Nejat Eslen anlattı… İşte ABD’nin provokasyon haritası

featured

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Çin’in Kuşak-Yol Projesi’ni ve ABD’nin hedefini Veryansın TV’ye değerlendirdi. Ekonomideki gelişmelerin ABD’nin aleyhine, Çin’in lehine geliştiğini belirten Eslen, ABD’nin bunu engellemek için Kuşak-Yol güzergahındaki planlarını anlattı.

VERYANSIN TV

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen Çin’in Kuşak-Yol Projesi ve ABD’nin hedefine ilişkin Veryansın TV’ye özel değerlendirmeler yaptı.

Veryansın TV yazarı Eslen; ABD’nin tüketim merkezi, Çin’in ise üretim merkezi haline geldiğini vurguladı.

Amerika ile Çin arasındaki ticarette Washington’un her yıl 400 milyar dolar açık verdiğine dikkat çeken Eslen, “Amerika’da bu konuda bir panik var. Amerikalılar şunu münakaşa ediyor: Bizim kurduğumuz bu dünya düzenini korumamız mümkün müdür? Yoksa Çin odaklı yeni bir dünya düzeni mi kurulacaktır? Eğer yeni bir dünya düzeni kurulacaksa Amerika o düzende çıkarlarını nasıl garanti edebilirim diye düşünüyor.” ifadelerini kullandı.

Eslen bunun için de ABD’nin Çin’in Kuşak-Yol güzergahı üzerinde provokasyon planları yaptığını, bölgeyi istikrarsızlaştırmayı hedeflediğini anlattı.

İşte Eslen’in değerlendirmelerinin tamamı:

‘EKONOMİK ÜRETİMİN YARISINI ABD SAĞLIYORDU… ‘

“Küresel liderlik mücadelesi aynı zamanda kurulmakta olan yeni dünya düzeni ile de ilgili. Amerika’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu kurallara dayalı, liberal ekonomiyi esas alan düzenin çökmekte olduğunu Amerikalılarda söylüyor ve bunu tartışıyorlar. Amerika II. Dünya Savaşı’ndan sonra bu dünya düzenini kurumlarıyla beraber kurmuştur. Bu kurumlar içerisinde BM, NATO, DTÖ, IMF, Dünya Bankası vardı. Bu düzen içerisinde Amerika, doları küresel para rezervi haline getirdi. Dünya parası haline getirdi… O zamanlar yani II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika küresel üretim merkeziydi. Dünya’daki ekonomik üretimin yarısını Amerika sağlıyordu. Şu an 30 yıl içinde baktığımızda Çin’de hem kültürel anlamda hem siyasi anlamda hem ideolojik anlamda hem de ekonomik anlamda çok büyük gelişmeler olduğunu görüyoruz.

‘ÇİN ÜRETİM MERKEZİ HALİNE GELDİ’

Sistematik bir şekilde merkezi devlet yapısının faydaları da kullanılarak Çin ekonomik alanda çok büyük atılımlar yaptı ve dünyanın bir numaralı ekonomisi oldu. Bugün ABD dünyanın tüketim merkezi haline geldi. Çin ise bir üretim merkezi haline geldi. Bugün dünyada en fazla ticaret yapan, en fazla ihracat alan ülke Çin. Amerika ile Çin arasındaki ticarette Amerika her yıl 400 milyar dolar açık, AB ise 300 milyar avro açık veriyor. Yani bu süreç Çin’in lehine çalışıyor. Zaten Çin devlet lideri geçen sene yapılan Çin Komünist Partisi kongresinde 2050 yılına geldiğinde “Çin küresel liderliği ele geçirecek” demişti. Şimdi Amerika’da bu konuda bir panik var.

‘ABD: KORUMAMIZ MÜMKÜN MÜDÜR?’

Amerikalılar şunu münakaşa ediyor: Bizim kurduğumuz bu dünya düzenini korumamız mümkün müdür? Çin odaklı yeni bir dünya düzeni mi kurulacaktır? Eğer yeni bir dünya düzeni kurulacaksa Amerika o düzende çıkarlarını nasıl garanti etmelidir? Şimdi tabi bu Amerika’nın iç siyasetine de yansıyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika’nın kurduğu liberal ekonomik düzen bugün Amerika’nın lehine değil, Çin’in lehine çalışıyor. İşte Trump bunun için korumacı bir ekonomi modeli getirmeye çalıştı. Ama Amerika’daki küreselciler bile küresel liberal düzenin sürdürülmesini ve küresel düzenin Amerikan büyük şirketlerinin kontrolünde geçmesini istiyor. Bu yüzden bu mücadele var. Seçimlere de yansıdı. Bunun devamını Amerika içinde de seyredeceğiz. Şimdi Amerika’nın yerine kendimizi koyalım.

