1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel ‘erken seçim’ için tarih verdi: Sandığı koyalım, Erdoğan da aday olsun

Özgür Özel ‘erken seçim’ için tarih verdi: Sandığı koyalım, Erdoğan da aday olsun

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, erken seçim tartışmalarına ilişkin "Gelecek senenin kasımında sandığı koyalım, insanlar bu kadar sıkıntıdayken. Erdoğan da aday olsun" dedi.

featured

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Halk Tv’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katıldı. Özel, Küçükkaya’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları atan teğmenlerin hedef alınmasına tepki gösteren Özel,  şöyle konuştu:

“Teğmenler meselesinde bu kadar doğal bir şey de yani teğmenler kılıçlarını birbirine vurup yıllardır edilen bir yemini birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp, neye yemin ediyorlar? Atatürk’e bağlılığa, ülkeye bağlılığa, bayrağı bağlılığa… Bir ülkeyi bölmek isteyenlere karşı kılıcımız keskindir diyor ya. Buna kızıyor adam. Bu yemini ederlerken kaçıp da etmeyen varsa gidip onu tutup atacaksın ordudan. Çünkü Mustafa Kemal’in askerleriyiz demiş? Ne diyecek ya. Trikopis‘in askerleriyiz mi diyecek?

Tam 31’i, büyük zaferin yıl dönümü, Dumlupınar dediğin ne? Başkomutanlık Meydan Muharebesi. Atatürk bizzat Ankara’dan gizlice Afyon’a geçiyor, bütün hazırlıklarını karargahta tamamlıyor. 26’sında taarruz emri veriyor, bizzat kumanda ediyor. O yüzden başkumandan. Bunun yıl dönümünde tarafını belli edeceksin. Diyor ki Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Karşıda Trikopis’in askerleri var, size ne oluyor? Bundan Atatürk’ü samimiyetle seven, bu ülkeye samimiyetle bağlı olan kimse rahatsız olmaz. Bir tek şey var bundan ‘keşke Yunan kazansaydı diyen’ var ya ona inananlar, onun peşinden gidenler, onun müritleri. Belki şöyle o Atatürk’e zerre muhabbet besleyen, ne ölüme ne dirime demişti ya.

İşte dirisini ziyarete gidip ölüsüne bakan yollayanların herhalde orada bir tereddüdü var demektir yani. Ama şunu da görmek lazım. Biz bu meselelerde en net tutumu takınmalıyız ama bizim bunların istediği alanda kavgaya tutuşup orayı uzatmamız esas meseleyi kaçırıyor. Bunlar bu gibi tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyor. Esas mesele tabii ki yoksulluk. İnsanlar geçinemiyor, şimdi öyle bir şey ki ‘bir gündem yaratalım günlerce bunun üzerine konuşalım.”

‘BEN ATA’NIN HUZURUNDA EL SIKIŞMAYAN GENEL BAŞKAN FOTOĞRAFINDA OLMAK İSTEMEM’

Özel, Eski AKP MKYK Üyesi Metin Külünk’ün Erdoğan için “zirvede bırakmalı” dediğinin hatırlatılması üzerine şu ifadeleri kullandı:

“Benim bir başka siyasi partinin genel başkanı hakkında doğrudan bir değerlendirme yapmam nezakete sığmaz. Benim izlediğim, ben de bunların hepsini okuyorum. Ama esas burada şöyle bir şey var; siyaset iyilikle kötülükle falan filan değil. Ülkeye ne getiriyorsunuz ne götürüyorsun? Onunla ilintili bir şey.

Bugün Erdoğan’ın bu bizim normalleşme dediğimiz kendisinin önce yumuşama dediği şimdi artık kendisinin de normalleşme dediği süreci bir doğru tarif etmemiz lazım. Normalleşme dediğinizde gidip koalisyon görüşmesi yapmak değil, gidip geçmişteki hataları günahları paylaşmak değil.

Normalleşme şu; bu ülkenin insanları, ben hep meseleye şöyle bakarım, Manisa’nın Hacıaliler köyü var, anneannemin doğduğu köy. Orada bir Ak Partili var, bir CHP’li var. Bunlar oturuyorlar, bazen tartışıyorlar ama iyi günlerinde birbirlerine gidiyorlar, davetiye veriyorlar. Kötü günlerinde acılarını paylaşıyorlar. Bazen siyaseten tartışıyorlar ama kahvede yan yana oturuyorlar. Bayram sabahı el sıkışıyorlar.

