Türkiye ve KKTC’den AB’nin ‘Kapalı Maraş’ açıklamasına kınama

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, 'Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, AB adına Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz' dedi

Türkiye ve KKTC’den AB’nin ‘Kapalı Maraş’ açıklamasına kınama

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç'in Maraş konusunda AB adına yapılan açıklama hakkındaki soruya, “AB adına bugün (27 Temmuz) Maraş konusunda yapılan açıklamayı kınıyoruz. Kıbrıs Türk halkını görmezden gelen, gerçeklerden kopuk ve sadece Rum tarafının görüşlerini yansıtan bu ve benzeri açıklamaların bizim açımızdan bir değeri ve hükmü yoktur. Üyelik dayanışması ve veto endişesi bahaneleriyle ortaya konulan bu yanlı AB tutumunun hiçbir sorunun çözümüne katkıda bulunması da mümkün değildir” cevabını verdi.

Sözcü Bilgiç, “Kıbrıs meselesinin çözümü ve Maraş açılımı konusunda KKTC makamlarının önerilerine ve aldıkları tüm kararlara desteğimiz tamdır. Maraş açılımı KKTC Hükümetinin aldığı bir karardır. AB, 2004'te Annan Planı sonrasında Kıbrıs Türk halkına verdiği sözleri tutmalı ve KKTC'yi muhatap almayı öğrenmelidir” ifadelerine yer verdi.

KKTC DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

KKTC Dışişleri Bakanlığından, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ve AB’nin Kapalı Maraş’a yönelik açıklamalarına bir tepki daha geldi. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, AB tarafından Kapalı Maraş hakkında yanlı açıklamalar yapıldığı ve AB’nin, Kapalı Maraş'ın KKTC toprağı olduğunu ve Kapalı Maraş'ta atılan adımların KKTC Devleti ve Hükümeti tarafından atılmakta olduğunu artık idrak etmesi gerektiği vurgulandı.

KKTC'nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasının, adada bir anlaşmaya varılması için elzem olduğu gerçeğinin AB tarafından er ya da geç idrak edileceği belirtilen açıklamada, “AB Komisyon Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Birliği adına 27 Temmuz 2021 tarihinde Kapalı Maraş hakkında, her zamanki gibi, yanlı bir açıklama yapmıştır. Kıbrıs Türk halkının ve Devleti’nin varlığını yok sayan AB'nin, Kapalı Maraş'ın KKTC toprağı olduğunu ve Kapalı Maraş'ta atılan adımların KKTC Devleti ve Hükümeti tarafından atılmakta olduğunu artık idrak etmesi gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.

'RUM TARAFINDA REDDEDİLME, MARAŞ’A İLİŞKİN ADIM ATILMASINI ZORUNLU KILMIŞTIR'

Ada’da anlaşmaya varılması hususunda KKTC’nin, Kapalı Maraş ile ilgili adım atmamasına rağmen Rum tarafının tüm anlaşma fırsatlarını reddettiğini ve bu nedenle Kapalı Maraş’a ilişkin adım atılmasının zorunlu hale geldiği belirtilen açıklamada, “KKTC, Ada’da bir anlaşmaya varılmasına fırsat tanımak maksadıyla Kapalı Maraş ile ilgili hiçbir adım atmamıştı. Müzakere masasında harcanan 50 yılı aşkın süre içinde ortaya çıkan tüm anlaşma fırsatlarının Rum tarafınca reddedilmesi, adada statükonun sembolü haline gelen Kapalı Maraş'a ilişkin adım atılmasını zorunlu kılmıştır. Hatırlanacağı üzere, bugüne kadar Kapalı Maraş'ı da içeren tüm anlaşma planları ile Güven Oluşturucu Önlemler, Rum tarafınca topyekün reddedilmiştir” denildi.

Dışişleri Bakanlığı, KKTC’nin Kapalı Maraş'ta hukuk çerçevesinde atmakta olduğu adımların Rum halkı arasında memnuniyet oluşturduğunu, fakat Rumların tek amacının Kıbrıs Türklerini ilelebet müzakere masasına hapsetmek olduğunu kaydetti. Açıklamada şöyle denildi:

"Yıllardan bu yana statükonun sembolü haline gelen Kapalı Maraş'ta Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukuk çerçevesinde ve özel mülkiyet hakkını gözeterek atmakta olduğu adımlar, Rum halkı arasında da memnuniyet oluşturmuştur. KKTC tarafından yapılan açılımların amacının başta AB tarafından saptırılması, AB'nin taraflı tutumunun açık bir göstergesidir. Rumların tek amacı, Kıbrıs Türklerini ilelebet müzakere masasına hapsetmek ve anlaşmazlığın meydana getirdiği statükonun vermiş olduğu rahatlık ile yoluna devam etmektir.

Kıbrıs Türk halkı üzerinde var olan haksız izolasyonun sona ermesi için bugüne kadar vermiş olduğu sözleri tutmamış olan AB, Kıbrıs Türk Halkının ekonomik olarak kalkınmasına imkan tanıyabilecek her türlü girişimin önüne set çekmeye çalışmaktadır. AB bir yandan adada bir anlaşmaya varılmasını istediğini iddia ederken, diğer yandan da adadaki bir tarafın varlığını yok sayarak diğerini yücelten, tek kelime ile, adaletsiz bir yaklaşım sergilemektedir. Bu yaklaşım, Rumların uzlaşmaz tavrının yegane kaynağıdır. KKTC'nin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne saygı duyulmasının adada bir anlaşmaya varılması için elzem olduğu gerçeği AB tarafından er ya da geç idrak edilecektir."