CHP lideri Özgür Özel, 39. İstanbul Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Özel, Erdoğan’ın dönemin başbakanı Bülent Ecevit ve eski Refah Partisi lideri Necmettin Erbakan’a yönelik sözlerden alıntı yaparak, “Bülent Ecevit’in yaşını konu edene söylüyorum, Erbakan’ın yaşıyla dalga geçene söylüyorum; o haldesin ama ben yapmayacağım. Seni önümüzdeki ilk sandıkta bu millet gönderecek” dedi.
Özel’in konuşmalarından öne çıkan satırlar şöyle:
“Birileri halen daha asliye hukuk mahkemelerinin kapısında, bu kurultayı durdurmanın umudunda, birileri AKP’nin yargısından koltuk dilenirken, Recep Tayyip Erdoğan’ın artık siyaset üretemediği yerde bizi yenmek AKP yargı kollarına kaldıysa vallahi onları da yeneceğiz!
Onlar buraya Siirt üçlemesinden geldiler. Erdoğan da Ekrem Başkan gibi İBB Başkanıydı. Erdoğan da suçlanıyor, yargılanıyordu. Bir farkla onun kapısına sabah 6’da polis gelmedi. Bir gün gözaltına alınmadı. Yargılanması tutuksuz gerçekleşti. Cezası kesinleşince konvoyla gitti yattı, içeride şiir albümü çıkardı.
Kendine yapılmayan muameleyi yapan, gözaltı yapan, iddianame kesinleşmeden sesinden korkan Erdoğan büyük bir korku ve savrulma içindedir. Onun cezayı aldığı Siirt’te okuduğu bir şiirdir. O gün de bunu doğru bulmamıştık.
‘BİZ CHP’Yİ ZAFİYETE UĞRATACAK BİR ŞEY YAPMADIK’
Sayın Deniz Baykal’ın desteği ile suç olmaktan çıkarılmış, anayasa değişmiştir. Ancak her şeyin başladığı o şiiri Siirt meydanında okuyan, sonra anayasa değiştirilen Siirt’teki CHP’nin ve AKP’nin vekillerinin istifa etmesiyle seçimlerin yenilendiği ve milletvekili olduğu sonra da başbakan olduğu bir kişiden bahsediyoruz. Cesaretiyle değil sinsiliğiyle yükselen Kenan Evren’in önünde iliklemek için üçüncü düğmeyi arayan ama gücü eline geçirince kimsenin gözünün yaşına bakmayan bir kişiden bahsediyoruz. O neyi göze aldıysa biz fazlasını yapacağız asla teslim olmayacağız.
Partide kırgınlık yaratmamaya ilk kararı verenler bizleriz. Biz CHP’yi zafiyete uğratacak, kimseyi üzecek, itecek kakacak hiçbir şey yapmadık, bundan sonra da yapmayacağız. Özgür Başkan İstanbul’da 26 belediyeyi almayı hedeflerken ona gülenler vardı. Biz 47 yıl sabrettik. 47 yıl boyunca CHP 2. parti olmuş ama suçu hep kendinde aramıştı.
Siyasetin dışına çıkmak bir yana15 Temmuz’da bile etle tırnak oldukları, cübbesini giydirdikleri, apoletlerini doldurdukları iktidar partisine darbe yaparken, biz milletin Meclis’ini açmanın derdindeydik. Yerel seçimden sonra seçmenlere saygımızdan, şehit cenazelerine saygımızdan, biz normalleşelim derken onlar biz kutuplaşmadan besleniriz diyerek ülkeyi bugünkü noktaya sürüklediler. SGK borçları üzerinden CHP’li belediyeleri silkeleyin diyenler, İmamoğlu’nun helal diplomasını iptal edenler, ertesi sabah başlayacağı kötülüğe bir gün önceden istikamet verenler…
Kadın kollarına, gençlik kollarına değil, yargı kollarına güvenen birisinin başlattığı bir sürecin tam içindeyiz. Onlar gücü yettiği generallerde, yargıda, yurtdışında Washington’da arasın, CHP gücünü mücadeleden, ahlaktan, emekten alır. Bu yüzden bir tarafta iktidarını sürdürmek için kavgaya muhtaç olanlar, bir tarafta sokaktaki yoksulun ekmek kavgasını sürenler var!
Yapılanı baba evi CHP’ye saygısızlık olarak gören, mücadele eden vatandaşlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum.