Ben oradaki CHP’linin temsilcisiyim. Sayın Erdoğan da Ak Parti’nin temsilcisi, biz vekiliz asıl olan onlar. Asıllar sokakta el sıkışmayıp birbirini cenazesine gitmeyip, birbirinin iyi gününde bile birbirine hakaret etmediğine göre vekillerin, genel başkanların bunu yapmaya hakkı yok. Ben Ata’nın huzurunda el sıkışmayan genel başkan fotoğrafında olmak istemem.”

‘ERDOĞAN NORMALLEŞME MESAJLARI VERİYOR’

Özel, normalleşme süreci bitti mi sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Hayır aksine kökleşiyor. Bakın normalleşmenin kökleşmesi şundan. Sakın yanlış anlaşılmasın. Hiç iyi niyetimden de bir şeyim yok, ben yaptım ondan oldu da demiyorum. Ama eskiden o kadar gergindi ki Türkiye. Örneğin siyasi liderler hastalanır, siyasi liderler ameliyat olur veya lince uğrar.

Düşünün yani Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na linç girişiminde bulunuldu, iktidar kanadından bir tane geçmiş olsun olmadı. Bir lidere yumruk attılar, muhatapları geçmiş olsun telefonu açmadılar mesela. Şimdi ben dedim bana düşer, yılbaşında hepsini aradım. Bayramda hepsini aradım. Her biriyle görüştük. Sonuçta ne oldu biliyor musunuz? Ayağım kırıldı ilk telefon Sayın Bahçeli’den geldi. Kötü mü? Ne Sayın Bahçeli yanlış yapıyor ne ben yanlış yapıyorum. Sayın Bahçeli insanlığın, centilmenliğin, siyasi nezaketin gereği beni aradı ‘geçmiş olsun’ dedi. Neredeyse bütün liderlerle konuştuk. Bunun nesi kötü?

Eskiden Anıtkabir’de birbirinin elini havada bırakan lider görüntüleri vardı. Bu olmaz, bu doğru değil. Normalleşme kökleşiyor, neden kökleşiyor? Sayın Erdoğan bir yandan Türkiye’yi germeye çalışan bir sürü işin içinde ama konuşma metinlerinde normalleşme mesajları veriyor. Çünkü vatandaş satın aldı bunu, vatandaş benimsedi. Bundan sonra bu vatandaşın derdini, dermanını görmeyip kavgayla oyalamaya çalışan, cambaza bak diyen her aktör bedel ödeyecek.”

‘ERDOĞAN YENİ ANAYASA YAPMANIN ŞARTLARINI ORTADAN KALDIRDI’

Özel, “Türkiye yeni Anayasa’ya hazır mı” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Türkiye dediğimiz 83 milyonsa, bunu 83 milyona sorun üç milyon kişi ‘benim en önemli meselem anayasa, ben bir anayasa istiyorum’ demez. Türkiye’nin sorunu şu; Türkiye anayasa yapabilmek için, anayasa demek toplumsal mutabakat metni demek. Toplumsal mutabakat metni toplumun mutabakatıyla olur. Türkiye’nin önce toplumsal mutabakata ihtiyacı var. Onu sağlarsak yazmak kolay.

Anayasaya ihtiyaç var mı? Bence var. Neden var? Ben bir kere Türkiye’nin güçlü bir parlamentoyla yönetilmesini, katı kuvvetler ayrılığını, mahkemelerin bağlayıcılığının daha da net yazılmasını, bunlara uymayanlarla ilgili bunların hiçbiri anayasa olmadan olmaz. Aslında yeni bir anayasayı hepimiz Erdoğan’dan çok istiyoruz. Ama bugün yeni anayasa yapmanın şartlarını ortadan kaldırdı Erdoğan. Niye? Mevcut Anayasa’ya uymadığı için.

Bugün mevcut Anayasa’ya uyuyor olsa daha iyisini hep birlikte konuşuruz. AYM kararlarına uymayıp, birinci derece mahkemesine AYM’yi ezdirip, Yargıtay AYM kavgasında devlet başkanı olarak müdahale edip o uyuşmazlığı çözüp AYM’nin haklılığını tescil edeceğine Yargıtay’ın o zamanki tutumunun arkasında durarak büyük bir kaosu tetikleyen birisi, seçilmiş milletvekilini hapiste tutulan birisi, AYM kararlarına uyulmamasını savunan birisi nasıl tutacak da bizimle yeni anayasa yapacak. Benim Erdoğa’a tek şartım şu; gel mevcut Anayasa’ya harfiyen uy, geleceğini konuşalım ama gelecek Anayasa’ya harfiyen uymanın da o Anayasa’nın içine en net teminatlarını koymak lazım.”

