CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Lüks yatıyla Yunan adalarına gittiği ortaya çıkan Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a seslenen Özel, Kartalkaya faciasını hatırlatıp “istifa” göndermesi yaptı. Özel, “57 kişinin öldüğü tren kazasından sonra Yunanistan Ulaştırma Bakanı’nın, ‘Ölen insanlar haksız yere öldü. Onların anısına istifa etmek bir görev oldu’ deyip kazadan hemen sonra istifa edişini öğren” diye konuştu.
Özel, Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına da tepki gösterip “İç cepheyi güçlendirmek demokrasiyle olur. Adaletle olur. Herkesin kendini ülkede mahkemeler karşısında eşit hissetmesiyle olur. Kendisini ezilen ötekileştirilen tehdit edilen susturulan değil özgürce konuşan ve konuştuğunda başına bir şey gelmeyeceğini bilen bireyler olduğu halde olur” sözleriyle iktidara seslendi.
Ayrıca asgari ücret ile ev fiyatlarını karşılaştıran Özel, şunları söyledi:
“2+1 daire 2018 yılında 177 bin lira. Aynı daire 2025 yılında 3 milyon 700 bin lira. Yer Ankara. O tarihten bugüne kadar asgari ücret 13 kat artmış, emekli maaşı sadece 8 kat artmış. 2+1 dairenin fiyatı tam 21 kat artmış”
Özel, partisinin asgari ücret alebini 30 bin 205 lira olarak açıkladı.
İBB’ye yönelik operasyonlar hakkında da konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı:
“19 Mart darbesinin üzerinden 97 gün geçti. 97 gündür iftiradan başka bir şey yok. Evlatlarla, eşlerle uğraşmaya başladılar. Yetmedi, Ekrem İmamoğlu’nun kendi yazlığında arama yaptılar, babasının yazlığında arama yaptılar. Kuyuların dibine girdiler, arama yaptılar. 50 metrelik parseller halinde 20 yerde arama yaptılar. Bir kör kuruş bulamadılar. Bulamayacaklar ama olduğuna inanarak kazmaya devam edecekler. Neden? çünkü kişi kendinden bilir işi. Niye çocuğa gidiyor? ‘Sıfırladık babacığım’ı hatırlıyor. Niye evlere, yatak odalarına gidiyor? çünkü ayakkabı kutularını biliyor. Neden olur olmaz yerleri kazıyor? çünkü sanıyor ki kendisi gibi bir siyasetçiyi kazırsan altından hırsız çıkar. Ekrem İmamoğlu ve ailesini 90 gündür kazıyor, altından namuslu bir insan çıkıyor”
KARTALKAYA FACİASINI HATIRLATTI
Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İsmail Bilen’e, AK Parti camiasına, ailesine, Manisa’ya bir kez daha baş sağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.
21 Ocak’ta bir facia yaşadık. Üzerinden tam 5 ay geçti. 36’sı çocuk, 78 canla ilgili adaletsizliğin ateşi hala yanıyor. Kartalkaya’da otel yangınının olduğu gün daha soğutma çalışmaları sürerken oradaydık. İlgili bakanlarla görüştük. 10 günde bitiririz dedikleri tahkikat, araştırma, bütün sorumluları ortaya çıkacak dediler. Ancak 5 aydır derin bir sessizliğe gömüldüler.
Bir bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyete üç gün süre verdiler. Üç gün gündüz gece heyet çalıştı bir rapor çıkardı. Dört başı mamur bir rapor. Raporu teslim almadılar. Niye? Çünkü raporda otel yönetiminin, Bolu İl Özel İdaresi’nin ve Turizm Bakanlığı’nın sorumlu olduğu yazıyordu. Bunu teslim almayız, düzeltin dediler. Bakanlığı çıkartın, yerine Bolu Belediyesi’ni ekleyin.