‘TRUMP OYUNU AÇIK OYNUYOR’
Bir yanda, bizler bu mücadeleyi verirken koltuklarını korumak için, Türkiye’de yaz boyu serin salonlarda kendilerini kendi seçtiklerine alkışlatanlar, pazara gidemeyen, esnafa varamayan, milletvekillerini sahaya yollayamayan parti, hakkı, hukuku ezen ama kendi iktidarını Amerika’da arayan, oradaki otokrattan meşruiyet devşirmeye çalışan bir yere savrulmuştur. O yüzden Trump’ın kapısına gitmeden önce İstanbul’da Trump’ın oğluyla… Hangi resmi görevi var? Sen koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin görevdeki cumhurbaşkanı olarak onunla ne konuşuyorsun? Biliyordum ne konuştuğunu. İlan ettim, inkar edemediler. Yandan yalanlamaya çalışırken Trump’ın kabul eden açıklamalarıyla irkildiler. Trump, oyunu açık oynuyor. Bunlara ‘Sizde olmayan şey bizde var’ diyor. Bu lafları bu kulaklar duydu. Türkiye duydu. O gün ben söyledim, 250 tane Boeing alacak, 225 tane Boeing aldı. O gün fahiş doğalgaz dedik. Fahiş fiyatlı doğalgaz anlaşması yaptı. O gün söyledik, Amerikalılarla nadir elementlerin pazarlığını yapıyor.
‘KENDİ SİYASİ İKBALİNLE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ TRUMP İLE TRAMPA ETTİRMEYECEĞİZ’
Kendi siyasi geleceğiyle Türkiye’nin geleceğini takas etmeye çalışıyor. Dünya, bundan sonraki çağda büyük mucizelerin küçük elementlerle yaşandığı bir sürece girdi. Teknoloji öyle bir noktada ve doğa öyle şeyler gizlemiş ki aşağıya, kilolarca demire 1 nanogram element tesir edince dünyanın en kuvvetli mıknatısına dönüşebiliyor. Onun küçücük bir parçası çok gelişmiş araçların sistemlerinde kullanıyor. Yani gramın milyonda biri, milyarda birinin büyük paralar ettiği, bunu alan ülkelerin geleceğe hükmettiği, elektrikli arabasından cep telefonuna, yarın olacaksa eşyaların ışınlanması o teknolojiye kadar ne lazımsa, bunun elinde bulundurulduğu 10 küsür ülkeden biriyiz, sıralamada beşinciyiz. Çin, en çok bulunduran ülke, kendininkini tüketmeyip dünyadakinin peşine koşuyor. Amerika o kadar kanın, gözyaşının içinde Ukrayna’ya gidiyor, ‘Seni desteklemem için nadir elementleri bana vermen lazım’ diyor. İşte bu şartlarda Erdoğan Oval Ofis’e gidip Eskişehir’deki nadir toprak elementlerini verme karşılığında kendisine desteğin taahhüdünün peşindedir. Buradan açıkça söylüyorum. Rahatsız olduğunu biliyorum. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum: Ey Erdoğan, kendi siyasi ikbalinle Türkiye’nin geleceğini Trump ile trampa ettirmeyeceğiz. Asla buna izin vermeyeceğiz.
‘BİRİLERİ KIZILCIK ŞERBETİ İÇERKEN KAN KUSAN BENİM ARKADAŞLARIMSA SUSMAYACAĞIM’
Ekonomi perişan olmuş, millet borç batağına saplanmış. Çarşı, pazar, ev kiraları ateş pahası. Meclise bütçe gelmiş, sabit gelirliye sefalet vadediyor. Tutmuş oradan bana ‘Türkiye’yi dünyaya şikayet etme’ diyor. Hatırlayalım; başörtüsü krizinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidenler, bu arkadaşlardı. Kırılan kol da bizimdir, kırılan kafa da bizimdir, verilen mücadele de bizimdir. Birileri kızılcık şerbetini içerken, kan kusan benim arkadaşlarımsa vallahi de billahi de susmayacağım. Öyle bir kötülükle karşı karşıyayız ki, ısrarla bu kötülük sürdükçe ne kötü olduklarını kapı kapı anlatacağım.
