Şengül Hablemitoğlu’ndan Necip Hablemitoğlu cinayetine ilişkin önemli açıklamalar

Necip Hablemitoğlu'nun eşi Şengül Hablemitoğlu canlı yayında cinayete ilişkin soruları yanıtladı.

Şengül Hablemitoğlu’ndan Necip Hablemitoğlu cinayetine ilişkin önemli açıklamalar

17 yıl önce, 18 Aralık 2002’de evinin önünde  öldürülen Necip Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu, Habertürk canlı yayınında soruları yanıtladı. Hablemitoğlu’nun Fetullah Gülen ile ilgili tanık sıfatıyla ifade vermeden önce cinayete kurban gittiğini söyleyen Şengül Hablemitoğlu, dosyayı karartan polislerin de FETÖ’cü olduğunu söyledi.

Hablemitoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Şu anki soruşturması yürüten savcımız bunu bize Haziran ayının başında iletti. Birtakım kayıtlardan, özellikle telefon trafiğinden bu isme ulaştığını söyledi. Bu isme gidiş süreci daha ilginç. Bu cinayetin bir davası henüz yok. Buna dramatik mi, trajikomik mi diyelim bilmiyorum. Ben anlatırken bizi izleyenlerin karar vermelerini isteriz. 18 Aralık 2002 akşamı, çok soğuk bir Ankara akşamında saat 8 civarında işleniyor bu cinayet. O sırada Ankaragücü maçı var. Herkesin evine çekildiği bir ortamda Ankara’da tenha sokakta işleniyor. Biz ya savcı bulamıyoruz, dosyanın içeriğini bilemiyoruz. Görüştüğümüz savcı konuşmak istemiyor. Yani bu soruşturma soruşturulamıyor. Ta ki 15 Temmuz 2016 tarihine kadar.

‘GAZETECİ ZİHNİ ÇAKIR, TARKAN MUMCUOĞLU’NU YAZIYOR’

2016’ya kadar geçmiş bir 14 yıl var. O dönemdeki savcı 15 Temmuz’dan sonra yeniden toparlamak zorunda kaldı. 15 Temmuz’dan hemen önce iddianame hazırlığı vardı, çatı dava iddianamesi. Biz bu iddianamede temel müştekilerden biri olduğumuza dair bilgi edindik. 15 Temmuz sonrasında biz de bu davaya müdahil olduk. Avukatımızla birlikte, kendisi benim kardeşimdir, eşimin eski öğrencisidir. Çatı dava için hazırlanan iddianamede esasında bir şey yok. Çok tesadüfen eklerde bilgiye rastladık. Bir gazetecinin adı geçiyor Zihni Çakır. Necip Hablemitoğlu’nun katili yüzbaşı Tarkan Mumcuoğlu diyor. Çağırıyorlar onu, ‘sen bu ismi nereden duydun’ diyorlar. ‘Bana şu kişi söyledi’ diyor o kişi de Nuri Gökhan Bozkurt, şu anda Ukrayna’da yakalanan şahıs.

‘BAZI GÖRGÜ TANIKLARININ İŞARET ETTİĞİ İSİMLER VAR’

Biz diyoruz ki bunun üzerine 4. Ağır Ceza’ya başvurup bu şahıs çağrılıp dinlensin diyoruz. Ağır Ceza talebimizi reddediyor. Tarkan Mumcuoğlu şu anda devletin resmi görevlisi. Durum bu. Savcımızın Ukrayna’da ulaştığı isim Zihni Çakır’ın iddianamenin ekine giren bu bilgi üzerine yürüttüğü HTS kayıtlarında ulaştığı bilgi. HTS kayıtları cinayet akşamında ilgili bazı görgü tanıklarının işaret ettiği kişiler var. Buradan yola çıktık, savcıya ilettik ve o şeklide bu noktaya gelindi.

