DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
ANKA’nın haberine göre; Malazgirt Zaferi’nin yıldönümü ile ilgili konuşan Temelli, “Evet, Malazgirt bir kardeşlik kapısıdır ama bu kapıdan bin yıla yakın bir zaman oldu geçileli, hala bu kardeşliğin hukuku, hukuk kültürü, hukuk anlayışı hayata geçmiş değil” ifadelerini kullanarak, “eşit yurttaşlık” vurgusu yaptı.
Kürt halkının tarih boyunca büyük baskılara maruz kaldığını söyleyen Temelli, “Tüm Kürt düşmanlığına, tüm saldırılara, zulme rağmen bu duygusallık hala ayaktadır. Bu ülkede 25 milyon Kürt yaşamaktadır. Kürt ve Türk evliliklerinde aile sayısı 5 milyonu geçmiştir” şeklinde konuştu.
Malazgirt’in bir sembol olarak barış ve birlikte yaşama iradesini temsil ettiğini kaydeden Temelli, bu sembolün artık somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. “Bu kardeşlik duygusu hâlâ ayakta ama bunun bir hukuku yok. Bu hukuk eşit yurttaşlık hukukudur. Şimdi öyle bir zamandan geçiyoruz ki tam da bunu hayata geçirecek fırsatları yakalamak üzereyiz” diyen Temelli, iktidarı ve Meclis’i bu yönde adım atmaya çağırdı.
‘HEYETLERİ DİNLEME SÜRECİYLE VAKİT KAYBEDİLİYOR’
Temelli, TBMM’de “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla kurulan bölücü açılım komisyonuyla ilgili şunları kaydetti:
“Burada bu hukuku var edebilecek bir olanak vardır. Güçlü bir müzakere masası vardır ama şekil şartlarını sağlamak yeterli değildir. Bunun muhtevasını güçlendirmek, içeriğini güçlendirmek ve bu yönde çalışmalar yapmak büyük önem arzetmektedir. Şimdi tam zamanıdır. Komisyon meseleyi ciddiye almalıdır. Komisyon ne denli ciddi bir iş yaptığının artık farkına varmalıdır. Esas meseleye odaklanma zamanı gelmiştir. Evet çok çok önemli bir fonksiyonu vardır. Bunu hayata geçirebilmek için odaklanarak, atması gereken adımları atarak yol almak zorundadır. Oyalanmamalıdır.
Evet heyetler geliyor. Geçen hafta da heyetler geldi. Bu hafta da heyetler gelecek. Sayın Numan Kurtulmuş’un açıklamasını öğrendiğimiz üzere Eylül ayının ortasına kadar heyetleri dinlemeye devam edecek. Heyetlerin dinlenmesi önemlidir. Toplumun komisyona katılımı önemlidir. Hatta komisyon da çeşitli kesimlere gidip ulaşıp görüşleri, önerileri alması gerekir. Ama komisyonun esas işi bu değildir. Bu bir alt komisyon ile yapılabilirdi. Ya da farklı bir komisyonu hayata geçirerek bu süreç ilerletilebilirdi.
Komisyonun esas yapması gereken iş bu dönemin ihtiyaç duyulan hukuki düzenlemelerini bir an önce hayata geçirecek olan taslakları hazırlamaktır. Bu taslakları hazırlamak için de özverili, özenli bir çalışmaya ihtiyaç var. Oysa ne yapıyor komisyon? Geçen hafta da gördük. Bu heyetleri dinleme süreciyle vakit kaybediyor diyebiliriz.”
‘KÜRT MESELESİ AYNI ZAMANDA BİR KÜRTÇE MESELESİDİR’
Temelli, Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşma taleplerinin reddedilmesini “meclis ayıbı” olarak niteledi ve bu anlayışın değişmesi gerektiğini söyledi.
Temelli, “Bu komisyonun en önemli işlevi nedir? Kürt meselesinin demokratik çözümüne olanak sağlayacak adımlar atmaktır çünkü bu mesele, Türkiye’nin demokratikleşme meselesidir, barış meselesidir, toplumsal barış meselesidir” ifadelerini kullandı.
Kürt meselesinin önemli bir boyutunun Kürtçe olduğunu söyleyen Temelli, “Kürt meselesi aynı zamanda bir Kürtçe meselesidir” diyerek, “Kürtçe’ye yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların terk edilmesi gerektiğini” söyledi.
‘ÖCALAN’LA DÜZENLİ GÖRÜŞMELER YAPILMALI’
Komisyonun etkili olabilmesi için Öcalan ile düzenli temas kurulması gerektiğini savunan Temelli, bu görüşmelerin yalnızca bir kez değil, sürekli biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti. Temelli, “Bu konu önemli bir konudur çünkü meselenin asli muhatabı Sayın Öcalan’dır. Meseleyi ortaya koyan, çözüm yollarını gösteren ve bu komisyonun kurulmasının temel nedeni de budur. Öcalan’la görüşmeyen bir komisyonun yol alması mümkün olamaz. O yüzden bir an önce bu görüşmenin gerçeklemesi gerekiyor” dedi. Temelli, böyle bir görüşmenin sadece komisyon çalışmalarını değil, geniş toplumsal ve siyasi sorunların çözümüne de kapı aralayacağını ifade etti.
NE OLMUŞTU?
DEM Parti’nin ‘Öcalan’ itirazında ses tonu da yükselmeye başlamıştı.
Tuncer Bakırhan, Öcalan’la İmralı heyetinin yaptığı görüşmelerin 25 Temmuz’dan beri azaldığını ifade edip “Komisyon Öcalan’la bir an önce görüşmelidir” görüşünü savunmuştu.
Tülay Hatimoğulları da Bahçeli’nin “Öcalan Meclis’te konuşsun” sözünü hatırlatarak komisyona çağrıda bulundu. Hatimoğulları “Sayın Öcalan’ın özgürce çalışabileceği, yaşayabileceği koşulların yanı sıra; aydın, yazar, gazeteci, sanatçı, hukukçu ve siyasetçilerle görüşme olanakları da bir an önce sağlanmalıdır” demişti.

