Muharrem Karanfilci yazdı…
Spor kültürü, spora ilişkin her türlü değeri, ürünü ve davranışı belirtir. Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir. Sporu, fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek, sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz.
Spor uluslararası platformda, ülkelerin en güçlü propaganda aracıdır. Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası müsabakalar ve turnuvalar, politik çekişmelere benzemez. Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve sportmence geçmeye aday mücadelelerdir. Böyle bir sportmenlik için insan, doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lâzımdır. Bunun için de uzun yıllar çalışması, adil ve gerçek bir sporcu ahlakına sahip olması gerekir.
Türkiye’de genel bir spor izleyicisi olduğunu söylemek zor. Bunun yerine taraftarlık odaklı ve çoğu zaman da fanatizmle örtüşen bir kitle söz konusudur. Çünkü insanlar genel olarak, sporu spor olarak değil, var olma mücadelesi olarak bakmaktadır.
Ülkemizde, birkaç spor dalına endeksli bir spor anlayışı hâkimdir. Elbette futbol bunların başında gelmektedir. Bu da tamamıyla ekonomi, yapılan yatırım, oluşturulan gündemler ile ilişkilidir. İnsanların bir gruba ya da takıma ait olma hissi de işin psikolojik boyutu sayılabilir.
Gün geçtikçe daha fazla insanın spor yapma alışkanlığı kazanması, spor kültürünün oluşması açısından önemli dev bir adımdır. Ne kadar çok insan sporla tanışırsa, sporun gereğini yeterli derecede uygularsa, profesyonel anlamda bu işi yapanları emin olun daha çok anlayacaklardır. Aynı zamanda spor yapan birey sayısının artması demek, daha fazla kategoride, daha çok insanın mücadele etmesi ve uluslararası organizasyonlarda katılım ve başarı sağlanması anlamına gelecektir. Bu olgunun gelecek nesillere aktarılması da spor kültürünün devamını sağlayacaktır. Peki, spor kültürünün oluşması için neler yapılabilir?
· Türkiye’de spor kültürü gelişimi için öncelikle en önemli unsur, toplumun en küçük yapı taşı olan bireylerden başlanmalıdır.
· Bireyler, spor konusunda bilinçlendirilmelidir. Bunun için sürekli olarak etkinlikler düzenlenmeli, aktivitelere teşvik edilmelidir.
· Okul eğitiminde spora, spor ahlakına önemli bir yer açılmalıdır.
· İnsanın ilk eğitim aldığı yer olarak anne ve babadan aldığı eğitime önem verip bu konuda ebeveynleri bilinçlendirilecek etkinlikler düzenlenmeli.
· Okulun ilk evresinden tutun okulun son evresine kadar sürekli olarak sporla buluşturulmalı, spora teşvik etmelidir.
· Sportif eğitmen açığının, iyi eğitimli elemanlarla kapatılması gerekmektedir.
· Yerel yönetimlerin, spor kültürü adına çalışmalar yürütmesi ve aktif olarak rol alması gerekir.
· Tüm basın yayın ve kuruluşların spora dâhil olması ve spora teşvik edici yayın ve programlar yapması daha doğru olacaktır.
· Her yayın organına, günlük sporla ilgili haber yapma zorunluluğu getirilmelidir.
Bununla ilgili birçok, öneri ve görüş türetilebilir. Ancak konunun esası, bireylerimiz spor yapmalı, spor yaptırılmalıdır. Bunun için de gerekli alt yapıların ve eğitim araçlarının hazırlanması gerekmektedir. Ulu önder, Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar önce söylediği, “Ben Sporcunun Zeki, Çevik ve Aynı Zamanda Ahlaklısını Severim” sözü, ne kadar da konumuzla ilgili…