Ümit Özdağ, Muharrem İnce ile görüşmesini anlattı: Teklifimizi destekliyorlar

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Meclis’e sığınmacılara ilişkin yasa teklifi vereceklerini açıklayan Özdağ, İnce’nin bu teklife destek verdiğini belirtti.

Ümit Özdağ, Muharrem İnce ile görüşmesini anlattı: Teklifimizi destekliyorlar
Ümit Özdağ, Muharrem İnce ile görüşmesini anlattı: Teklifimizi destekliyorlar

VERYANSIN TV

Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi heyeti 1 Kasım’da Memleket Partisi genel merkezinde Genel Başkan Muharrem İnce ile görüşmüştü.

İlgili haber: Muharrem İnce ile Ümit Özdağ bir araya geldi

Görüşmeye ilişkin Özdağ’dan açıklama geldi. 

Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Özdağ, sığınmacılara ilişkin Meclis’e yasa teklifi vereceklerini açıkladı.

AKP’nin bugüne kadar 900 bin Suriyeliye vatandaşlık verdiğini iddia eden Özdağ, “Her gün Yenimahalle’de bir taksi durağından 50 vatandaş ve Suriyeli aile, Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne vatandaş olmaya gidiyor. Bu seçimlerde Türk halkının desteğini kaybeden Erdoğan'ın vatandaşlık vererek Suriyeli oylarıyla seçimi kazanmak gibi bir yola başvuracağı görülüyor. Bu Türk Milleti’nin seçme ve seçilme özgürlüğünün ortadan kalkmasıdır. Suriyelilere vatandaşlık verilmesi seçim güvenliğinin ortadan kalkmasıdır. Bundan dolayı Zafer Partisi olarak önümüzdeki günlerde TBMM’ne bir yasa teklifi vereceğiz” dedi.

‘İLK 10 SENE OY KULLANMAMALILAR’

"Türk vatandaşlığı alan Suriyeliler vatandaşlığı aldıktan sonra ilk 10 yıl içinde seçimlerde oy kullanamamalı" ifadelerini kullanan Özdağ, Zafer Partisi olarak bu konuyu gündeme taşıdığımız ziyaretleri önümüzdeki süreçte siyasi parti genel merkezlerini ziyaret ederek gündeme taşıyacağız" dedi.

İNCE İLE NE KONUŞTU?

Bu kapsamda Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüştüğünü anlatan Özdağ, İnce’nin tekliflerini desteklediğini vurguladı:

"Dün bir heyetle Memleket Partisi Genel Başkanı sayın Muharrem İnce'yi parti genel merkezinde ziyaret ettik. Bu durumu onlara anlattık. Onlar da endişelerimize katıldılar. Böyle bir yasa teklifini onların da destekleyeceği veya benzer bir yasa teklifini onların da vereceğini ifade ettiler."

BABACAN’A TEPKi

Özdağ geçen günlerde Suriyelilerin Türkiye’ye yük oluşturmadığını iddia eden Babacan’a da tepki gösterdi.

Özdağ şunları söyledi:

“DEVA Partisi lideri, utanmadan ve sıkılmadan 5 milyon Suriyelinin Türkiye ekonomisi için büyük bir yük olmadığını, Türkiye’nin büyük bir ülke olduğunu söylüyor. Bu cümle Türk milletine ve aklına yapılan bir hakarettir. Ne demek Türkiye büyük harcama yapmadı? Almanya’da veya Fransa’da böyle bir açıklamayı yapan siyasetçiyi halk sokağa çıkartmaz. Babacan’ın da içinde bulunduğu AK Parti hükümetinin Sağlık Bakanı Akdağ, Aralık 2017’de 2011-2017 maliyetinin 37 milyar dolar olduğunu açıklamıştır. Erdoğan ise kaç defa 40 milyar dolar harcadık dedi geçen senelerde. Oysa gerçek rakam 9 milyon Suriyeli 11 seneden bu yana 2021 sonu itibariyle 98 milyar dolar.

‘DEVA DEĞİL BELA’

Peki, Babacan bilmez mi bunu? Bilir elbet. Ancak Babacan deyince aklımıza gelen, gelmesi gereken ilk şey kamu özel iş birliği ya da bilinen adıyla yap-işlet-devret modelidir. Ama Babacan ve Erdoğan iş birliği içerisinde bu modeli yap-soy-devret projesine çevirdiler. 254 adet proje yapıldı. Maliyeti eğer devlet yapsaydı, 35 milyar dolar olacaktı. Özel şirketler maliyeti, Babacan’ın da onayıyla, 54 milyar dolar gösterdiler. Kazanç ise %147 67.5 milyar dolar. DEVA Türk milleti için deva değil bela olduğunu gösterdi ve bu durumu gören vatansever DEVA mensupları hızla bu partiden istifa etti. “

