Rana Kara yazdı…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Nisan 2024 tarihli grup konuşmasında “Kuvayi Milliye neyse Hamas odur” açıklaması sıradan bir insanın ağzında çıksaydı ‘cehalet’ der geçerdik ancak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkan bu sözler Türk milleti’nin bağrından çıkarttığı Kuvayi Milliye’yi aşağılamaya çalışan sözlerdir ve Türk milleti tarafından reddedilmektedir. Bu açıklama Kuvayi Milliye’yi küçültmez ancak Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden kişinin tarih bilincinden ne denli yoksun olduğunu bütün dünyanın gözleri önüne sererek kendisini küçülten sözler olarak tarihteki yerini alır.
Cumhurbaşkanı’nın ve kendisine danışmanlık yapan kişilerin tarih bilgilerine katkı vermek amacıyla kısa bir tarih notu paylaşmak görevimizdir.
Emperyalist ülkelerin Ortadoğu bölgesinde hayata geçirdiği sömürü düzenine karşı milliyetçi bir tepki olarak ortaya çıkan BAAS (Yeniden Diriliş) 1942 yılında adını Arap Baas Hareketi olarak belirledi.
Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta İngiliz’in kurguladığı krallık ve şeyhliklere karşı, başını subayların çektiği milli darbelerle BAAS rejimi kuruldu. BAAS milli sosyalist bir programla tüm Arap ülkelerini anti- emperyalist bir duruşta birleştirmek amacındaydı. Aynı dönemde Türkiye, Amerikan emperyalizminin silahlı gücü NATO’ya eklemlenerek ABD ve İngiltere’nin oyun alanı olarak kullanılmaya başlanıyordu. Nato’nun hedefinde laik Türkiye Cumhuriyeti ve İran petrollerinin millileştiren Musaddık, sosyalist Arafat ve BAAS rejimleri vardı. 1960 ve 1970‘ li yıllarda Filistin’ li örgütler içinde öne çıkanlar, Filistin Kurtuluş Örgütü bünyesinde yer alan, ağırlıklı olarak milliyetçi seküler ve sol eğilimli örgütlerdi. Daha sonra Hamas’ı kuracak olanlar Mısır’da Müslüman Kardeşler’in kadrolarıydı ve yıllar boyunca dini ve toplumsal alandaki çalışmalara yoğunlaşmışlardı.
1987 yılında kurulan Hamas isminin açılımı İslami Direniş Hareketi’dir. Hamas bağımsızlığını ve topraklarını korumak isteyen FKÖ’ye karşın din görevi yapmak isteyen bir örgüt olarak kuruldu ve Ortadoğu tamamen din ve mezhep çatışmalarına terkedildi.
Hamas, Müslüman Kardeşler gibi, Gazze Şeridindeki vakıf mülklerinin yönetimini üstlendi. Bu Gazze Şeridi’ndeki Tüm gayrimenkullerin %10’unu aşan bir yönetimdir. Hamas’ın Doğu Kudüs’te Beit al Mal isimli holdingi, Al Aqsa İnternational Bank’ta %20 hissesi, Sunuqrat Global Group ve al Ajouli para değişim firması gibi yatırımları bulunmaktadır. Hamas’ın finansal ağının bir bölümü Türkiye’den yönetilmektedir. Hamas liderleri Suriye İç Savaşı başlayasıya kadar Şam’da, daha sonra da Katar Doha’da yaşıyorlardı. Gelelim Kuvayi Milliye’ye…
Kuvayi Milliye, erkek-kadın, genç-yaşlı, zengin-fakir, köylü-kentli, okumuş-cahil ayrımı olmaksızın, Türk Ordusunun dağıtıldığı, silahlarına el konulduğu, bütün tersanelerine girildiği, bütün limanlarının işgal edildiği, emperyalist postallar altında çiğnenen vatanı kaybetme noktasına gelmiş milletin kendiliğinden, milli duygularla bir araya gelerek, gönüllülük esasıyla yerel düzeyde oluşturduğu milli direniş örgütüdür.
Kuvayi Milliye Türk Milleti’nin tüm maddi ve manevi varlığıyla onurunu kurtarma savaşına girdiği kutsal ruhun adıdır!
Kuvayi Milliye ulusal reflekstir!
Kuvayi Milliye bir yoktan var olma destanıdır!
