1. Haberler
  2. Analiz
  3. Ukrayna’nın Sevr’i ve kelepir gibi satışa çıkarılması: Neokolonyalizm, jeopolitik satranç ve ulusal onurun ihlali

Ukrayna’nın Sevr’i ve kelepir gibi satışa çıkarılması: Neokolonyalizm, jeopolitik satranç ve ulusal onurun ihlali

featured

Sefa Yürükel yazdı…

Ukrayna’nın, emperyalist güçlerin baskısıyla ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kaybetmesi, yalnızca ülkenin egemenliğine değil, aynı zamanda ulusal onuruna da doğrudan bir saldırıdır. Bu süreç, yalnızca Ukrayna halkı için değil, aynı zamanda küresel sistemin adalet ilkeleri açısından da ciddi bir tehdittir.

1. NEOKOLONYAL BİR SATIŞ HİKAYESİ

Ukrayna, Soğuk Savaş sonrası dönemde bağımsızlığını kazanan eski Sovyet ülkeleri arasında stratejik önemi en yüksek olanlarından biridir. Ancak 2014’teki Euromaidan olayları ve sonrasında Batı’nın desteğiyle gerçekleşen hükümet değişimi, Ukrayna’yı adım adım ABD ve Avrupa’nın ekonomik ve politik kontrolüne açtı (Sakwa, 2015). Bugün geldiğimiz noktada Ukrayna, bir devlet olarak bağımsız karar alma yetisini büyük ölçüde yitirmiş, adeta bir neokolonyal yönetim biçiminin öznesi haline gelmiştir.

ABD’nin, bir önceki dönemlerde Başkan Donald Trump ve halefi Joe Biden’ın yönetimleri altında Ukrayna’ya yönelik politikaları, ülkenin egemenliğini tamamen aşındıran bir süreci temsil etmektedir. Bugün Trump’ın, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’ye yönelik baskıları ve askeri yardımları iç politika hesaplarıyla ilişkilendirme girişimi (Taylor, 2019), Ukrayna’nın nasıl bir pazarlık malzemesi olarak görüldüğünün açık bir göstergesidir. Bugün Ukrayna, Rusya ile Batı arasındaki büyük jeopolitik oyunda bir piyon haline getirilmiş, ekonomik olarak IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların kıskacına sokulmuş ve savaş ekonomisinin bir laboratuvarı hâline getirilmiştir (Mearsheimer, 2022).

2. NEOKOLONYALİZM VE UKRAYNA’NIN ABD’YE BAĞIMLILIĞI

Neokolonyalizm, sömürgeciliğin doğrudan askeri işgal yerine ekonomik, kültürel ve siyasi bağımlılık yoluyla sürdürülmesi olarak tanımlanabilir (Nkrumah, 1965). Ukrayna, Batı’nın çıkarları doğrultusunda, iç işleyişini tamamen dış güçlere bağımlı hâle getiren bir ülke konumuna düşmüştür. ABD ve AB’nin Ukrayna’ya yönelik ekonomik ve askeri destekleri, doğrudan bir yatırım olmaktan çok, ülkeyi borçlandırarak kontrol etme mekanizmasına dönüşmüştür (Stent, 2019).

Özellikle IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının Ukrayna ekonomisine müdahaleleri, ülkenin yerli sanayisini çökertmiş, tarım alanlarını yabancı şirketlere açmış ve enerji sektörünü Batılı tekellerin eline bırakmıştır (Kuzio, 2015). Bu süreç, tıpkı 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı borçlarla yönetilemez hâle gelmesine benzemektedir. Ukrayna, ekonomik bağımlılık zinciriyle doğrudan ABD ve Batı finans sistemine bağlanmış ve kendi kaderini tayin etme hakkını kaybetmiştir.

3. ZELENSKİ’NİN ROLÜ: BİR KUKLA YÖNETİMİNİN ANATOMİSİ

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, halkına vaat ettiği bağımsızlık ve reformları yerine getirmekten çok, Batı’nın çıkarlarını gözeten bir lider olarak hareket etmektedir. 2019’da seçimleri kazanırken “barış” ve “reform” söylemiyle yola çıkan Zelenski, kısa sürede ülkeyi ABD’nin askeri ve ekonomik planlarının bir aracı hâline getirmiştir (Lukyanov, 2020).

ABD’nin ve Batılı istihbarat örgütlerinin Ukrayna yönetimi üzerindeki etkisi, özellikle 2022’de Rusya’nın geniş çaplı saldırılarının ardından zirve yapmıştır. Zelenski hükümeti, doğrudan ABD’nin yönlendirmesiyle hareket eden bir yönetim hâline gelmiş ve Ukrayna ordusunun karar mekanizmaları NATO’nun denetimine girmiştir (McFaul, 2022).

Zelenski’nin yönetim anlayışı, klasik bir neokolonyal yönetime işaret etmektedir. Kendi ülkesinin kaynaklarını Batılı güçlere açarak Ukrayna’yı bir “satılık ülke” hâline getirmiştir. Hükümeti, ülke ekonomisini küresel şirketlerin eline bırakmış, Ukrayna halkını ise Batı’nın askeri ve politik planlarının bir piyonu olarak harcamıştır.

4. TRUMP’IN DAYATMASI VE ABD’NİN AHLAKSIZ NEOKOLONYAL YAYILMACILIĞI

Donald Trump, yeniden ABD başkanı olur olmaz, Ukrayna yönetimini özellikle ABD’nin çıkarlarına göre şekillendirme konusunda son derece agresif bir politika izlemiştir. Trump’ın Ukrayna’ya doğrudan müdahale ederek, siyasi liderlerine kendi ajandasını dikte etmesi, ABD’nin neokolonyal yayılmacılığının ahlaksızca bir boyut kazandığını göstermektedir.