Aynı gün aynı gün bir gazete Bolu Belediye Başkanımıza sanki yangından sorumlu oymuşçasına iğrenç bir manşetle çıktı. Adını anmak istemediğim bir gazete. Bir anda o bilirkişi raporunu korsan ilan edip yeni bilirkişiler atadılar. Biz de buradan her hafta konuyu bütün ayrıntılarıyla dile getirdik. En nihayetinde otel yönetiminin, Bolu İl Özel İdaresi’nin, Turizm Bakanlığı’nın sorumlulukları yazarak ama ittir kaktır Bolu Belediyesi’nin İtfaiyesi de işin içine katılarak bir soruşturma başladı.
TURİZM BAKANI 50 METRELİK YATIYLA YUNANİSTAN’DA GEZİYOR’
Adaletin, adaletin karşısında bu ailelerin yüreklerindeki yangını söndürecek gerçek adalet sağlanana kadar başta 7 Temmuz günü yapılacak ilk duruşma olmak üzere orada olacağız. Şunu bilsinler ki Turizm Bakanı, 1. derecede Turizm Bakanı kendi bakanlığındaki memurların ve sorumluların yargılanması için izin istendi. O izni vermedi.
Ve o Turizm Bakanı 150 gündür utanmadan o koltuğu işgal eden Turizm Bakanı acılı aileler ilk duruşmaya hazırlanıyorlarken kendilerini ayakta duracak takat arıyorlarken kendileri için o duruşmaya nasıl gideceğiz, nasıl dayanacağız, nasıl katlanacağız derken o Turizm Bakanı 50 metrelik lüks yatıyla Yunanistan’da geziyor.
Yunan adalarında geziyor. Misafirler ağırlıyor. Ve soruya da rakiplerimi görmek zorundayım. Onun için Yunanistan’da geziyorum, inceliyorum diyor. Buradan bütün Türkiye’nin önünde Turizm Bakanı’na diyorum ki Yunanistan’a gittiysen, gezdiysen, gördüysen oradan bir şey öğren. Mesela şunu öğren. 2018’de 90 kişinin öldüğü orman yangınından 11 gün sonra istifa eden Yunan bakana Yunan gazetelerinin çok geç kaldın diye tepki gösterdiğini öğren.
57 kişinin öldüğü tren kazasından sonra Yunanistan Ulaştırma Bakanı’nın, ‘Ölen insanlar haksız yere öldü Onların anısına istifa etmek bir görev oldu’ deyip kazadan hemen sonra istifa edişini öğren.
‘OLAYDAN 150 GÜN GEÇMİŞ PİŞKİN PİŞKİN GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKIYORSUN’
Cayır cayır insanlar yanmış, sorumluluğun olduğu otelde rakibi tanıyayım diye Yunan adalarında geziyorsun. Yunan bakanlar daha olaydan 10 gün sonra istifa etmişler. Olaydan 150 gün geçmiş pişkin pişkin gözümüzün içine bakıyorsun.
O bakana da, onu atayana da, onu azletmeyene de yazıklar olsun. Hafta sonu hafta sonu milyonlarca öğrenci YKS sınavına girdi. Ben de evladımı aldım. Sınava gittim. Okul bahçesinde velilerle konuştum. Ve eğer gençlerin geleceğe nasıl baktığını, ailelerinin, AK Parti’ye oy vermiş dahi olsa evlatlarının gelecek kaygılarından nasıl etkilendiğini görmek isteyen varsa sınav sırasında okul bahçesindeki velilerle konuşsun.
Öyle şeyler duydum. Öyle hikayeler duydum ki 3 aydır benle konuşmuyor. AK Parti’ye oy veriyorum diyen veliyi de duydum. Anneannesine, babaannesine bu seçimlerde Kur’an’a el bastırarak belediye seçiminde Ferdi Zeyrek’e oy attırdı benim evladım diyeni de duydum. Ama ortak mesele sınava gireceğiz, sınavı kazanacağız, sonra ne olacak?
