1. Haberler
  2. Gündem
  3. Sinan Ateş davası sanığı eski MİT’çi savcıları suçladı: ‘Bunu ekleyelim, belki Hakan Fidan’a gideriz’ diyerek…

Sinan Ateş davası sanığı eski MİT’çi savcıları suçladı: ‘Bunu ekleyelim, belki Hakan Fidan’a gideriz’ diyerek…

Sinan Ateş cinayeti davasında savunma yapan eski MİT personeli tutuklu sanık Çağlar Zorlu, savcılık ve emniyette verdiği ifadeyi reddederek, “Polislerin yazdıkları, oluşturdukları şablon işte efendim. Savcı Durmuş Ali Kaya'nın ‘Burada MİT’çi var. Bunu ekleyelim, belki Hakan Fidan’a gideriz.’ diyerek oluşturduğu bir dosya bu. Diyorlar ya hani ‘kalemi kırılmış’ diye. Benim kalemim kırılmış asıl. Ben o cezaevine ağzımla kuş tutsam da girecekmişim efendim. Tahliyemi istiyorum” iddiasında bulundu. MHP'li avukat Serdar Öktem ise "Savcılar Durmuş Ali Kaya ve Durdu Özer’in olayı bir camiaya yöneltmek amacıyla manipüle ettiğini düşünüyorum. Bana ilk gelen soru ‘MHP üyesi misin? oldu" dedi. Duruşma yarına ertelendi.

featured

Eski Ülkü Ocakları Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı davanın ikinci celsesi sanık savunmalarıyla devam ediyor.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada sanıklar hazır edilirken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan duruşmayı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’le birlikte takip ediyor.

Duruşmaya DEVA Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, İYİ Parti Milletvekilleri Selçuk Türkoğlu ve Selcan Taşçı Hamşioğlu, Saadet Partisi Milletvekilleri Mehmet Atmaca ve Mustafa Kaya katıldı.

Duruşmada, olay günü Ateş’in yanında yer alan ve yaralandığı için dosyada müşteki sıfatıyla yer alan akrabası Selman Bozkurt da bulunuyor.

DOĞUKAN ÇEP’TEN TEHDİT

Sanıklar jandarma eşliğinde duruşma salonuna alındığı sırada azmettirici Doğukan Çep, basın bölümüne dönerek gazetecileri “Görüşeceğiz seninle” diye tehdit etti.

SANIK AVUKATINDAN SİYASİLERİN DAVADA OLMASINA TEPKİ

Sanıkların avukatı, siyasilerin müştekilerle oturmasını eleştirip bunun taraflar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı da avukata, “Tarafların güvenliği için öyle bir düzenleme yapıldı. Bunun altında bir şey aramayın. O tarafta, bu tarafta kimin olduğunun bize hiçbir etkisi yok. Kim gelirse gelsin bizi ilgilendirmiyor” dedi.

MURAT CAN ÇOLAK: BU OLAYDAN BİLGİM YOKTU

22 sanıklı davanın dün yapılan ilk duruşmasında, 8 sanığın savunması alındı.

Bugünkü duruşmada, tetikçi Eray Özyağcı’yı araçla İstanbul’dan Ankara’ya getirdiği belirtilen tutuklu polis memuru Murat Can Çolak’ın savunmasıyla başladı. Çolak, Ankara’ya Özyağcı ile birlikte gideceklerinden haberi olmadığını savundu.

Aşkın Mert Gelenbey’le birlikte Ankara’ya eğlenmek için gittiklerini öne süren Çolak, Özyağcı’nın da masrafları karşıladığı için kendileriyle birlikte gelmelerine izin verdiklerini söyledi. Çolak, “Bu olaydan bilgim yoktu” iddiasında bulundu.

UFUK KÖKTÜRK: BÖYLE CİNAYET DAVASI MI OLUR?

Duruşmada savunma yapan isimlerden bir diğeri tetikçi Özyağcı’ya para gönderdiği isim olduğu belirtilen Ufuk Köktürk’tü.

Köktürk, Doğukan Çep’le cezaevi arkadaşı olduklarını, zaman zaman birbirlerine borç para gönderdiklerini, bu para gönderme işleminin de bu sebeple gerçekleştiğini savundu.

