CHP’nin 19 Mart operasyonlarından itibaren başlattığı ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinglerinin 52’incisi İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde yapıldı.
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun mektubu miting alanını dolduran kalabalığa İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından okundu.
“Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğünde kurulan, tarihi ve doğal mirasımız Zeytinburnu’nda; demokrasi, adalet ve özgürlük için bir aradayız. Cennet vatanımızı siyasi mühendislikle, davalarla, tutuklamalarla, masa başı planlarıyla ve kayyımlarla ele geçirmeye çalışanlara karşı, 19 Mart’tan bu yana direnişteyiz. Demokrasiyi siyasi vesayetlerle bitirmeye çalışanlara karşı en büyük umudumuz, 19 Mart’ta Saraçhane’yi gür sesiyle inleten milletimizdir. Bitirmeye çalıştıkları bu umut seferberliğini ne bizleri esir alarak ne de CHP’yi tehdit ederek durdurabilirler. Türkiye Cumhuriyeti’ni darbeler değil, demokrasi yönetecektir. Millete savaş açmayı tercih edenler, devletin kurumlarını milli irade gaspı için kullananlar ve kayyımlardan medet umanlar, sizin iradenize yenilecek ve kaybedeceklerdir. Dün, yargı eliyle yapılan kumpas da bir kez daha göstermiştir ki; milletin kendi kaderini tayin etme ve demokratik yollarla iktidarı değiştirme hakkını gasp etmeye çalışıyorlar. Bunu da devletimize ve milletimize yaşatılan bütün kötülüklerin önünde, sarsılmaz bir iradeyle duran Cumhuriyet Halk Partisi’ni yok ederek yapmak istiyorlar.
Bu yönüyle, ilk günden beri diyoruz; mesele, Türkiye meselesidir. Türkiye’nin özgür, adil ve refah dolu yarınlarıdır. Şunu iyi bilsinler; Cumhuriyet’i kuran iradeyi, Türkiye’nin birinci partisini ve milletin egemenliğini hiçbir kuvvet esir alamayacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve demokrasimizin sigortasıdır. Tertemiz olan İstanbul İl Kongremizi ve Kurultayımızı lekelemeye çalışarak, partimizi kayyımla tehdit ederek ve delegelerimizin iradesini hiçe sayarak sonuç alabileceklerini sanıyorlar. Buradan güçlü bir şekilde ifade ediyorum; CHP kongreleri ve İl Başkanımız Özgür Çelik onurumuzdur. Bilsinler ki, ‘Ben CHP’liyim’ diyen hiçbir siyasetçi, bu irade gaspına ve onursuzluğa alet olmaz. Demokrasiye karşı yapılan bu saldırıyı durduracak kudret; sizin gönlünüzde, aklınızda, ruhunuzda, Türkiye’ye ve demokrasiye olan inancınızda mevcuttur. Yorulmayacağız ve asla pes etmeyeceğiz. Hep birlikte geleceğimize ve demokrasimize sahip çıkacağız.
6 yıl boyunca, İstanbul’un 39 ilçesini birbirinden ayırmadan çalıştık. Bu şehrin her bir köşesini, bize teslim edilmiş kutsal bir emanet olarak gördük. Her zaman, İstanbul’un muhafızı olma bilinciyle hareket ettik. Bu sayede, İstanbul tarihinin yıllık ortalamada en çok metro üreten, en fazla altyapı ve çevre yatırımı yapan, en çok sosyal yardımda bulunan yönetimi olduk. Şimdi, bizi bir suç örgütüymüş gibi göstermeye çalışanlar, yıllardır bizi sürekli inceleme, soruşturma ve teftişten geçiriyorlar. Bin küsur inceleme, soruşturma ve teftişle bulamadıklarını, iktidarın emri altına girmiş bir kısım yargı mensubu aracılığıyla, şimdi bizzat kendileri yaratmaya çalışıyorlar. Baskıyla, tehditle, şantajla insanları iftiracı yapmaya, delil üretmeye, suç uydurmaya çalışıyorlar.
