Ufuk Söylemez, Aydınlık gazetesinden bu sözlerle ayrıldı

Eylül 2013'den beri Aydınlık gazetesinde yazan Eski Bakan Ufuk Söylemez, gazeteden ayrıldığını açıkladı. Söylemez, FETÖ'nün Türk ordusuna karşı operasyonlar yaptığı süreçte başladığı yazarlığını son olarak emekli amirallerin hedef alınması sonrası bıraktı.

Ufuk Söylemez, Aydınlık gazetesinden bu sözlerle ayrıldı

Aydınlık gazetesinde Ufuk Söylemez'in köşesinde bugün "Ufka Bakış köşesinde ekonomi-politik analiz-yorum ve makaleler kaleme alan Sn. Ufuk Söylemez yazılarını sonlandırmıştır" ifadesi yer aldı.

Yaklaşık 8 yıldır bu gazetede yazılarına devam eden eski Bakan Ufuk Söylemez, VP'nin yayın organı Aydınlık'tan neden ayrıldığını açıkladı. Ufuk Söylemez, Halk TV'de katıldığı programda, "Artık Aydınlık'ta yazmıyor musunuz?' sorusu üzerine, "Görüş ayrılıklarımız derinleştiği için yazmayı bıraktım" dedi. Söylemez sözlerine şöyle devam etti:

'AKP'YE DESTEK VERMEM MÜMKÜN DEĞİL'

"8 sene Aydınlık'ta yazdım. Sayın Cindoruk ile bir karar aldık, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında milli aydınları, komutanlarımızı Atatürkçü aydınları, korumak için Milli Anayasa forumlarıyla Türkiye'yi gezdik. O soğukta, Silivri zindanlarında yatanların duruşmalarına kadar gittik, gittiğimiz zaman inanın 2-3 kişi vardı çünkü korkuyordu insanlar. Sonrasında Cindoruk'la bizi davet ettiler. Gelin sağ sol demeyelim, demokratik milli mücadele verelim diye...

Sayın Cindoruk ile biz de yazılarımızla, konuşmalarımızla destek verdik ama bugün itibarıyla ben laikliği, yolsuzluğu, akraba kayırmacılığını yok sayamam. AKP'ye destek vermem mümkün değil. Dolayısıyla fikir ayrılığımız derinleştiği için nezaketen el sıkışıp ayrıldık."

EMEKLİ AMİRALLERE SAHİP ÇIKMIŞTI

Söylemez son olarak Montrö açıklaması yaptıktan sonra yandaş medyanın saldırısına uğrayan 104 emekli amirale yapılanlara tepki göstermişti. Aydınlık gazetesi ise günlerce amiralleri hedef almıştı.

Söylemez'in son yazısında şu ifadeler yer almıştı:

"Laiklik karşıtı odak olan iktidardan cesaret alan gerici ve yobaz kesimler iyice gemi azıya aldılar.

Sarıklı Amiralden, Ayasofya imamının laiklik karşıtı Anayasa talebine kadar, birçok gerici davranış artık aleniyet kazandı ne yazık ki.

Gidişattan toplumun Atatürk cumhuriyetine ve laik-demokratik hukuk devletine gönülden bağlı geniş kesimlerinin rahatsız olduğu da aşikâr.

İşte e. amirallerin yaptığı son yazılı açıklama da hafta sonunda Montrö tartışmalarını da kapsayacak şekilde gündeme düştü.

Lafı eğip bükmeden söyleyelim. Emekli amirallerin yazılı olarak düşünce ve görüşlerini açıklamasından bir “darbe paranoyası” çıkarmak akıl ve mantıkla bağdaşmaz, hele iki gündür yapıldığı üzere bir “mağduriyet ve darbe edebiyatı” ile gündem değiştirmeye kalkışmak ise tam bir kasaba kurnazlığı anlayışıdır.

Bildiriyi, zamanlamasını, usulünü vb. eleştirebilirsiniz, içeriğine itiraz edebilirsiniz, ama buna bir “darbe teşebbüsü” teşhisi koyarak, ortalığı “yaygaraya vermek” anlaşılır bir iş değildir.

Öte yandan emekli amiraller açıklama yapamazlar ama kamu görevlisi Ayasofya imamı laik rejime ve Anayasaya karşı sosyal ve medyadan açıklama yapabilir demek ise, tam bir çifte standarttır.

İktidarın zaten tek bir standardı var o da “çifte standarttır”.

Hele hele, birer atanmış memur olan bazı Cumhurbaşkanlığı bürokratlarının ısrarla siyasi açıklamalar yapıp, ona-buna ayar vermeleri büyük bir çelişkidir.

Meclis'teki muhalefetin hali ise tek kelime ile içler acısıdır. Amirallere “zevzek” diyebilen Sn. Akşener’in, söz konusu bildiride kendi partisinin bir danışmanın da imzasının olduğundan haberinin olmaması trajikomiktir.

İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk elbette milletin esas gündemidir. Ama laikliğe ve Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerine karşı söylem ve eylemlere karşı çıkmak da öncelikle Meclis'teki muhalefetin ödevidir."