Köktürk, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Çep’le cezaevinden arkadaşız. Yakın arkadaş olduğumuz için benden para istedi. İnternet bankacılığını eşim kullanıyor. Eşimden rica ettim gönderdi. Bu cinayetin bir yerinde olsam Doğukan’la yüz yüze oturup parayı öyle verirdim. Polis sorgusunda bana MHP İl Başkanlığı’nda üç hilalin önünde neden fotoğraf çekildiğimi soruyor. Olcay Kılavuz’un işin neresinde olduğunu soruyor. Ne alaka soruyor? Konumuz bir cinayet. 55 yıllık kurumsal bir parti böyle bir şey olabilir mi? Yaşananlar tam bir komedi, böyle cinayet davası mı olur?”

MUSTAFA UZUNLAR: DOĞUKAN ÇEP’TEN ŞİKAYETÇİYİM

ANKA’nın haberine göre; Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık otopark işletmecisi Mustafa Uzunlar, Doğukan Çep’in polis arkadaşları ile düğüne gideceğini ve bu yüzden arabasını kiraladığını kaydetti.

Uzunlar, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Hayatımda herhangi birinin zarar görmesinde payım olmadı. 27 Aralık günü otoparka gittiğimde Doğukan Çep de otoparktaydı. Araç istedi benden. Bunun üstüne ehliyeti olmadığı düşündüğüm için araç vermedim, ‘Düğün tebriğine gideceğiz, polis arkadaşlar ile gideceğiz’ deyince kabul ettim, çok sorgulamadım bu yüzden ve aracımı verdim.

Ben aracı teslim etmeden önce pavyon muhabbetlerini duydum. Dosyadaki kimseyle bir yakınlığım yok. Sadece ortağım olduğu için Osman Bayraktar’ı ve ayrıca Doğukan Çep’i tanırım. Beni kandırarak ve kullanarak böyle bir olayın içine çektiği için Doğukan Çep’ten de şikayetçiyim. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.”

MAHKEMEDE GPS TARTIŞMASI

Müşteki avukatlarından Fatih Güneş, “Eray Özyağcı’yı Ankara’ya taşıyan kiralık araçta ve kiralanan diğer araçlarda GPS’nin olup olmadığını” sordu. Sanık avukatları bu soruya tepki gösterdi.

Avukat Güneş, ”Olayda kullanılan bir araç var ve bu aracın nereye gittiğinin tespit edilmesi lazım. Bu araçta GPS olup olmadığını soramayacaksak bu maddi gerçeği ortaya çıkartamayacaksak neden buradayız?” dedi.

Sanık Uzunlar ise bu soruya, “Uzun süre kiraladığımız araçlarda oluyor. Bu araçta yoktu” dedi.

OSMAN BAYRAKTAR: SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM

Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık Osman Bayraktar, ”Suçlamaları kabul etmiyorum. Dosyanın içinde Mustafa Uzunlar ve ailevi sebepler dolayı tanıdığım Hakan Saraç’tır. Diğerlerini tanımam. Pandemide cezaevinden çıktım. Mustafa’yla görüşmeye başladım. Otopark işletmeciliğine karar verdik. Kayınvalidem hasta olduğu için onunla hastaneye gidiyordum. Otoparka günde iki üç saat gidiyordum” ifadelerini kullandı.

‘KARAKOLDA ENSEME VURDULAR, YUMRUK ATTILAR’

Bayraktar, şu iddialarda bulundu:

”Cezaevinden tanıdığım Hakan Saraç cezaevinden çıktıktan sonra telefonla görüşmeye başladık. Bana araba fotoğrafları atıyordu, alım-satım konuları hakkında. Benim ailevi durumlarım nedeniyle yoğun olduğu için ilgilenemedim ve Hasan isimli arkadaşım ile tanıştırdım siz halledin diye. O bir gün beni aradı Mustafa’nın evinin önünde polislerin olduğunu söyledi. Ben de gittim hemen çünkü Mustafa benim çocukluk arkadaşım, kardeşim. Yani kendi ayaklarımla gittim, suçlu olsam ben niye gideyim. Ardından benim eskiden kalma bir silahım vardı Abdullah’ı aradım ‘sakla ne olur ne olmaz’ diye. Karakolda enseme vurdular, yumruk attılar iki üç defa. Beni ıslatıp soyup dövmediler. Doğukan’ı sordular bana tanıyıp tanımadığımı. Ben ‘görmüş olabilirim’ dedim ama ifademde tanıdığımı yazdılar. Avukatım bu ifade tutanağını yırttı. Kayınvalidem öldü. Ailem mağdur. Tahliye talebim var.”

