Peak’in ‘çok başarılı’ satışı

İlke Birsen yazdı...

Peak’in ‘çok başarılı’ satışı

İki gündür “Peak” adlı video oyun üreten bir firmanın yabancı bir firmaya satılışı konuşuluyor. Firmanın yaptığı üretimin ve ürünlerinin niteliklerini tartışmayı bir kenara koyarak yazıyorum.

Bu satışı geniş ölçüde olumlu ve gurur verici olarak karşılayan bir tepki mevcut belli bir kitlede.

Halihazırda yüksek oranda Amerikan merkezli üretimi ve dolayısıyla kültürünü barındıran bir sektörde bir girişim firması kurup belli bir süreç sonunda oraya satılması neden bazı insanlar için bir başarı sayılıp gurur kaynağı oluyor? Demek ki o kitle için başarı kriteri bir üretim aracının -başarı ve emekle geliştirilmiş olsun veya olmasın- satılması ve satılmış olduğu rakamdır.

Yabancı bir şirketin “parayı basıp” üretimleri ve markayı satın alması, diğer bir deyişle bu gruptaki insanların emeklerini midesine indirip her bir ürünü kendi geğiriği gibi dışarı çıkarması şirket sahiplerinin onayladığı bir durum olabilir, bu da onların hakkıdır şüphesiz. Peki bu şakşakçı tayfa neyi alkışlıyor? ‘Ulu’, ‘Yüce’ Silikon Vadisi şirketi lütfedip birtakım ‘küçük’ Anadolu’lu insanların yaptığı işi beğenip de para vermesini mi? Yapılan iş değer bulduysa burada ve kendi adlarına yaptıkları halde değer bulur hale gelmiş, dışarıya satılması ona hangi artı değeri katar ?

Batı’dan Doğu’ya bakan bir zihniyetin temsilcilerinden olan Ertuğrul Özkök de köşesine alıp ballandıra ballandıra anlatınca şaşırmadım tabii ki. Eminim onun için bu milletten “bir şeyler başarabilen” insanlar ancak yabancıdan onay alınca kıymetli hale gelmiştir. O yüzden Türk üniversitelerinden mezun olan gençleri görünce şaşkına uğramıştır. O anlayışla bakınca tabii ki de ‘kutsal’, ‘kadir-i mutlak’, ‘çok yüce’ Princeton, Harvard vb. üniversitelerin ‘dahi’leri yanında Erciyes Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi gibi ‘gariban’ üniversitelerin mezunlarını görmek gurur verir insana, ‘bizim garibanlar da oralarda yerini aldı’ diye haz bile verebilir. Yahu ortada üretilen bir bilgisayar yazılımı/oyunu var, o eğitimi o üniversite kurumu bünyesinde almadıktan sonra Cornell’den mezun olsan ne fark eder Dumlupınar’dan mezun olsan ne fark eder? Sanki o işin mezun olunan üniversitenin alanına bir katkısı mı var?

Son olarak, yazılan programların / yazılımların Türkiye’de yazılması neden bu kadar şaşırtmış Ertuğrul Bey’i ? Yazanlar çoğunlukla Türk, firmanın bulunduğu yer Türkiye ve ellerinin altında bu programları yazabilmek için gerekli olan bilgisayarlar da mevcut. Neden Hindistan’da, Rusya’da veya Polonya’da yazılsın? Yıllardır burada yazılan programlar sayesinde Türkçe dilinde internet içerikleri üreticilerinden, mobil uygulamalardan veya platformlarından bahsedebiliyoruz zaten. Şaşırtıcı olan bunların hiçbiri değil, asıl şaşırtıcı olan bu tip yüksek veya düşük farketmeksizin belli bir rakama, ‘dışarı’ya üretim araçlarının satılmasını, ‘yabancının gözüne girdik’ edasıyla karşılayan kitlenin tavrıdır.