ABD VE KUŞAK-YOL PROJESİ

Çin yeni bir inisiyatif başlattı. Kuşak-Yol inisiyatifi… Çin’i Orta Doğu’ya Avrupa’ya Afrika’ya bağlayan hem bir ekonomik bir proje hem de jeopolitik bir nüfuz projesi… Aynı zamanda Çin’i küresel liderliğe yükseltecek bir proje… Bir başka ifadeyle Çin’in küresel liderliğe yükselmesi, Kuşak-Yol Projesi’nin başarısına bağlı. Amerika’nın mevcut düzeni koruyabilmesi de, Çin’in Kuşak-Yol inisiyatifini engellemesine bağlı. Meseleyi bu kadar basite indirgeyebiliriz. Şimdi kendimizi Amerika’nın yerine koyalım. Biz Çin’in küresel liderliğe yükselmesini önlemek istiyoruz, bunun içinde ne yaparız? Önümüze bir harita açarız.

ABD’NİN PROVOKASYON HARİTASI

Kuşak-yol inisiyatifinin karadan ve denizden açılım yollarına bakarız. Amerika olarak Çin’in projesini hangi hamleleri yaparsam baltalayabilirim diye düşünürüz. Şimdi biz kendimizi Amerika’nın yerine koyalım bunu yapmaya çalışalım. Çin’in iki yerden çıkış yolu var. Biri batıda denizden, biri doğuda Doğu Türkistan üzerinden… Yani karayolu ile Çin’in Avrupa’ya Orta Asya’ya, Orta Doğu’ya açılımını sağlayan çıkış bölgesi Doğu Türkistan, Uygur Türklerinin yaşadığı bölge. O zaman birinci öncelikli bölgemiz burası.

O zaman Doğu Türkistan’ı teşvik ederim, tahrik ederim, desteklerim ve burayı karıştırırım. Birinci engelleme bölgemiz neresi? Doğu Türkistan…

Şimdi kuzeyde bir Rusya üzerinde Avrupa’ya uzanan bir kuzey kuşak var. Bu kuzey kuşağı tehdit etmek için, baltalamak için ne yaparız? Kuzey kuşağında geçeceği iki tane istikamet var. Biri Ukrayna üzerinden, diğeri Belarus üzerinden… Buraları da karıştırırım.

Gelelim şimdi orta kuşağa. Orta kuşak nereden çıkıyor? Orta kuşak yine Doğu Türkistan’dan çıkıyor, Orta Asya’dan geçiyor. Demek ki Doğu Türkistan’ın Orta Asya’da bazı hedef ülkeleri karıştırırım. Yani bu ilerde Kazakistan’da da karışıklıklar olabilir anlamına gelir.

Orta kuşağın bir kısmı da nereden geçiyor? İran üzerinden… O zaman İran’ı da hedef yaparım. Kafkasya’da da Ermeni-Azeri gerginliğini teşvik ederim. Böylece orta kuşağı da etkilemeye çalışırım.

Şimdi gelelim deniz çıkışına… Ne demiştik? Kuşak-Yol projesinde iki açılış istikameti var. Batı’da deniz Doğu’da karayolu. Deniz yolundan etkilemek için Çin’i denizden kuşaklar halinde çevreleyelim oradaki müttefik ülkeler ve Amerikan donanması ile. Kim bu müttefik ülkeler? Güney Kore, Japonya, Filipinler, Avustralya… Hindistan’ı da bu ittifaka dahil etmeye çalışırım. Malaga Boğazı ile de Çin’i engellemeye çalışırım. Bunun içinde yeni bir strateji geliştiririm Amerika olarak.

ABD’NİN HİNT-PASİFİK STRATEJİSİ

ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi derim buna. Ayrıca şunu da ekleyeyim. Doğu Türkistan’ı karıştırdığın zaman, Pakistan koridorunu da karıştırmış oluyorsun. Bunun için Keşmir’de de devamlı gerginlik yaratmak lazım. Sonra bu koridor Belucistan bölgesine giriyor. Zaten Gwadar Limanı bu projenin en önemli çıkış noktası. Hem Basra körfezine yakın hem Hint okyanusuna açılıyor. Gwadar Limanı Belucistan bölgesidir. Amerika’nın bu proje kısmını devamlı terör örgütleri üreterek karıştırması lazım. Çin’in teknoloji geliştirmede en büyük avantajı tekmnolojiyi geliştiren şirketlerin ya da devlet şirketleri ya da devlet destekli şirketler olmasıdır. Bu ABD’ye karşı Çin’e büyük bir avanmtaj sağlamaktadır. Günümüzde ABD ile Çin arasında ekonomi alanında, teknoloji geliştirme alanında ve siber alanda savaş zaten devam etmektedir.

Çin’in küresel liderliği ele geçirmesi, büyük ölçüde Kuşak-Yol inisiyatifinin başarısına bağlıdır. ABD’nin küresel liderliği sürüdürebilmesi ise Çin’in Kuşak-Yol insiyatifini engelleme kapasitesine bağlıdır.”

