Opera sahnesinde Broadway müzikali

Gangster, 11 Ocak 2020 akşamı Dünya Prömiyerini Opera sahnesinde yaptı. Büyük Buhran döneminin ünlü gangsterlerinden birinin hayat öyküsünden esinlenerek kurgulanmış eser Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğunca sahneye konsa da dört başı mamur bir Broadway Müzikali olma özelliği taşıyor... Hümay Göbel izledi ve yazdı.

Opera sahnesinde Broadway müzikali

“Bugün öyle güzel vakit geçiriyoruz ki yarını düşünmek kimin umrunda!”

(John Dillinger)

John Herbert Dillinger… Kimilerine göre azılı bir kanun kaçağı ve halk düşmanı, kimilerine göreyse kıvrak zekalı bir modern zaman Robin Hood’u ya da halk kahramanı! 31 yaşında ölen Gangster Dillinger, Büyük Buhran dönemi çocuklarındandı. Tek derdi ölmeden önce güzel bir ömür geçirmiş olduğunu hissedebilmekti. Bunun için kendine seçtiği yol, onu çok genç yaşta ölüme götürdü: banka soygunculuğu! Bryan Burrough tarafından kitabı yazılan, Michael Mann’in yönetmen koltuğunda oturduğu, 2009 yapımı Public Enemies filminde Johnny Depp, Dillinger karakterine hayat verir.

1929’da patlak veren Büyük Buhranla birlikte dünya genelinde 50 milyondan fazla insan işsiz kalmış, üretimde ve ticarette %50yi bulan hatta geçen düşüşler yaşanmıştı. Böylesine büyük bir travmanın kuşkusuz sanata yansımaları da çarpıcı oldu. Gerek sinemaya gerekse edebiyata defalarca kez konu oldu 29 Buhranı. Bülbülü Öldürmek, Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri ya da Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’si ile roman olarak tanıştığımız bu başyapıtlar sonrasında birer sinema şaheseri olarak da karşımıza çıktılar. Tabii Buhranı kendine has üslubuyla en çarpıcı şekilde sunan Chaplin’in Modern Zamanları’nı da anımsamamak olmaz.

Büyük Buhran döneminin bu hızlı çocuğunun öyküsü, “Gangster”in librettisti Nilgün Bilsel Demireller’e ilham kaynağı olmuş ve Ankara DOB Modern Dans Topluluğu’nun eşliği ile Dillinger’ın hayat öyküsünü dansın cümleleriyle seyirciye aktarmaya karar vermiş. Modern Dans temsili seyredeceğini düşünerek temsile gidecek olanlar yanılıyorlar zira arka planda çok uzun soluklu bir çalışmanın ve oldukça da kalabalık bir ekibin bulunduğu üst düzey bir müzikal Gangster!

Eserin rejisi ve kareografisi de Nilgün Bilsel Demireller’e ait. Dillinger’ın hayat öyküsü üzerinden Buhran Dönemi Şikagosu’nun gece hayatı geleneklerini de rahatça okuma imkanı sunuyor seyirciye. Kabare ve Broadway Şov sahneleri ile seyirciyi Ankara’dan alıp bir an için Broadway’e götürüyor adeta.

Eser’in 18 parçalık repertuarı ağırlıklı olarak jazz parçalardan oluşuyor. Parça seçimlerinde Duke Ellington ve John Kander hakimiyetinin olduğunu söylemek mümkünse de Astor Piazzolla’dan Schubert’e kadar farklı isimler de bu keyifli repertuarda yerini almış. Repertuar düzenlenmesi CSO Konzertmeister Yardımcısı çok kıymetli Bilgehan Erten tarafından yapılmış.

Nilgün Bilsel Demireller, Jazz ile Tap Dance’i harmanlayarak temposu bir an bile düşmeyen bir gösteri deneyimi sunmuş seyirciye. ABD menşeili Tap Dance, icrası için özel pabuçlar gerektiren, bu pabuçların ayak uçlarındaki özel metal parçalar sayesinde çıkan “Tap” sesinden adını alan oldukça yüksek tempolu ve o ölçüde kıvraklık ve hız gerektiren bir koreografi türü. Eser için seçilen repertuardaki parçalar da Tap Dance’in coşkusunu seyirciye aktaracak tempolu parçalar öyle ki temsil boyunca seyirciler yerinde durmakta zorlanabilir… Nilgün Bilsel Demireller Big Band müzik eşliğinde Çarliston, Twist ve Rock in Roll danslarını ustalıklı bir kurguyla aktarıyor seyirciye. Tüm bu danslarla ve harika müziklerle bütünleşik bir gösteri deneyimi ortaya konmuş.