“Bizim Erdoğan’ı yenmemiz ve Türkiye’nin önünde yeni bir demokrasi sürecini, yeni bir kalkınma sürecini başlatmamız lazım”

‘SANDIĞI KOYALIM, ERDOĞAN DA ADAY OLSUN’

Özel, “Seçim sizce ne zaman” sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Erdoğan’ın görev süresinin tam ortasında bir şey konuşacağız, çok net. Bugün Türkiye’de seçimlerin yenilenmesinin iki yolu var; bunlardan birincisi Erdoğan’ın gitmesi. İkincisi Meclis’in 360 milletvekiliyle seçimleri yenilemesi. Seçimlere Erdoğan giderse bir daha aday olamıyor.

Yani seçimleri yenileme yetkisi var Cumhurbaşkanının ama yenilerse dönemi dolduğu için bir daha aday olamıyor. Ancak meclis 360 ile yenilirse son bir kez aday olma hakkı var. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu’nun bu yönde kararı var geçen seçimde. ‘Bu ikinci dönemidir’ dedi, ikinci döneminde meclis 360 kişiyle yenilerse son bir kez aday olma hakkı var, YSK’nın son kararına göre. Görev süresi 5 yıl.

Bizim kimseden korkumuz yok. Sayın Erdoğan’ın yeniden aday olup bizim onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını CHP ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görürüm. O yüzden Sayın Erdoğan seçildiğinden -2023’ün Mayıs’ında seçildi- 2 buçuk yıl sonra, 2025’in sonlarına denk geliyor, 2026’nın baharı olsun. 2026’nın baharında en geç, koysun sandığı kendisine güveniyorsa, millet kararını versin.

360’ı birlikte geçirelim gelecek senenin kasımında ya da takip eden martta o iki buçuk yıl kasımdan biraz ileriye gidiyor ama bence kasımda yapabiliriz bunu, gelecek senenin kasımında sandığı koyalım, insanlar bu kadar sıkıntıdayken. Erdoğan da aday olsun.

Ben şunu istemem; Erdoğan 23 yıl kazandı kazandı kazandı, aday olamadı gitti. Olsaydı belki kazanacaktı. Öyle bir şeyi Türkiye siyasi tarihinde bırakmak istemem. Bizim Erdoğan’ı yenmemiz, eğer aday olma imkanı varken oluyorsa kazanmamız ve Türkiye’nin önünde yeni bir demokrasi sürecini, yeni bir kalkınma sürecini başlatmamız lazım.”

KILIÇDAROĞLU İLE NE GÖRÜŞTÜ?

“Kılıçdaroğlu ve Yavaş ile görüştünüz. Orada neler konuşuldu?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Her şey konuşuldu. Birçok şeyi birden değerlendirdik. Genel bir Türkiye fotoğrafı çektik hep beraber. Zaten orada hiçbir uzlaşmazlığımız yok. Yani Sayın Genel Başkan da biz de bu hükümetin Türkiye’yi iyi yönetmediğini, ilk seçimlerde bu iktidarın değişmesi gerektiğini, onun için de CHP’nin iyi olması gerektiğini konuştuk. Birtakım risk alanlarını konuştuk.

Biraz önceki bahsettiklerinizden ben de şikayetçiyim Sayın Kılıçdaroğlu da şikayetçi. Yani bir kere yerimize konuşanlar. Kemal Bey de sanki Kemal Bey bir şey diyormuş gibi ve ya sanki Kemal Bey’in öyle bir görüşü varmış gibi yerine konuşanlardan Kemal Bey de şikayetçi. Ben de partide sanki bir sorun varmış gibi, eski genel başkanla yeni genel başkan arasında çelişkiler varmış gibi gösterilmesinden ben de şikayetçiyim.

Zaten o konuda kim yapıyor bunu, niye yapıyor, ne niyetle yapıyor o konularda da çok ciddi bir şekilde Mansur Bey de diyor ki; ‘bu iktidarın tek umudu kalmış bizi birbirimize düşürmek. Biz kenetlendiğimizde millet bizi bekliyor’ diyor. Bu ortak tespitte birleştik zaten. Önümüzdeki tüzük kurultayı noktasında ben kapsamlı bir bilgi verdim Sayın Genel Başkanıma. Çünkü bir ham hazırlıklar var. Sonra yaptığım bir sunumun özetini verdim ama şunu da ifade ettik; İstanbul, Ankara il danışma kurulu kendisiyle yaptığımız görüşme dün bu binada PM ve milletvekilleriyle yaptığımız toplantı sonuçlarının da dercedileceği bir taslağımız olacak. O son taslağı da hazır olduğunda Sayın Genel Başkanla bir daha paylaşacağım.