Nejat Eslen anlattı… İşte ABD’nin provokasyon haritası

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

4 Yorum

  1. 2 sene önce

    ABD bu baş döndürücü değişimi durduramaz ancak yavaşlatabilir. Çin, karma ekonominin, üretim ekonomisinin avantajlarını kullanırken, ABD şirketler oligarşisinin boyunduruğu altında dezavantajlı durumda kalmaktadır. ABD’ li şirketler karlılıklarını maksimize ederken vergi ödemek istemiyorlar ve ucuz işçiliğin, ucuz verimli alt yapının merkezi Çin’ den de ayrılamıyorlar. Bu diyalektik ABD’ yi er geç Dünya liderliğinden düşürecektir/düşürüyor.

    Cevapla
  2. 2 sene önce

    Eslen paşanın bu yazısı çok önemli ve çarpıcı. Büyük resmin şifrelerini ortaya koyuyor. ABD iki yönden sıkıştı. hem çöken sistemi hem yükselen Çin ve asya.

    Cevapla
  3. Analiz doğru. Ancak biraz eksik, biraz da tek yonlu, yani asker kafasıyla yapilmis. Coğrafyaya bakip, ben bu adamı hangi arazide nasil engellerim diyerekten. Evet, ABD’nin dis ticaret açigi Cin’le 345 milyar dolar, ancak AB + Kanada + Meksika + Japonya + G. Kore = 329 milyar dolar açik, yani hemen hemen müttefikleriyle olan açigin aynisi. Yanlış mantık su: eğer benim bu adamla ticaret açigim varsa, bu adam beni her halde kazikliyor, yani ben kaybediyorum, o kazanıyor kafasi. O zaman, siz ne zaman bakkala, markete, kasaba gidiyorsanız kazik yiyorsunuz öyle mi? Bu müesseselerle ticaret açiginiz var resmen. ABD’nin Milli Geliri 21 trilyon dolar, yani toplam 700 milyar ticaret açigi devede kulak. Bunu ekonomistler Trump’a da anlatamadı. Isin komiği, Trump devrinde ABD’nin Cinle olan ticaret açigi daha da artti. 200 kusur milyardan 350 milyara çıktı.
    Simdi iki onemli husus var: Birincisi, Cin bu ipek yolunu gerçekleştiremese bile, kendi iç pazar potansiyeli ABD’den büyük. Yani eninde sonunda basardigi teknoloji hamlesi ve sermaye birikimi sayesinde er veya geç ABD’yi geçecek. Bu boyle biline. Ikincisi, çatisma (ticari veya sıcak savaş) stratejik yaklaşımda son çare. ABD’nin çıkarı daha uzlaşmalı bir yoldan geçiyor. Artik bunu Biden anlıyor mu bilmem, ya da anlasa bile, çevresi buna imkan verecek mi göreceğiz. Cin, bu mavi vatan kavramını bizden çok daha once idrak etti. Pasifik okyanusunda yavaş yavaş kontrolu eline geçiriyor. Kara uzerinden karistiracagi ülkelere de bende tavsiye, oyuna gelmeyin be kardeşim! ABD’nin Ukrayna ve Belarus’u karistirmasi da bence Cin’e karşı degil Rusya’ya karşı yapilmis hamleler idi. Tabi, komsuda pişer bize de düşer.

    Cevapla
  4. 2 sene önce

    Şu asker kafası diye küçümsemelere öyle uyuz oluyorum ki! Bireysel ekonomi ve bakkal örnekleri de dış ticaret açığını anlatan müthiş (!) örnekler olmuş! Ben de bu sakat kafayla yazılmış örneği düzelteyim: Eğer bir birey kendi cebine giren paradan fazlasını bakkala çakkala harcıyorsa giderek fakirleşecektir. Borcunu ödeyemeyince varlıklarını da özgürlüğünü de haysiyetini de kaybedecektir. Şimdi bunu ulusal boyuta ölçekle de öyle incele! Türk İmparatorluğu’nun çöküşü ve ekonomik işgalini de incelemen gerek! Tüketen birey ya da ulus üretene bağımlıdır, daha çok değer üreten ulus ayakta kalır. Birinci Dünya Savaşı Almanya’nın Berlin-Bağdat demiryoluyla Basra Körfezi’ne İngiliz donanmasını es geçerek inmesini sağlayamaması için çıkarıldı. Aynı şeyi Çin bugün yapıyor. Denizyolu güvenli olmasa bile alım-satımı sürdürmek istiyor. Sanki olmamış, olamayacak bir şeyleri söylüyor da böyle saçma bir itiraz geliyor! Dış ticaret açığı demek; sen üretmediğin için dışarıdan alıyorsun, o kadar bağımlısın ki sattığından daha fazlasını almak zorundasın ve ülkenden sürekli para çıkışı olduğu için yoksullaşacaksın. Çin’de yalnız ucuz oyuncak üretilmiyor, batılı teknoloji şirketlerinin üretimleri yapılıyor, kolay vazgeçilebilecek bir üretim yeri değil! Yalnızca bir ilinde dünyadaki aydınlatma aletlerinin

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!