Sakarya Meydan Savaşı’nda klasik Türk savaş taktiği mi uygulanmıştı

Bilindiği gibi Sakarya Meydan Savaşı Kurtuluş Savaşımızın en kanlı ve en kritik savaşlarından biridir. Aslında Kurtuluş Savaşı sürecinde '30 Ağustos'tan çok daha kritik önemde bir savaştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 'Hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.' dediği savaştır.

Sakarya Meydan Savaşı’nda klasik Türk savaş taktiği mi uygulanmıştı

(Kapak tablosu: Namık İsmail, “Topçular”,  tuval üzerine yağlı boya)

Sakarya Savaşı Yunan General Papulas tarafından ordularına Ankara’ya hareket emri vermesiyle başlamıştı.

Yunan Küçük Asya Orduları Komutanı General Anastasios Papulas, başlangıçta bu harekata şiddetle karşı çıktı. Papulas’a göre Yunan ordusunu Anadolu’nun yolu olmayan ıssız kıraç topraklarının derinine sürüklemek sonuçları ağır olabilecek bir maceraydı. (Ve korktuğu gibi oldu!)

General Anastasios Papulas
Yunan “Küçük Asya” Orduları Komutanı General Anastasios Papulas

Ancak Papulas kamuoyundan gelen yoğun baskılara ve “Ankara Fatihi” olmanın cazibesine karşı koyamayarak ordusuna taarruz emri vermişti.

General Papulas Haymana yakınlarında
Yunan Küçük Asya Orduları Komutanı General Papulas Haymana yakınlarında Uzunbey’de

Yunan birlikleri 17 Temmuz’da İsmet Paşa komutasındaki Garp Cephesi kuvvetlerini yarıp Kütahya’yı ele geçirmeyi başardı. Türk Ordusu her cephede kötü durumdaydı.

Genelkurmay Arşivi'nden Sakarya Savaşı fotoğrafları
Genelkurmay Arşivi’nden Sakarya Savaşı fotoğrafları

TBMM, Kütahya ve Afyon’un kaybedilmesi ve Yunan saldırısının durdurulamaması üzerine 3 Ağustos 1921’de Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa’yı azlederek, aynı zamanda Başvekil ve Millî Müdafaa Vekili de olan Fevzi Paşa’yı yerine atadı. TBMM Ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki yenilgisinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü.

Cepheye gelerek durumu yerinde gören ve komutayı eline alan TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakarak Sakarya Nehri’nin doğusu’na çekilmesine karar verdiler.

Sakarya Savaşında komuta kademesi
Duatepe’de Türk Ordusu komutanları savaşı yönetirken: Mustafa Fevzi (Çakmak), Köprülü Kazım (Özalp), Mustafa Kemal (Atatürk), İsmet (İnönü), Hayrullah (Fişek) – Foto: Genelkurmay arşivi

Batı Cephesi birlikleri, önce süratle Eskişehir-Seyitgazi hattına, daha sonra da Sakarya Nehri doğusuna ricat edecekti!

Gazi Mustafa Kemal Paşa, “Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz.” emrini vererek muharebeyi geniş bir alana yaydı.

Böylece Yunan kuvvetleri de karargâhlarından uzaklaşıp bölünmüş olacaktı.

Genelkurmay Arşivi'nden Sakarya Ssavaşı fotoğrafları
Sakarya Savaşı’nda Türk komutanlar – Foto: Genelkurmay arşivi

Türk Ordusu 22 Temmuz 1921’de Sakarya Nehri Doğusu’na çekilmeye başladı.

Çekilişin hızlı bir şekilde tamamlanmasından sonra Yunan birlikleri taarruz pozisyonu için tam 9 gün Türk birlikleri ile karşılaşmadan yürüdü.

İşte bu yürüyüş Romen Diyojen’in Alparslan’ın taktiği karşısında düştüğü yenilgiye benzer biçimde Yunan Ordusunun sonunun başlangıcı oldu.

Genelkurmay Arşivi'nden Sakarya Savaşı fotoğrafları
Sakarya Savaşı’nda Türk ordusu – Foto: Genelkurmay arşivi

Türk Ordusunun geri çekilme taktiği savaşın kaderini belirleyecek Yunanlılar açısından stratejik hatalardan biri oldu. Yunan Ordusunun takibinin hangi yöne olduğu, niteliği, taktiği Türk keşif birlikleri tarafından tespit edilerek cephe komutanlığına bildiriliyordu.

Yunan işgal kuvvetleri
Yunan askerleri Batı Cephesi’ne saldırıda

Türk Ordusu ise Ankara’ya kadar çekilmemiş, düşmanı Sakarya Nehrine kadar çekerek nehri bir taktik avantaj olarak kullanmak istemişti.