Trump, Ukrayna’yı ABD’nin doğrudan kontrolü altına almak için yalnızca askeri ve ekonomik baskılarla yetinmemiş, aynı zamanda Ukrayna iç siyasetinde de doğrudan manipülasyon yapmıştır. Zelenski ve hükümeti üzerinde kurduğu baskılar sonucunda, Ukrayna yönetimi ABD’nin adeta doğrudan yönettiği bir bölgeye dönüşmüştür. Bunun en somut göstergelerinden biri, Trump’ın “Ukrayna’nın Yüzde ellisi bizim Yüzde ellisi Ukrayna’nın ama biz yöneticilerimizi ve çalışanlarımızı oraya göndereceğiz .” şeklindeki açıklamalarıdır. Bu sözler, ABD’nin Ukrayna üzerinde yalnızca ekonomik veya askeri bir nüfuz kurmakla kalmayıp, doğrudan kendi politik aktörlerini yerleştirme stratejisini de açıkça ortaya koymaktadır.

Bu durum, Ukrayna’nın demokratik yapısını tamamen ortadan kaldıran, ülkeyi bağımsız bir devlet olmaktan çıkarıp Batı’nın doğrudan kontrol ettiği bir kolonial yönetime çeviren bir sürecin göstergesidir. Trump ve halefi Biden’ın politikaları, Ukrayna halkının kendi kaderini tayin hakkını gasp etmiş ve ülkeyi küresel emperyalizmin modern bir laboratuvarı hâline getirmiştir.

5. UKRAYNA’NIN SEVR’İ: ULUSAL ONURUN YOK EDİLİŞİ

Tarih boyunca büyük savaşlar ve siyasi krizler, ülkelerin bağımsızlıklarını kaybetmelerine yol açmıştır. Osmanlı İmparatorluğu için Sevr Anlaşması nasıl bir yok oluş belgesiyse, Ukrayna için de bugün ABD ve Batı tarafından dayatılan ekonomik ve askeri politikalar benzer bir rol oynamaktadır.

Batı’nın Ukrayna’ya sunduğu “yardımlar”, aslında bir bağımlılık mekanizmasıdır. 19. yüzyılda Osmanlı’nın Düyun-u Umumiye ile nasıl ekonomik egemenliğini kaybettiği hatırlanmalıdır. Bugün Ukrayna da Batı’nın ekonomik ve askeri hegemonyası altında benzer bir kaderi paylaşmaktadır (Kramer, 2019).

6. SONUÇ: UKRAYNA HALKININ DİRENİŞ İRADESİ VE GELECEK PERSPEKTİFİ

Ukrayna halkı, tarih boyunca işgale, baskıya ve sömürüye karşı direnmiştir. Ancak bugün, küresel emperyalist güçlerin baskısıyla ulusal egemenliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. ABD ve Batı’nın, Ukrayna’yı adım adım bir neokolonyal yönetim altına sokması, yalnızca bu ülkenin değil, küresel sistemin de geleceğini tehdit etmektedir.

Bu bağlamda, Ukrayna halkının uzun vadede kendi bağımsızlığını geri kazanması ve bu yeni türden sömürge düzenine karşı çıkması kaçınılmazdır. Tıpkı Osmanlı sonrası Türkiye’nin Sevr’i reddederek kendi bağımsız yolunu çizmesi gibi, Ukrayna halkı da kendisine dayatılan modern Sevr’i parçalamalı ve kendi kaderini tayin hakkını geri almalıdır. Ukrayna halkına ve tarihinede yakışan budur.

Kaynakça
• Kuzio, T. (2015). Ukraine: Democratization, Corruption, and the New Russian Imperialism. Praeger.
• Lukyanov, F. (2020). “The Failure of Ukrainian Diplomacy.” Russia in Global Affairs, 18(3), 45-67.
• Mearsheimer, J. J. (2022). The Tragedy of Great Power Politics. W. W. Norton & Company.
• McFaul, M. (2022). “U.S. Policy and the Future of Ukraine.” Foreign Affairs, 101(5), 23-41.
• Nkrumah, K. (1965). Neo-Colonialism: The Last Stage of Imperialism. Thomas Nelson & Sons.
• Sakwa, R. (2015). Frontline Ukraine: Crisis in the Borderlands. I.B. Tauris.
• Stent, A. (2019). Putin’s World: Russia Against the West and with the Rest. Twelve.
• Taylor, A. (2019). The Trump Impeachment Inquiry Report: The House Intelligence Committee’s Report on Its Investigation into Donald Trump and Ukraine. Melville House.
• Kramer, M. (2019). “Ukraine and the West: Between Dependency and Resistance.” Post-Soviet Affairs, 35(4), 56-74.
• Cohen, S. F. (2018). War with Russia? From Putin & Ukraine to Trump & Russiagate. Hot Books.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Yav bu kadar niye uzun yazdın. Küresel çetenin algoritmasını çözememişsin daha, diyalektik nokta. Putin de zelenski de danışıklı döğüş içşnde başından beri, Putin Lenin 2.0 dır. Putin isteseydi zelenskiyi çoktan öldürürdü. Odesa 1500 yıllık kadim yahudi kendi, isteseydi Putin Odessa limanını ablukaya alırdı, niye almadı

  2. 2 Mart 2025, 10:32

    Zelenski zorla başa geçmediki. Dansözü adam sanan halk sonucuna katlanacak.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!