Sudanlı uzman tek tek anlattı… İşte tüm boyutlarıyla Sudan’daki darbe

Sudan’da yaşanan darbe ülkede uzun zamandan bu yana devam eden krizin son halkası… Peki ülkeyi darbeye götüren süreçte neler yaşandı? Batı’nın Doğu Afrika ülkesindeki planı ne? Türkiye hangi adımları atmalı? Sudanlı uzman İbrahim Nasri Veryansın Tv’ye anlattı.

Sudanlı uzman tek tek anlattı… İşte tüm boyutlarıyla Sudan’daki darbe

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV

Sudan’da uzun zamandan bu yana devam eden siyasi kriz, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan’ın, olağanüstü hal ilan ettiğini açıklamasının ardından daha da tırmandı. 

Gözaltındakiler arasındaki görevden alınan Başbakan Abdullah Hamduk daha sonra serbest bırakılsa da ülkede protestolar devam ediyor. 

Hükümetin sivil kanadı ve çok sayıda siyasi parti, halka sokağa inme çağrısı yaparken, protestocular askeri müdahaleye karşı gelerek, ‘sivil bir yönetim’ talebinde bulunuyor.

Peki darbeye giden süreçte neler yaşandı? Darbeciler hangi gerekçeleri öne sürüyor? Batı’nın uzun vadede Sudan’daki planı ne? Türkiye hangi adımları atmalı? 

Sudanlı Afrika uzmanı İbrahim Nasri merak edilen soruların yanıtlarını Veryansın Tv’ye anlattı. 

TARAFLAR ARASINDAKİ GERGİNLİĞİN NEDENLERİ  

Nasri’ye göre 2018’de Ömer El Beşir’in ardından oluşturulan, asker ve sivillerin yer aldığı Egemenlik Konseyi içinde bulunan tarafların arasındaki gerginliğin nedenleri şöyle: 

“Askerin gerekçeleri şunlardı:  

Ülkede iç karışıklıklar ve siyasi partiler arasında anlaşmazlıklar vardı. Benim kanaatimce bunda ordunun da rolü var. Siyasi istikrarsızlığın ortaya çıkmasında bazı liman bölgelerinin protestolar nedeniyle trafiğe kapatılması etkili oldu. Çünkü ekonomi olumsuz etkilendi. Ordu yöneticileri bazı siyasi ve yerel kabile liderleriyle bir araya gelerek istikrarsızlığa ön ayak oldu. Örneğin Hartum’da büyük sorunlar yaşandı.

Gerginliğin artmasının bir nedeni de ordunun reform ve kabinede değişiklik talebinde bulunması ve sivillerin bunu reddetmesiydi. Ancak ordunun böyle bir talepte bulunmasının yetkisi yok. Bizde geçici anayasa var. Anayasada böyle bir madde yok. Yürütme askerde değil, sivillerdedir.

Ordu siyasi partiler arasında uzlaşma olmadığını, bu nedenle yönetimi sivil bir iradeye bırakamayacağını söylüyordu. Ülkenin böylece kaosa sürükleneceğini iddia ediyordu.

Bu noktada siyasilerin de hatası olduğunu düşünüyorum. Siyasi gruplar bir araya gelerek görüş farklılıklarını tartışsalardı darbenin yapılmasına izin verilmeyebilirdi. Darbe ‘geliyorum’ diyordu. Bu noktada askerin bahanesini siyasiler ortadan kaldırmalıydı.“

‘ANAYASAYA GÖRE SİVİLLER YÖNETİME GELECEKTİ’

2020’de Sudan’da siviller ile askerler arasında yapılan anlaşmayı hatırlatan Nasir’e göre ordu yönetimi sivillere bırakması gerekiyordu:

“Anlaşma asker ve siyasi partilerin temsilcilerin de yer aldığı siviller arasında imzalandı. Güney Sudan’ın başkenti Cuba’da…

Anlaşmaya göre, askeri süreç Kasım ayında bitti. Kasım ayında sivil bir ismin Egemenlik Konseyi’nin Başkanı olması gerekiyordu. Askerler buna izin vermemek için böyle bir darbe yaptılar. “

‘ABD DARBENİN YAPILACAĞINI BİLİYORDU’

Peki darbede Batı ülkeleri etkili oldu mu?

ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Jeffrey Feltman'ın, Cumartesi günü Sudan'a geldiği, 'darbe' açıklaması yapan Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan ile bir araya gelmesini değerlendiren Nasri’ye göre ABD darbenin olacağını biliyordu:

“Feltman görüşmesi oldukça önemli. Benim ulaştığım bilgilere göre Burhan Feltman’a darbe olacağını söylemiş. ABD buna rağmen darbeyi bilmediğini, beklemediğini ima eden açıklamalar yaptı. Ancak bilgileri vardı.

Sudan Afrika boynuzunun istikrarında önemli bir konuma sahip. ABD’nin artık Afrika politikasında daha da pragmatik hareket ettiğini söyleyebiliriz. Bölgede Rusya ve Çin’le rekabet altında oldukları için iktidar değişiminin ardından darbeye karşı çıkacaklarını düşünmüyorum. Dün BMGK toplantısında atılan adımı bile darbe olarak tanımlamadı ABD.

Bu noktada ABD’nin Körfez ülkeleriyle diyaloğunu artıracağını da söyleyebiliriz.  Darbe günü ABD Dışişleri Bakanı Bilinken’ın Suudi mevkidaşıyla görüşmesi de bunun bir işareti.”

SUDAN’I NELER BEKLİYOR: 2 SENARYO VAR

Sudan’ı neler bekliyor? Darbe başarılı olacak mı?

Nasir’e göre 2 senaryo var:

“Birincisi şu:

Halk ayaklanmaları devam edecek. Halk Başbakan’ın konumuna geri dönmesi için baskı uygulayacak. Sivil ve demokratik bir rejimin kurulmasında ısrar edilecek.  Başbakan halk karşısına çıkacak ve siyasi ideolojiden uzak, teknokrat bir hükümet kurulduğunu açıklayacak. Ordu ile böyle bir uzlaşı sağlanacak. Böylece halkın öfkesi de bir nebze olsun dinmiş olacak. Bu bana göre olumlu bir senaryo.

İkinci senaryo ise ciddi tehlikeler içeriyor. Ordu ‘Hükümeti ben kuracağım, Başbakan’ı ev hapsinde tutacağım’ derse ve ayaklanmalarını sert bir şekilde bastırıp sokaklarda kan akmasına neden olursa ülke kaosa sürüklenir. Ordu dışında milisler de devreye girerse ülke iç savaşa sürüklenebilir. “

BEŞİR’İN DEVRİLMESİ VE SUDAN’DAKİ KAOS

Afrika uzmanı Nasir, Sudan'daki kaosta, 2018’de Ömer El Beşir’in yönetimden uzaklaşmasının ardından yaşanan sürecin de etkili olduğunu belirtti:

“Beşir döneminde ülkede ciddi bir ekonomik sorun vardı. Batı’nın ambargosu da bunda etkili oldu. Bazı bölgelere de iç savaş hakimdi. Beşir’in iktidardan uzaklaşmasına giden süreçte bunlar etkili oldu.

El Beşir’i deviren orduydu. Ama sivillerin de bu yönde talebi vardı. Ardından Sudan’da ‘kim Beşir’i indirdi’ tartışması başladı. Ordu ‘ben olmasan ayaklanma başarılı olmazdı’ dedi. Siviller ise uzun süre mücadele ettiklerini, emeklerinin büyük olduğunu söyledi. ‘İktidar etme hakkı kimde’ kavgası böylece büyüdü.


Sudan’ın eski lideri Ömer el-Beşir

EGEMENLİK KONSEYİ NASIL KURULDU?

Ardından hem Afrika Birliği hem de bazı ülkelerin girişimiyle Egemenlik Konseyi kuruldu. Hem orduyu hem de partileri temsil edecek bir yapı oluşturuldu.