Duruşmaya verilen 40 dakikalık aranın ardından Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık Vedat Balkaya’ya motor satan Mehmet Yüce savunma yaptı ve “Benim olayla alakam sadece Vedat Balkaya’ya motor satmaktır. Doğukan Çep’i ve Eray Özyağcı’yı tanımıyorum” dedi.

‘UYDURMA ADRESLERLE 18 AYDIR CEZAEVİNDE TUTULUYORUM’

Yüce’nin ardından eski MİT personeli tutuklu sanık Çağlar Zorlu, savunma yapmaya başladı. “Dosyadan el çektirilen savcılar Durdu Özer ve Durmuş Ali Kaya’ya hakkımı helal etmiyorum. Uydurma adreslerle 18 aydır cezaevinde tutuluyorum” iddiasında bulunarak savunmasına başlayan Zorlu, şunları söyledi:

‘EMNİYET’TE İMZALADIĞIM İFADEDE BAŞKA ŞEY YAZMIŞLAR’

”Tolgahan Demirbaş ile uydurma adres mesajlaşmalarım dışında bu davayla bir ilgim yoktur. Tolgahan Demirbaş ile sohbet ortamında konuşurken bilgisayar programlarına olan bilgim nedeniyle bana buna da bakabilir misin?’ dedi ve bende uydurma iki tane adres verdim. Emniyet Şube’ye davet edildiğim gün beni davet eden polisler bana ‘HTS kayıtlarına baktım bu adreslerin alakası yok gerçekten, seni göndeririz’ dediler. Ben de imzaladım ifademi. Emniyet’te imzaladığım ifadede başka şey yazmışlar. Tek cahilliğim okumadan bu ifadeyi imzalamam oldu. Tolgahan Demirbaş bana ‘protesto yapılacak biri var’ dedi. Ben önemsemedim, her türlü uydurma adres söyleyeceğim için umursamadım.”

‘SAVCI DURMUŞ ALİ KAYA’NIN ‘BURADA MİT’Çİ VAR, BELKİ HAKAN FİDAN’A GİDERİZ’ DİYEREK OLUŞTURDUĞU BİR DOSYA’

”Maktulün öldürüldüğü gün arkadaşım olan Aytaç Ataç beni arayarak ‘konuşmaların hepsini sil’ diyerek talimat verdi” ifadesinin yer aldığı savcılık ifadesini reddeden Zorlu, ”Polislerin yazdıkları, oluşturdukları şablon işte efendim. Savcı Durmuş Ali Kaya’nın ‘Burada MİT’çi var. Bunu ekleyelim, belki Hakan Fidan’a gideriz.’ diyerek oluşturduğu bir dosya bu. Diyorlar ya hani ‘kalemi kırılmış’ diye. Benim kalemim kırılmış asıl. Ben o cezaevine ağzımla kuş tutsam da girecekmişim efendim. Tahliyemi istiyorum” dedi.

Zorlu’nun ardından Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan Aytaç Ataç savunma yaptı. Ataç, “Bu olayın hiçbir yerinde yokum. Sinan Ateş’in ölümüne gerçekten çok üzüldüm. Haberlere baktım. İnternetten saldırıya baktım. İlgisi olan biri bu aramaları yapar mı” diye konuştu.

Mahkeme Başkanı’nın sorusu üzerine ”Çağlar Zorlu’yu aradım, Sinan Ateş öldürülmüş haberin var mı? diye sordum” diyen Ataç, yine Başkan’ın ”Neden aradın?” sorusuna da, ”Çünkü Tolgahan Demirbaş ile Çağlar Zorlu’nun konuşmasına şahit olmuştum. Demirbaş, Sinan Ateş’in adresini istemişti. Ben de merak edip arayıp sordum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” yanıtını verdi.

