Hüseyin Özbek yazdı…
Dünkü 13. Cumhurbaşkanlığı ve 28.dönem milletvekilliği seçimi bana her nedense uzay mekiklerini hatırlattı.
Hepiniz bilirsiniz. Uzay mekiği, yer çekiminden kurtuluncaya kadar taşıyıcı roketin sırtında yükselir.
Taşıyıcı roketin görevi, mekiği uzaya çıkarmaktır. Uzay mekiğini 45 km. yukarıya, yani yerçekimsiz uzaya çıkaran roketin bu arada yakıtı da bitmiş olur. Mekiği rokete monte eden kelepçeler otomatik olarak açılır, işi biten roket artık Okyanusa düşecek çöpten başka bir şey değildir.
Mekik, hem yerçekiminden hem de hantal taşıyıcıdan kurtulduktan sonra yerleştiği yörüngede dünya çevresinde tur atmaya başlayıp, kendisinden beklenen görevleri yapmaya başlayacaktır.
Hiç kuşkunuz olmasın. Dünkü milletvekili seçiminde, CHP’nin sırtından siyasetin uzayına (TBMM’ye) çıkıp, parlamento yörüngesine yerleşir yerleşmez kendilerini sırtlayıp yükseklere taşıyan, işi bitmiş roketi çabucak terk edip unutacaklardır.
Yakın geçmişte kolkola beraber yürüdükleri yol ve kaşık arkadaşlarıyla, tadı damaklarında kalmış maklubeye yeniden kaşık sallamaya başlarlarsa bu da nereden çıktı diye şaşırmayasınız diye yazıyorum.
Atatürk, Milli Mücadelenin sivil dinamiği, halkın örgütlü gücü, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyetini, kurtuluştan sonra Halk Fırkası’na dönüştürmüştü.
Halk Fırkası’nın (CHP) kuruluş beyannamesi, 11 Eylül 1923’te verildiği halde 9 Eylül’ün kuruluş tarihi olarak kabul edilmesi son derece anlamlıdır.
9 Eylül 1922’de, kaçan düşmanın ardından Türk Ordusunun İzmir’ e giriş tarihinin esas alınması, partinin kurucu kadrosundaki yüksek bilinç ve duyarlılığı göstermektedir.
Kurtuluşun ve kuruluşun öncü kadrosu, CHP’yi, Müdafaayı Hukukun partileşmiş örgütü, lâik demokratik, çağdaş Türkiye’nin siyasal sigortası olarak düşünmüşlerdi.
Onlar, gün gelip te CHP’nin başına geçeceklerin Cumhuriyet karşıtı kimilerini siyasal yerçekiminden kurtarıp, Gâzi Meclisin çatısı altında taşıyacaklarını akıllarından bile geçirmemişlerdi!