Türk Hava Kuvvetleri’nin gücü ve göklerdeki diğer üstünlüklerimize rağmen, orman yangınları karşısındaki durumumuz soru işaretlerini beraberinde getiriyor…
Türkiye, orman yangınlarıyla boğuşurken havadan müdahalede yaşadığımız eksiklikler çeşitli soruları gündeme getiriyor.
Sedat Ergin, Hürriyet’teki köşesinde “Ormanların üzerinden gökyüzüne yükselen alevlerin görüntüsü karşısında dehşete düşerken, THK’nın elindeki yangın söndürme uçaklarının bugün hangarda yattığını öğrenmek hepimizi kahrediyor. Böylesine korkutucu bir felaketle karşılaşıldığında ülkemizin bu kadar savunmasız kalması herkesi büyük bir infial duygusunun içine itiyor” ifadelerini kullandı.
Çeşitli çelişkileri gündeme getiren Ergin’in yazısının satır başları şöyle:
“Türk Hava Kuvvetleri genellikle bu kategoride dünyanın ilk beşi içinde kabul ediliyor. Sıkça F-16’ların Kuzey Irak’taki PKK hedeflerini nokta atışlarıyla nasıl etkisiz hale getirdiklerine ilişkin açıklamaları izliyoruz.
Keza, silahlı-silahsız insansız hava araçları teknolojisinde de ülkemizde önemli atılımlar gerçekleştirildi. Türk yapımı SİHA’ların yakın zamanda Libya ve Karabağ’daki savaşlarda sahada alınan sonuca nasıl etki ettiklerini anlatan övgü dolu yabancı analizler, şimdiden ciddi bir literatür oluşturuyor.
Gelgelelim, bu gibi üstünlüklere sahip bir ülke olarak kendi topraklarımızda, batı ve güney kıyılarımızda ortaya çıkan orman yangınlarını havadan süratle etkisiz kılacak imkânlara, araçlara sahip değiliz. Var olduğu varsayılan kapasitenin de vahim derecede yetersiz olduğu tecrübeyle anlaşıldı.
Dört bir cepheye yayılan orman yangınlarına Rusya’dan, Ukrayna’dan, İran’dan ve son olarak bazı Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ya da geleceği açıklanan hava desteğiyle müdahale etmeye çalışıyoruz.
Bu işte çok büyük bir terslik yok mu?
İNFİAL DUYGUSU
Buradaki çelişkiye baktığımızda, öncelikle meselenin Türkiye’nin sahip olduğu kaynaklar, beşeri sermayesi ve teknolojik birikimiyle ilgili olmadığını hemen vurgulamalıyız.
Üstelik, Türkiye’nin aslında orman yangınlarıyla mücadele etmeye dönük bir yeteneğe yakın zamana kadar pekâlâ sahip olduğunu da biliyoruz. Çıkan yangınlara Türk Hava Kurumu’nun (THK) elindeki bu iş için özel olarak donatılmış uçaklarla etkili bir şekilde karşılık verildiği günler çok uzakta değil.
Oysa ormanların üzerinden gökyüzüne yükselen alevlerin görüntüsü karşısında dehşete düşerken, THK’nın elindeki yangın söndürme uçaklarının bugün hangarda yattığını öğrenmek hepimizi kahrediyor.
Böylesine korkutucu bir felaketle karşılaşıldığında ülkemizin bu kadar savunmasız kalması herkesi büyük bir infial duygusunun içine itiyor.
AZIMSANMAYACAK ZAFİYET
Yaşadığımız kâbusun düşündürücü birçok boyutu var. Bunların başında Türkiye’nin bu yangın dalgasına hazırlıksız yakalanmış olması geliyor. Bu durum yönetim anlamında azımsanamayacak bir zafiyete işaret ediyor. Çünkü, öncelikle Türkiye’nin böyle bir krize karşı ciddi bir hazırlığının ve bunu sağlayacak bir senaryosunun olmadığı ortaya çıkıyor.
Orman yangınları ülkemizin eskiden beri önemli bir sorunu. Ancak küresel düzeyde hüküm süren iklim değişikliği sorununa paralel bir şekilde orman yangınlarının yaygınlık ve tahribat derecesinin tehlikeli bir şekilde artması ihtimalinin devlet mekanizmaları içinde önceden tehdit değerlendirmesine alınmadığı anlaşılıyor.
Kuşkusuz, bu tür çalışmalarda, terör örgütünün de ülkeye orman yangınları üzerinden zarar vermek isteyebileceği pekâlâ hesaba katılmalıdır.
Rasyonel bir yönetim anlayışının geçerli olduğu bir ülkede -hangi nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın- her türlü çevre felaketine karşı, devletin elinde “en kötü durum senaryoları” çerçevesinde çalışılmış muhtemel hareket tarzlarına dayanan eylem planlarının olması gerekir.