SERDAR ÖKTEM: BANA İLK GELEN SORU ‘MHP ÜYESİ MİSİN?’ OLDU

Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan MHP’li avukat Serdar Öktem, “Tutuklandığım ilk gün Cumhuriyet Savcılığı’nda ifade verdim. Savcılar Durmuş Ali Kaya ve Durdu Özer’in olayı bir camiaya yöneltmek amacıyla manipüle ettiğini düşünüyorum. Bana ilk gelen soru ‘MHP üyesi misin? oldu. ‘Evet onurum ve şerefimle gurur duyduğum MHP’ye üyeyim, ama ne alakası var anlamadım’ diye sordum. Vatan haini olmakla yargılanan Cevheri Güven benim hakkımda 3 video yaptı. Sosyal medyada yazıp çiziliyor. FETÖ’cüler, DHKPC’liler, PKK’lılar hakkımda gözaltına alındığımı yazdılar, ne kadar terörist varsa hakkımda haber yaptılar. Bunlardan rahatsız olduğum için bu yüzden Emniyet’e gitmek istedim” ifadelerini kullandı.

‘SOSYAL MEDYADAKİ TERÖRİSTLERİN SÖYLEMLERİYLE İÇERDE TUTULDUM’

Öktem, savunmasına şöyle devam etti:

“Emniyet’in ana girişine geldim. Cinayet Büro’da hakkımda gözaltına alındığıma dair söylentiler çıktı. İfade vermek için geldim. Girişteki polis Cinayet Büro’yu aradığını ve gidebileceğimi hakkımda böyle bir talimatın olmadığını kaydetti. 16 aydır ben bas bas bağırdım. Benim HTS kayıtlarımı getirin, benim İstanbul’da olduğum tespit edilecektir. Bana Ufuk Köktürk ile neden görüştüğüm soruldu. Aramızda avukat-müvekkil ilişkisi var. Arada hatırımı sorar, hukuki sorular sorar ve ben de bunu yanıtlarım. Ben 3 dakika içerisinde ifade verdim, savunma yaptım ve hakkımda tutuklama kararı çıktı. Bunu bu kadar kısa süre içerisinde hazırlamak imkansız. Ankara Emniyeti’nde hiçbir kötü muamele ile karşılaşmadım. Ben ısrarla söyledim burada bir art niyet olduğunu. Benimle alakalı mesleğimden ötürü müvekkillerimle görüştüysem bu suç mu? Sosyal medyadaki teröristlerin vatan hainlerinin söylemleriyle içerde tutuldum. Savcı Durdu Özer ve Durmuş Ali Kaya savcılık değil, savıcılık yaptı. Yapılacak yargılama sonucunda beraat edeceğime inancım tam. Serbest bırakılmamı ve ardından yapılacak olan yargılama sonucunda da beraatimi talep ediyorum.”

ŞİFRE GERGİNLİĞİ YAŞANDI

Telefon şifresini unuttuğu için şifresini veremediğini kaydeden sanık Serdar Öktem, yöneltilen soru üzerine Avukatlık Kanunu’nda yer alan madde 36’ya göre şifreyi hatırlasa da vermeyeceğini belirtti. Bunun üzerine müşteki avukatlarından Şeyda Şahin, “Bu şifreyi verse müvekkiller ayıklanır ve bizim dosyamızla alakalı olan kısımlar getirilebilir” dedi. Müşteki avukatları ve sanık avukatları arasında karşılıklı atışmalar yaşandı. Müşteki avukatları masalara vurarak duruma tepki gösterdi.

MAHKEME BAŞKANI: GÖREV YAPMAYAN POLİSLER HAKKINDA TUTANAK TUTACAĞIM

Mahkeme Başkanı müşteki avukatlarının tepkilere devam etmeleri dahilinde salondan çıkartılacaklarını söyledi ve Ayşe Ateş’in avukatı Ali Yücel’in kolluk kuvvetleri tarafından salondan çıkartılmasını istedi. Bunun üzerine avukatlar, Mahkeme Başkanı’na tepki göstermeye devam ederken bir avukatı ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır’ı salondan çıkarttı.

