Susuzluğa nasıl önlem alınır?

Murat Kahriman yazdı...

Susuzluğa nasıl önlem alınır?
Susuzluğa nasıl önlem alınır?

Merhaba dostlar,

Merhaba’nın anlamı Farsçadan gelir; “Benden size zarar gelmez” anlamını taşır. Bu güzel sözle sizleri selamlayıp bugünkü meramımı hızlıca aktarayım. Okuyuculara harcadıkları zaman için şimdiden teşekkür ederim.

DÜNYA VE TÜRKİYE SU KAYNAKLARI

Temel olarak Dünya'nın, Türkiye’nin ama öncelikle İstanbul’un su sorununa işaret etmek istiyorum. Bildiğiniz üzere dünya’daki suyun sadece %2,5’u tatlı su kaynağıdır. Bu suyun’da % 70’i buz ve kar kütlelerinde saklıdır ki bu buzlar da bildiğiniz üzere gün geçtikçe okyanuslara karışmaktadır. Bütün bu rakamlara bakarsak bazı ülkelerin çok şanslı, bazı ülkelerin de çok şansız olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki şanssız ülkelerden birisidir ülkemiz. Kişi başına düşen 1.519 m³ su kaynağı ile düşük ligde yer almaktayız. 

Buna ek olarak bu yıl 2021 Ocak ayının neredeyse ortasına gelmişken artı 3 ila 5 derece yüksek seyreden hava sıcaklığı bir çok vatandaşımızı tedirgin ettiği gibi beni de düşündürmektedir. Bugünlerde yağan yağmur’un ne kadar yeterli olacağını da yaz aylarında göreceğiz.

Bir çevre ve sosyal denetçi olarak alınan önlemlerle ilgili düşüncemi paylaşma gereği duydum çünkü konuya medyatik şovlarla yaklaşıldığını ve İstanbul halkının aslında pek de düşünülmediğini görmekteyim. 2021 yaz aylarındaki su yeterliliğinin bugün yağan yağmur’un miktarına bağlı olduğunu kabul edelim ve bu konuda hangi önlemlerin alındığını görmemiz lazım. Konuyla ilgili uzmanlardan olan Afet Yönetimi dersi hocam sayın Prof. Miktad Kadıoğlu, kısa vadede su tasarrufu’nun elzem olduğundan bahsetti. Kendisine sonuna kadar katılıyorum.

İSTANBUL SU KAYNAKLARI

Birkaç yıl önce biteceği ifade edilen İstanbul’un Melen projesi’nin, bizleri 2040 yılına kadar güya susuz bırakmayacaktı ama proje bir türlü tamamlanamadı. DSİ, yeni projenin ihalesini tamamladı ancak bu projenin tamamlanması için ekstra 510 güne daha ihtiyaç var. Peki, nerdeyse 2 yıl boyunca ne yapacak İstanbul halkı? İstanbul’da % 15-20 bandına inen su rezervi’in bu iki yaz kendi kendine yetmesi lazım yoksa pandemi’nin bu zor koşullarında bir de su sıkıntısı ile uğraşacağız. İBB’nin elini kolunu bağlayıp oturduğunu ifade etmem doğru olmaz ama basına yansıyan projeler beni tatmin etmedi. Bu yüzden nedir, ne değildir, bu konuda bir aksiyon planı var mı duymak istiyoruz. Sadece uçaklarla yağmur bombası veya yağmur duası mı bizi susuz bırakmayacak?

TASARRUF VE EĞİTİM ŞART

En basitinden tasarruf önlemleri alınmalı ama daha önce, su kaynaklarımızın nasıl tüketildiğine dair kapsamlı bir analiz yapılması şart. Bunun her şehirde farklı seyrettiğini bilmemiz lazım. Türkiye’de tatlı suyun %73 oranında tarımda, % 11 oranında sanayi’de ve kalan %16’sının da evsel tüketimde kullanıldığı tespit edilmiş. Bu oran İstanbul için farklı. Tarımsal tüketim oranı daha düşük seyretmekte, yoğunluk evsel tüketim ve sanayi üretim arasında paylaşılmaktaymış. Detaylar İBB’de muhtemelen bulunuyor. İstanbul’da bir günde toplam 3 milyon m3 su tüketilmekte, yani 16 milyon kişi yıllık ortalama olarak 68 m3 su tüketmektedir. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre de evsel kullanımın %26’sı tuvaletlerde, %22’si çamaşır makinelerince, %17’si duşta, %16’sı musluklarda, %2’si banyo küvetlerinde, %3’ü de diğer alanlarda kullanılırken %14’ de ev içi tesisatlarda kaybolduğunu hesaplamış. İstanbul’da kaçak kaybı %22 seviyelerinde ve ne yazık ki 2025 hedefi ise bunu %18 seviyelerine düşürmek. İSKİ, 2025 stratejik planında, ne yazık ki dünya ortalamasının altında bir hedef koymuş kendisine, tebrik ediyorum.

