1. Haberler
  2. Analiz
  3. Sosyolojik çöküş ve suç vasfı

Sosyolojik çöküş ve suç vasfı

featured

Ayça Sezer Naz yazdı…

Türkiye’de siyaset, ticaret, ibadet, hane hayatı ve kurumsal tüm yapılar inanılmaz bir çöküş sürecinde.

Bu korkunç vaziyeti haberleri izlerken ve okurken net şekilde görüyorum.

Eskiden hukuk litaratüründe cinayet , hırsızlık, yolsuzluk gibi suçlar gene vardı var olmasına da, içerikleri böyle değildi.

Yani, nasıl anlatayım size!

Suçların arka planında olanlar, suça özgü ayrıntılar, sebepler, etkileşimler böyle değildi.

Örneğin eskiden bir adam; kız kardeşine sarkıntılık eden birini öldürdü, diyelim.

Evet, bunun adı cinayetti.

Hala da bunun adı ‘cinayet’ tir.

Ama şimdi, kız kardeşe sarkıntılık eden kişi (yani daha doğrusu çete mensubu, uyuşturucu bağımlısı, sapık), taciz mağduru kızın, kardeşini öldürüyor.

Ve bunun adı da ‘cinayet’ oluyor.

İlkinde gelenek ve suç varken ikincisinde suçu perdeleyen suçlar, suça götüren suçlar, suç içinde başka suçlar, suç sonucu olmuş suçlar ve bir de ‘kesinlikle adı gelenek olamayacak başka şeyler’ var.

Yani bu yeni versiyonda; olaydaki insan olgusu(fail, mağdur), birleşik sosyolojik yapı(ilişkiler ve değer yargıları) suç nedeni(saikler), toplumda yarattığı intiba ve gerilim(özel ve genel sonuçlar) eskisinden çok farklı.

Öyle ki, bu iki farklı zamanda işlenen aynı suçlar arasında, aslında, sadece isim benzerliği kalmış, oda katalog üstünde.

Ben buna, infial uyandırıcı diyeyim, siz başka bir şey deyin.

Hiç farketmez.

Bilmem anlatabildim mi?

*** Özetle; suçun adı aynı ama suçun vasfı çok… çok… çok… farklı.

Gördüğünüz gibi, pek dikkate alınmayan bir şey olmakla beraber, aslında ‘vasıf’ çok şey ifade eder.

Bu kavram sizi yüzeyden alıp gerçeğe çeker.

Sosyal ve bireysel niteliğimizi ifade eder.

Özetle ‘vasıf’ aslında: NE MAL OLDUĞUMUZU belirler.

Bu haliyle yeni bir hukuki tartışma açmak amacında olmasam da hukuki zemin arayışında olduğum kesin.

Bu zemin ahlaki bir zemin ve hukukla da yakından ilgili.

Bu zemin, mantık ve hakkaniyet kavramlarının da içinde olduğu bir zemin.

Çünkü mevcut, bizim ayağımızın altından kaygan bir halı gibi ve büyük bir hızla kayıp gitmekte.

O halde onu yerinde ve sabit tutacak insanlara ihtiyacı var demek ki.

Ve o insanlar, bizim kadar ‘hafif’ değiller.

Şu gün gelinen noktada, her ne amaçla ve hangi psikolojiyle yapılmış olursa olsun, bu yozlaşmaya katkı sunan herkes, bu vatana ve millete ihanet ettiğini bilmek zorundadır.

Zira bu vatanın ve milletin geleceği maalesef; bizim ne mal olduğumuz gerçeğiyle yakından ilişkilidir.

Bu sav ve deliller ışığında yoz ve kirli hiç kimse: “ben bu yıkımdan sorumlu değilim” diyemez.

Hiç bir kirli insan: “ben bu vatanı , bu milleti seviyorum” safsatası yapmamalıdır. Yapamamalıdır.

Kendini düzeltmeyen hiç kimsenin, bizim zihinlerimizde ve kalbimizde yeri yok.

Bu uğurda kolunuzu mu keseceksiniz.

Eğer doğru buysa; evet, keseceksiniz.

O kolu kesip vereceksiniz.

Ya da “ben milliyim” diye ortalıkta gezmeyeceksiniz.

Zira bugün emperyalizmin en büyük silahı, elimize tutuşturduğu bu ahlaksızlık yani başka bir ifadeyle bu ‘VASIF DEĞİŞİKLİĞİ’ dir.

Bu vasıf değişikliği, bizim sosyolojik gerçeğimizdir.

Arkadaşlar;

Amerika bir defa keşfedildi çünkü bir Amerika vardı.

Ahlak da bir defa var oldu çünkü bir tane ahlak var.

Kendimizi boşuna kandırmayalım.

Saygılarımla…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!