Mahkeme Başkanı, salonda bazı kolluk kuvvetlerinin görevi yapmadıklarını da ifade ederek “Burada beni bas bas bağırttırıyorsunuz. Neden görevinizi yapmıyorsunuz. Burada talimatı veren benim. Neden gerçekleştirmiyorsunuz? Görev yapmayan polisler hakkında tutanak tutacağım’‘ dedi.

Yaşanan gerginliğin ardından avukatların Serdar Öktem’e yönelik sorularına devam edildi.

Ardından duruşmaya saat 14.00’a kadar ara verildi.

ALPER ATAY: BU DAVADA ADIMIN GEÇMESİ ÜZÜCÜ BİR GELİŞME OLDU

Aranın ardından devam eden duruşmada Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık 1877 Alemdağ Spor Kulübü Derneği Başkanı Alper Atay, savunma yaptı.

Alper Atay, Sinan Ateş’i hiç tanımadığını söyledi. Sabıkasının olmadığını ve hiçbir suça bulaşmadığını söyleyen Atay, “Bu davada adım geçmesi benim için üzücü bir gelişme oldu” dedi.

‘DOĞUKAN ÇEP’İ 2016 YILINDA TANIDIM’

Savunmasında, bütün çevresinin spor camiasından olduğunu ve suçla bir alakasının olmadığını bildiren Atay, Doğukan Çep ile tanışması ve sonrasında yaşananlara ilişkin şunları söyledi:

“Konumum gereği birçok kişiyle tanışma fırsatım buldu. Doğukan Çep’i 2016 yılında tanıdım. Bana hemşehrimiz olduğu, futbolu sevdiği söylendi. Dönem dönem görüşmelerimiz oluyordu. Olayın yaşandığı gün evimdeydim. Stada antrenman için gittim. Oradan da geri evime geldim. Daha sonrasında spor salonuna gittim. Akşam saatlerinde arkadaşımla Beykoz’daki bir otele festivale gittim. Arkadaşım olan Mustafa’nın evine gittim. O geceyi orada geçirdim. Sonra 31 Aralık günü kendi evime geldim. Normal yaşantıma devam ettim.

‘BİR FESTİVALE GİTTİM BAŞIMA GELMEYEN KALMADI’

Öğleden sonraki saatlerde spor kulübünün kafesinde oturmaya devam ettim. Akşam Doğukan Çep yanıma geldi. Biz festivalin bu gece de devam edeceğini söyleyerek sohbete devam ettik. Doğukan da bana ‘Ben de gelebilir miyim?’ dedi. Akşam dördümüz kafeden çıkıp, festivale geçmek için çıktık.

Sabah saatlerine kadar hem otopark hem de eğlence tarafında durduk. Sabah saatlerinde bir odaya girdik. Doğukan orada stresliydi. ‘Bize de bir sıkıntı açma’ dedik. ‘Yok ağabey sizlik sıkıntı yok’ dedi. Sabah saat 10.00 sularında odadan çıktık. Ben çıkarken eve gideceğimi söyledim, Doğukan ise babasına uğrayacağını söyledi. Doğukan, biz otelden çıkarken kapıya kadar geldi. Biz ayrılırken o oteldeydi.

Karakolda görevli memura benim evime polislerin geldiğini sordum ve bize GBT yaptılar. Sizinle alakalı bir sorun yok dediler. Ben de normal hayatıma devam ettim. Bundan sonra da Doğukan ile bir iletişime geçmedim. Ben bu olayı Doğukan yakalandıktan sonra orada kalmaya devam ettiğini öğrendim. Benim haberim dışında başka odaya geçmiş. Ben bir festivale gittim başıma gelmeyen kalmadı. Doğukan böyle bir şeyden bahsetmedi. Bahsetse benim onu yanımda barındırmayacağımı bilir ve bu yüzden söylemedi.”