‘ABDULLLAH GÜL, ABDÜLKADİR AKSU SÖZ VERDİ AMA UNUTULDU’

HTS kayıtlarında olaya dair izleme yapan ekiple görüşmeleri var. Cinayet işlenen silahın atıldığına dair bilgi var. Bu yeni gelişme değil, bizim dikkatimize takılan ya da dikkatimize takılması beklenerek oraya eklenen bir şey. Bunun için bir şey yapılabilmesi için ciddi bir siyasi kararlılığa ihtiyacımız var. Bu iade gerçekleştirelecek mi? Bu şahsın Türkiye’ye getirilmesi kimlere zarar verecek? Kimler onun buraya getirilmesini istemeyebilir. Cihatçı yetiştirdiğini söylenen biri. Gelmesini kimler ister, kimler istemez. İsteyenlerle istemeyenlerin çatışması bizi nereye götürür? Adı geçtiği başka soruşturmalar var, herhalde başkalarının adını verecektir. Oradaki insanlar istemeyecektir. Umutlu değilim. Bu olay 2002 yılında gerçekleşti. Dönemin Başbakanı Abdullah Gül, dönemin emniyeti, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu. Şöyle bir söz verildi, ‘bu cinayeti çözmek devletin namus borcudur’. Söz verirsiniz, sonra uçar gider. Normal demokratik koşullarda bunun arkasından adli sürecin işlemesi gerekir. 15 Temmuz’a gelmemiz diye bir şey olmaz. 14 yıl bu soruşturma karartılmıştır.

HABLEMİTOĞLU CİNAYETİNİ FETÖ KARARTTI

Bunları karartanları tahmin etmek zor değil. Olay gecesi çok küçük bir anektod anlatayım. Olayın olduğu sabah gördüğüm iki kişi var. Bana görünmek için evimin yakınında olan iki kişi. Ben bunu hissettim. Bu şahısları olay gecesi Terörle Mücadele’de anlatmaya çalışırken odada bir görevli vardır. Bu görevli şube müdürü odadan çıkınca ‘Hocam gördükleriniz kişilerden bu muydu’ diye resim gösterdi. ‘Evet buydu’ dedim. 1 dakika sürmedi adam ortadan kaybolmadı. Yıllarca bunu anlatmaya çalıştım, bir türlü bir şey olmadı. 15 Temmuz’dan sonra Necip Cem İşçimen çağırdı ve bana FETÖ’den  dolayı firari durumda olan bazı emniyet mensubu olan şahısları gösterdi. Ben teşhis ettim. Kendisi istihbarat daire başkanlığı yapmış kişi. Evet karartanlar bunlardı. Bu olaylar olmadan önce Twitter’de bir şey nedeniyle ifadeye çağrıldım. Odaya bir girdi. Olay 15 Temmuz’dan önce oluyor. Bana ‘merhaba hocam nasılsınız’ diyor. O gece bana resimleri gösteren kişi. Ankara Emniyet’te. Tanıdığımı belli etmeyi istemedim. Bana kendini yine gösterdi ‘merhaba’ dedi. Ben o şahsı iki kez gördüm. Adamın istihbarat daire başkanlığı yapmış biri olduğu ortaya çıktı. Bu insanlar tarafından kararttığını söyleyebiliriz.

SİYASET DALGALI YAKLAŞIYOR

Bir gün tepesi atıyor birilerinin hop Ergenekon davasına dahil ediliyor. Zekeriya Öz diyor ki, ‘Hocamızı Ergenekon’a dahil edelim’ diyor. Bir bakıyorsunuz FETÖ deniyor, Hablemitoğlu cinayeti o tarafa yönleniyor. Siyaset bu kadar dalgalı yaklaşırsa o konuda ümit taşıyamam. Bir dönem sayın Cumhurbaşkanı’nın Başbakanlık yaptığı dönemde bir beyanı var, 2008 olabilir. ‘Bu devlet Hablemitoğlu cinayetini örtbas etmiş devlettir’ diyor. O zaman neden örtbas etmesine izin veriyoruz. Abdülkadir Aksu, ‘Biz bütün cinayetleri çözdük, bir Hablemitoğlu cinayeti kaldı, içimde ukde kaldı’ diyor. Alay mı ediyorsunuz. İnsanların acılarını bu şekilde kullanmamak lazım.