Tüzük konusunu konuştuk. Sayın Genel Başkanın geçmişteki tüzük önerileri vardı. Onların teklifin içinde bulunduğumu ifade ettim. kendisine bir eksik görüp görmediğini söyledim. Dedi ki; metni yeniden aldıktan sonra üzerinde çalışırız, tekrar bakarız dedi. Özellikle kadınlarla ve gençlerle attığımız adımın doğru olduğunu söyledi. Son derece keyifli bir toplantı gerçekleşti.”

‘GÜÇLÜ BİR VAKIF KURMALIYIZ, O VAKFIN BAŞINA KILIÇDAROĞLU GEÇMELİ’

“Birincisi burada bir genel merkez var. Bir de Kılıçdaroğlu’nun bir ofisi var. Bunu çok kaşıyorlar. Ben devir-teslimde genel başkana dedim ki; ‘Sayın genel Başkanım eğer bu binada bir ofis arzu ederseniz başımla beraber ama genel başkanın düne kadar genel başkan olarak geldiği binaya partide bir genel başkan varken o tarz gelip gitmeyi her gün yapmayı istemeyeceğini düşünürdüm ve bu çok anlaşılır bir durum.

Bunun için dışarıda bir ofis tutarsanız, isterseniz biz o konuda üzerimize ne düşerse yaparız. Buradan istediğiniz personeller varsa görevlendiririz. Çünkü sizin köşeye çekilmemeniz, evde kalmamanız, siyasete katkı sağlamanız lazım’ dedim. Kemal Bey de ‘Bir ofis düşünüyorum ama ben ayarlayacağım’ dedi. Biz orayı partiye karşı ayrı bir siyaset odağı olarak değil partinin saygın 13 yıl boyunca görevini yapmış, görevinden demokratik bir şekilde ayrılmış, bize emeği olan, hala katkı sağlayan birisinin katkı sağladığı bir yer olarak görüyoruz. Orada hiçbir kompleksimiz yok.

Mesela çok güçlü bir vakıf kurmalıyız belki o vakfın başına Sayın Kılıçdaroğlu geçmeli. Bunlar çok önemli işler. Avrupa’da bu kadar önemli işler yapmış siyasetçiler bir dakikada emekli oldum, küstüm oynamıyorum yapmıyor zaten. Anı yazıyorlar, kitap yazıyorlar. Kendisi söylemişti; bir vakıf fikri var onu da düşünüyorum diye söylemişti. Hangisini yapsa çok doğru olur ve katkı sağlar.

‘TÜRKİYE’Yİ HEP BİRLİKTE YÖNETİRİZ’

Geri kalanında da şunu söyleyeyim; Hani futboldan gidiyorsak, Mansur Bey, Türkiye’nin en önemli takımlarından birinde çok başarılı bir oyuncu. Ekrem Bey bir diğerinde başarılı bir oyuncu. Her hafta onların başarıları konuşuluyor spor programlarında. Bizim bir de milli takımımız var. Biz onların en başarılarına milli takımı davet ediyoruz. Orada da daha önce de dedim, sol açıkta Ekrem Bey var, sağ açıkta Mansur Bey var. Bu bizim takımın gücü. Ekrem Bey kendi takımında başarılı olunca bu Mansur Beyi üzmez. Aksine güçlendirir. Der ki bizim takım galiba daha da güçleniyor. Mansur Bey’in başarısı da Ekrem Bey’i teşvik eder. O yüzden birbirlerine rakip değiller. Belki Ankara ve İstanbul belediyeleri belediyecilikte pozitif rekabet içinde olabilir ama hepsi birden milli takımda aynı formayı giyiyorlar. Bu kadar net.

Mesela Ekrem Bey ve Mansur Başkan uzaktan el sıkışıyor olsalar ben korkarım o işten. Bunlar birbirine sarılıyorlar. Birlikte olimpiyata gittik. İkisi de çok akıllı insan. Şunu biliyorlar; eğer bu iktidar bir dönem daha kazanırsa ne Mansur ne Ekrem ne Özgür var. Ama biz iktidar olursak yönetecek o kadar çok alan var ki geçiş döneminde kim Cumhurbaşkanı olmuş kim olmamış bence hiçbir önemi yok. En doğrusunu en yüksek oyu alacak, üyelerin üzerinde tam mütabakat sağlayacak hiç tartışmasız bir ismi belirleriz ondan sonra Türkiye’yi hep birlikte yönetiriz.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!