Pakistan Ankara Büyükelçisi Qazi’den Veryansın TV’ye özel açıklama

Pakistan Ankara Büyükelçisi Muhammed Syrus Sajjad Qazi, 27 Ekim Keşmir Kara Günü’nde Veryansın TV’ye özel açıklamalar yaptı. Keşmir meselesinin çözülmeden Güney Asya’da barışın sağlanamayacağını vurgulayan Qazi, Pakistan-Türkiye ilişkileri ve Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırılarına ilişkin de özel mesajlar verdi.

Pakistan Ankara Büyükelçisi Qazi’den Veryansın TV’ye özel açıklama

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV

Keşmir krizinin başlangıcı olarak kabul edilen 27 Ekim 1947 tarihi, Hindistan’ın bölgeye müdahale ettiği tarih olarak biliniyor. 

Pakistanlıların Keşmir Kara Günü” olarak andığı bu özel günde Pakistan Ankara Büyükelçisi Muhammed Syrus Sajjad Qazi Veryansın TV’ye özel açıklamalar yaptı.

70 yıldan bu yana Keşmirlilerin kendi kaderlerini belirleme haklarının reddedildiğini belirten Qazi, “Bu vazgeçilemez haklar Birleşmiş Milletler Kuruluş Sözleşmesince tanınmıştır, Keşmirlilere Cammu ve Keşmir üzerine alınmış ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarıyla garanti edilmiştir ve en önemlisi bu haklar Hindistan’ın kendi kurucu ataları tarafından onlara vaat edilmiştir. “ ifadelerini kullandı. 

Hindistan’ın bölge politikasına tepki gösteren Pakistanlı büyükelçi “Hindistan’ın gerçekleri göremeyen miyop derecesindeki bakışı onlarca yıldır süren bu anlaşmazlığı doğurmuştur. Başbakan Modi’nin aşırı sağcı Hindutva iktidarı altında, Hindistan bölgenin anlaşmazlıklı yapısını değiştirmeyi amaçlayan yasadışı, tek yanlı ve kışkırtıcı kararları zorla dayatmaya çalışmaktadır ve Keşmirlileri kendi topraklarından ve mülklerinden etmek istemektedir. Böylesine eylemler sadece birçok Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının ve uluslararası hukukun ve özellikle 4. Cenevre Konvansiyonunun alçakça ihlal edilmesi anlamına gelmekle kalmaz ama aynı zamanda Güney Asya’da ve çevresinde barış ve güvenlik için direkt bir tehdit oluştururlar.  Bu yasadışı önlemler Keşmirliler kadar Pakistan tarafından ve uluslararası topluluk tarafından da derhal reddedilmiştir. “ diye konuştu. 

‘KEŞMİR ÇÖZÜLMEDEN GÜNEY ASYA’DA BARIŞ SAĞLANMAZ’

Keşmir meselesinin çözülmeden Güney Asya’da barış sağlanamayacağını vurgulayan Qazi şunları söyledi: 

“Pakistan ve Hindistan Cammu ve Keşmir için üç kez savaşmıştır.  Şubat 2019’da ise, Pakistan’ın Hindistan’ın saldırganlığına ölçülü bir tepki vermesi üzerine felaket denilebilecek bir savaştan kaçınılmıştır.  Bugün, Sınır Kontrol Hattındaki (LoC) ateşkes ihlallerinin bir ihtimal çoğalması nedeniyle tam anlamıyla bir çatışma çıkması veya Hintlilerin bir “sahte bayrak” operasyonu yapmasından dolayı orada uluslararası barışa ve güvenliğe karşı her zaman var olan bir tehdit bulunmaktadır.  Dahası, Yasadışı Hint İşgalindeki Cammu ve Keşmir’de (IIOJK) her gün korkunç insan hakları ihlalleri işlenmektedir.  Uluslararası topluluk ve özellikle de BM Güvenlik Konseyi bağlayıcılık taşıyan BMGK kararlarının güvenli şekilde uygulanması ve IIOJK’deki insan hakları ve insani ihlallerin bitirilmesi bakımından hem yasal hem de ahlaki olarak sorumludur. 

Pakistan BMGK’nin tüm üyelerine ve özellikle Çin’e BMGK toplantılarını düzenlemek için verdiği destek nedeniyle minnettardır.

