CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kuruluş Haftası nedeniyle CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen kapanış etkinliğinde konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sokakların karıştırılmasına müsaade etmeyiz” sözlerine ilişkin konuşan Özel, “Sokak çarşısı yapacağım zaman yaparım. Bunu da Tayyip Erdoğan’a sormam. Ben insanları babaevine davet ettim. Onları sokakta Tayyip Erdoğan bıraktı. İl başkanlığına sokmadı. Sokağa çağırmak icap ettiği gün hiç tereddüt etmem. Gün o gün değil. Onu yaptırmasınlar” dedi.
ÖZGÜR ÇELİK’E NE SÖYLEDİ?
Özel, şunları söyledi:
“Burası çok önemli bir yer. Biliyorsunuz buraya 31 Mart 2024 günü o kırmızı otobüsü çektik. Üzerine çıktık. O gün daha önceki yıllarda olmayan bir şey oldu. CHP muhabirleri şuraya geçip de ‘CHP binasındaki hazırlıklar bitti, yöneticiler yavaş yavaş terk ediyorlar, ışıklar kapandı’ deyip de ekranın öbür tarafında AK Parti binasında balkon konuşması hazırlıkları yoktu. 31 Mart gecesi otobüs buraya geldi, AK Parti muhabirleri, ‘Buradaki ses düzeni sökülüyor, Cumhuriyet Halk Partisi’nin önüne bağlanıyoruz’ diye anons çekiyorlardı. Sayın Genel Başkanlarım, hepimiz partinin pek çok kademesinde görev yaptık. Bugün Taksim’de döndük, 35 kişilik bir hazirunla çelenk koyacağız. Dün yaşananlardan sonra orası olmuş 5 bin kişi, 10 bin kişi, Taksim dolmuş. Dedim ki yanımdaki İl Başkanımıza, ‘Bu partideki en önemli, en kritik, en zor görevi ne sen yapıyorsun, ne ben yapıyorum. İçinde bunu hissedip de bu güneşin altında saatlerdir o Taksim Meydanında bizi bekleyen bu partili var ya, bu örgüt var ya onlar yapıyor’ dedim. Hepsinin, hepimizin emeğine sağlık.
‘ARTIK KAYBETMEK YOK’
Buradan baba ocağına odun çeken, bacasını tüttüren, çayını demleyen, çorbasını kaynatan, baba ocağını 102 yıldır ayakta tutan Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü saygı ile selamlıyorum. O örgüt, her seçim akşamı bin bir umutlarla gittiği o sandık görevinden sandık görevlilerine, ‘Gelen haberlere inanmayın, moralinizi bozmayın, sandık başlarını terk etmeyin’ mesajı değil, gelecek seçimde de 31 Mart’ta aldığınız o mesajı bir daha alacaksınız. O mesaj şöyle diyordu 31 Mart’ta; ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından, birbirinden güzel haberler alacaksınız. Sakın ha sakın sandığı terk etmeyin, ıslak imzalı tutanağı almadan oradan ayrılmayın.’ Artık üzüntünün, derdin, tasanın değil; sevincin, heyecanın, kutlamanın göreve mani olmaması gerektiğini düşündüğümüz, planladığımız, önlemini aldığımız günlerdeyiz. Artık kaybetmek yok. Kaybetmeyi çok geçmişte bıraktık. Bugün başımıza ne geliyorsa bu yüzden geliyor. Kazandığımız için geliyor. Baş edemedikleri için baş eğdirmeye çalışıyorlar, baş eğmeyeceğiz, biz başaracağız. Biz kazanacağız. Söz veriyorum, ne yaparlarsa yapsınlar, ne kadar kötülük yaparlarsa yapsınlar, eninde sonunda iyilik kazanır. Eninde sonunda karanlık kaybeder, aydınlık kazanır. Güneş kazanır. Mutluluk kazanır. İyi insanlar kazanır. O yüzden biz kazanacağız. Ve size söz veriyorum. Burada yapılacak ilk seçimin akşamında sabaha kadar bu ışıklar yanmaya devam edecek. Türkiye’de bir devir kapanacak. Yeni bir devir açılacak. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eseri birbiriyle buluşacak. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek.
Hafta boyunca telefonla arayarak, mesaj yollayarak kuruluş haftamızı kutlayan tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerden eski-yeni yöneticilere, umudumuzu birlikte büyüttüğümüz Türkiye’nin bütün demokratlarına, bu baskı ve zulüm rejiminden Türkiye’yi kurtarmak için, artık bu ülkede herkesin geleceğe umutla bakması için, karnının doyması için, Cumhuriyet’in kendisine sahip çıkması için, bize bakan, gözümüzün içine bakan herkese söylüyorum: Umudunuzu koruyun, inancınızı koruyun, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi, yarının iktidar partisi, güldürecek yüzlerinizi. Yeni yaşımız kutlu olsun.”
Bir çağırsana Allah aşkına, kaç kişi olacaksınız çok merak ediyorum. Rezil olmakta sınır tanımıyorsunuz. Biriniz de utanın be.