CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Meclis komisyonuna üye gönderip göndermeyeceği sorulan Özel, “Komisyon ya eşit temsille oluşmalı, yani bütün partiler eşit temsil edilmeli. Eşit temsil değilse, o zaman mutlaka nitelikli çoğunlukla karar almalı diyoruz. Nitelikli çoğunluk aranacağının Meclis Başkanı tarafından söylenmesi lazım ki bu komisyonda olalım” ifadelerini kullandı.
Yeni anayasa tartışmaları hakkında da yorum yapan Özel, “Bu komisyon, anayasa yapacak bir komisyon değil. Ona niyetlenen bizi yanında bulamaz. Çünkü anayasaya uymayanla anayasa yapılamaz” diye konuştu.
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orman yangınlarıyla ilgili “Yeni araç ve ekipmanların eklenmesiyle hava ve kara filomuz yangınlara hazır hale getirildi. İnsansız hava aracı kullanan iki ülkeden biriyiz. Kendi geliştirdiğimiz meteorolojik erken uyarı sistemimizle riskli bölgeleri önceden görüyor, önlemleri artırıyoruz” açıklamasına da yanıt verdi.
Özel, “Dünyadaki en iyi iki ülkeden biriysen, en iyi şekilde söndüren iki ülkeden biri olursun. Nasıl oluyor da cayır cayır yanıyor bütün ormanlar. Bu envanter meselesinde ağzını açmazsa iyi olur Sayın Erdoğan çünkü envanterinde 14 tane lüks uçak var. Bakan yardımcıları bile tarifeli uçmuyor ama yangın dediğimiz zaman herkesin gözü gökyüzünde yeterli müdahale yapılamıyor” ifadelerini kullandı.
‘NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA KARAR ALMALI’
Özel şunları söyledi:
“Komisyonla ilgili bizim tavrımız ilk günden beri net. Bu işin Meclis eliyle yürütülmesi gerektiğini söylüyoruz. Komisyon ya eşit temsille oluşmalı, yani bütün partiler eşit temsil edilmeli. Ne olacak o zaman? Birinin dediği olmayacak, uzlaşıyla çıkacak kararlar. Eşit temsil değilse, o zaman mutlaka nitelikli çoğunlukla karar almalı diyoruz. Komisyonun beşte üçü ya da üçte ikisinin alacağı kararla kanunlar kabul edilmeli, çıkarılması istenen kanunlar Meclis’e tavsiye edilmeli diyoruz. Şimdi Sayın Meclis Başkanı’nın istediği rakamlarda gördünüz, eşitlik yok. 21 AK Parti’den, 10 CHP’den istiyor. Meclis’teki sandalye sayımıza göre. O zaman nitelikli çoğunluk aranacağının Meclis Başkanı tarafından söylenmesi lazım ki bu komisyonda olalım.
Onun dışında komisyonun rakamları, AKP artı MHP istediğini yapıyorsa, bize hiç ihtiyaç yoksa, böyle bakıyorlarsa ne işimiz var orada? Ancak nitelikli çoğunlukla karar alınacağı söylendiğinde ve ilk toplantıda bununla ilgili kararlar alındığında o zaman Cumhuriyet Halk Partisi bu komisyonda yer alır. Yalnız Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu komisyonda yer alması, ne Tayyip Erdoğan’ın böyle tuhaf beklentilerine, yok işte geçmişteki bilmem neyin kefaleti, mefaleti. Böyle sulandırmalar için değil. Türkiye’nin en önemli meselesi; terör bitecek, oraya cumhurbaşkanlığı kabine sonrasında şu if giden askerin anasının gözyaşı dinecek, önce endişesi dinecek. Sıvasız briket evlere al bayraklı şehit cenazeleri gelmeyecek. Türkiye’de analar ağlamayacak. Oraya harcanan para da iktidarımızda teröre harcanmayacak; yoksullukla mücadeleye harcanacak, kalkınmaya harcanacak. Biz bunun için bir yerde olacaksak oluruz. Ne Tayyip Erdoğan için…
ANAYASA TARTIŞMALARI
Kamuoyunda şey gibi anlaşılıyor, bazı bakıyorum, görüyorum. Anayasa tartışmaları. Biz dedik, hatta açık açık söyledim. ‘Seninle ne anayasası, menemen yapmam’ dedim. Aynı çizgideyiz. Bu komisyon, anayasa yapacak bir komisyon değil. Ona niyetlenen bizi yanında bulamaz. Çünkü anayasaya uymayanla anayasa yapılamaz. Bu komisyon hukuk üretecekse, bu komisyon hakkaniyet üretecekse, demokrasi üretecekse, barış üretecekse bu komisyonun dışında kalınamaz. Neden kalınamaz? Millet milletin vekilini; Kadim Durmaz’ı Tokat’tan, Ali Mahir Başarır’ı Mersin’den ‘Git, çalış’ diye yolluyor. Meclis komisyon kurmuş, 10 kişilik sana kontenjan vermiş. ‘Sen 10 kişiyle burada görev yapmalısın’ diyor. ‘Ben yapmam’ diyemezsin.
