de yapmıştır.

Sayın Serkan Öz’ün mektubunda kendi adıma en vurucu cümle: “… tüm enerji ve birikimini bir an olsun bu cumhuriyet karşıtlığı için harcamaktan tereddüt etmeyen bir bileşkenin varlığı ortadadır.” olmuştur.
Yıllardır şu veya bu sıfatla sözde cumhuriyetin sözcülüğüne soyunanlar bugüne kadar karşı karşıya bırakıldığımız vahim tabloyu hiç bu kadar sarih bir biçimde ifade edebilme cesaretini gösterememişlerdir. Dikkat buyurun! Sorunu kavrama/anlama bilinci gösterememişlerdir denmiyorum, cesareti gösterememişlerdir diyorum. Nitekim aydınlanmanın ünlü yazarlarından Kant, meşhur makalesi “Was ist Aufklärung?”da aydınlanmayı “kişinin aklını kullanmaya cesaret etmesi.” şeklinde tanımlar. Cesaret, politik ve sosyal krizlerin aşılması için birinci önceliktir.

Açıktır ki gerek vatanımızın gerekse ulusumuzun son yıllarda daha yakıcı bir biçimde sonuçlarını hissettiği “cumhuriyetin tasfiyesi” planı birçok yazar-çizer-sözüm ona aydın tarafından fark edilmiştir. Ancak ülkemiz herkesin her şeyi bildiği ve fakat hiç kimsenin olanı olduğu gibi konuşma cesareti gösteremediği bir politik tiyatro skeci havası vermektedir. Elbette politik mizah yararlı ve elzemdir, cumhuriyetin neşesidir. Ancak hiçbir politik mizahtan hareketle yeni bir cumhuriyet inşasına başlanamaz. Bu inşa objektif şartların objektif tahlilini ve buna göre atılacak adımları zorunlu şekilde talep eder.

Sayın Serkan Öz’ün yukarıda alıntıladığım cümlesi benim gibi sizlere de bu sene 104. yıl dönümünü anacağımız Amasya Genelgesinin şu maddesini hatırlatmış olmalıdır: “Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.”

Dikkat ederseniz Amasya Genelgesi ulusal kurtuluş hareketimizin başlangıcına, içinde bulunduğumuz acı gerçeği yüksek sesle ifade ederek başlamaktadır. Ancak daha sonra çözümü (Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.) ifade etmektedir. Çözüm milletin kendi azim ve kararlılığınadır. Genç, yaşlı, kadın, çocuk ulusun tüm fertlerinin bağımsızlık ve cumhuriyet için bir mücadele içerisine girmesi, bu bilince sahip olması söz konusu olmadığında her türlü irade akamete uğramaya mecburdur. “her türlü felaket bir milli silkinme ile son bulacaktır.”

Ayrıca yine Sayın Serkan Öz’ün yazısında geçen Rahmetli ozanımız Neşet Ertaş’ın kızına ait bir cumhuriyet tarifini burada zikretmek istiyorum: “Biz herkes gibi sıraya geçen bir ailenin evlatlarıyız.” Evet, cumhuriyet herkes gibi sıraya geçmek ve bu sıraya geçişten değil utanmak neşe duymak demektir. Ancak yıllarca çeşitli sıfatlarla (falanın yiğeni, filanın müridi) “biricik” olduğuna inandırılmış, daima kendini –ve kendi çıkarlarını- milletinden –ve milletinin çıkarlarından- üstün görmeye alışmış bir yığını nasıl olacak da buna ikna edeceğiz? Soru yine bizi dış gerçekliğin soğuk yüzüyle burun buruna getirmektedir. Yoksa cumhuriyet adına kurulan o büyük cümleler yalnızca idealist birkaç insanın kendi zihninde kurup kurup bozduğu bir hayalden mı ibarettir? Yoksa konformizm batağına saplanmış ve tüketim kültürünün oblomovlaştırdığı yığınlar nezdinde bu cümlelerin hiçbir değeri yok mudur?

Bu soruya yakın zamanda acı bir şekilde tecrübe ettiğimiz deprem felaketine göndermede bulunarak cevap vermek istiyorum:

5 Şubat 2023 günü 11 ilde yaşayan yurttaşlar olarak günlük koşuşturmamızı tamamlamış ve evimize dönmüştük. Tüm şehir yurttaşlarımızla birlikte uyumuş, doğa bolluk ve bereketin simgesi olan yağmuru şehirlerimizin toprağına ikram etmekteydi. Ancak gece saatler 04.17 gösterdiğinde başlayan depremle birlikte canlarımız, anılarımız, fikir ve düşüncelerimizin somut simgesi olan kitaplarımız beton bloklar arasında kaldı. Depremden canını kurtaranlar yağmurun altında titrerken, insanımız üzerindeki şoku atlatır atlatmaz önce ailesine, sonra belki normal zamanda görüp de iyi akşamlar dilemediği komşularına sarıldı. Daha sonra sokakta gördüğü ve hiç tanımadığı insanlarla soğuktan korunmak için ateş yaktı. Sonra varsa ekmeğini yoksa tebessümünü bölüştü. Sonra son dal sigarasını tanımadığı insanlara ikram etti. Evet, bölüştü ve belki de bölüşmenin lezzetini ilk defa o an aldı. Bir tarağın dişlileri gibi eşit olduğunu gördü ve bunu babacan bir tavırla benimsedi. Televizyonlarda aksettirilenin aksine çok büyük ölçüde hiçbir arbede, hiçbir çatışma, kavga, ağız dalaşı yaşanmadan herkes herkesle eşit ve dayanışma içerisinde yardım yetişmeyen 1 hafta boyunca birbirlerine devlet oldular.

İşte bu büyük acılar karşısında edindiğimiz bilinç bizlere sıraya girmenin erdemini hatırlattı. Bundan acı duymak, bunu kendimize yedirememek şöyle dursun bundan haz aldık. İlerde yeniden imar ettiğimiz şehrimizde yan yana halaylar çekebilmenin provasını çorba sıralarında arka arkaya durarak yaptık.
Sonuç olarak, Sayın Serkan Öz’ün makalesinde beni etkileyen kısımları bu vesile ile ifade etmiş oluyorum. Bu çağrının Türk gençleri için bir sorumluluk alma bildirgesi olduğunu hatırlatıyorum. Kendini sorumlu hisseden her yurttaşın harekete geçmesi için lazım olan o samimi çağrıyı yaptığı için Serkan Öz nezdinde Veryansın TV’ye teşekkür ediyor, yeniden kurulacak cumhuriyetimizde vereceğimiz emekler için kolaylıklar diliyorum.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

    • Veryansın tv bizim umudumuz, her şeyimiz oldu. Yazarlarının yazarını merakla beklediğim aydınlanmanın ve Cumhuriyetin yıkılmaz kalesi. Her sabah telefonu elime aldığımda haberlerini ve yazarlarını bıkmadan okuduğum site. Yolunuz, yolumuz açık olsun.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!