KYK KREDİSİ İLE SİMİT HESABI
Şöyle bir şey söyledi bir tanesi; esas sınav üniversiteyi bitirince diyor. Karşımıza diyor 5 seçenek gelecek diyor. 1. diyor A şıkkı, işsiz kalacaksın. B şıkkı KPSS’ye girecek ama atanamayacaksın. C şıkkı okuduğun bölüm dışında bir işte asgari ücretle çalışacaksın. D şıkkı yurt dışına gitmeye kasacaksın. E şıkkı dedi baktım Erdoğan’ın E’si dedi. Hepsi, hepsi.
Bir yandan Erdoğan iktidara geldiğinde küçümsediği bizden önce öğrenci kredisi 45 liracıktı dediği ve biz onu şimdi 3 bin lira yaptık dediği krediyle bir basit hesap yaptık okulun önünde. 2002 yılında 45 liracıktı dediği krediyle öğrenci 255 tane simit alıyormuş. Bugün 3.000 lira verdiği krediyle 150 tane simit alıyor. 255 simit alan küçük görünen öğrenci kredisinden 150 simit alabilen KYK kredisine geldi öğrenciler.
1,5 çeyrek altın alan krediden 1 gram altın alamayan duruma geldi öğrencilere verilen kredi. Ve 15-29 yaş arasında ne eğitimde ne işte olan ev gençlerinin sayısı 4,7 milyona ulaştı. Bu rakam Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 10’un altında dördü, 6’yı yüzde 9’u dert eden Avrupa ülkeleri var.
“Kredi kartı olan 39 milyon vatandaşın toplam borcu 2.1 trilyon liraya gelmiş durumda”
Türkiye’de yüzde 30’un üzerine çıkmış durumda. 4,7 milyon ev genci maalesef evde sobanın dibinde yazın camın kenarında babasından, anasından harçlık almaya utanarak oturuyorlar. İşçiler, emekliler, çiftçiler geçinemiyorlar ve çocuklarının, evlatlarının gözünün içine bakamıyorlar. Geçinemeyenler mecburen kredi kartına yükleniyor. Kredi kartı olan 39 milyon vatandaşın toplam borcu 2.1 trilyon liraya gelmiş durumda. Yani kişi başına hepimiz Türkiye’deki bütün kredi kartlarını hepimiz bölüşürsek kişi başı 54 bin lira borçluyuz. 19 Mart darbesinde yaktıkları 60 milyar doları bütün kredi kartlarına versek bu paraların hepsini kapatıyoruz üstüne de kişi başına 7 bin lira para kalıyor. İcra mahkemelerinde derdest olan dosya sayısı geçen yıl 22 milyondu. Bu yıl 23,5 milyona çıktı. Yani 1,5 milyon daha fazla dosya icra mahkemelerinde. Milletçe borç batağındayız, milletçe icradayız. Ve bu borç batağının banka borçlarının dışındaki bir kısmı var.
KÜRSÜYE VERESİYE DEFTERİYLE ÇIKTI
Arkadaşlar Keçiören’den hani hep kayıt dışı kazançlar falan konuşuluyor ya kredi kartlarına girmeyen ama düşük gelirlilerin ve esnafın bir gerçeği olan bir veresiye defterini getirdiler. Bu veresiye defterini incelerken, incelerken satır satır…
Öyle şeyler gördüm, öyle şeyler okudum ki gerçekten kütüphanelerce kitap okumak yoksulluk üzerine çaresizlik üzerine hane halkı borcu üzerine dünyayı, dünyayı okusanız bu kitap kadar, bu veresiye defteri kadar etkili olmaz. İsimler değişir, değiştirerek söylüyorum benzer şekilde. Bu Ovacık mahallesinde bir sokağa bakan üç bakkaldan birisinin defteri. Nuriye abla var. 12,5 liralık ekmeği 6 liralık yumurtayı 40 liralık sütü 275 liralık küçük boy bebek bezini veresiye yazdıra yazdıra 18 bin lira borca ulaşmış. Çekmişler artık borç veremiyorlar. Ayten abla ekmek almış, su almış, süt almış torununa bebe bisküvisi almış 6 bin liraya gelmiş tıkanmış.
