1. Haberler
  2. Analiz
  3. Sözünü tut Nihat Abi

Sözünü tut Nihat Abi

featured

Kaan Eminoğlu yazdı…

Anadolu’da yiğidin iyisine deli, atın iyisine doru derler.

Deli ve dahi, ben otuz dört yıldır çözemiyorum bu ikilemi.

Bana kalırsa bu hayatı ileriye götüren insanların ortak sıfatıdır deli.

Onu tanımadan önce bilmezdim böylesi güzel bir deliliği. Yanımdan geçse de fark edemezdim, içindekileri içinden geldiği gibi dökebilmenin güzelliğini anlayamazdım belki.

Evet Nihat Abi, hayatın korku perdesinin yırtıp cesareti esaretten kurtarabilmeyi, düşmanla en ön saftan göğüs göğse vuruşmanın değerini hep senden öğrendim.

Kime sorsam senin için deli diyorlardı, belki haklılardı. Yükselmek için insanları basamak olarak kullanmamanın tek değer yargısı olduğu bir çağda, yalnızca kendi kaslarına dayanan bir sıçramanın heykelini yapan bir adam, elbet deli olarak anılan olacaktı.

Nihat Genç, hem deli hem dolu. İnancı meydanlara sığmaz, bütün onurlu insanlar gibi her daim meteliksiz, yalnız kendine hoyrat, birine kötülük etme konusunda beceriksiz, yüreği okyanuslar kadar geniş, yüzü Karadeniz’in dalgaları kadar sert; sanki yeşil yaylaların bol oksijeninden almış enerjisini.

Şimdi ben ne kadar uğraşsam da düşünemiyorum bir türlü yeleleriyle ihtişam saçan bir aslanın yoğun bakımdaki hâlini. 

Oysa imgelemimdeki Nihat Abi:

Issız tepelerde zifin çiçekleri derer arılarla beraber. 

Bir köşede civanperçemi ile söyleşir.

Bir köşede meşelerle eğlenir.

Bir bakarsınız ırmaklarla ağlar.

Bir bakarsınız dağlarla gururlanır.  

Tanıyanlar bilir. 

Nihat Abi sonsuz zenginliğe sahip tabiatın panteist bir alegorisidir.

Şimdi onu ona yakışan şekilde yazmak, o kadar yoruyor ki kelimelerimi…

Senin soylu yalnızlığını sayfalara değil, haritalara yazmak isterdim Nihat Abi. Atlasların en ücra köşelerine. Sadece karıncaların ulaşabileceği derinlere, en derinlere ve yalnızca sığ suların en diplerini merak eden dalgıçların  görebileceği enginlere.

Şu son günler Nihat Abi, öfke nöbetleriyle geçti. Senin hakkında ipe sapa gelmez şeyler yazan birkaç ilgi budalası çıktı. Ben onlara cevap vermemek için iki kalem kırdım. Kurşun ucundan değil, gövdesinden, kalbinin tam orta yerinden. Kırılmanın bile onuru olmalı, kırılan paramparça olmalı; bunu senden öğrendim Nihat Abi. İçimdeki soylu öfkeyi, öfke bulutlarıyla gözyaşı dökmeyi, o göz yaşı ile kardeşleşmeyi öğrendiğim gibi. 

Herkesin ne güzel anıları var seninle. Hepimiz yazsak Nihat Genç ansiklopedisi olur belki.

Ben de o ansiklopedinin Kaan Eminoğlu maddesine ek düşmek isterim bizimkini:

Veryansın TV’de Serkan (Öz) Abi ile program yapmıştık. Program öyle keyifliydi ki, saat çok geç olmasına rağmen, bir türlü bitirmek istememişti programı Serkan Abi. Gecenin geç saatlerine kadar stüdyoda kalmıştık. Sonra program biter bitmez telefon çaldı. Serkan Abi bana uzattı telefonu, “Nihat Abi seninle konuşmak istiyor.” dedi. O anki mutluluğumu anlatacak kelimeleri yok Türkçenin. Ne konuştuğumuzun hiçbir önemi yok. Sadece mutluluğunu hatırlıyorum o ânın ve bir de benimle duyduğun gururu anlatan sözcüklerini.

