Renkli filmlere inat siyah beyaz çekilmiş 12 başarılı film

1980 sonrası çekilmiş, siyah-beyaz olmasına rağmen modern sinemanın birbirinden renkli filmlerini sizler için derledik...

Renkli filmlere inat siyah beyaz çekilmiş 12 başarılı film
Renkli filmlere inat siyah beyaz çekilmiş 12 başarılı film

İşte modern sinemanın siyah-beyaz rüzgarına kapılacağınız 12 film...

IDA

1960'lı yılların Polonya'sında geçen hikaye, inanç ve din kavramlarını tutkuyla keşfeden ve kendini Tanrı'ya adayarak rahibe olmaya karar veren Anna'nın hikayesini ele alıyor. Genç kadın, yıllardır hazırlığını yaptığı rahibelik yemini etmeye çok az bir süre kala ailesiyle ilgili büyük bir sırra vakıf olur. Polonya'daki Nazı İstilası sırasında tüm ailesini kaybeden Anna, parçaları birleştirip yıllardır kurduğu hayalin sona erişine tanık olur. İnandığı ve savaştığı değerler bilmediği geçmişinin ortaya çıkmasıyla değişime uğradığında, Anna kendini büyük bir boşluğun tam ortasında bulur.

COFFEE AND CIGARETTES

Görünürde hiçbir ortak noktası olmayan ve dünyanın bir yerinde birbirlerinden habersiz yaşamakta olan çeşitli insanların ortak paydada buluştukları tek şey kahve ve sigara alışkanlıklardır. Birbirinden farklı üç kısa filmden oluşan Coffee and Cigarettes, kahve ve sigara sembollerini kullanarak insan psikolojisi ve davranış türleri üzerine gözlem yapmayı olası kılıyor. Amerikan sinemasının 'bağımsız' tarafında bir hayli özgün ve etkili bir isim olan Jim Jarmusch imzalı filmde Roberto Benigni, Steve Buscemi, Iggy Pop, Tom Waits, Cate Blanchett ve Bill Murray gibi oyuncular yer alıyor.

ANGEL-A

Filmin esas kahramanı Andre, kendi alanında pek de yetenekli olduğu söylenemeyecek bir üç kağıtçı ve dolandırıcıdır. Şehirde yaşayan insanların neredeyse yarısına onbinlerce dolar borcu vardır. Bu durumda da alacaklı belalıları peşini bırakmazlar. Her an can güvenliği bir tehdit altındadır. Aklına kurtuluş yolu olarak konsolosluğa başvurmak gelir ancak her ne kadar o kendini teknik açıdan bir Amerikalı olarak algılasa da sistem farklı işler. Kabul edilmez yardım isteği. Hal böyleyken o hapse girmeyi de göz alır ancak tam da o anda hayatına Angela adında uzun bacaklı mucize bir kadın girer. O andan itibaren de sıradaki mucize Andre’yi beklemektedir.

FİL ADAM

Fil Adam, gerçek bir hayat öyküsünü anlatıyor. 1880’ler Londra’sındayız. Şehrin sokaklarından süzülen kasvet ve karamsarlık, arka sokaklarda olup bitenleri belli eder nitelikte. Doktor Treves, isli sokaklarda gezindiği esnada gezici bir sirke rastlıyor. Önündeki kalabalıktan anlaşıldığı üzere içeride normal olmayan bir gösteri var... Ve bu normal olmayan gösterinin kahramanı, doğuştan engelli olan John Merrick. Annesi Merrick’e hamileyken bir fil tarafından saldırıya uğradığı söylenir bu sirkte. Doktor Treves ise hızlı bir hamleyle tedavi altına almak ister bu fil görünümlü adamı ve istediği gibi de olur. Her haliyle ürkütücü olan fil adamın bu korkunç görünümünün altında, gönlünde yatanlar ise zamanla dökülmeye başlar.