‘MAHKEMEDE DE PAZARDA DA MUFTAKTA DA ADALETİ BİZ GETİRECEĞİZ’
Emekli Zühtü abi canı çekmiş bir gün bazlama almış ekmek yerine. Sabah hanımı poğaça istemiş, bir poğaça almış tek poğaça. Süt, su, ekmek borç gelmiş 3.780 liraya tıkanmış. Diyor ki Zühtü abi, ’14 bin 500 liraya kirayı mı ödeyeyim veresiye defterini mi kapatayım?’ Bakkal, şöyle söylüyor:
“Çok zorda kalınca veriyorum ama yerine koyamayınca dükkanı döndüremiyorum. Geçen gün bir emekli abimiz geldi. Elinde 10 lirayla meyve suyu alacağım dedi. Meyve suları 50 lira, 60 lira. Ben kendimden utandım, abi elindeki paradan utandı birbirimizin gözüne bakmadan birbirimize döndük. Dükkandan çıktı gitti ondan sonra önüme döndüm. Rafa döndüm baktım dönüp de gözüne bakamadım” diyor.
Bu memleketi bu hale getirenlere elindeki paradan utananlara karşısındaki yoksulun gözüne bakamayacak hale esnafı getirenlere inat bu ülkede mahkemede de pazarda da mutfakta da adaleti biz getireceğiz. Gençlerinin gözünün içine bakabilen ve gençlerinin yurt dışında değil bu güzel memlekette hayal kurduğu bir Türkiye’yi hep beraber birlikte inşa edeceğiz.
ERDOĞAN’IN ‘ASGARİ ÜCRET’ VAADİNİ HATIRLATTI
Bir yandan bir yandan dar gelirlinin can yakıcı durumu ortada. Artık Türkiye’de eğer evin yoksa miras kalmayacaksa piyango çıkmayacaksa normal bir ücretlinin ev sahibi olma araba sahibi olma imkanı kalmadı. Bir yandan hükümet biz enflasyona ezdirmiyoruz yalanlarını atadursun 2+1 bir daire 2018 yılında 177 bin lira aynı daire 2025 yılında 3 milyon 700 bin lira.
Yer Ankara. O tarihte asgari ücret bugüne kadar 13 kat artmış. Emekli maaşı sadece 8 kat artmış. 2+1 dairenin fiyatı tam 21 kez artmış. İşte asgari ücretlinin ve emeklinin 8 kat artan ve 13 kat artan maaşlarına karşı 21 kat artan daire fiyatı. Türkiye’de gençlerin çalışmaya başlayanların memurların işçilerin başını sokacakları bir ev alma umudunun kalmadığı bir çağdayız.
Başını sokacak ev isteyenlerin geleceğe güvenle bakmak isteyenlerin bir tane adresi var. Bir tane adresi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Partisi Cumhuriyet Halk Partisi. Asgari ücreti uzun süredir gündemde tutmaya çalışıyoruz. Malum bu iktidar geldiğinde 7 çeyrek altın alan asgari ücret şimdi 3 çeyrek altını zor alıyor. Yani en çok durumu emekliye göre daha iyi görünen asgari ücretli bu iktidarda 7’den 7 çeyrek altından 3 çeyrek altına gerilemiş. 2022-2023’te asgari ücrete temmuzda da zam yapılmıştı. Ayarlama yapılmıştı.
Seçimlerde Erdoğan ‘Eğer enflasyon çift haneli rakamlardaysa asgari ücrete yılda dört güncellemeyi düşünmeliyiz. Allah’ın izniyle bundan sonra öyle yapacağız’ demişti. O günden sonra bu sözü söyledikten sonra asgari ücrete hiç güncelleme yapmadı.
CHP’NİN ASGARİ ÜCRET TALEBİNİ AÇIKLADI
17 bin 2 liralık asgari ücreti geçen sene hiç zamlanmadı. Bu sene biz asgari ücret için doğru hakkaniyetli bir rakam belirleyip 30’un altında biz yokuz demiştik. Ona rağmen gerçekleşen enflasyonu değil kendi hedeflediği enflasyona göre zam verdiği için asgari ücreti 22 bin lirada bırakmıştır. Bunun üzerine Bursa mitinginden beri meydan meydan emekçilerle çoğalarak emeklilerle çoğalarak hem asgari ücrete ara zam talebini hem de diğer yandan emeklilere seyyanen zam talebini dile getiriyoruz.
