MHP lideri Bahçeli’nin terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a mecliste konuşma çağrısı yapmasının yankıları sürüyor. Eski Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı, eski Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi üyesi ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili Ufuk Uras geçen günlerde Bahçeli ile görüştüğünü duyurmuştu. Uras, sosyal medyadan görüşmenin konusunun Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşması ve arkasından Abdullah Öcalan çağrısıyla gündeme gelen süreç olduğunu ifade etmişti.
Görüşmeye ilişkin daha önce Nagehan Alçı’ya konuşan Uras, “Benim gördüğüm ciddi bir hazırlık var. Bu kısmi bir af olabilir ya da anayasada anadille ilgili bir şey olabilir, sonuçta üzerine düşünülen, hazırlık yapılan bir konu” demişti.
Uras, Bahçeli ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını bu kez T24’ten Tolga Şardan’a anlattı.
Gazeteci Tolga Şardan’ın sorularını yanıtlayan Uras, Bahçeli ile görüşme sürecinin nasıl gerçekleştiği sorusuna, “Öcalan’la ilgili talebi bana çok önemli geldi. Tarihsel bir çağrı gibi geldi, daha sonra DEM’li yöneticilerin de çağrıya ‘evet’ demesi karşısında bekledim, ne olacak diye bir süre? Bir süre sonra bir af durumu olunca danışmanları vasıtasıyla görüşmek istediğimi söyledim. Sayın Bahçeli de randevu verince gittim” yanıtını verdi.
Uras, devamında şu ifadeleri kullandı:
“1 Ekim’de Sayın Erdoğan bu meseleyi, yani ‘Türk-Kürt kardeşliği meselesi nasıl formüle edilirse, küresel güçlere bırakmayalım, kendimiz ele alalım’ dedi ama nasıl formüle edelim konusunu kendime sordum” dedi. Bahçeli, “İlk adım olarak DEM grubunda el sıktım, bir vefat varmış, taziye dileklerinde bulundum” dedi. “Ama bizim 50 milletvekilimiz var, AK Parti çoğunlukta, bundan sonrası onların adım atması gerekiyor” dedi, özeti bu.”
‘MHP GENEL MERKEZİ’NE İLK GELİŞİM’
“Sayın Bahçeli’yle tanışıklığınız nasıl?” sorunu yanıtlayan Uras, “Biz aynı dönem milletvekilliği yaptık. Bir 10 Kasım töreninde yanımdaydı. Onun da hikâyesi şu; 2007’de Meclis’e girdiğimizde Genelkurmay Başkanlığı, 30 Ağustos resepsiyonu için benim gibi bazı vekillere davetiye yollamamıştı. Ben de “Biz seçilmişiz, bunlar atanmış. Bu ne cüret!” dedim. “Nasıl böyle bir şey yaparsınız?” diye eleştirdim. Öyle çok tören merakım yoktur ama o günden beri bütün 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım törenlerine özel olarak gittim. Onlardan bir tanesinde Bahçeli’nin yanındaydım. Dedi ki; “Ufuk Bey, bir tane borazan gibi bir şey var bu nedir?” dedi. Ben de “Ya fa notasıdır ya la notasıdır. Ama hepimiz bir notayız. Bir araya gelip bir harmoni sonucunda melodi oluyor” diye düşündüğüm için bugün bir kere daha bunun teyit edildiğini düşünüyorum. Bunun dışında MHP Genel Merkezi’ne ilk gelişim” dedi.
‘KÜLLİYE İLE AK PARTİLİ VEKİLLER ARASINDA ORGANİK TEMAS YOK’
Uras, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan size bir yaklaşım oldu mu?” sorusu üzerine “Hayır, onunla konuşmadım. Bu konunun partiyle de ilgisi yok zaten. MHP Genel Başkanı ile konuşmamı basın sorduğu için aktardım, o kadar. Fotoğrafı çektim, bunu bir sözcülük olarak görmüyorum ama niye “Barış için barıştan yana tutum alıyorsun” demek yerine niye “Barış meselesi sizi bu denli rahatsız etti?” sorusunu sormak lazım” diye konuştu.
BAHÇELİ TOPU AKP’YE Mİ ATTI?
“Bahçeli’nin MHP grubunda yaptığı Öcalan çıkışından Cumhurbaşkanı’nın bilgisinin olup olmadığı yönünde kamuoyunda tartışmalar var. Sizin bu konuda bir tespitiniz var mı?” sorusunu Uras şöyle yanıtladı:
“Ben bunları tamamıyla temenni olduğunu düşünüyorum. Sayın Bahçeli’de tam bir kararlılık gördüm. Topu AK Parti’ye atmasının yerine “Biz 50 milletvekiliyiz, artık onların tutumu’”dedi. Aslında herhangi bir ihtilaf görmedim, o yüzden bu konuyu konuşmadık. Çünkü ben zaten bunun ‘elde bir’ olduğunu düşündüm.
Burada bir devlet aklı varsa, ki var görünüyor; tarih boyunca işte bugün gazeteciler panelinde de gördüğünüz gibi “devlet akılsız olacağına, devlet aklı olması daha iyidir.” En azından muhatabınız bellidir ve bu muhatabınızın belli olması da iyidir. Bazı arkadaşlarımız muhatap beğenmiyor, o arkadaşlara Norveç’ten, İtalya’dan muhatap mı getireceğiz? Eldeki kumaş bu. Bu meseleyi bu iktidarla konuşacaksanız, niye onunla konuşmayalım?”
