Normalleşme! Hem de hemen, şimdi!

Dr. Ceyhun Balcı yazdı...

Normalleşme! Hem de hemen, şimdi!

Salgındaki can yitimi 500 bine dayanan ABD’de bu kadar insan Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ile Vietnam’ın toplamında yitirilmemiş. Türkiye’deki ölüm sayıları da tüm karartmalara ve yok saymalara karşın 30 bine dayanmış durumda. Türkiye Kurtuluş Savaşı'nda bile bu kadar insan yitirmedi.

Varlıklı ülkemizin yoksul devletinin varsıl yöneticileri geçen haziranda hızlı normalleşme kararı aldıktan sonra sonbaharda patlayan olgular ayda 4-5 bin kişinin canını almaya başlayınca bize özgü önlemler iki aydır yeniden uygulanır oldu. “Karanturka” diyorum ben bu parlak buluşa.

Her ne kadar önlemler öncesindeki olgu ve ölüm sayıları baskılanmış olsa da, her iki ölçütün de şu günlerdeki düzeye takılıp kaldığı ve daha fazla düşmediği görüldü. Azalmış haliyle bile hastalık ülkemizde ayda 2,500 kişiyi öldürmeyi sürdürüyor.

Ailenle ya da bir dostunla bir yere oturup bir bardak çay içmen sakıncalı! Açık havada futbol maçına gitmek de. Hatta, hafta sonu kısıtlamalarıyla açık havadaki her türlü bir araya geliş de yasak listesinde.

Yeme, içme ve eğlence hizmetlerindeki garsonlar, komiler, aşçılar ve müzisyenlere oldu olan. Bu kesimden canına kıyanların haberleri basında yer alır oldu.

Her ne hikmetse çerezciler ve şans oyunu oynatanlar kısıtlamalardan bağışık tutuldu. Buradan ekmek yiyenlerden çok bu yolla cüzdanlarını şişirenlerin korunup kollandığı tüm açıklığıyla ortada.

Bir yanda işsizlik kol gezerken fırın ve besin sektöründe çalışanlar dinlenememekten yakınmaktalar.

Bu arada göze batan bir konu var ki, vicdanı nasırlaşmamış insan ne diyeceğini bilemiyor.

İktidar partisi hemen her ildeki kurultayını eksiksiz topluyor. Önderinin deyişiyle kongre ortamları “lebaleb” dolu. Eleştiri ve hatta aklın egemen olduğu ortamda utanç ve suç konusu olacak durum övünç gerekçesi yapılabiliyor. Karadeniz’deki olgu patlamasının bu etkinliklerden kaynaklandığı yönünde görüşler sayısal verilerle doğrulanıyor. Karadeniz’i kurultaycı başka iller izlerse vay halimize!

Bir süredir yeniden normalleşme sesleri yükselmeye başladı.

Dünyanın başka yerleriyle birlikte ölüm sayısına çoktan alış(tırıl)mış olan Türkiye’de hemen her hafta bir ilde toplanan binlerce katılımlı AKP il kurultaylarının bulaştırıcılık işlevine başka pek az etkinlik yetişebilir.

Böyle bir ortamda birilerine alabildiğine özgürlük, diğerlerine sıkı yasaklama ölüm sayılarına zaten alışmış olan toplumdaki vicdanı nasırlaşmayı hızlandırmaktan başka ne işe yarıyor sorusunu sormadan edebilir miyiz?

Böylece akla, bilime ve emeğe saygısızlık yapılmaktadır. Bilim demişken kurulunu anmamak olmaz. Bilim kurulunun lebaleb kurultaylara yeşil ışık yakmadığı kuşkusuzdur. Ama, yine de hemen her konuda basında boy göstermeyi seven kurul üyelerinin bu can alıcı konuda söyleyecek tek sözleri yok mudur?

Vicdanları nasırlaşmışların vicdanları kanatmakta olduğu gün gibi ortadadır.

Madem öyle!

Normalleşme!

Hem de hemen şimdi!

Hemen her şeyin gündelik siyaset malzemesine dönüştürülebildiği günümüzde bu önemli konunun hak ettiğince tartışılmıyor oluşuna salgının etkilerine yakından tanıklık eden bir hekim olarak değinmek istedim.

Elbette yazının başlığındaki dilek ironi amaçlıdır. Ayda 2500 yaşamın yittiği günümüzde bu döngüye olumsuz katkı sağlanmasına başkaldırının ürünüdür.

Vicdanların devinime geçmesi dileğiyle.