Stadyum şehrin tam da  ortasına olur!

Murat Bölükbaşı yazdı

Stadyum şehrin tam da  ortasına olur!

CHP Yüksek disiplin kurulu üyesi Tuba Torun Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı örnek göstererek şehir içlerinde stat olmaması gerektiğini ifade edip, bunun ilkellik olduğunu ifade etmiş.

“Şehrin tam ortasında stat olmaz. Hele İstanbul gibi bir kentte hiç olmaz. Kadıköy derseniz daha da fena olmaz. Hafta içi perşembeleri hayli hayli olmaz. Erkek akıl ürünü gerçek bir ilkellik. Bu da tez bite.” demiş… Ne iyi etmiş! Bize yazmak için sufle vermiş. Sayın Torun; stadyumların Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde belirttiği insani ihtiyaçların (Kendini gerçekleştirme, saygınlık, sevgi, ait olma, güvenlik ve fizyolojik) bir arada karşılandığı ve bunu binlerce insanın aynı anda gerçekleştirdiği bir spor mabedi olduğunu bilseydi bu twit paylaşımını yapmazdı sanırım! Bugün stadyumlar tüm dünyada olduğu gibi ‘arena’ olarak ifade edilmektedir. Arenalar Roma imparatorluk döneminin en önemli eserleridir ve şehrin en merkezi yerine kurulur. Birçok nedene bağlı olarak icra edilen gladyatör oyunları bu arenalarda icra edilmiştir. Arenalar imparatorluk çağı boyunca, İmparator ve yakınlarının halkla olan ilişkilerinde önemli bir unsur olarak kullanılmıştır.  Şatafatlı ve acımasız gladyatör oyunları düzenleyerek siyasî rakiplerine meydan okuyan ve bu yolla halkın sevgisini ve ilgisini kazanmayı amaçlayan Romalı politikacıların başında, Jül Sezar gelmekteydi. Sezar, Romalı politikacı ve komutanlar arasında, gladyatör oyunlarıyla en fazla ilgilenen imparatordur. Sezar, halka inmenin en hızlı ve en pratik yolunun oyunlar olduğunu anlayan ve bu durumu kendi lehine kullanan Roma döneminin ender politikacıları arasında sayılmaktadır.

 Zamanımızda Arenaların yerini stadyumlar, gladyatörlerin yerini futbolcular, imparatorların yerini başkanlar, politikacılar, milyarder iş adamları almıştır; ama ne arena kültürü ve siyaset ilişkisi, ne de Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi Roma Cumhuriyetinden günümüze değişmemiştir. Tarihten gelen avcı toplayıcı bir kültürün kendini tanımladığı, konumladığı bir oyunun mabedini şehrin dışına taşımayı düşünen ve toplumsal gerçeklikten uzak bir politik söylemi ve politikacıyı bu toplum hoş karşılamaz. “Elçiye zeval olmaz!”