1. Haberler
  2. Fotoğraf Galeri
  3. Sivas Kongresinin bilinmeyenleri

Sivas Kongresinin bilinmeyenleri

featured

MANDA VE HİMAYE NASIL REDDEDİLDİ?

Heyeti Umumiye Sivas Sultânîsi’nde çalışmalarına başladı. Bir hafta boyunca Gazi Paşa başkanlığında kurtuluşun tayini için çalışmalar yürütülen kongrede, 8 – 9 Eylül 1919 tarihlerine damgasını vuran tartışma ise mandaterlik meselesi olacaktı.

Bu tartışma gazetelerde de yer buluyor; kongre toplanana kadar İstiklal, Vakit, İleri gibi gazeteler Amerikan mandaterliğini; Peyam, Sabah, Alemdar, Yeni İstanbul gazeteleri İngiltere mandaterliğini; İkdam, Tasvir-i Efkar, ve Zaman gazeteleri tam bağımsızlığı savunuyordu. Zaman gazetesinde Vatan Mefhumu adlı başyazısında Yahya Kemal şu sözlerle manda yanlıları ile alay edecekti:

“Bu şehre girmek için Fatih’in her topuna doksan manda koşmuştuk. Şimdi koca saltanatı bir mandaya değişeceğiz…”

Anadolu’daki aydın ve idareciler ile Türk halkının tamamına yakını bağımsızlık düşüncesiyle hareket ederken, İstanbul’daki aydınların mandaterlik üzerine yayın yapmaları kongreyi de bu yönde etkileyecekti.

Peki, aydınlar nasıl bir manda yönetimi istiyordu? Manda meselesiyle ilgili İsmail Hami Bey’e hazırlanması görevi verilen muhtırada mandaterliğin sınırları şu şekilde çiziliyordu:

  • “Bir manda komisyonu teşkili
  • Mandada milliyet esasının kabulü
  • Devletin tarafsızlığının temini
  • Rum ve Ermeni asıllı Amerikalılara Türkiye’de vazife verilmemesi
  • Devletin haricen temsil hakkının bekası
  • Türkiye’nin Cemiyet-i Akvam’a girmesinin sebeplerinin hazırlanması”

Aydınların istediği hususlar, herhangi bir mandater devlet tarafından kabulü mümkün görünmeyen maddeler içeriyordu. Yani mandaterlik tartışması da tam bağımsızlığı ciddi oranda tehdit eden bir mahiyet içermiyor, özellikle Halide Edip tarafından Gazi Paşa da bu maddelerle ikna edilerek, herhangi bir ülkenin garantörlüğü ile yumuşak geçiş sağlanmaya çalışılıyordu.

Rauf Bey Amerikan Senatosu’na bir mektup yazılmasını teklif etmiş, kongre bu teklifi kabul etmişti. Ancak yine de tutanaklara da yansıyan manda tartışmaları, Mustafa Kemal’in de konuşmaları kesmemesi nedeniyle oldukça uzamıştı. Tarihler 9 Eylül’ü gösterecek; İstanbul’dan gelen Tıbbiyeli Hikmet Bey manda tartışmalarının arasında ayağa kalkarak, yüksek sesle ve Mustafa Kemal’e hitaben şu ifadeleri dile getirecekti:

“Paşam, delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle ret ve takbih ederiz. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz.”

Tıbbiyeli Hikmet Bey, okullarını karargah olarak kullanan İngiliz müstevli subaylarına karşı Mustafa Kemal’in önderliğini yaptığı direnişe selam göndermek için 14 Mart’ta Tıbbiye-i Şahane’nin iki kulesinin arasına dev bir Türk bayrağı asacak kadar cesur bir gençti.

Hikmet Bey’in bu çıkışı karşısında hararetli tartışmalarla ısınan kongre salonu buz kesti. Sivas Sultanisinin yüksek duvarları, Mustafa Kemal’in sessizliği delen sözleriyle yankılandı:

“Arkadaşlar, gençliğe bakın! Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: ‘Ya İstiklal, ya ölüm’!”

İngiliz kuvvetlerine karşı bayrak asarak 14 Mart’ın her yıl tıp bayramı olarak kutlanılmasına neden olan tıbbiyeli genç, Sivas kongresinin en hayati kararlarından birinin alınmasına vesile olmuş ve böylelikle manda ve himaye tartışmaları kongre nezdinde sona ermişti.

Amerikan mandaterliği ile işgal sürecinin atlatılmasını teklif eden yirmi beş delegenin hazırladığı muhtıra sert muhalefetle karşılaşmış ve kongrede ret görmüştü. Muhalefet edenler milletin, kendi kendisini idare edebilecek duruma gelinceye kadar, Milletler Cemiyeti gözetiminde başka bir devlet tarafından yönetilmesi meselesini kat’i bir dille reddediyor, bu durumu düşmana ülkenin elleriyle teslim etmesi olarak görüyordu.

Kongrede söz alanlardan anladığımız üzere, tutanaklara göre Vasıf Bey, İsmail Hami, Bekir Sami Bey, İsmail Fazıl Paşa ve Refet Bele toplantıda mandaterliği savunan isimlerdi. Tam bağımsızlığın mümkün olabileceğine inanmıyorlardı. Ülkenin topyekûn düşman elinde parçalanmasının yerine, bir devletin manda ve himayesinde kalmasını ehven-i şer olarak sayıyorlardı.

Yazı Sona Erdi!

Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!