ERDOĞAN’A ‘YAŞ’ HATIRLATMASI
Bulgaristan’daki soydaşlarımız mezalimden sığındığında ‘Kapıda kalsın’ diyen adam bugün 4,5 milyon Suriyeli getirecek, ‘Barışçıl yollarla gitsin’ dediğimizde bile ‘Ensar, muhacir’ diyecek. İşte ikiyüzlü Erdoğan, işte kötülüğün timsali Erdoğan. Şimdi belli bir yaşa gelmiş, gözümün içine bakıyor bir şey diyecek miyim diye. Demeyeceğim. Bizim örfümüzde, kültürümüzde, geleneğimizde, Anadolu irfanında yaşlıya hürmet var. Kötü söz yok. Ama hatırlayalım. Necmettin Erbakan’a Erdoğan diyordu ki ‘Yaş 70, iş bitmiş.’ Şimdi o yaşta kendisi. Ya da rahmetli Bülent Ecevit’e diyordu ki, ‘Ecevit’in sağlık sorunu Türkiye’nin milli güvenlik sorunu olmuştur. Ölünce mi bırakacaksın be adam?’ diyordu. O gün Ecevit’in sağlık sorunundan medet umana söylüyorum. O haldesin ama ben yapmayacağım. Seni önümüzdeki ilk sandıkta bu millet gönderecek.
‘BU PARTİYİ SARAT OYUNLARINA ALET ETMEDİKLERİ İÇİN DELEGELERİN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM’
9 kapıya başvurdular, reddedildiler. 45’inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde AK Parti gençlik kollarından gelen, eşi AK Parti zamanında İBB’de avukat, kendisi Karayolları’nda sözleşmeli avukat bir AK Partiliye düşürdükleri dosyayla bundan önceki kongrenin tüm sonuçlarına müdahale ettiler. Bütün yetkileri bir kayyıma verdiler. Ama delegeleri ellemediler. O delege harekete geçti. Ertesi sabah İstanbul’un 39 ilçesindeki noterlere koştu. Cebinden parasını verdi ve oradan fotoğraflar attılar hepimize. Dediler ki ‘Partimizin arkasındayız, başkanın arkasındayız. Kayyımın ve sarayın karşısındayız.’ Bu duruşu gösteren İstanbul’un, geçen seçimin bir önceki delegelerinin, partinin Genel Başkanı sıfatıyla dededen ve babadan partili, her kademesinde görev yapmış bir Cumhuriyet Halk Partili olarak önünde bu partiyi saray oyunlarına alet etmedikleri için saygıyla eğiliyorum. Hepsinin ellerinden öpüyorum. Bugün delege değişiyor. Evet, değişiyor. Kalanı var, gideni var. Ama o delegeyi AK Parti değiştiremiyor. O delegeyi ‘Yargı Kolları Başkanı Akın Gürlek’ değiştiremiyor. 430 bin CHP üyesi İstanbul’da 39 ilçede sandık başına giderek değiştiriyor. Bugün onun taçlandığı gündür. Bugün birilerinin yaptığı hesaplar bir yana Cumhuriyet Halk Partisi‘ne dışarıdan operasyon yapılamayacağını, AK Parti eliyle ameliyat masasına yatırılamayacağının ispatının günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi’nde parti içi demokrasi bayrağını elinde tutan, taşıyan, bırakmayan, günü gelince arkasındakine veren, verdiğinin arkasına geçen her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
‘BEN SİZE GÜZEL GÜNLER DEĞİL MÜCADELE VADEDİYORUM’
Dediğimiz gibi bu ülkede artık değişim zamanı gelmiştir. Ekrem Başkan özgürlüğüyle ödüyor, 16 arkadaşımız özgürlüğüyle ödüyorlar. Kimimiz sağlığımızla ödüyoruz, kimimiz yeni doğmuş çocuklarımız, torunlarımızın yüzünü görmeden sokak sokak mücadele ediyoruz. Kimimiz anamızın, babamızın elini iki ayda bir öpüyoruz. Evladımıza hasret günler geçiriyoruz. Daha da kötü olacak. Ben size güzel günler değil, mücadele vadediyorum. Ben size acı çekmemeyi değil, acıya katlanmayı, teslim olmamayı, hep birlikte kötülerden daha cesur olmayı vadediyorum. 100 yıl önce olduğu gibi gerekirse ölümü göze almayı, ama işgale teslim olmamayı vadediyorum. Ben size bırakırlarsa bırakırlar, bırakmazlarsa onların yerine seçim kazanmayı, hak ettikleri yere onları getirmeyi vadediyorum. Ben size sadece iktidar değil; onur, haysiyet ve cesaret vadediyorum. Ben sizin gözlerinizde o kararlılığı, o inancı, o cesareti görüyorum. Hep beraber bu iktidar yürüyüşüne, bu dikenli yollara, acıya katlanmaya ama teslim olmamaya var mısınız? Haydi o zaman iktidara gidiyoruz, yürüyelim arkadaşlar.”