Dillinger rolüne hayat veren isim Ankara DOB MDT’nin Sanat Yönetmeni Kerem Ünal İnanç. İnanç, bir gangsteri dansla anlatmak ne kadar mümkünse bundan çok daha fazlasını mümkün kılarak muazzam bir Dillenger betimlemesi sundu sahnede. Kendisini uzun yıllardır farklı temsillerden de takip eden biri olarak söyleyebilirim ki, Kerem Ünal İnanç dansı konuşturuyor… Frida’da Diego rolüyle, Güldestan’da kılıktan kılığa girmesiyle ve finalde modern zaman mevlevisi edasıyla icra ettiği sema gösterisiyle ya da Tango’S’taki tutkulu danslarıyla harika bir sanatçı olduğunu zaten kanıtlamışken Gangster’deki Dillenger performansıyla sanıyorum “uluslararası arenada da hak ettiği takdiri bulmalı” dedirtti / dedirtecek seyirciye. Tap Dance koreografilerindeki ustalığı bir yana Astor Piazzolla’nın şahikası Libertango eşliğinde, Dillenger’ın gerçek aşkı Kate rolüne hayat veren İlke Sayıner’le sergiledikleri Tango performansı müthişti. Libertango zaten tek başına dinleyenleri büyüleyen bir parça ancak böyle tutkulu bir dansla birleşince seyirciye eşsiz bir deneyim yaşatılmış oluyor. İnanç’ın Tango boyunca yüzünde beliren mimikler bile dansı bir lisan olarak benimsediğini sarih olarak aktardı seyirciye.

Eserde iki farklı kadın portresiyle karşılaşıyoruz. Biri Dillenger’a aşık ve bu aşk yüzünden aşık olduğu adamı ölüme götürmeyi göze alan Rita, diğeri ise Dillenger’ın gerçek aşkı ve masum sevgiyi temsil eden Kate. Koreograf, dans kurgusuyla bu iki farklı kadının karakterlerini ustalıkla yansıtmayı başarmıştı. Özellikle Rita’nın itiraf sahnesindeki Tap Dance ve Kate’in sorgu sahnesindeki yumuşak ama vurucu performansları bahsi geçen farklı kadın örneklerinin çarpıcı birer ifadesi oldular adeta. Rita karakterine Beste Üstün hayat verirken, Kate karakterini İlke Sayıner başarıyla icra etti.

Ankara DOB MDT Gangster temsilinde birbiriyle ne kadar uyumlu bir ekip olduğunu da kanıtladı. Şerif ve adamlarının kıvrak ve uyumlu tap danceleri, kabare ve Broadway Şov sahnelerinde kadın dansçıların sunduğu harika koreografiler seyirciye Broadway’de müzikal seyrediyormuş hissini yaşatıyor.

Gangster yalnızca bir dans gösterisi değil, aynı zamanda bir dans tiyatrosu. Ankara DOB MDT’yi uzun zamandır farklı temsillerde seyreden biri olarak Gangster’le birlikte ilk kez bu ekibin seslerini de duyduğum bir temsil deneyimi yaşadım. Dansçılar için yazılmış kısa repliklerle eser bir dans gösterisinden dans tiyatrosuna dönüştürülmüş ustalıkla.

Dans Tiyatrosu olmasının yanı sıra Gangster 6 kıymetli Ankara DOB solistinin katılımıyla müzikale dönüşmüş. Bilgehan Erten tarafından seçilmiş harika parçaları ustalıkla icra eden ekibe isim isim değinmekte fayda var. Gösteriye, Cheek to Cheek ile Nihan İnan ve Oğuz Sırmalı tempolu bir başlangıç yaptılar. Kabare sahnesinde Nihan İnan ve Zeynep Burcu Altınel’in Cell Block Tango performansları hafızalara kazınacak türdendi. Yunus Emre Özorhan ile Zeynep Burcu Altınel’in Money Makes the World Go Around eşliğinde sergiledikleri Broadway Şov performansı ise seyirciye çok keyifli anlar yaşattı. Sevil Berberi’nin Doktor Bartolo’su çok kıymetli Emre Uluocak Singing In The Rain parçası ile yalnızca kulaklara değil, gözlere de hitap ederek ne kadar usta bir sahne adamı olduğunu ortaya koymuş oldu. Zira parçayı seslendirirken sanki MDT’nin bir üyesiymişçesine rahatlıkla dans etti.

Gangster, sahne önündeki harika insanların dışında dekor ve kostüm tasarımlarıyla da takdiri hak ediyor. Kostümleri tasarlayan Gazal Erten, 1930’ların Amerikası’nı birebir yansıtacak tasarımlarıyla görsel bir şölen sunmuştu seyirciye. Özellikle kabare ve Broadway Şov sahnelerinde kullanılan kostümler gözalıcıydı. Dekor Tasarımcısı Mustafa Kemal Çağda Çitkaya, kolay değişebilen döner bir dekor tasarlamış bu nedenle dekor değişimlerinden kaynaklanacak zaman israfı da önlenmişti.

Gangster’in takdiri fazlasıyla hak eden bir diğer kahramanıysa Sunay Muratov yönetimindeki müthiş orkestrasıydı. Orkestra üyelerinin 1930’ların Amerikası’nın jazz icracılarını yansıtacak şekilde giyinmiş olmaları da sahne bütünlüğü açısından çok güzel düşünülmüş bir detaydı. Orkestra’nın Konzertmeister’ı; BM İyi Niyet Elçisi, dünyaca ünlü piyanist çok kıymetli Gülsin Onay’ın oğlu Erkin Onay da Libertango ve Schubert Serenade parçalarındaki harika icrasıyla göz doldurdu.

Gangster, ortaya konan profesyonel çalışmayla dünya çapında ün kazanmaya aday bir müzikal. Sezon içinde kaçırılmaması gereken, belki tekrar tekrar izlenebilecek bir eser. Böyle profesyonel temsiller seyretmek bu ülkede sanatın her şeye rağmen, inatla var olduğuna / olacağına inancımızı da perçinliyor. Ankara DOB MDT ve nezdinde bu eserin sahneye konmasında katkı sunmuş herkese minnetle…

Sanat dolu günler…