ERDEM KARADENİZ: ADALET İSTİYORUZ

Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık Erdem Karadeniz, ”18 aydır burada tutukluyuz. Eray Özyağcı’yı tanımıyorum. Vedat Balkaya’yı olaydan sonra tanıdım” dedi. Gökhan Türkmen’e ait otelde bir ortaklığının olmadığını iddia eden Karadeniz, “Adalet istiyoruz. Benim kaldığım evde Doğukan Çep var diye basılıyor. Ama bulunmuyor. Ama ben burdayım” dedi.

SANIKLAR VE MÜŞTEKİLER ARASINDA TARTIŞMA

Tutuklı sanık Erdem Karadeniz savunmasını bitirdikten sonra verilen ara sonrası dışarı çıkarılırken müştekilerin olduğu yöne dönerek, “Sizin de başınız sağ olsun” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Sinan Ateş’in ablası, “Umarım siz de bir gün evlat acısı yaşarsınız” dedi. Ardından tutuklu sanıklardan biri “Hepiniz yaşayacaksınız” diye seslendi.

Duruşmaya saat 15.45’e kadar ara verildi.

ENSAR AYKAL: BAŞKALARI GİBİ 40 KAPININ İPİNİ ÇEKMEDİM

Aranın ardından Sinan Ateş’e yönelik “toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme” suçuna yardım etmekten yargılanan tutuklu sanık dönemin Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal, savunmasını yaptı.

Aykal, ”Kasten öldürmeye yardım suçlamasını kabul etmiyorum. Ben yaklaşık 9 aydır cezaevindeyim. Cezaevinde olduğum süre boyunca maktulün konum bilgisini verdiğim şeklinde bir algı ve sistematik operasyon yapıldı. Meclis çatısı altında bile buna mahal veren vekiller olmuştur. 9 ay boyunca sabrettim, huzurunuzda konuşmayı bekledim. Başkaları gibi 40 kapının ipini çekmedim” dedi.

‘BU SUÇA NASIL YARDIM ETTİĞİMİ ANLAMADIM’

”8 ay boyunca adli kolluk görevlisi olarak görev aldım bu dosyada” diyen sanık Aykal, şu iddialarda bulundu:

”Buradaki sanıkların çoğunun gerek yakalanmasında gerek diğer işlemlerde insanüstü çaba gösterdim. Ben şahsımın bu suça nasıl yardım ettiğimi anlayamadım. 19 Kasım’da Cumhuriyet Savcısınca bana yöneltilen soruların suçlamaların tezi olduğu kanaatindeyim. Söz konusu dava kapsamında Tolgahan Demirbaş dışında kimseyi tanımıyorum. Tolgahan Demirbaş ile ise Emniyet Müdürlüğü’nün yerleşkesinde tanıştım. Kendisi bir polis memuru çocuğu. Bazen şahsımdan bilgi taleplerinde bulunmuştur ben de yer yer kendisine olumlu dönüşler yaptım. Bu fiilimin suç olduğunu biliyorum. Ancak bu ülkemizde çok sık olan bir durum.

‘BU TELEFON NUMARASI GENEL BAŞKANA ÇIKIYOR’ YAZIŞMASI

Tarafıma atılan telefon numarası üzerinden benim şahsa ‘bu numara eski Genel Başkana ait’ mesajı attığım ve buna karşı atılan mesajda da ‘Onun ipini çekmişler’ mesajının atıldığı iddia ediliyor. ‘Bu no önceki GB’ye ait çıkıyor’ diye yazdım. Söz konusu muhattabın şahsıma ‘aynen’ şeklinde mesaj attığı görülüyor. Ayrıca bu numarayı görevli birime iletmem üzerine personel de bana ‘Bu no önceki GB’ye çıkıyor’ diyor. O isim vermemiş, ben nasıl isim vereyim. Ben de bu yüzden bu yazışmayı hatırlamadığım yönünde beyan verdim.

‘SÖZ KONUSU BİLGİYİ VERMEDİM’

Söz konusu bilginin, adresin, şahsım tarafından şahsa verilmediği sabittir. Muhatabın personel tarafından tanınması ve bu yüzden bu aramayı yaptığımızın öğrenilme ihtimalinin olması ve personelimi de zor durumda bırakma ihtimalimin olması nedeniyle bu bilgiyi paylaşmaktan imtina ettim.”