‘SABIRLA BEKLİYORUZ’
Sabırla, iddianamenin hazırlanmasını, yargılamanın başlamasını bekliyoruz. O gün geldiğinde, kim kimi yargılıyor, herkes görecek. Milletin vicdanında çoktan kaybettikleri bu davayı, bir de bizlerin karşısında kaybedecekler. Başaramayacaklar. Hukuku, milletin vicdanını ve iradesini yok sayarak, tarihin akışını tersine çeviremeyecekler. Bu ülkenin dört bir yanında, maruz kaldığı adaletsizliklerle mücadele etmek zorunda kalan, yüreği acı dolu on milyonlar var. Haklıdan değil, güçlüden yana çalışan, kurum ve kuralların değil, bir avuç insanın kontrolü altında işleyen bir sistemde adalet olmaz. Adalet olmayınca da ne refah olur ne huzur. Onun için herkes adalet arıyor. Bu millet, yalnız mahkemelerde değil, hayatın her alanında adalet arıyor. Elde ettiği gelirde, ödediği vergide, devletin sunduğu imkân ve fırsatlarda adaleti arıyor millet. Biz, milletimizin adalet arayışına son vermek, adaleti yalnız devletimizin değil, mutluluğumuzun, kardeşliğimizin, zenginliğimizin temeli haline getirmek için mücadele ediyoruz.
Birlik olacağız ve hep birlikte başaracağız. Devlet, gücünü baskıdan ve zorbalıktan değil, adil olduğuna duyulan güvenden alacak. Bu ülkede artık kişilerin değil, kurumların ve kuralların dediği olacak. Devlet; her bir vatandaşa, her bir partiye, toplumun her kesimine eşit mesafede olacak, kamu hizmetlerini ayrımcılık yapmadan sunacak. Bir asır önce, bu aziz milletin o büyük şahlanışı, ‘ya istiklal ya ölüm’ diyerek başlamıştı. Biz de bu yola ‘ya adalet ya esaret, ya adalet ya sefalet’ diyerek çıktık. Yolun sonunda bizi bekleyen güzel günlere erişmeden asla durmayacağız. Hepimiz, birer vatandaş olarak üzerimize düşen görevleri yerine getireceğiz ve bu güzel memleket adalete, hürriyete kavuşacak. Herkes için ve her yerde önce adalet, önce hürriyet diyenler kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A: SANDIKTAN KAÇMA
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşması ise şu şekilde:
“Kimse Erdoğan’ı da partisini de ittifakını da cuntasını da gözünde büyütmesin. Büyük olmak, güçlü olmak, cesur olmak önce haklı olmayı gerektirir. Öz güven gerektirir, korkaklıkla, kalleşlikle siyaset yapanlar asla ve asla başarılı olamazlar. Artık normal yollarla iktidarlarını sürdüremezler. Onun için ülkenin varlıklarını heba etmeye, borsayı düşürmeye, faizleri artırmaya, hayat pahalılığını artırmaya, hepsini göze almaya ama bir seçimden kaçmaya çalışıyorlar. Erdoğan’a sesleniyoruz. Ey Erdoğan, ben halkım, ben milletim. Ben milli iradeyim. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Adayımı bırak, sandığı getir. Sandıktan kaçma. Hodri meydan.
‘DÜNYANIN EN PAHALI ETİ DE İNTERNETİ DE BU ÜLKEDE’
Buradan soruyoruz. Türkiye tüm bunları niye yaşıyor. Bir kişi ve onun besledikleri iktidarda kalsın diye mi? Bir savcı, bir seyyar giyotin 56 milyon lira bugünün parasıyla tadilat yaptığı yalısında otursun diye mi, kırk haramiler milletin parasını yesinler diye mi? Daha geçen hafta darbenin maliyeci ayağı ‘Rezervleri toparladık, yeni şoklara hazırız’ diyordu. Bu büyük kötülüğe giriştiler. Dün borsa yüzde 6,5 düştü. Ne zaman açıkladık ki, ‘teslim olmayacağız’, bir miktar toparlanmaya başladı. Buradan dünyaya ilan ediyoruz: Bir tarafta sırf iktidara tutunmak için bir siyasi partinin iki yıl önce yaptığı seçimlerine, alakasız yetkisiz bir mahkemeyle müdahale edip Türkiye’yi bu duruma düşürmeye çalışanlar var. Açlık sınırı 26 bin lirayken asgari ücret 22 bin lira. 88 bin lira yoksulluk sınırıyken, 4 asgari ücretli bir araya gelse yoksulluk sınırını aşamıyor. Devletin memuru da, emeklisi de emekçisi de hem yoksulluğun hem açlığın altında can çekişiyor. Dünyanın en pahalı eti de en pahalı interneti de bu ülkede. Dünyanın en pahalı ve en yavaş internetini bu ülkenin gençlerine kullandırtana da, dünyanın en pahalı etini bu millete yedirtmeyene de yazıklar olsun.