‘KOMİSYONA BİNDİĞİMİZ GİBİ İNERİZ’
CHP’nin olduğu komisyondan değil, olmadığı komisyondan korksun herkes. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’i tartışacak bir yerde olmaz. Cumhuriyet’in tartışıldığı bir yerde olmaz. Cumhuriyet’in kolonlarına çivi çakılan, bakın kolonlarının kesildiği değil; çivi çakmaya yeltenenin elinden o çekici alır, o komisyonda olmaz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi, demokratikleşme olacaksa orada olur. Bakın bugün Türkiye’nin en büyük sorunu demokratikleşme, adil yargılanma meselesi. Cezaevlerinde suçsuz duran birçok kişinin tahliyesi söz konusu. Bir yandan bu süreçte başka tahliyeler gelecek. ‘Onlar bir yandan olsun, sonra öbür tarafta başkaları siyasi sebeplerle içeride dursun.’ Böyle bir şey yok arkadaşlar. Ne Figen Yüksekdağ durabilir. Ne Selahattin Demirtaş durabilir. Ne Ekrem İmamoğlu durabilir. Ne Ahmet Özer durabilir. Ne de suçsuz, günahsız bürokratlarımız sırf bir suçun parçasıymış gibi durabilir. Bunların konuşulacağı, çözüleceği, meselenin ilerleyeceği bir komisyonda oluruz.
İlerlemiyor mu? Önce ilerletmeye çalışırız. Yok, geri mi gitmek istiyorlar? Olmayız. Tayyip Erdoğan demokrasiyi bir araç olarak görmüş. İşine gelince binmiş, işine gelmeyince inmiş de demokrasiyi rafa kaldırmış, sandığa saldırmış, kimse ‘Sen demokrasi treninden niye indin?’ demeyecek, Cumhuriyet Halk Partisi bu komisyona girerse… Katoliklik nikahı var sanki. Yanlış işler konuşacaklar, doğru işler yapmayacaklar, o komisyonda bindiğimiz gibi ineriz. Tayyip Erdoğan bu konforu ömrü boyunca kullanacak da Cumhuriyet Halk Partisi şimdiden niye sonuç alabileceği bir komisyonda demokrasiyi zorlamak için, hem de nitelikli çoğunlukla karar alınacaksa bulunmayacak? Ya da niye girdi diye AK Parti’yle, AK Parti’nin getirdiği birtakım şeylere sadece tasdik memuru, noter gibi görev yapacak? Bu özgüvensizlik niye yani?
Cumhuriyet Halk Partisi çatır çatır mücadele ediyor. Mücadelesini sahada, meydanda, sokakta, otobüsün üstünde de Meclis’in kürsüsünde de sürdürmeye devam edecek. Kimse bizden bu süreçte hatalarından dönmeyen, yanlışlardan geri adım atmayan hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden ‘mış gibi’ siyaset yapmasını beklemesin. Memlekette darbe var, püskürtmeye uğraşıyoruz. Meydanlardaki mücadele devam edecek. Milletin verdiği görevle geldiğimiz Meclis’te de bir zemin var. O zemine gideceğiz, mücadelemizi yapacağız. Yok, bu zemin size göre değilse o zaman Cumhuriyet Halk Partisi o zeminde olmaz zaten. Kimsenin kaygısı, endişesi olmasın. CHP’nin olmadığı yerde her şey olur. Olduğu yerde bir şey oluyorsa ya iyi bir şey oluyordur, yanlış bir şey oluyorsa zaten içinde biz olmayız. Bunu herkes böylelikle görsün.”
bu hiperaktife birisi hatırlatsın.
Normalleşmeyi bırak diyenlere de ”normalleşme oyununa gelme, oyununa gelmem” diyordu. Sonucu gördük.
Aklı başında insanlar diyor ki komisyona girme. Hala inat ediyor, gireceğim diye.
Gir komisyona, sonra RTE tarafından selpak gibi kenara atılınca yine kafası kesik tavuk gibi başlarsın dolaşmaya.
bırak demagojiyi, cumhuriyetin sütununa çivi çaktırmazmışşş. senin o komisyona girmen cumhuriyetin yerle bir edilmesi demektir. girdiğin an cehennemin dibine kadar yolun var, boşuna çeneni yorma!
“Bu ne komisyonu, adı bile yok. “gibi birçok kişinin görüşlerini okudum.
CHP , böyle gruplara kesinlikle katılmayacağını kamu oyuna ivedilikle açıklamalıdır.