Kuvayi Milliye Çanakkale’de ortaya çıkan millet ve vatan için kendinden vazgeçme fikriyatıdır!
Kuvayi Milliye milletin din duygularını sömüren değil, laik Cumhuriyetin kazanımlarını millete hediye eden aydınlıktır!
Kuvayi Milliye, ya istiklal ya ölümdür!
Kuvayi Milliye, İngiliz’in Malaya zırhlısına binerek Malta’ya kaçanlara karşın Bandırma Vapuru’na binerek Anadolu’ya milletin bağrına varlığını teslim eden fedakarlıktır!
Kuvayi Milliye’ye yurt dışından düşmanlar üzerinden para akıtılmadı… Kuvayi Milliye’nin liderleri anayurtlarında savaşın ön cephesinde, milletin başında yer aldılar.
Kuvayı milliye liderlerinin çocukları başka ülke vatandaşlığına geçmediler. Emlak zengini olmadılar. Din ve milliyet değiştirmediler. “Bağımsızlık benim karakterimdir!” diyen komutan Kuvayi Milliye’den bugün başkomutan sıfatıyla başında bulunduğunuz, her Türk’ün gurur duyduğu Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yarattı.
Türk Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı ve Kuvayi Milliye dünya üzerinde hiçbir milletle yan yana getirilemeyecek ve asla kıyaslanamayacak dünyanı en haklı ve en onurlu savaşıdır. Arap ülkelerinin verdikleri din, bağımsızlık mücadelesi ancak kendi içlerinde ve tarihsel süreçlerinde değerlendirilebilir. Sarfedilen bu sözlerin seçim yenilgisi sonrası iç siyasete dönük olduğu çok açıktır. Ancak hiçbir söz İsrail’le olan ticaretinizin gerçek olduğunu gizlemeye yetmeyecektir. Bizlerse Türk tarihinin ucuz iç siyasete çarptırılarak malzeme edilmesini reddediyor ve çarpık tarih bilinci olanlara ışık tutmasını dileyerek sesleniyoruz:
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.
Degeri olan kıymetli bir araştırma yazısı. Okunması şart teşekkür ederim.
bu tarz örgütleri dönem dönem değerlendirmek gerekir. hamas’ın kuruluşundaki tespitleriniz ne kadar doğruysa günümüzdeki konumu için değerlendirmeleriniz de bir o kadar hatalıdır. keza yazıda bahsettiğiniz bütün filistin örgütleri şu anda hamas’ı destekliyor. hamas şu an emperyalizme karşı ulusal bir kurtuluş mücadelesi veriyor. dinci olup olmadığı filistin’in sorunudur. hamas şu an dinci bir devlet kurmak için savaşıyorsa gönül rahatlığıyla israil’i destekliyebilirsiniz. ancak durum öyle değil, hamas filistin topraklarını siyonist işgalcilerden kurtarmaya çalışıyor. orada din temelli bir devlet kurup kurmamaları filistin’in ilericilerinin sorunudur.
örneğin ittihat terakki’nin iki dönemi var. veya 1907’den tarihe bakarsak enver paşa eşkıyadır. 1908’de hürriyet kahramanı, 1914’te başkomutan vekili, 1918’de sürgün bir mahkum komutan 1923’te vatan haini. “siviller katledildi” iddianız ise külliyen yalan. bu defalarca ispatlandı. sonuç olarak hamas kuvayı milliye olmasa da konjonktür itibarıyla benzer bir örgüttür. tanka topa uçaklara ihalara su borusundan yapılmış füzelerle direniyorlar. bu açıdan kuvayı milliye ile benzeşiyor. öyle veya böyle emperyalizme karşı bir savaş yürütüyorlar.
Kendi menfaati icin bu adamin demeyecegi laf, etmeyecegi icraat yok ki. Gun gelir, yargilanirsin bu yaptiklarin yuzunden. Ustelik adil sekilde. Cumhuriyete yakisan sekilde. Hamas kuvayi milliye oyle mi. Ne bagimsizliginin mucadelesini vermis. Neyi kazanmis, neyi kaybetmis. Danisikli olarak suyun bu ucunu tutuyorlar. Onlar da kendi koltuklarinin derdinde uc bes tane din bezirgani. Ben dogrusunu soyleyeyim sana. Hamas neyse Israil devleti de o dur. Ikisi de teroristtir.
Harika bir yazı. Kaleminize sağlık