‘ZEYTİNBURNU UZUN ADAMDAN HESAP SORACAK’
Tayyip Erdoğan Zeytinburnu’nu sevmez, sizi fakir bıraktı. O zengini sever, beşli çeteleri sever. And olsun ki seçim gelecek, sandık gelecek, kısa çöp uzun çöpten, Zeytinburnu uzun adamdan, yoksullar kırk haramilerden hesap soracak. Avukat tutan savcılarla, kadınları küçük çocuklarla tehdit eden savcılarla, hasta arkadaşlarımızı ölüme terk eden savcılarla bu ülkeye düzen gelmeyecek. Bu ülkeye cesur, birbirine güvenen, AK Toroslar çetesinden korkmayan, Cumhur İttifakı’nın korku iklimine teslim olmayan cesur meydanlar kazanacak, bu meydan haklı çıkacak. Dalga dalga operasyonlar 9 değil 99 olsa teslim olacak mıyız? Hep beraber mücadeleye devam edecek miyiz? Bu kötülükler gelirse çağrıldığımız meydana sel olup akacak mıyız? Gerekirse dağılmamak üzere toplanacak mıyız? Korkuyor muyuz? Korksunlar mı? Hepinizle gurur duyuyoruz.
‘AKIN GÜRLEK’ İDDİALARI
168 gündür bir yargısız infaz süreci var. Yargı yok, kanıt yok, iddianame yok, iftira var, televizyonda yalan var, çökünce onu bırakıp başka iftira atmak var. Neler söylediler neler. Hepsi yalan çıktı. Şimdi utanmadan savcı çıkıp açıklama yapıyor. Oysa açıklama yapmak için HSK’dan izin alması lazım. Çıkmış gazetecilere ‘yüzyılın en büyük yolsuzluğu’ diyor. Bu yapılan yüzyılın en büyük arsızlığıdır, yüzyılın en büyük yüzsüzlüğüdür. Yargılama bitene hüküm kesinleşene kadar herkes masumdur. Bırakın yargılamayı, sorgulama aşamasından her sabah yalanları yayanlar sorduğumuz sorulara cevap vermek yerine iftiraya sığınıyorlar. Bu ülkenin Adalet Bakanı’na 7 soru sorduk, sorulara cevap vereceğine, Akın Gürlek’ten korkusuna tango yapmaya başladı. Ben, Adalet Bakanı’na sesleniyorum. bu savcı bunları izinsiz yaparken, bunu izlemen yakışıyor mu? Günde iki kere çıkıp, ‘Yargı bağımsızdır’ diyor, kutusuna geri giriyor. Bu Adalet Bakanı guguk kuşudur. Adalet Bakanı, savcıyı sevmediğini, hakkında dosya yaptığını, onun da senden nefret ettiğini biliyoruz. Tarihe bir korkak olarak geçeceksin, bir guguk kuşu olarak geçeceksin.
