PKK mayınıyla katledilen mühendise 'kendi kusuru' dediler

Kilis'te 2017 yılında Suriye sınır hattında PKK’lı teröristlerin döşediği mayının patlaması sonucu hayatını kaybeden Mühendis Mehmet Akcan'ın ölümüne ilişkin soruşturmada PKK-FETÖ işbirliği iddiaları gündeme gelmişti. Ailenin açtığı tazminat davasına karşı, Milli Savunma Bakanlığı ve inşaat şirketinin ‘kendi kusuruydu’ dediği ortaya çıktı. Veryansın Tv, Mühendis Akcan’ın ailesine ulaştı. Yaşanan olayın bir terör saldırısı olduğunu vurgulayan ağabey Muzaffer Akcan, ‘Devletimizden isteğimiz şehitlik verilmesi’ dedi.

PKK mayınıyla katledilen mühendise 'kendi kusuru' dediler

GAMZE ÇINLAR / VERYANSIN TV

23 Ağustos 2017'de Türkiye-Suriye sınır hattında döşenen güvenlik duvarının kontrolünü yapan 30 yaşındaki Mühendis Mehmet Akcan aracıyla PKK’nın yola döşediği mayının üzerinden geçmesi sonucu şehit oldu.

Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı’nın patlamaya ilişkin yürüttüğü soruşturmayla ilgili geçen hafta TRT Haber’de önemli bir haber yayınlandı. Patlamadan 45 gün önce mayınların döşendiğinin tespit edildiği aktarıldı. Ortaya çıkan güvenlik kamera kayıtlarında da bölgeyi izleyen askerlerin durumu telsizle komutanlarına ilettikleri görüldü.

Soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda ‘asli’ kusurlu olarak FETÖ’den ihraç edilen dönemin 2. Hudut Tabur Komutanı eski Kurmay Yarbay M.O.A gösterildi. Gözaltına alınan eski yarbay, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘ÜST KOMUTANLIKLARA ÇEKİLEN MESAJLARDA BAHSEDİLMEDİ’

Anadolu Ajansı ise bilirkişi raporundan şu satırları aktardı:

"8 Temmuz 2017’de meydana gelen ve kayıtlara 'sınır ihlali' olarak geçen olayda hudut tabur komutanı olarak görev yapan kurmay yarbay M.O.A'nın emir komutayı doğrudan üzerine alarak diğer personelin inisiyatifini kullanarak görevini yapmasına izin vermemesi, olaya müdahalede gecikmeye yol açması, şüpheli şahıslar tarafından sınır ihlali ile sınırlı kalmayan ve yaklaşık bir saat süren kazı yapma ve kablolama türünden faaliyetleri patlayıcı madde tuzaklama olarak değerlendirilmesine rağmen bundan üst komutanlıklara çekilen mesajlarda bahsedilmemesi, patlayıcı madde konulduğu şüphesi olan yerlerin nokta olarak belli olmasına rağmen buralarda mayın arama taraması yapılması konusunda hiçbir çaba göstermemesi, giriş-çıkışların yasaklanması yönünde emir verilmesine rağmen giriş-çıkışların yapılmasına engel olacak şekilde fiziki bir tedbiri aldırmaması, görsel uyarı işaretlemeleri yaptırmaması nedeniyle mezkur olayda asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır."

Konuyla ilgili Mehmet Akcan’ın Şanlıurfa’da yaşayan ailesine ulaştık ve ağabeyi Muzaffer Akcan’la görüştük.

‘DEVLETTEN BEKLENTİMİZ ŞEHİTLİK VERİLMESİ’

Ailenin yürütülen soruşturmadan ziyade üzüntü duyduğu asıl konu terör örgütü PKK'nın döşediği mayınla hayatını kaybeden mühendis Mehmet Akcan’ın aslında “şehit” sayılmaması. 

