Türkiye ve Rusya’dan Libya açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'dan peş peşe Libya krizi konusunda açıklamalar geldi. Kalın, 'Meşru Trablus hükümetine desteğimiz devam edecek' derken, Lavrov da Türkiye ve Rusya'nın Libya'da acil ateşkes üzerine çalıştığını söyledi.

Türkiye ve Rusya’dan Libya açıklaması

Sözcü Kalın, AA’ya verdiği röportajda “‘Biz Libya’da niye varız, Libya’daki hedefimiz nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Çatışmaların başlamasından sonra Libya hükümetinin talebi üzerine, bildiğiniz gibi geçen aralık ayında Libya ile bir anlaşma imzaladık; Askeri İşbirliği ve Güvenlik Anlaşması. Bu anlaşma çerçevesinde Birleşmiş Milletlerin (BM) de tanıdığı meşru hükümete destek veriyoruz. Orada Türkiye’nin müdahalesiyle çatışmaya bir denge getirildiğini de artık herkes teslim ediyor. Eğer Cumhurbaşkanımızın bu vizyoner müdahalesi olmasaydı Libya’da çatışmalar çok daha derinleşecek çok daha fazla insan ölecekti ve Libya’nın parçalanması belki kaçınılmaz hale gelecekti. Şu anda da bir ikili yapı var ama biz BM çatısı çerçevesinde öncelikle siyasi sürecin ilerletilmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bununla beraber Hafter tarafının saldırgan tutumu nedeniyle de Serrac hükümetinin yani Trablus hükümetinin de bir nefsi müdafaa hakkı var. Bu hakkı kullanmaları da yine uluslararası hukuk çerçevesinde kayıt altına alınmış bir haktır. Dolayısıyla onlarla bu alandaki iş birliğimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.
Çözümün askeri değil siyasi olduğunu hepimiz ifade ediyoruz. Özellikle BM çatısı altında Berlin Konferansı’nın belirlediği ilkeler çerçevesinde siyasi sürecin ilerletilmesi bizim de öncelikli tercihimiz. Bugüne kadar Serrac hükümeti bu konularda çok yapıcı bir tutum içerisinde oldu. Buna mukabil Hafter tarafının 2019 Nisan ayında yapılan Abu Dabi Anlaşması’ndan beri, yani yaklaşık 1,5 yıldır, bütün anlaşmaları, ateşkes ilanlarını, barış görüşmelerini ihlal ettiğini gördük. Şimdi bu tablo karşısında Serrac hükümetinin Hafter tarafına bir güveninin olmaması da gayet normal. Çünkü bugüne kadar verdikleri hiçbir sözü tutmadılar, BM’nin belirlediği ilkelere aykırı hareket ettiler. Hafter Berlin Konferansı’na geldi ama orayla ilgili bağlayıcı hiçbir şeyin altına imza atmadı.

‘HAFTER’İN ATEŞKES ÇAĞRILARI BİR SONRAKİ SALDIRININ HAZIRLIK DÖNEMİ OLARAK ORTAYA ÇIKTI’

BM ilkeleri çerçevesinde ve Berlin Konferansı’nda belirlenen ilkeler ışığında bir siyasi sürecin ilerletilmesi için Libya hükümetine desteğimiz devam edecek. Burada bir ateşkes çağrısı yapıldı bildiğiniz gibi, Trablus hükümeti prensipte bu ateşkes çağrısına karşı değil fakat ateşkesin sürdürülebilir olması için belli şartları var. Bunlardan biri de herkesin 2015 yılında imzalanan Sahirat Anlaşması’ndaki pozisyonlarına geri çekilmesi. Buna göre de Hafter güçlerinin Sirte ve Cufra’dan çekilmesi gerekiyor. Burayı Hafter tarafının kendi askeri saldırıları için bir üs olarak kullanmasına elbette müsaade etmek istemiyorlar. Çünkü geçmişte bu tür ihanetlerle çok karşı karşıya kaldılar ve Hafter tarafı bugüne kadar ne zaman bir barış çağrısı yapsa ya da ateşkes çağrısı yapsa, bu hep bir sonraki saldırının hazırlık dönemi olarak ortaya çıktı. Dolayısıyla haklı olarak Serrac tarafında bir güvensizlik var.

Bir diğer önemli konu da, bu gözlerden kaçıyor, sadece geçtiğimiz 6 ay içerisinde Hafter’in Libya’nın petrol ve doğal gaz yataklarını bloke etmesinden dolayı Libya’nın ulusal kaybı 5 milyar doları geçti. Yani Libya şu anda ayda 1-1,5 milyar dolara yakın bir zararın içerisinde. Biz bildiğiniz gibi 3 hafta önce Dışişleri Bakanımız, Hazine ve Maliye Bakanımız, Milli İstihbarat Başkanımızla Trablus’a gitmiştik. O zaman Libya’nın Enerji Bakanı bize 2011 yılından beri Libya’nın toplam kaybının 250 milyar doları aştığını söyledi. Şimdi bakın burada heba edilen büyük bir servet var, bunlar Libyalıların serveti, Libyalıların mal varlığı. 6-7 milyon gibi küçük nüfusa sahip olan, doğal gazından petrolüne, sahilinden madenlerine kadar birçok doğal zenginliği bulunan Libya gibi bir ülkenin çok daha iyi ekonomik şartlarda yaşaması mümkün. Bizim umudumuz, beklentimiz, çabamız bir an önce bu çatışmaların sona ermesi ve Libya’nın bu yeni döneme geçmesi.