Çıktık yola hem işveren sendikaları Konfederasyonunun TİSK’i hem Diski hem Türk işi hem Hak İşi öbür tarafındaki küçük esnaf için de TESK’i ve temas etmemiz gereken hemen herkesi ziyaret ederek ne düşündüklerini ne yapabileceğimizi düşündük, taşındık çalıştık. Ve aslında bir yandan ne kadar geçmişte söylediğimizin haklı olduğu ortaya çıktı. Bir yandan da aslında CHP’nin hayallerinin ne kadar gerisinde CHP iktidar olsa olabileceklerin ne kadar gerisinde ne kadar hak etmemiş bir noktada olduğunu emekçilerin de emeklilerin de gördük. Bu iktidarın reva gördüğü 22 bin 104 liralık asgari ücrete geçen yıl yapmadığı yani gerçek enflasyon rakamını alırsak onlar hedeflenen enflasyona göre yaptılar. Bu 6 aydaki yine TÜİK’e göre gerçekleşen enflasyonu alsak ve bu asgari ücretin üzerine eklesek 28 bin lira asgari ücret 28.200 lira asgari ücret fiyatına ulaşıyoruz. 28 bin 267 lira.
’30 BİN 205 LİRA HÜKÜMETİN SON ÇALDIKLARINI GERİ VERMEKTEDİR’
Bunun üzerine yine bu hükümetin geçen seneki büyüme oranı diye açıkladığı yüzde 3.2… İlk 6 ay için açıkladıkları yüzde 2 eklediğimizde karşımıza yetmeyecek bizim ocak ayında söylediğimiz ocaktan bu yana da enflasyonun kemirdiği 30 bin 205 lira çıkıyor. Bu rakam bu rakam yani bugün 22 bin lira olan asgari ücreti 30 bin 205 liraya çıkarırsak öyle asgari ücretli bayram yapmaz ama bir nefes alır. Bir nefes alır. Şu veresiye defterlerinden hepsi değilse sayfaların yarısı kapanır. 30 bin 205 lira bugün aslında bu hükümetin son çaldıklarını geri vermektir.
Gerçekleşen enflasyonu vermektir ve büyümeden yüzde 3 ve yüzde 2 payı vermektir. 30.205 lirayı nasıl verilecek diye merak eden varsa şüphesiz asgari ücret devletin cebinden çıkmayacak. Kimin cebinden çıkacak? Küçük esnafın, kobi’nin, sanayicinin, ihracatçının cebinden çıkacak. Ama asgari ücret arttığında devletin cebine bir şey girecek. Ne girecek? Sosyal güvenlik primleri artacak. Şu 3 bin 205 lirayı akademisyenlerle ilgili MYK üyelerimizle ilgili sendikaların uzmanlarıyla oturduk çalıştık ve ortaya şöyle bir hesap çıkıyor.
‘MÜCADELENİZ, MÜCADELEMİZDİR’
30 bin 205 lira olduğunda asgari ücret devlet 51,5 milyar fazla SGK primi tahsil ediyor. Bunun 50 milyarını şu anda asgari ücret artmasa hükümetin, devletin hazinenin cebine girmeyecek olan bu para girmeyip koruma amaçlı olarak teşvik olarak yönlendirilse bütün rakamlar satır satır çalışılmış ve milimi milimine hesaplanmış herkesin üzerinde evet bu şekilde çıkıyor rakamlar dediği rakamlardır. 1 ila 10 kişi arasında çalışanlar yani çay ocakları, eczaneler, terzi dükkanları boya badana işi yapanlar onların malzemesini satanlar 10 kişiye kadar lokantalar.