Cammu ve Keşmir meselesinin Güvenlik Konseyinde bir yılda üç kez tartışılmış olması gerçeği de Hindistan’ın bu meselenin kendi iç meseleleri olduğu hakkındaki yanlış iddialarını tamamen ortadan kaldırmaktadır.  

Burada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu meseleyi bir kez daha BM Genel Kurulunda birkaç hafta önce yaptığı konuşmada gündeme getirdiği için en içten şekilde teşekkür etmek isterim.  Türkiye şu anda Güvenlik Konseyinin bir üyesi olmasa da, Pakistan’ın Keşmir anlaşmazlığındaki konumunu çeşitli çok yönlü toplantılarda ve forumlarda dile getirmiştir.”

‘PAKİSTAN-TÜRKİYE TİCARET HACMİ İLİŞKİLERİ YANSITMIYOR’

Pakistan-Türkiye ilişkilerine değinen büyükelçi “Pakistan ve Türkiye çeşitli kritik meselelerde tarih boyunca her zaman birbirlerini desteklemiştir.  İnanıyorum ki, ekonomik yönde de çok daha fazlası yapılabilir.  İki ülke arasında şu andaki ikili ticaret seviyesi aralarındaki ilişkiyi tam olarak yansıtmamaktadır.  Bu aynı zamanda her iki ülke için de çok fazla fırsatın var olduğu bir alandır. Pakistan Hükümeti iki ülke arasındaki ikili ticareti geliştirmek için isteklidir. Bu senenin ilk günlerinde, iki ülkenin liderleri tarafından imzalanmış olan Stratejik Ekonomik Çerçevesi (SEF), iki ülke arasındaki ikili ilişkileri daha da geliştirmek için önemli bir rol oynayacaktır. Pakistan Ticaret Bakanlığıyla Türkiye Ticaret Bakanlığı arasında iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttırmak amacıyla çeşitli ürün gruplarının belirlenmesi için bir kapsama alma projesi yürütülmektedir. Pakistan’ın çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren 100’den fazla Türk şirketi vardır. Türk şirketleri, otoyol inşaatı, paralı yollar, havaalanı inşaatı ve idaresi dahil altyapı projelerine ve sayısız fırsat sunan, özellikle yenilenebilir enerji gibi alanların bulunduğu sağlık ve enerji sektöründeki projelere yakın bir ilgi göstermiştir. “ şeklinde konuştu. 

‘PAKİSTAN TÜRK SAVUNMA ÜRÜNLERİ İÇİN BÜYÜK FIRSAT’

Büyükelçi Qazi, İki ülke arasındaki savunma alanındaki işbirliğine de değindi, “fırsat” vurgusu yaptı: 

“Pakistan ve Türkiye arasındaki savunma işbirliği, son zamanlarda ikili ilişkilerin en önemli alanlarından birisi olarak ortaya çıkmıştır.  Pakistan şu anda Türk savunma ürünleri için en büyük Pazar konumundadır ve bu alanda ortak işbirliği için çok sayıda büyük fırsatlar bulunmaktadır.”

‘ERMENİSTAN’IN SALDIRILARI BÖLGEDE TEHDİT’

Azerbaycan ile Ermenistan arasında devame den çatışmalarda ülkesinin Bakü’ye desteğini yineleyen büyükelçi “Ermenistan’ın saldırıları tüm bölgede barış ve güvenliği tehdit altına sokmaktadır. Ermenistan olayların daha da fazla tırmanmaması için askeri eylemlerine son vermelidir. Pakistan Dağlık Karabağ meselesinin durumu üzerinde yasal bir uluslararası çerçevenin oluşturulmasında tarihi bir rol oynamıştır. Pakistan 1993-1994 yıllarında BM Güvenlik Konseyi üyesiyken, Dağlık Karabağ anlaşmazlığı üzerine dört karar geçirilmesine tanıklık etmiştir. Türkiye gibi, Pakistan da iki taraf arasındaki kalıcı barış tesis edilmesinin BM Güvenlik Konseyi kararlarının tam ve kapsamlı olarak uygulanmasına ve Ermeni güçlerinin Azerbaycan topraklarından çekilmesine dayalı olduğuna inanmaktadır.“ sözlerini kullandı.