‘DEMİRBAŞ’IN BİR TANIDIĞININ PLAKA İŞLEMLERİ HAKKINDAYDI’

Sanık Tolgahan Demirbaş ile arasında geçen görüşmeler hakkında da konuşan Aykal, iddialarını sürdürdü:

“Şaibeli bilirkişi raporunda bile bu görüşmelerinin 2’sinin yanıtsız olduğu görülüyor. Ama bana Savcılıkta 5 kez diye soruluyor. 3 görüşmeden bir tanesi de iki saniye. Bu görüşmelerin nedeni ise Demirbaş’ın bir tanıdığının plaka işlemleri hakkındaydı. Kendisine bakacağımı söyledim. Şahısla tekrar olan görüşmeden bir tanıdık bulamadığımı söyledim. O da bana ‘abi ben hallettim’ dedi.

‘SADECE BEN UNVANIM NEDENİYLE YARGILANIYORUM’

Olay saatinden yarım saat sonraki telefon görüşmem, maktülün kimliğini öğrenmemiz nedeniyle Ülkü Ocakları camiasından tek tanıdığım Tolgahan Demirbaş olduğu için ona sormak istedim, sadece ‘Bilgin var mı?’ diye sordum. O da ‘Yok abi’ diye yanıtladı. Şahsım hakkında hukukun evrensel ilkesi olan masumiyet karinesi ilkesi yerle bir edildi. Hiçbir şekilde diğer şahısların ünvanlarına yer vermezken sadece benim ünvanıma verilmiş iddianamede sadece ben unvanım nedeniyle yargılanıyorum.

Dosyadan çekilme talebim olmadı. Ancak yine aynı şekilde bazı basın yayın organlarında bu şahısla olan tanışıklığımızın bir sırmış gibi lanse edilmesine ilişkin; benim bu şahısla olan telefon görüşmelerime ilişkin dökümler 2 veya 3 Ocak tarihinden bu yana bilinmektedir. Bu şahısla olan tanışıklığımdan o dönemki idari amirlerimin de bilgisi var. Ben görevimin gereğini yaptım.”

‘CEP TELEFONU ŞİFREMİ VERMEK İSTEMİYORUM’

Cep telefonu şifresini ise ”susma hakkı” kapsamında vermediğini kaydeden Mustafa Ensar Aykal, ”Önce benim telefonumun incelenmesi için şahsıma net bir suçlama yapılması gerekmektedir. Cep telefonu şifremi şu aşamada vermek istemiyorum” dedi.

‘SİLAHLAR SONRADAN TESLİM EDİLDİ’

Tutuklu sanıklardan Doğukan Çep, sanık Aykal’a ”Selman Bozkurt ile Ahmet Keçik’in ateş ettiği silahlar, olay sonrası hemen teslim alınmış mıdır? Alınmamışsa neden alınmamıştır?” diye sordu. Aykal, bu soruya, “Doğrudur, silahlar sonradan teslim edilmiştir” yanıtını verdi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme Başkanı Ayşe Ateş’in avukatı Ali Yücel’i duruşma salonundan çıkartılmasına yönelik talimatı yerine getirmeyen kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı yarın saat 09.00’a erteledi.

NE OLMUŞTU?

Ateş, Çankaya ilçesi Çukurambar semtindeki Kızılırmak Mahallesi’nde 30 Aralık 2022’de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmiş, cinayetle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 22 kişi hakkında dava açılmıştı.

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve olay sırasında beraberindeki Selman Bozkurt’un “müşteki” sıfatıyla yer aldığı 22 sanıklı iddianamede, “müşterek fail” olarak yer alan sanıklar tetikçi Eray Özyağci, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis, Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın ise cinayete azmettirmekten ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Özyağci’nin ayrıca “ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak” suçundan 1 yıldan 3 yıla, Demirbaş’ın ise “zincirleme şekilde kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” suçundan 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

İddianamede, diğer sanıklar, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın, “iştirak halinde işlenen suça yardım ettikleri” gerekçesiyle cezalandırılmaları gerektiği belirtildi.

Bu 17 sanığın, “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi istenirken, eski cinayet büro amiri Aykal’ın ayrıca kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak maktule ait kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak temin ettiği gerekçesiyle ayrıca 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!