Muzaffer Akcan, şöyle konuştu: “Bu bir terör saldırısı. Kim suçluysa yargılansın. Görüntülerde de görmüşsünüzdür; ‘bak bak bombayı koyuyor’ deniyor. Sorumluları devlet ortaya çıkarmak isterse çıkarır zaten. Kimin ihmali varsa bu devletin, mahkemenin işi. Benim işim değil. Ama bizim devletten beklentimiz kardeşime şehitlik verilmesi. Kimse bizi ‘kardeşinize niçin şehitlik verilmedi’ diye aramıyor. Ne devlet yetkilileri, ne haber ajansları. Orada sadece ismi geçen yarbay değil ki... Oradaki nöbetçi asker dinlendi mi? Bunu yarbaya bildirdiler mi? Bunlar mahkemede ortaya çıkacaktır.” 

Akcan, ailece mahkeme sürecinin takipçisi olacaklarını vurguladı.

HEM DOKTORA YAPIYORDU HEM DE ÇALIŞIP AİLESİNE BAKIYORDU

Mehmet Akcan, Şanlıurfalı bir ailenin 8 çocuğundan biriydi. Bir yandan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde doktorasını yapıyor, bir yandan da inşaat mühendisi olarak çalışıyordu. Bekârdı. Kazancının yarısını her ay düzenli olarak anne ve babasına vererek, geçimlerine katkı sağlıyordu. Babası ise onun acısına dayanamayarak iki yıl sonra kalp krizinden hayatını kaybetmişti. Mühendis Akcan daha önce de çeşitli baraj inşaatlarında çalışmıştı. Son olarak çalıştığı yüklenici firma olan Emay Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş., TOKİ’den üstlenmiş olduğu sınır hattı duvar yapımı işini yürütüyordu. Mühendis Mehmet Akcan da patlamanın olduğu 23 Ağustos 2017 günü işveren tarafından kendisine verilen denetleme görevini yapıyordu.

‘ŞİRKET ÇALIŞANLARI İFADE DEĞİŞTİRDİ’

Ağabey Muzaffer Akcan patlamanın olduğu günü şöyle anlattı: “O gün denetim gelmiş. Duvarda bir eğrilik olduğu söyleniyor. Rahmetli kardeşim de ‘ben onu bir fotoğraflayayım da getirip size göstereyim’ diyor. Böyle bir muhabbet oluyor aralarında. O gün oraya fotoğraf çekmeye gidiyor.” Bunları kendisine taziyeye gelen bir şirket çalışanının anlattığını ancak bu kişinin daha sonra ifadesinde yüz seksen derece dönüş yaptığını söylüyor Muzaffer Akcan.

Akcan ailesi bu olayda Mehmet Akcan’ın iş arkadaşlarına çok kırgın. Ağabey Akcan, “Şirket çalışanları çok ayıp ettiler. Kardeşim hakkında ‘Ailevi sorunları vardı’, ‘Sınırı geçecekti’ gibi iddialar ortaya attılar. Şirketi kurtarma adına böyle ifade verdiler” görüşünde.

Muzaffer Akcan, “Biz şirketten ‘Askeri elemanların ihmali söz konusudur. Bu bizim şirket çalışanımızdı. Bizim avukatımız da çalışanımızı savunacak. Şehitlik hakkının verilmesi için üzerimize düşen gayreti göstermek istiyoruz’ diye bir açıklama bekliyorduk ama maalesef olmadı” diye ekledi.

TAZMİNAT DAVASINDA ORTAYA ÇIKAN SAVUNMALAR

Akcan ailesinin Milli Savunma Bakanlığı, TOKİ ve Emay Uluslarası Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş.’ye açtıkları tazminat davası Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde sürüyor.

SGK müfettişi tarafından olayın “iş kazası” olduğu mahkemeye bildirildi. Mehmet Akcan’ın “kazanın” oluşumunda kusurunun bulunmadığı, kusurun yüzde 30’unun işverende, kalan kısmının ise 3. kişi veya kişilerde olduğu ifade edildi.

ŞİRKET: GÖZETLENDİĞİ HALDE ENGELLENMEDEN GEÇTİ

Davalı şirketin avukatı dilekçesinde, meydana gelen patlamada işverenin hiçbir kusurunun bulunmadığını savundu. “Olayın meydana geldiği yerde Suriye tarafından gelen terör unsurları tarafından, sık sık patlayıcı ve diğer tahkimatlar ile tuzaklandırıldığının bilindiği ve askeri yetkililerce gözetlendiği halde, Mehmet Akcan’ın kontrol noktasında Sakarkaya istikametine engellenmeksizin geçmesi sonucu meydana gelen patlamaya ilişkin olayın iş kazası olmadığı ve açıkça bir terör saldırısı olduğu” belirtildi.