Özetle musluk aparatı mutlaka bir fayda sağlayacaktır ama çok cılız bir etkisi olduğunu görüyorum. Projenin iki tivitle hayata geçeceğini beklemek hayalciliktir. 2021-2025 arası Su Kullanma Bilincini arttırma konusuyla alakalı ayırdığınız bütçe ise 5 yıl için sadece 11 milyon TL. Tabloya harcanan 6.5 milyon TL idi. Bu parayla bir senede 80 etkinlik planlanmış. Çok düşük ve cılız bir hedef. Personel fazlası sorunu yaşayan belediyenin liyakatlı personel eksikliği de yıllardır partili liyakatsız kardolaşma’nın sonucudur. Personeliniz fazla ama konuya hakim personel eksik. Tipik devlet yönetimi.     

Ne kadar eleştirsek de koşullarda önemli başka bir etkenin olduğunu da unutmayalım. Su tüketimi hijyen kaygısından ötürü pandemi nedeniyle %30 artmıştır. Bu konuda İBB’nin, öncelikle de İSKİ’nin vatandaşlara Covid 19’la nasıl daha az su tükeretek mücadele edeceğini anlatması gerekir.

Su tasarrufu sorunu en az pandemi kadar insanları etkileyecek bir sorundur. Yaz ayları gelmeden önlemlerin alınması gerekiyor. Yeraltı sularını kullanmak kısa vadeli bir çözüm olabilir ama geçici çözüm olacaktır. Sağolsun hükümetin de İBB’ye başarısız olması için köstek olduğunu da eklersek bu işten zararlı çıkacak olan İstanbul halkıdır ki, bunu asla haketmiyorlar. Durum budur sevgili İstanbul’lular. Türkiye’nin genelinde benzer sorunlar varlığını sürdürmekte ve bu işten toplum olarak bizler zararlı çıkmaktayız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin genel siyasete değil yerel sorunlara çözüm üretmesini bekliyoruz.

KİMSE BAHANE ARAMASIN

TÜİK ve diğer kuruluşlar 1999-2000 yıllarında İstanbul nüfus projeksiyonunu doğru şekilde 15-16 milyon olarak hesaplamış, yani bu nüfustan ve tüketimden haberimiz yok denmesi doğru değil. İstanbul’un bunca derdi varken Kanal istanbul’un gerçekleşmesi durumunda bu nüfusun çok daha fazla bir hızla artacağı da öngörülmektedir. Bu projede çok daha büyük sorunlara gebedir. Açıklanan ÇED raporları ile ilgili daha sonraki yazılarımda da birkaç kelam edeceğim.

Alınması gereken önlemleri ifade ederek noktayı koyalım.

Kısa ve orta vadeli önlemler

Toplumun su tüketimi konusunda bilnçlenmesi için daha büyük bir kaynak ayırılması ve eğitim kurumlarıyla etkili bir işbirliği içinde olunması şarttır.

Kaçak su tesisatlarının tespit edilmesi ve bu konuda daha etkin bir denetim sistemi kurulması gerekmektedir. Hedeflerin yükseltilmesi için neler yapılabilir yeni su kaçakları eksenli detaylı bir çevresel risk analizi hazırlanmalı. Alınan aksiyon planları güncellenmelidir.

İzinsiz yeraltı ve yüzey suyu kullanan firmaların tespiti ve kapatılması gerekiyor, suyla üretim yapan bütün firmaların derhal şehir dışına çıkartılması veya geri dönüşümlü su kullanmaları için maddi proje desteği verilmesi gerekmektedir. Bu minvalde endüstriyel su kullanım oranlarının azaltılması gerekmektedir.

Tarımda su kullanımı var ise mümkünse damlama sistemine geçirilmesinin sağlanması gerekir.

Uzun vadeli önlemler

Deniz suyunun arıtılması doğru bir proje ve bu konuda Sayın İmamoğlu da bir açıklama yaptı ama bunun hangi teknikle olacağını ifade etmedi. İsrail’in Ashkelon Ters Ozmoz tesisi benzeri bir yapı’nın maliyeti yüksek, üstüne üstlük tesisin işletme maliyeti daha büyük bir sorun. 1 m3 su için 3 KWH enerji ihtiyacı var ve bu büyük enerjiyi nerden sağlanacak o da ayrı bir sorun. Ve tabii ki böyle bir tesis, iki sene sonra Melen’in tamamlanmasıyla 2040 yılına kadar sorunlarını çözecekken, İstanbul için ne kadar elzem onu da ayrıca hesaplanması gerekir. Vizyon ortaya koymuş olabilir ama saydığım sorunların çözülmesi daha acil bir ihtiyaç.

Başka gezegenlerde yaşam izini ararken  önce suyu aramıyor muyuz? Unutmayalım su hayattır.

Sağlık ve mutluluk dilerim.