Ülkemizde böyle olsaydı, herhalde orman yangınlarının geçen hafta ilk ortaya çıkmasından sonra hepimizin tanıklık ettiği kargaşa hali ve zaman kaybı yaşanmayacak, etkili bir yanıt
verilebilecekti.
TÜRKİYE’NİN YÖNETİM YAPISI
Meselenin bununla da bağlantılı olan bir diğer boyutu, Türkiye’deki mevcut yönetim sisteminin yapısıyla ilgilidir. En mikro düzeydeki kararların da Ankara’daki merkezi otoritenin oluruna bağlı olduğu bir karar alma mekanizması yapısında, önceden öngörülmeyen, hiçbir hazırlığın bulunmadığı bir felaket senaryosuna etkin ve zamanlı bir karşılığın verilemediği görülmüştür.
Tabii, meselenin göz ardı edilemeyen bir diğer yönü doğrudan liyakat faktörünü ilgilendiriyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, krizin seyri içinde ne ölçüde bu felaketin üstesinden gelebileceği hususunda kamuoyunda çok büyük bir tartışmanın konusu haline gelmiştir. En azından bundan sonrası için bu bakanlıkta güven duygusunu yaratacak yeni bir görevlendirme yapılması toplumu rahatlatacaktır.
Ayrıca, Türk Hava Kurumu’na atanan kayyum kadrolarının da bu kurumu dirayetle idare edebilecek donanımda olmadıkları, içinden geçilen krizde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.
Hiç olmazsa yaşadığımız felaketten gerekli derslerin çıkartılması, ölen insanlarımız, evlerini kaybedip açıkta kalan vatandaşlarımız ve kaybettiğimiz ormanlarımız, yangında yok olan hayvanlar için duyduğumuz üzüntüyü bir nebze hafifletebilir.
Halen tehlikeli bir şekilde sürmekte olan son yangınlarla ormanlarımızı korumak konusunda toplumsal farkındalığın yükselmesine dönük bir eşik de atlanıyor. İçinden geçtiğimiz, hep birlikte kahrolduğumuz bugünleri, ormanlarımıza sahip çıkmayı hedefleyen bir ulusal seferberliğin başladığı bir milat olarak düşünmek istiyoruz.”

Allah’ım ağlaycağım yaaa şu kadar basit ve temel soruları soran bir kişi mi olur koskoca 80 milyonluk ülkede !
Bu durum Türkiye yi yönetenlerin ihanetini insanlarin gözünün icine soka soka eger uyanmazsaniz daha beteri olur dedirtircesine ALARM vermistir !
Bu görüntüler yönetimsel “iHANETiN” görüntüleridir ! Ve ilk degildir !!!!!!
Bu durum ne zan mi biter? SÜRÜ, HALK oldugunu anladigi zaman !
1,5 yildir uygulan diktatörlügün farkinda olmayan SÜRÜ igneyi yemeye baslayinca bile uyanmadi!!!
Cünkü ihanet icimizde “Ünvan” kazanmisti ve en tepeden sesleniyordu !, gözümüzün icine baka baka yalan söyledigi halde ve internet devrinde yasadigimiz halde , hani bana hani bana diyebilen hainlik derecesinde KÖR bir “SÜRÜ” var bu ülkede !!!!!
Kendimize yaptigimiz ihaneti baska hic kimse bize yapamaz !!!!
Tarihin Diyalektigi geri döndü !
Degerli Yorumcu ” Ne ekersek onu biceriz !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! “
” Var olduğu varsayılan kapasitenin de vahim derecede yetersiz olduğu tecrübeyle anlaşıldı. ”
Marmara SARSINTISINDAN DERS ALDIK MI? ASLA Almadik ! Hatta ötesine gectik!
Sonuclarina katlanacagiz !!!!!!!!!!!!
Bazi seyler devamli tecrübe etmekle olmaz, AKIL denen bir sey var! Bunun icinde önce KARAKTER sahibi olmak gerek !!!!
KENDiMiZ ETTiK KENDiMiZ BULDUK !!!
Uyanirmiyz , sanmam !!!!!
Güneyde, Batida yanan bazi yerlesimlerini gördüm hepsi dibine kadar Ormanlik alan icinde !!!!!!!!!!!!
Yagma dizboyu !!!!
Yaratmayi, yasatmayi degil yok etmeyi seviyoruz !!!!
Saldim cayira mevlam kayira bosuna söylenmemis !
Söyledigimiz her cümlenin sonu “insallah2 ile bitiyor !
Böyle olunca cümle nin anlami yarim kaliyor. Herseyimiz YARIM !!!!