Gerçek bir yaşanmışlıktan beyaz perdeye uyarlanan filmin yönetmeni, sinemanın aykırı yönetmeni David Lynch imzalı. Lynch filmografisindeki gerçekçi duruşuyla sivrilen filmin başrollerinde başarılı oyunculuklarıyla Anthony Hopkins ve John Hurt var.

SOĞUK SAVAŞ

Soğuk Savaş, birbirinden tamamen farklı farklı karakterlere sahip bir kadın ve bir erkek arasındaki tutkulu ama imkansız bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Zula ve Wiktor birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip olan iki aşıktır. Her ne kadar birbirleriyle anlaşamayacak tipler olsalar da kader onların yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlar. Soğuk Savaş sırasında Polonya’dan Berlin’e, Yugoslavya’dan Paris’in gece kulüplerine uzanan filmde, siyasi görüş, karakter ve kaderin cilvesiyle savrulan Zula ve Wiktor’un tutkulu aşkı ele alınıyor. Romantik dram filmi Soğuk Savaş'ın yönetmenliğini Ida, Aşk Yazım ve Gizemli Kadın filmlerinin yönetmeni Pawel Pawlikowski üstleniyor. Joanna Kulig, Tomasz Kot, Borys Szyc ve Agata Kulesza gibi isimleri kadrosunda bulunduran film, 2018 Cannes Film Festivali'nden En İyi Yönetmen ödülü ile döndü. San Sebastián ve Toronto gibi uluslararası film festivallerinden de adaylıklar kazanan yapım, Polonya Film Festivali'nden ise 4 ödül birden kazanmayı başardı.

SİYAM BALIĞI

Francis Ford Coppola’nın emeği olan bu film bir roman uyarlamasıdır. Ortalıkta avare dolanan, herhangi bir işin ucundan tutmaya isteği bile olmayan Rusty James genelde bilardo salonlarında vakit geçirmektedir. Ağabeyi Motorcycle Boy, bir çeşit sürgün misali Kaliforniya’da yaşamını südürmektedir. Rusty için gerçekten önemli bir model olan ağabeyi, aslında onun yolunu gözlediğidir. Nihayet ağabeyi geri döner ancak Rusty’nin planladığı gibi gelişmez hiçbir şey. Artık hiçbir şey eski hayatlarındaki gibi değildir. Motorcycle bunun bilincindedir ancak Rusty daha farklı bir pencereden bakmaktadır hayata.

GECE YARISI SOKAKTA TEK BAŞINA BİR KIZ

İran'da bulunan Bad City kasabası dünyanın geri kalanından soyutlanmış, suçla örülü bir yerdir. Özellikle de gece çöktüğünde kasaba, fahişeler, uyuşturucu satıcıları ve kadın tüccarlarının olur. Ancak bu tekinsiz kabanın sokaklarında geceleri yapayalnız gezinen bir başka figür daha vardır; bir kadın vampir, kasabayı tüm lanetlerinden arındırmak için suçluların peşine düşer. Arash ise şu hayatta belki de en kıymetli varlığı olan klasik arabasını, uyuşturucu bağımlısı babasının borçları nedeniyle satan genç bir adamdır. Arash bir gece arabasını sattığı kişiden geri almak için evine gittiğinde adamın ölmüş olduğunu fark eder. Böylece, olay mahalinde tüm soğukkanlılığıyla bekleyen vampir "Kız" ile aralarındaki tuhaf ilişki başlamış olur...

Ana Lily Amirpour ilk uzun metrajlı filminde Yeni İran Sineması'nı türler arası bir yolculuğa çıkararak senenin en ses getiren yapımlarından birine imza atıyor. Filmin başrollerinde başlıca rollerini ise Sheila Vand, Arash Marandi ve Marshall Manesh paylaşıyor.

