Uğur Civelek, hükümetin koronavirüs paketini değerlendirdi

Ekonomist Uğur Civelek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı 'Ekonomik İstikrar Kalkanı' isimli programın geçici çözüme odaklandığını ancak daha köklü değişimler olacağını belirtti.

Uğur Civelek, hükümetin koronavirüs paketini değerlendirdi

VERYANSIN TV

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü’nde düzenlenen Koronavirüsle Mücadele Eş Güdüm Toplantısı’nın ardından düzenlediği basın toplantısına “Ekonomik İstikrar Kalkanı” ismi verilen programı açıkladı.

İlgili haber: Virüs zararına karşı ekonomi paketi açıklandı

Ekonomist Uğur Civelerk, açıklanan programı ve hükümetin kriz sonrası ekonomi politikalarını Veryansın TV’ye değerlendirdi. Civelek, hükümetin yaşanan sürecin farkına varmadığını ve yaşananların koronavirüs salgınından bağımsız bir kriz olduğunu vurguladı.

İşte Uğur Civelek’in değerlendirmeleri:

‘TEŞHİS VAR TEDAVİ YOK’

Dünyadaki gidişatı çok iyi anlamış önünü alacak potansiyelli bir paket olarak görünmedi. Beklentilere hitap etme özelliği var, ondan sonrası eksik. Bir paket açılmış. Bu paketi dünyada ve Türkiye’de yaşanan olaylarla ilgili varsayımları var. Nedir bu varsayımlar? ‘Dünyada bu koronavirüs gelip geçecek, sonra her şey kaldığı yerden devam edecek; normalleşecek’ varsayımı var. Bu varsayım gerçekçi değil. Bu varsayıma dayandığı için paket orta vadeli açıdan anlamlı şeyler söylemiyor. Teşhis, tedavi yok.

Son 2 haftadaki gelişmelere bakalım. Dünyada tüm merkez bankalarının panikte olduğunu görüyoruz. Dünyadaki tüm siyasi otoritelerin kötü gidişi yavaşlatabilmek için panik halinde harcama yaptığını görürsünüz. Niye? Para yaklaşımlarının yeterli olmayacağını biliyorlar. Bir de burada şu var:
1- Örneğin ABD. 1 trilyon doların üzerinde harcama yapacak. Bunu ne yapacak? Borçlanacak. Peki bu borçlanmayı kazanmak için faturayı kime ödettireceksiniz? Zenginlere mi yoksullaşan kesimlere mi? Birileri bu faturayı ödeyecek.
2- Bu fatura büyümenin de önünü kapatacak. Bu fatura sorunları da ağırlaştıracak.

Şu anda yeni bir küresel kredi krizi yaşıyoruz ve sonrası öncesinden çok farklı olacak. Bu gerçek hiçbir şekilde dikkate alınmıyor. Kamu bu kadar hesapsız borçlanmaya devam ederse ve ekonomi normalleşmezse borç yükü de artacak bütçe açığı da hızla artacak. Peki bunun sonu ne olacak? Kredi piyasaları tıkalı kalacak ve maliyet temelli baskılar artacak. Kamunun yaptığı her şey enflasyon olarak topluma dönecek. Normalleşme olmayacaksa o zaman istihdam daralacak.

KÜRESEL DÜZEN İFLAS EDİYOR

Bakın açıklanan paketler her şeyi geçici olarak görüyor. 3 aylığına 6 aylığına nakit alış-verişleri tedavi etmeye çalışıyor. Yeni bambaşka bir durum olduğunu reddediyor. Bir önceki küresel krizde yani 2008’de 2009’da bütçe açıklarını hızla büyütmeye çalışmasalardı, mali krizi merkeze almasalardı son 12 yıl enflasyonsuz geçmezdi. Her şey çok farklı yaşanırdı. İşte şimdi gelinen nokta o farklılıkların yaşanmasında. Yani şöyle söyleyeyim; 1945’te kurulan küresel düzen iflas ediyor. Küreselleşme resmen bitti. Bundan sonra korumacılık var. Bundan sonra ekonomik daralmalar var. Bundan sonra çıkar çakışmalarının çatışmaya dönüşmesi var. Bu değişim koronavirüsün arkasına saklanarak mı başlatılacak, yoksa gerçekler taksit taksit mi anlatılacak? Bundan sonra dünyada istihdam artışı da yok. Özel sektör yatırımı da yok, büyüme de yok. Şu an ki paketler bundan sonraki yaşanacakların sebepleri olacaktır ve yaşanan sorunları çözemeyecektir. ABD’nin borçlanması 21 trilyon dolar. Bu 22, 23, 24 diye artacak. Bu borcun çevrilebilmesi için FED’de parasal genişlemeye gidecek. Bu dünyadaki geçişli dalgalanmalar sonucunda tüm paralara güveni sarsacak. Devlet tahvilleri güvenli liman olmaktan çıktı. Oyun hızla değişiyor ancak açıklanan paket bunu görmezden geliyor. Sadece psikolojik pansuman yapıyorlar.