1. Haberler
  2. Siyaset
  3. PKK’nın ‘Türkiye’den çekildik’ mesajı sonrası DEM Parti’den açıklama

PKK’nın ‘Türkiye’den çekildik’ mesajı sonrası DEM Parti’den açıklama

PKK'nın "Türkiye'den çekildik" açıklaması sonrası DEM Parti'den değerlendirme geldi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Öcalan'ın öngörüsü, ısrarı belirleyicidir. Bu bakımdan kendisinin daha fazla inisiyatif alabilmesi için yollar açılmalı, imkanlar sağlanmalıdır. Diyalog alışverişi olabilmelidir. Özgür çalışma koşulları oluşturulmalıdır" dedi.

featured

Bölücü terör örgütü PKK’nın açıklamasında “Türkiye’deki teröristlerin PKK’nın Suriye ve Irak’taki kontrol alanlarına çekildiği” belirtildi. Kandil’de 25 teröristin katıldığı, PKK elebaşlarından Sabri Ok tarafından yapılan açıklamada PKK’nın silahları tamamen bırakmak için “özgürlük ve demokratik entegrasyon yasalarının gecikmeden çıkarılması” talep edildi.

PKK açıklaması sonrası DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’dan açıklama geldi.

‘DÜN TARİHİ BİR GELİŞME YAŞANDI’

Bakırhan’ın açıklamaları şöyle:

“Bugün Türkiye tarihinin akışını değiştirebilecek bir andayız. Demokrasiden ve yaşamdan yana olan herkesin emeği ile bu an oldu. Uzun bir yürüyüşün kritik dönemecine büyük umutlarla gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin her karış bir toprağı büyük bedeller ödedi. Yakın dönemde yitirdiğimiz Sırrı Süreyya Önder şahsında barış yolunda yitirdiğimiz bütün yol arkadaşlarımızı yad ediyorum. Cezaevindeki tüm arkadaşlarımızı saygı ile selamlıyorum.

Dün tarihi bir gelişme yaşandı. Elbette bu eşiğe bir anda gelmedik. Geride bıraktığımız aylara bir dönüp bakalım. 1 Ekim 2024’te Sayın Bahçeli, ezber bozan bir el uzattı ardından 27 Şubat geldi. İmralı’dan gelen ses, çatışmanın seyrini değiştirdi. Sayın Öcalan’ın çağrısı, sadece bir çağrı değildi, bir dönüm noktasıydı. PKK’nin kongresini toplayarak fesih kararı alması, silahlar yakıldı; ateş ve demirin ruhu toprağa karıştı. Artık siyaset konuşsun denildi.

‘YENİ DÖNEME EN GÜÇLÜ ÇAĞRIDIR’

1 Ekim 2025’de Sayın Erdoğan’ın bizimle el sıkışması, barış iradesine olan güveni tazeledi. Son olarak, çok kritik ve anlamlı adımlardan birine dün tanıklık ettik. Fesih kararı alan PKK, silahlı unsurlarını çektiğini açıklayarak barıştan yana olduğunu deklare etti. Bu adım çözüme imkan sunan bir adımdır. Bu geri çekilme kararı, barış yolundaki adımın en kararlı iradesidir. Yeni bir döneme en güçlü çağrıdır.

Dünkü karar bu iradenin en güçlü kanıtıdır. Bu sadece geri çekilme değil, geleceğe doğru atılan bir adımdır. Geleceği kazanma adımıdır. Gelinen noktada, sürecin birinci aşaması kapanmıştır. Çekilmenin tamamlanmasıyla yeni bir sayfa açılmıştır. Şimdi çözümü başka bir yerden beklemeden kendi hikayemizi yazma zamanıdır. Çok daha kritik ve hayati bir aşama olan ikinci aşamaya geçiş zamanıdır. Yani hukuki ve siyasal adımlarla toplumsal barışa geçiş zamanıdır. Bu aşama zorlu olduğu kadar anlamlıdır da, bu tüm Türkiye’nin barışıdır.

‘ÖCALAN’A ÖZGÜR ÇALIŞMA KOŞULLARI OLUŞTURULMALI’

Süreç yasalarla, haklarla gelişmeli. Siyaset ve demokrasi dili güçlendirilmelidir. Adalet geleceğin temeli olmalıdır. Sayın Öcalan, büyük bir kararlılık vizyonu ortaya koymuştur. Hep siyasi çözümden yana tavır geliştirmiştir. Öcalan’ın öngörüsü, ısrarı belirleyicidir. Bu bakımdan kendisinin daha fazla inisiyatif alabilmesi için yollar açılmalı, imkanlar sağlanmalıdır. Diyalog alışverişi olabilmelidir. Özgür çalışma koşulları oluşturulmalıdır.