Öyle kötü şeyler oluyor ki Türkiye’de, adalet dilencisi konumununa düşürülüyorsunuz. Bu konuma düşürmek kimsenin haddi değil. Biz adalet dilenmiyoruz, adalet bir hak ve biz bu hakkı talep eden sıradan vatandaşlarız. Bizim acımızı bizimle birlikte anmalarda siyasiler gündeme getirmesinler. Biz fiilen çabayı görmek istiyoruz. Zafer savcının arkasında duran siyasi kararlılık görmek istiyoruz.

MEHMET EYMÜR’Ü YALANLADI

Eymür’ün söylediklerini Necip Hablemitoğlu öldürülmeden önce bahsettiği siteyi deşifre eden kişidir. Köstebek kitabını iyi okumak lazım. Bazı şeyleri iddia etmek için Köstebek’i okumayanların konuşmamaları gerekiyor. Hablemitoğlu cinayeti öncesi ve sonrasında yaşananlar, bakın Türkiye’nin siyasi cinayetler tarihlerinde hepsi hain, sokak pusularında öldürülen insanlar. Bütün cinayetler bir bütünün parçaları. Devletin siyasi cinayetlere bakışı ve tutumu çok önemli. Devletin milyonlarca liralık bütçeleri ve kurumları var. Devletin bu tutum ve davranışlara dair sicili maalesef bozuk. Bu iktidar, o iktidar, şu iktidar hiç farketmiyor. En azından şeffaf bir şekilde şunu söyleyebilirler, bugüne kadar şunlar şunlar yapılmamıştır, ama bunları yapacağız demelidirler. En az bu katiller kadar, en az gerçeği saptırmadan bu ülkenin insanlarıyla paylaşan aydınlar kadar cesur bir devlet olmadığı sürece umut besleyemeyiz.

FETULLAH GÜLEN HAKKINDAKİ DAVADA TANIK OLARAK DİNLENECEKTİ

Hablemitoğlu gazeteci kökenli bir adam. Tabii ki araştıracak ve paylaşacak. Sadece yazdıkları değil yazma ihtimali olan şeyler için de yaşadık biz bunu. Hem Alman vakıfları davası hem de dönemin DGM’leri vardı o zaman. Yaptığı çalışma orada iddianameye dahil edilmişti. Fetullah Gülen’le yürütülen davada tanık olarak dinlenecekti Necip Hablemitoğlu. Bütün bunlar cinayetin nasıl geldiğini açık ve net okunmasını sağlıyor.

KARANLIK YANA GEÇEN İNSANLAR VAR

Bugün gazetenin biri şöyle başlık atmış. ‘Nuri’yi biliyorduk biz zaten’ diye. Sadece savcı birisine uğraşıldığını, Ukrayna’da gözaltında olduğunu söyledi. Haziran gibi öğrendik, dosyanın gizlilik kararı vardı, şimdi döküldü. Böyle bir başlık olabilr mi? Bir empati yozlaşması var Türkiye’de. Bu yozlaşma bu kadar insanı öldüren bir kötülük, karanlık yana geçen insanlar var. Devletin içinde karanlık tarafta olan insanlar var. Ve devlet o karanlığa teslim olmuş durumda.

ERGENEKON’DA VEBALIYDIK! FETÖ ÇIKINCA BİZE YANAŞILDI

Hablemitoğlu Enstitüsü diye bir yer kurdum. Buraya gelmek için Muammer Aksoy Caddesi ve Bahriye Üçok Caddesi’nden geçmek gerekiyor. Niye? Gerçeği konuşmamız dile getirilmeyecek, suikasti konuşacağız. Suikastin neyini konuşacağız? Sabahattin Ali’yle başlayan Tahir Elçi’ye kadar o kadar insan öldürüldü ki. Dönemsel olarak vebalı gibi davranılıyor size. Ergenekon’da vebalıydık. FETÖ çıktı, bu kez de ‘Biz bunların yanlarında  duralım FETÖ’cü anlaşılmayalım’ diye bize yanaşıldı. Biz hak olan adaleti talep ediyoruz.