ÖLÜ ADAM

1800'lü yıllarda hayatta önemli bir şeye sahip olmayan ve son derece sıradan bir yaşam süren William Blake isimli bir genç, farklı bir deneyim yaşamak adına yaşadığı toprakları terk edip, bilmediği bir yerde yeni bir hayata atılmaya karar verir. Çıktığı yolculuk ise onu hem fiziksel hem de ruhsal anlamda değiştirecek bir deneyimin başlangıcı olacaktır. Son derece kötü bir anında karşılaştığı 'Hiç Kimse' adındaki Amerikan yerlisi, Blake'in aynı isimdeki, ölmüş bir şair olan William Blake olduğuna inanır. 'Hiç Kimse' ile birlikte atılacağı bu yolculuk, William Blake'in sıradışı bir şekilde bambaşka bir insana dönüşmesine neden olur.

Fantastik yapıtın yönetmen koltuğunda Amerikan bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden Jim Jarmusch, başrolünde ise ünlü aktör Johnny Depp yer alıyor.

BEYAZ BANT

Birinci Dünya Savaşı arifesinde Protestan Kuzey Almanya'da bir köyde geçen hikaye, köyde gelişen tuhaf ve ürkütücü kazalardan yola çıkıyor. Eğitim, din, gelenek, masumiyet gibi kavramları köyün soysal dengeleri üzerinden yansıtan ve tartışan film, köy öğretmeninin geriye dönerek anlattığı bir hikaye olarak işlenmekte. Anlatımıyla izleyiciye eşlik eden öğretmeninin sözlerinde yer verdiği gibi, bu olaylar, 2. Dünya Savaşı Almanya'sının toplumsal temellerini gözler önüne seriyor.

ORADA OLMAYAN ADAM

1949 yazında geçen film, küçük bir Kuzey California kasabası Santa Rosa’da berberlik yapan Ed Crane'in hikayesi.

Yaşantısından hiç te memnun olmayan bir adam olan Ed (Billy Bob Thornton), karısı Doris'in (Francis McDormand) kendisine sadık olmadığını ve çalıştığı mağazanın müdürüyle birlikte olduğunu farkettikten sonra, ortaya bir şantaj yapma fırsatı çıktığını ve böylece hayatını değiştirebileceğini farkeder ve müdürden 10 bin dolar sızdırır.Ancak, yaptığı plan geri teper ve adam öldürmeye dek giden yolda çok daha karanlık sırlarla karşılaşır.

GÜNAH ŞEHRİ

Marv, aşık olduğu kadınla ilk kez bir geceyi beraber geçirdikten sonra ne yazık ki ertesi sabah onun, yanı başında öldüğünü görür. Ancak konumları gereğince söz konusu cinayetin esas zanlısı pozisyonuna düşen Marv, polis tarafından aranırken kendisi de esas katilin peşine düşmüştür. Bir yandan kaçıp diğer yandan kovalarken yeterince zor bir işin içine girmiştir bile. Amerika’nın hayal ürünü bir şehrinde yaşanan bir takım suç olaylarını anlatan film çizgi havasında bir polisiye olarak perdeye yansıyor.

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ

Cemal, Manisa'nın Akhisar kasabasında babasıyla yaşayan ve kendi berber dükkanlarında çalışan bir adamdır. Kendi halinde gibi görünen Cemal'in içine bir sıkıntı çöker, kendisi bile ne olduğunu bilemez... Öte yandan hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı bu kasabada, gayet sıradan gibi görünen insanların olağanüstü güçleri vardır. Kimi zamanı durdurur, kimi duvarların ardını görür, kimi ölümsüz. Ama hiçbiri de süper kahraman değildir. Herkes her şeyi bilir ve normal hayatına devam eder...

Oyuncu kadrosunda Leyla ile Mecnun ve Şubat dizilerinden de tanıdığımız Ali Atay, Ahmet Mümtaz Taylan, Damla Sönmez, Serkan Keskin, Nadir Sarıbacak, Cengiz Bozkurt, Demet Evgar, Ercan Kesal ve Tansu Biçer gibi önemli isimleri barındıran filmin senaristliği de yine Onur Ünlü'ye ait. efLÂtunfilm'in yapımcılığında kotarılan film özellikle görsel yönü ve siyah-beyaz çekimi ile ilgi çekiyor.