Onun için Cumhuriyet Halk Partisi’nin asgari ücret talebi 30.205 liradır. Küçük esnaf ve tekstile 6250’şer lira diğerlerine azalan oranlarda teşvikler verilmesini devletin fazladan prim tahsilatı yapacağı 51,5 milyar liranın bu teşviğe ayrılmasını ve bütün asgari ücretlilerin rahat bir nefes almasını savunuyoruz. Bunun mücadelesini meydan meydan vermeye asgari ücretlileri de bu mücadeleye destek vermeye davet ediyoruz. Diğer yandan 600 bin kamu işçisi yeniden asgari ücrette olduğu gibi beklenti enflasyonu teklifi ile karşı karşıya.
350 bini ocaktan beri, 250 bini 3 aydır çerçeve sözleşme bekliyor. Sendikalara beklenti enflasyonu teklif edildi. Türk iş önemli bir karar alarak hükümete bir uyarı yaptı ve 17 Temmuz’a kadar bir eylemlilik takvimi ardından da bir günlük iş bırakarak bir uyarı eylemi uyarı görevi kararı aldı. Buradan tüm kamu işçilerine sesleniyoruz. Mücadeleniz mücadelemizdir. Meydanlarda da grevde de yanınızda olmaya sizin sesinize ses olmaya, gücünüze güç katmaya Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkın Partisi olarak kararlıyız.
FATİH ALTAYLI’NIN TUTUKLANMASINA TEPKİ
Bir yandan merkez medyada çok uzun süreler önemli görevlerde bulunmuş daha sonra YouTube kanalı üzerinden yayınlar yapmaya başlamış değerlendirmeleri milyonlar tarafından izlenen zaman zaman bizi de eleştiren beni de eleştiren partimizi de eleştiren ama sonuçta hakaret etmeyen iftira yapmayan sadece kendi görüşlerini paylaşan Fatih Altaylı geçtiğimiz günlerde anket sonuçlarını değerlendirirken ya AK Parti nereden nereye düşmüş dendiğinde ‘Ya bu millet ne padişahlar indirdi, neler neler yaşandı tarihte’ diye onlara anlatıp yani geçmişte tahttan inmeleri indirilmelere atıf yapıp bugünkü anket sonuçlarının şaşırtıcı olmadığını söyleyince bölümleri kırpıp kırpıp ‘Cumhurbaşkanı’nı tehdit etti. Cumhurbaşkanına suikaste tehdit etti. Suikastı ima etti’ diyerek gözaltına alındı ve apar topar tutuklandı. Fatih Altaylı’nın boş koltuğunu yayınlıyorlar ve 24 saatte 1,3 milyon kişi Fatih Altaylı’nın boş koltuğunu izledi. Buradan buradan bu da geçer yahu diyen Fatih Altaylı’ya onun gibi içerde sadece düşüncelerini açıkladığı için tutulan herkese dayanışma duygularımızı iletiyoruz ve şunu söylüyorum.
‘İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRMEK ADALET İLE OLUR’
İç cepheyi güçlendirmek demokrasiyle olur. Adaletle olur. Herkesin kendini ülkede mahkemeler karşısında eşit hissetmesiyle olur. Kendisini ezilen ötekileştirilen tehdit edilen susturulan değil özgürce konuşan ve konuştuğunda başına bir şey gelmeyeceğini bilen bireyler olduğu halde olur. Eğer siz iç cepheyi değil de iç avluyu cezaevlerindeki iç avluyu güçlendirirseniz oraya gazetecileri oraya akademisyenleri, oraya üniversiteli gençleri oraya belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini parti meclis üyelerini ana muhalefet partisinin önceki dönem genel başkan yardımcılarını büyükşehir belediye başkanlarını ilçe belediye başkanlarını ve Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanını Cumhurbaşkanı adayımızı iç cepheye doldurursanız iç avluyu kalabalıklaştırırsanız iç cepheyi asla güçlendiremezsiniz. Buradan iç cephe diyenlere diyorum ki önce demokrasi önce adalet ondan sonra gör bakalım ne kadar güçlü Türkiye…