Guguk kuşu değilsen not al şimdi, sorun hesabını. Geçmişte büyükelçiliklerimizin illallah dediği bir adam vardı. Yurtdışı numaralarını taklit ederek, ‘Berlin Büyükelçiliği’nden arıyorum, Japonya’dan arıyorum’ diyerek Türkiye’deki yargı makamlarından randevular alıyorlardı. Bunlardan birine Akın Gürlek randevuyu verdi. Bu kişinin işi gücü yargı üzerinde etkisi varmış gibi yaparak milleti dolandırmaktı. Bu kişiye randevu verdiği, daha sonra dolandırıcı olduğunu bildiğimiz bu kişiyi tuttu Akın Gürlek. Kişinin adı Celal Çakmak. Ekrem İmamoğlu dosyasında aldı onu iftiracı yaptı. Murat Ongun’a 20 milyon para verdim diye ifade kullandırdı. Şimdi Akın Gürlek’e soruyorum Celal Çakmak’a onun ayarladığı randevuyla o çeteye randevu verdin, dolandırıcı olduklarını biliyorsun. Nasıl olur da bu kriminal tipi, her türlü suça karışan bu kişiyi, bu dosyada iftiracı yapıp arkadaşlarımızı lekelemeye çalışıyorsun. Bunun hesabı senden sorulur.
‘ERDOĞAN 10 KAT FAZLA KORKUYOR’
Bir dolandırıcıdan iftiracı yapan bu zihniyete şunu söylüyoruz. Siz bizi imha etmek, yok etmek, hapsetmek üzere talimat almış olabilirsiniz. Bunu yaparken suça bulaşıyorsunuz, suça karışıyorsunuz, önünde sonunda bunun hesabını vereceksiniz. Mübarek Kandil gecesinde söylüyorum. Bu çetenin bu dünyada da iki elimiz yakasındadır, öbür dünyada da hakkımızı helal etmiyoruz. Bize saldırmak için dolandırıcıları, üçkağıtçıları, uyuşturucu ticaretine bulaşmışları, torbacıları, baronları, suç örgütü liderlerini kullananlar, bize iftira attırıp onları serbest bırakanlar, AK Parti’nin bu kara düzenini kuranlar, bu mübarek gecede size yemin ederim ki, biz de sizden bunun hesabını soracağız, Allah da bunun hesabını sizden soracak. Şundan emin olun, şu koca meydanda ben korkan kimse görmüyorum da, en korkağınız ben olayım. Erdoğan en korkağımızdan 10 kat fazla korkuyor. O meydanlardan, kalabalıklardan korkar, biat etmeyenlerden, ses yükseltenlerden korkar. Onu korkutacağız, onu önünde sonunda yeneceğiz.
‘BAHÇELİ’NİN İSTEDİĞİ GİBİ…’
Beni tehdit ettiler, Meclis’te saldırdılar, sokakta saldırdılar, ailemi tehdit ettiler ama asla ve asla bir adım geri atmadık. Şimdi aylardır bana diyor ki, ‘Gel Ankara merkezli siyaset yap’. Öz Türkçesi ‘Ekrem’i bırak, Ankara’ya gel.’ Bir diğeri de demişti ki ‘Gel, ortalıkta dolanma, partinin başında otur.’ Şimdi şu mesajı yolluyorlar. Diyorlar ki ‘Bak il kongresini feshettik. Oraya kayyım atadık. Sıra sana gelebilir. Direnmeyi bırak. Meydanları bırak. Gel, Ankara’da otur. İstediğimiz gibi muhalefet partisi ol, yıllarca ellemeyelim.’ Buradan tarihi cevabımızı veriyorum. Elinizi korkak alıştırmayın, sizden korkan sizden beter olsun. Eyleme devam, mücadeleye devam. Sizi biz yeneceğiz. Cesaretiniz varsa gelin, Zeytinburnu merkezli siyaset yapın bu meydanda. Biz Anadolu’dayız, biz Trakya’dayız. Biz meydandayız. Tayyip Erdoğan’ın hoşuna gidecek ana muhalefet lideri olacağıma yerin dibine geçeyim daha iyidir. Devlet Bahçeli’nin istediği gibi onunla uyumlu, o sus deyince susan, o ‘pıs’ deyince pısan, ete süte karışmayan, milletin sesini duymayan, AK Parti’ye onun gibi vagon olan, yedek lastik olan, koltuk değneği olan muhalefet partisi olacağıma yere gömüleyim, kabre gireyim daha iyi. Tarih, Özgür Özel’i de Özgür Çelik’i de bir mücadeleyi sürdürenler, arkadaşlarını satmayanlar, meydanları boşaltmayanlar, mücadeleyi kazananlar olarak yazacak. Ya tarihe böyle geçeriz ya da defolup gideriz. Teslim olmak yok.”