Cepheyi, nehir kıvrımlarına doğu yönüne paralel olarak oluşturdu. Arkasında Ankara düzlükleri bulunan Türk ordusu güneyden kuzeye; güney kısmında yoğun, merkez kısmında yakın ama seyrek ve kuzeyde de orta düzeyde bir yoğunlukla mevzilenip beklemeye başladı.

Sakarya Savaşı’nda Türk çocukları – Foto: Genelkurmay arşivi

Bu taktik, “hatt-ı müdafaa yoktur sath-ı müdafaa vardır” cümlesinin ve taktiğinin savaş başlamadan evvel düşünüldüğünün kanıtıdır.  Bu durum, dünya harp tarihine altın harflerle kazınacak muazzam bir savaş sanatıdır.

Kanatlardan çevrilmekten korkan ve kanatlardan çevirmeyi denemek için cepheyi uzatan Yunan Ordusuna, düşmandan kaçıyor görünüp iki koldan, kanatlardan çembere alarak saldırmak, cephe ardına sarkmak Malazgirt Savaşı’nda da görüldüğü gibi eski Türk savaş taktiğidir.

Sakarya’nın doğusunda mevzilenen  Türk Ordusu, ayrıca düşman lojistiğine zarar vermek için Türk süvarileri ağırlıklı olarak Türk ordusunun güneyine konuşlandırılmıştı.

Yunan kuvvetleri Mudanya'da
Mudanya’da hatıra fotoğrafı çektiren Yunan kuvvetleri

Ancak Yunan Ordusu, 23 Ağustos’tan itibaren 3. Kolordusu ile Sakarya Nehri doğusundaki Türk kuvvetlerine ve 1. Kolordusu ile Haymana istikametine, 2. Kolordusu ile Mangal Dağı güneydoğusuna kuşatıcı taarruza başladı. Fakat bu taarruzlarında başarısız oldular.

Kuşatma taarruzunda başarı sağlayamayan Yunan kuvvetleri, siklet merkezini ortaya kaydırarak savunma mevzilerini Haymana istikametinde yarmak istedi. Ve 2 Eylül’de Yunan birlikleri, Ankara’ya kadar en stratejik dağ olan Çal Dağı’nın tamamını ele geçirdi.

Sakarya’da Türk siperleri

Fakat 5. Türk Süvari Kolordusu tarafından plana uygun olarak cephe ikmal hatlarına yapılan saldırılar Yunan saldırısının hızının kırılmasında önemli etkenlerden biri oldu.

Yunan ordusu 9 Eylül’e kadar süren yarma teşebbüsünde de başarılı olamayınca, bulunduğu hatlarda kalarak savunmaya karar verdi. Bu an bütün savaşın belirleneceği andı.

Sakarya Savaşı’nda Türk komutanlar nehir kenarında zafer sonrası – Foto: Genelkurmay arşivi

Bu savaş, eski Türk savaş taktiğinin modern bir yorumla coğrafyaya uygun biçimde uygulanışı ve böylece Kurtuluş Savaşı’nın aslında kazanıldığı yerdir. Geriye düşmanı süpürmek kalıyordu.

Sakarya Savaşı’nda Türk halkı – Foto: Genelkurmay arşivi

Sakarya Meydan Savaşı, geri çekildiği sanılan Türk Ordusu’nun aslında Viyana bozgunundan bu yana ilk kez saldırıya geçtiği savaştı!

Mustafa Kemal Atatürk 22 gün 22 gece süren ve 100 kilometrelik alanda yapılan bu muharebe için “Sakarya Melhame-i Kübrası” yani kan gölü, kan deryası demiştir.

Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi’nde İnönü’yle Foto: İnönü Vakfı arşivi

Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu’da çıkarılan çeşitli gazetelerde Milli Mücadeleyi destekleyen yazılar yazan, Cumhuriyet döneminin ilk edebiyat tarihi kitabı olan “Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi” adlı kitabı yazmış yazar, edebiyat tarihçisi, gazeteci, siyasetçi, İbrahim Habip Sevük, “13 Eylül 1683 günü Viyana’da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya’da sona erdi.” saptamasını yapmıştı.

Batı Cephesi

Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı 5713 ölü, 18480 yaralı, 828 esir ve 14268 kayıp olmak üzere toplam 39289’dur. Yunan ordusunun zayiatı ise; 3758 ölü, 18955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23007’dir.

Sakarya Meydan Savaşı zaferi, dünyada tüm ezilen milletler tarafından da coşkuyla karşılandı. Dünyada modern emperyalizme onların maşalarına karşı kazanılmış ilk zaferdi.

Yunan komuta kademesindeki panik durumu