‘İSRAİL’İ ŞIMARTAN TRUMMP’
Ülkenin çevresi evet elbette ateş çemberi. Yukarıda Ukrayna Rusya Savaşı. Aşağıda istikrarsız durumunun ne olduğu ne olacağı belli olmayan Suriye. Büyük bir soykırım gerçekleştiren İsrail onun katlettiği Filistinliler ve onu şımartan Trump. Gazze güzelmiş buraya Kumarhaneler yapalım. Buraya oteller yapalım diye deli numarasıyla bazen güldürerek bazen şaşırtarak ama hiç acımadan Gazze’nin hemen önündeki Avrupa’ya yüzyıl yetecek hidrokarbon yataklarının doğalgazın peşinde olan yayılmacı bir anlayış ve güya güya antidemokratik yönetilen yerlere demokrasi götürecekmiş. Güya tek adam rejimlerine karşı demokrasiyi götürecekmiş gibi aynen Irak’ta olduğu gibi bu seferde İran’a şımarık İsrail’i saldırtan arkasında duran sırtını sıvazlayan çağrısına uyup bombardıman yapan uluslararası hukuku hiçe sayan bir Amerika Birleşik Devletleri ve başkanı Trump. Bunun karşısında dün Ömer Çelik’i dinledim. Diyor ki kriz dönemlerinde Türkiye’yi Erdoğan yönetsin istiyorlar.
‘TÜRKİYE, İSRAİL İLE CAYIR CAYIR TİCARET YAPTI’
Bakıyorum televizyonlara bakıyorum, gazetelere bakıyorum. Efendim iktidar çok güzel dış politika yönetiyor. Muhalefet bu konuda öneride bulunmuyor muhalefet bu konuda sessiz. Allah’tan korkun. Kuldan utanın. İsrail, Türkiye İsrail’le cayır cayır ticaret yaptı. Bütün muhalefet bağırdı. Önce inkar ettiniz. Sonra kabul ettiniz kısıtladık dediniz. Katliam artıp itiraz çoğalınca bitirdik dediniz. Her seferinde yakalanınca bu aslında Filistin’e ticarete gidiyordu dediniz. Oysa Filistin’e sadece insani yardım götüren aktivistlere bile sahip çıkmadınız.
‘ERDOĞAN’I, TRUMP İLE BİRLİKTE KINIYORUZ’
Amerika’da tutuklanan öğrencimize de Filistin’de katledilen evladımıza da sahip çıkmayıp ağızlarını bir kere olsun Trump’ı almayanlar Amerika’nın B2 uçakları kalkıyor 36 saat gelip gidiyor. Bütün dünyanın üzerinde yakıt ikmali yaparak gelip İran’a uluslararası hukuk olmadan Birleşmiş Milletler kararları olmadan kimsenin o konuyla ilgili rızası aranmadan diplomasiye olanak tanınmadan Netanyahu’nun davetiyle gidip komşumuzu bombalıyorlar. Bizimkiler İsrail bütün bölge için tehlike. İsrail piyon. İsrail şımartılmış oraya buraya saldıran birisi. Ama arkasındaki ülkenin adı Amerika Birleşik Devletleri. Başındakinin adı Trump. Trump’ı kınamayan konuşurken gizli özneler kullanan ve böyle bir saldırıda biz İran’daki rejimi desteklemeyiz. İran’daki anti demokratik durumdan elbette rahatsız oluruz.
Ama dünya sistemi gereğince bir ülkeye uluslararası kuruluşların Birleşmiş Milletlerin kararı olmadan o ülkede toprak bütünlüğüne saldırı o ülkeye savaş ilanı, o ülkeye bombardıman, o ülkede iktidar dışı unsurlarla muhataplık bunların hiçbirini kabul etmeyiz. Elbette İran’a demokrasi gelmelidir ancak bu İranlıların kararıyla olmalıdır. Amerika’nın kararıyla Trump’ın saldırısıyla olmasına asla ve asla izin veremeyiz. Bu konuda ağzına Trump’ı alamayan Erdoğan’ı Trump’la birlikte kınıyoruz. Trump’la birlikte kınıyoruz.”