Ertesi gün Şanlıurfa’ya gitmem gerekiyordu. Uykuya dalmadan birkaç dakika evvel. Telefonum çaldı. Arayan Serkan Abi’ydi. “Nihat Abi yarın üçümüz bir yerde oturup yemek yiyelim diyor.” dedi. Ertesi gün Urfa’ya gitmem gerek, mesai var, eşimin gözlerine bakarak “tamam” dedim. O gece uyuyamadım heyecandan. Defalarca imza günlerinde karşılaşmış, kitap imzalatmıştım ona. Ancak böylesi bir tanışma benim hayalimin sınırlarını aşan bir rüyaydı sanki.

Buluşma yerine erkenden gittim, Emek’te bir balıkçı restoranıydı. Restoranda beklerken Serkan Abi aramış, önemli bir işi çıktığı için gelemeyeceğini söylemişti. İçime o an bir kurt düştü. Acaba Nihat Abi de mi gelemeyecekti? Beklerken yolda düşünceli düşünceli bir ileri bir geri yürüyen o adamı gördüm, evet o adam Nihat Abi’ydi. Birkaç dakika boyunca aynı mesafeyi turladı. Yanına gittim ben de. Sarıldık, kırk yıllık dost gibi. “Merhaba Kaan” dedi. O ekranlardan alıştığım coşku dolu sesiyle karşıladı beni. Restorana girdik; kaç saat konuştuğumuzu, kaç saat oturduğumuzu bile hatırlamıyorum. Zaman yerine zamansızlığa bırakmış, kum saati kırılmış gibiydi. Her şey Bergson’un zaman, zamanın üzerine inşa edilen bir bütünleşme olarak formülize ettiği “durée” kavramı gibiydi. Sohbet, geçmişin üzerine inşa etti zamanı. Hayır siyaset değil, edebiyattı gündem. Deniz Gezmiş’in dediği gibi “Biz edebiyattan gelmiştik.” Attilâ İlhan’dan Nihat Genç’e, Nihat Genç’ten Kaan Eminoğlu’na devredilen bir bayrak vardı sanki. Hesabı istedik. Tüm ısrarlarıma rağmen bana ödetmedi hesabı, hatta biraz kızdı bu girişimime. Peki o hâlde ama bir dahaki sefere ben ödeyeceğim Nihat Abi, dedim. Sözleştik.

Sonra biraz yürüyelim dedi Nihat Abi, bir hayli yürüdük sohbet ede ede. Leman günleri, iyi edebiyat, kötü edebiyat, Pankuş Yayınlarının geleceği derken “Dergi çıkaralım, başına sen geç, yüz aboneyi ben bulacağım.” dedi Nihat Abi. Bu yaz Ankara’ya tayin isteyeceğim, Ankara’ya gelir gelmez çıkaralım, dedim. Türk edebiyatını ileriye taşımak için… Sözleştik.

Bir bakkaldan kahve aldık. Evine davet etti beni Nihat Abi, gittim. Evladı gibi baktığı kütüphanesini gösterdi bana. Alt katta bir oda ve üst katın tamamı Nihat Abi’nin kütüphanesiydi. Yerde sayfalarca yazı vardı. Müsvedde kâğıtlarıyla doluydu her yer. Kahve hazırladı Nihat Abi, hayatımın en lezzetli kahvesiydi. Bize geldiğinde ben de çok güzel bir kahve hazırlayacağım Nihat Abi dedim. Sözleştik.

İçinde hiç kitap olmayan bir evde doğan çocuk olarak kitaplara olan aşkımı anlamıştım ben de ona. Nasıl büyük mücadelelerle bir kütüphane oluşturduğumu. Böyle anlatınca kitaplarını onların değerini bilecek birine vermek isteyen bir profesörden bahsetti Nihat Abi. O kitapların değerini sen bilirsin dedi. Onları senin için alırız dedi. Sözleştik.

Üst kattaki terası gösterdi. Tüm yazılarını orada yazdığını, yazın orasının çok güzel olduğunu söyledi. Sen gelince her gün burada sabahlara kadar sohbet ederiz dedi. Edebiyat, sinema, tarih, felsefe ve insan üzerine. Tabii dedim, o kadar mutlu olurum ki. Sözleştik.

Saat geç oldu, müsaade isteyip kalktım. En kısa sürede tekrar görüşmek için sözleştik.

Şimdi yoğun bakımdasın ama biliyorum sen verdiğin bütün sözleri tutarsın, lütfen aramıza dön.

Sözünü tut Nihat Abi.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Güzel insanların güzel anısı. Okuyan güzelleşiyor. Öyle bir güzellik.

  2. 15 Haziran 2025, 14:51

    Umarım derginizi çıkarırsınız.Eğer çıkarırsanız ölene kadar abonesi olacağım.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!