‘AMACIMIZ BÖLGENİN İSTİKRARINI SAĞLAMAK’

Şimdi ‘Libya’da ne işimiz var?’ sorusuna gelecek olursak, güvenlik kavramının küreselleştiği bir çağda siz ulusal güvenliğinizi sadece kendi ulusal sınırlarınızla çizemezsiniz. Türkiye’nin güvenliği söz konusu ise bu aynı zamanda Irak’ın güvenliği ile İran’ın güvenliği ile bütün komşularımızın güvenliği ile ilgilidir, Akdeniz’deki hadiselerle doğrudan ilgilidir. Libya bizim Akdeniz’den deniz komşumuzdur. Uzak gibi görünebilir ama haritaya nasıl baktığınıza bağlı bu. Türkiye’yi içine kapatmak isteyenler ‘Türkiye’nin Libya’da ne işi var?’ veya ‘Irak’ta ne işi var?’ yahut ‘Suriye’de ne işi var, Filistin’de ne işi var?’ diyebilirler ama Türkiye’nin hem mevcut cari güvenlik konsepti açısından, güvenlik öncelikleri açısından baktığınızda hem de tarihi bir perspektiften baktığınızda Türkiye her zaman kendi Misakımilli sınırlarından daha fazla olmuş bir ülkedir. Yani Balkanlardan Orta Asya’ya, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya, Kafkaslara kadar uzanan bir coğrafyanın içerisinde yer alıyoruz biz. Bu bölgelerde yaşanacak en ufak bir kriz, gerilim, çatışma, savaş doğrudan Türkiye’nin güvenliğini etkiler. Nasıl etkiler? Terör olarak etkiler, göç olarak etkiler, başka alanlarda etkiler. Biz bunun örneklerini defalarca gördük. Libya’da yaşanan hadiseler de hem Akdeniz’in güvenliğini hem NATO’nun güvenliğini doğrudan ilgilendiren konulardır.

Bir diğer önemli konu da Türkiye Libya’nın yabancısı yahut yenisi olan bir ülke değil. Bizim orayla çok eskiye giden tarihi bağlarımız, güçlü ilişkilerimiz var. Kaddafi döneminde güçlü ekonomik ilişkilerimiz vardır. Libya’nın altyapısını büyük oranda Türk şirketleri yaptılar. Savaştan dolayı bunlar akamete uğradı ama son ziyaretimizde hem Sayın Serrac hem kendi ekibi Türk firmalarını bir an önce Libya’ya davet etmek istediklerini de söylediler. Başka alanlarda da enerji, petrol, doğal gaz, elektrik üretimi, inşaat, altyapı, bu alanlarda da Türkiye ile iş birliği içerisinde olmak istediklerini kendileri ifade ediyorlar. Yani bizim de bakış açımız hep bir ‘kazan-kazan’ ilişkisi çerçevesinde bölgenin istikrarını sağlamak, bu vesileyle de Türkiye’nin güvenliğini garanti altına almak.”

LAVROV: HAFTER ATEŞKES BELGESİNİ İMZALAMAYA HAZIR

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da yaptığı açıklamada, Libya’da çatışmaların durdurulması gerektiğini vurgulayaarak, “Libya krizinin çözümü için çatışmaların derhal durdurulması ve tarafların, silahlı birimlerini herhangi bir yönde ilerletme girişimlerinden vazgeçmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Ne yazık ki tüm muhataplarımızın Libya meselesinin askeri çözüm ile halledilemeyeceği gerçeği hakkındaki açıklamaları pratiğe dönüşmüyor.” diyen Lavrov, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’in ateşkes belgesini imzalamaya hazır olduğunu bildirdi.

‘SERRAC ÇATIŞMALARI DURDURMAK İSTEMİYOR’

Öte yandan, Lavrov, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın çatışmaları durdurmak istemediğini de ileri sürdü.

‘TÜRKİYE İLE ‘ATEŞKES’ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ’

Rusya ile Türkiye’nin Libya meselesine dair çalışmaları sürdürdüğüne dikkati çeken Lavrov, “Rus ve Türk liderlerinin inisiyatifiyle oluşturulan diyalog çerçevesinde Türk meslektaşlarımızla, ateşkesin ilan edilmesini sağlayacak yaklaşımların uyumlaştırılmasıyla ilgili çalışmaya devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Libya hükümetiyle temasta olduğuna işaret eden Lavrov, “Türk meslektaşlarımız, bu yönde Libya hükümetiyle çalışıyor. Mevcut koşullarda tek ve doğru olan karara varabileceklerini umuyoruz.” dedi.