Tabii bu noktada başarısızlıklar yaşandı. İktidar halkın sorunlarına yanıt vermedi. Beşir’i iktidarda uzaklaştıran protestoların sloganı adalet, barış ve özgürlüktü. Ancak siviller ve askerler tarafından bu talepler gerçekleştirilmedi. Örneğin adalet konusunda istinaf mahkemelerinin kurulması istendi. Bazı yolsuzluklar ve haksız işten çıkarmalar oldu. Beşir’in ardından iç barışın tesisine yönelik silahlı milis gruplarla anlaşmalar yapıldı. Bu anlaşmada bütün gruplar temsil edilmedi. Darbeye bunlar da ne yazık ki ortam hazırladı. “

‘SOROS EYLEMCİLERİ EĞİTTİ’

Sudan’daki siyasi kırılganlığı besleyen süreçte Batı’nın parmağı olduğunu da vurgulayan Nasir, Beşir’e karşı ayaklanmaya Soros’un destek verdiğini, Beşir’in ardından Sudan’da Batı ajanlarının cirit attığına dikkat çekti:

“Beşir’in indirilmesinde Batı’nın rolü çok büyük. Soros, Kenya’daki Doğu Afrika ofisi üzerinden birçok eylemciyi eğitti, kurslar vererek halk ayaklanmasında kullandı. Batı’nın müdahalesi çok netti. Beşir’den sonra da IMF’nin planlarını uygulayan, ülke içinde çözümler aramak yerine dışarıdan destek alarak yapılan yanlışlıklar vardı.

‘SUDAN’DAKİ ELÇİLİKLERİN İSTİHBARİ FAALİYETLERİ VARDI’

Batı’nın güdümüne giren gruplar vardı. Sudan’daki elçiliklerin istihbari faaliyetleri, içişlerimize karıştığı net bir şekilde belliydi. Biz bundan rahatsızdık. Batı’nın ajanları Beşir’den sonra ülkede adeta cirit attı. Sudan’da olan sorunların sebebi de bir anlamda Batı’dır. İktidara gelenlerden bazıları ‘orduyu feshedelim, orduyu ilga edelim’ Dedi. Bu kime hizmet eder? Batı’ya…

‘BUNLAR OLMAYABİLİRDİ’

Biz akıllı bir şekilde hareket etseydik Beşir’den sonra bunlar olmayabilirdi…Beşir’in de hatasını söylemeliyim. Batı’ya karşı söylemleri vardı, doğru… Ancak Batı’nın politikasına paralel tavırları da oldu. Mesela, Güney Sudan’ın ayrılması konusunda…”

BATI’NIN SUDAN’I 5’E BÖLME PLANI

Sudan’ın stratejik önemine dikkat çeken Nasir, Batı’nın Sudan’ı 5’e bölme planına değindi:

“Sudan halkı medeniyet sahibi ve zengin bir toprağa sahip. 10 milyonluk bir diasporayla küresel kalkınmada büyük bir emeğimiz var. Böyle bir insan potansiyeli olan bir milletiz.

Batı ve emperyalizme karşı mücadele ederiz, ülkemizi düşünürüz. Konumumuz itibarıyla Arap dünyası ile Afrika arasında köprüyüz. Ayrıca petrol ve altın gibi zengin kaynaklara sahibiz. Bu nedenle başta ABD, İngiltere ve Fransa olmak üzere Batı’nın Sudan’ı iç savaşa sürüklemek, kaos yaratmak, medya algılarıyla toplumu kutuplaştırmak gibi bir hedefi var. Bunun için de Sudan’ı parçalamayı amaçlıyorlar Güney Sudan’ı zaten kurdular. Ayrıca Darfur, doğuda, ülkenin güneyinde ve başkent Hartum’u da kapsayacak kuzeyde Nil şeridinde de ayrı devlet kurmayı amaçlıyorlar.

TÜRKİYE NE YAPMALI?

Nasir’e göre Türkiye Sudan’ın bütünlüğünü desteklemeli ve son krizin ardından ‘diyalog köprüsü’ olmalı:

“Türkiye’nin Sudan’ın bütünlüğü her türlü desteklemeli. Bu konuda hiçbir şekilde taviz vermemeli.  Zira Batı’nın çıkarları ile Türkiye’nin çıkarları çelişiyor Sudan’da. Sudan konusunda etkili olan Mısır, Katar ve Suudi Arabistan’la da görüş alışverişinde bulunmalı. Ayrıca Sudan’daki taraflar arasında da Türkiye diyalog köprüsü olabilir.

‘TÜRKİYE GEÇ KALMADAN HAREKETE GEÇMELİ’

Bunun için bence hemen şimdi Dışişleri Bakanlığı’ndan bir temsilci harekete geçmeli geç kalmadan.”