‘KENDİ KARARIYLA GİTTİ’

Şirket, Mehmet Akcan tarafından bölgenin tehlikeli olduğunun bilindiğini öne sürdü. O yöne gitmesi için işin gerekliliğinin ve gitme yönünde talimatın bulunmadığı ve Akcan’ın hangi amaçla gittiğinin bilinmediği yine şirket avukatının savunmasında yer aldı. “Sadece kendi kararı ile üstelik konvoydan ayrılmaması yönündeki talimatların aksine patlamanın gerçekleştiği yöne gittiği” ileri sürüldü. 

MSB: KENDİ KUSURU

Milli Savunma Bakanlığı avukatı ise dilekçesinde bakanlığın bir kusurunun bulunmadığını, Mehmet Akcan’ın “kendi kusuru ve ihmali sonucu vefat ettiğini” savundu.

Bakanlık avukatı, “5. Zırhlı Tugay Komutanlığı sorumluluk bölgesinde bulunan Sakarkaya tepe bölgesinde modüler beton inşaası kontrolü yapan ekibin içerisinde bulunan kontrol mühendisi Mehmet Akcan’ın kendi inisiyatifi ile diğer araçlardan ayrılarak tepenin zirvesine doğru araçla gidip dönüşe geçtiğini” iddia etti.

MSB’nin dilekçesinde, Akcan’ın da bulunduğu heyetin patlamanın yaşandığı gün karakolun sorumluluk sahasına geldiklerinde birinci hat yolundan duvar yoluna girmek istediklerinde nöbetçi askerler tarafından bölgenin tehlikeli olduğu, Sakarkaya tepesine çıkmanın yasak olduğu ikazında bulunulduğunu öne sürdü. Dilekçede, olaydan sonra Milli Savunma Bakanlığı’nın 1 müfettiş ve 2 albaydan oluşan heyetin 15 gün süreyle konuyu incelediklerini ve rapor hazırladıklarına dikkat çekilerek, mühendis “Akcan’ın dikkatli davranmadığı, gerekli özeni göstermeyerek meydana gelen olayda kusurlu olduğu” savunuldu. Davanın hukuki açıdan “gerekçeden yoksun ve mesnetsiz” olduğunu iddia eden MSB bakanlıklar açısından davanın reddini istedi. 

TOKİ: İHALE MAKAMININ İŞVEREN SIFATI YOK

TOKİ avukatının dilekçesinde de anahtar teslimi inşaat yapım işinin ihale usulü yüklenici firmaya verildiğine dikkat çekilerek, ihale makamının işveren sıfatının olmadığı belirtildi. TOKİ de sorumluluğu kabul etmeyerek, davanın reddini istendi. 

BİLİRKİŞİ RAPORU: YÜZDE 30 ŞİRKET, YÜZDE 60 MSB, YÜZDE 10 TOKİ KUSURLU

4 Haziran 2020 tarihinde mahkemeye ulaşan bilirkişi raporunda ise, “Mmeydana gelen iş kazasında, işveren tarafından verilen işin yüksek risk taşıması nedeniyle öngörülebilir olmadığı, işverenin işçiyi gözetme borcunun eksiksiz olarak yerine getirme yükümlüğüne aykırı hareket ettiği, dolayısıyla davalı işveren Emay Uluslararası Mühendislik ve Müşavirlik A.Ş. kazanın oluşumunda yüzde 30 oranında, kazananın meydana gelmesinde MSB bünyesinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yüzde 60 oranında” olduğu tespit edildi. Raporda, güvenlik protokolüne göre yüklenici firmanın da kendi sorumluluğu kapsamında şantiye alanının tehlikeli bir bölge olmasına rağmen dikkatsiz ve özensiz hareket etmesi sebebiyle yüzde 10 oranında kusurlu olduğu bildirildi.