TBMM bu tarihi süreçte sorumluluğuna uygun davranmalıdır. Meclis çatısı altında alınacak kararlar, tarih kitaplarında okunacaktır. Meclis bu süreci kolaylaştırmalıdır. Bunların barışın yapı taşları olacaktır. Türkiye’nin demokratikleşmesi için bunlar gereklidir. Türkiye demokratikleşirse herkes kazanır, hepimiz kazanırız. Bu süreçte sadece bir taraf değil devlet, yargı sistemi, herkes sorumludur. Herkes barış iradesine uygun hareket etmelidir. Geçmişin olumsuz söylenmeli bırakılmalıdır.

‘MEDYA AYRIŞTIRICI YAYINLAR YERİNE KAPSAYICI YAYINLAR YAPMALI’

Dün gerçekleşecek ve 86 milyona umut olan gelişmelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için medyaya da tarihi sorumluluklar düşmektedir. Medya barışa köprü olmalı, ayrıştırıcı yayınlar yerine kapsayıcı yayınlık anlayışı tercih etmelidir. Bu sürecin kaybedeni yoktur.

Türkiye’de ve bölgeye gelen tehlike dalgasını ancak demokratik bir müzakere ile aşabiliriz. Bunun yolu da geçiş hukuku ve demokratik entagrasyon yasalarının hayata geçirilmesinden geçer. Bu süreç baltalanmak istenebilir. Korku senaryoları üretilebilir ama biz kararlı duracağız. Biz barış yoluna devam edeceğiz.”

‘CUMHURİYET NE YAZIK Kİ DEMOKRATİKLEŞEMEDİ’

Tülay Hatimoğulları da şunları söyledi:

“İki gün sonra Cumhuriyet’in 102’nci yılı. 29 Ekim’in arifesindeyiz. Cumhuriyet’in kurulması elbette çok önemli ve çok değerli. Ancak Cumhuriyet ne yazık ki demokratikleşemedi. Bu nedenle de Türkiye’nin demokrasi sorunları çözülmedi ve yüz yıldır çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Artık bu ülkenin bir yüz yıl daha acı çekmeye, geçmiş döngülere, hukuksuzluklara ayıracak ne bir zamanı ne de bir sabrı kalmıştır. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında adaleti ve hukuku geliştirmek, eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ve Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak görevi önümüzde durmaktadır. Doğru okursak son bir yılda atılan tarihi adımlar bize ikinci cumhuriyeti demokratikleştirmek için çok büyük bir şans tanımaktadır.

Bu dönemin anahtar kavramlarından biri demokratik entegrasyondur. Demokratik entegrasyon anlayışıyla barışı inşa etmek, demokratik Cumhuriyete açılan kapının aralanmasını sağlayacak çok önemli bir gelişmedir. Barış ve demokratik toplum sürecinde silahların sustuğu, çatışmaların bittiği bir aşamaya geçtik. Bu aşamayı el ele vererek tamamladığımızda Türkiye onurlu bir barışa ve demokratik bir dönüşüme daha da yaklaşacaktır. Sürecin bu aşamasında tüm siyasi aktörler ve taraflar arasında tam ve açık bir diyalog kanallarının işletilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Düşüncelerimiz, değerlendirmelerimiz farklı olabilir. Eleştirilerimiz elbette olabilir. Bu bizi güçlendirecek bir şeydir. Ama barış konusunda ortak olabilmek, bu tarihi fırsatı hep birlikte değerlendirebilmek hayati bir öneme sahiptir. Tüm yurttaşlarımıza çağrımızdır; barış, herkesin yaşam tarzının, düşüncesinin ve tercihinin özgürce var olduğu, hiç kimsenin kimliğine ve inancına müdahale edilmediği bir Türkiye’nin de teminatıdır. Özgürlük alanını geliştirme ve demokrasiyi inşa etme mücadelesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Başarabiliriz, başarmalıyız. Ve şunu biliyoruz ki değerli Türkiye yurttaşları, barışın kaybedeni olmaz. Gelin hep birlikte mücadele ederek, bütün Türkiye halklarının hep birlikte kazanmasını sağlayalım. Tarih bizi kurma fırsatı varken kurmadığımız barışla yargılamasın.”

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!