‘NEBATİ’NİN GELMESİ DAMAT BEYİN GELMESİYLE AYNI’

Lütfi Elvan'ın istifasının ardından yeni Hazine ve Maliye Bakanı olan Nureddin Nebati'ye ilişkin de değerlendirmeler yapan Özdağ "Nebati Bey’in gelmesi, damat beyin gelmesiyle aynı anlama geliyor. Ekonomik kriz aynı şekilde devam edecek çünkü bu ekonomik anlayış ve politikalar Türkiye’yi felakete götürüyor ve götürmeye de devam ediyor. Bir antrenör, takımı ligin 3. sırasında alıp lig sonunda 8. Sıraya getirirse o hoca başarısızdır. Erdoğan Türkiye’yi dünyanın 16. Ekonomisi olarak aldı çıktı 21" şeklinde konuştu. 

‘AKP KATİLİN SUÇ KAYDINI GİZLEDİ’

Özdağ’ın gündeminde İzmir'in Torbalı ilçesinde, Suriyeli bir kişi tarafından bıçaklanarak öldürülen Batuhan Parlak da vardı. Basın toplantısını Batuhan'ın annesiyle birlikte düzenleyen Özdağ, Parlak’ı öldüren Suriyelinin suç kaydının AKP tarafından gizlendiğini öne sürdü. 

Özdağ “AKP sadece suç oranlarını gizlemiyor, işlenen suçları da gizliyor. Örneğin İzmir'de Torbalı'da Batuhan Parlak'ı öldüren Muhammed Arap, bir seri suçlu olmasına rağmen birçok kez gözaltına alınmasına rağmen, tutuklanmasına rağmen hiçbir suç kaydına rastlanmadı. Yanımda Ege Bey var, İzmir İl Başkanı. Ayrıca Parlak ailesinin avukatı. Tarıyor, tarıyor, tarıyor hiçbir suç yok. Adam ifadesinde katil, bu suçları itiraf ediyor. Çevresi bu suçları biliyor. Hapse girip çıktığı biliniyor. Buna rağmen tertemiz. Adli sicilinde hiçbir şey yok. İnanılır gibi değil, devlet böyle ayağa düşürülmez.” ifadelerini kullandı.

Özdağ, basın toplantısında Batuhan Parlak'ın annesini de kürsiye çıkardı: 

Anne şunları söyledi: 

‘34 GÜN OLDU, NEREDESİNİZ?’

"Benim oğlum 19 yaşındaydı. 5 ay sonra askere gidecekti benim oğlum. Onları buraya getirdiniz. Niye getirdiniz buraya? Çocukları öldürsün diye mi getirdiniz? Niye arkamızda durmuyorsunuz? 34 gün oldu, neredesiniz? Hani niye benim yanımda değilsiniz? Gelseniz ya... Niye bir başsağlığımıza gelmiyorsunuz? Biz Türk vatandaşıyız, onlar mülteci. Ama tam tersine döndürdünüz bu işi. Hani, nerede Cumhurbaşkanımız? Niye benim yanımda değil? Öldüren belli, ölen belli. Kamera kayıtları var. 64 gün oldu, hani benim otopsi raporum? Niye engelliyorsunuz? Gencecik çocuk gitti. 19 yaşındaydı ya. 5 ay sonra askere gidecekti. Biz kapımızın önünde asker eğlencesi planlıyorduk. Cenaze töreni oldu. Hani neredeniz?

‘BENİ SUSTURAMAYACAKSINIZ’

Ben size bir şey söyleyeyim, herkesi susturabilirsiniz ama beni susturamayacaksınız. Ben susmayacağım. Çocuğumun kanını da yerde bırakmayacağım. Sonuna kadar nereye müracaat edilecekse, ne yapılacaksa her şeyi ben yapacağım. Bundan Cumhurbaşkanımızın da haberi olsun. O getirdi, bunları buraya onun yüzünden benim oğlum öldü. Ben bu zamana kadar devletten hiçbir yardım alarak 5 çocuğumu büyütmedim. Ben fırında çalıştım. Benim oğlum asansör tamirciliği yapıyordu. Benim oğlum bypass ameliyatlıydı ama çalışıyordu. Benim eşim oto tamircisi. 5 çocuğumuzu devletten yardım alarak da büyütmedik. Ama maşallah Suriyelilere her türlü bakıyorsunuz.

‘SONUNA KADAR DAVANIN ARKASINDAYIM’

Ben istemiyorum bana bakmayın, sadece benim çocuğumun kanını yerde bırakmanı istemiyorum. Suçlu kimse cezasını çekecek. Ben sonuna kadar bu davanın arkasındayım. Batuhan öldü, başka Batuhanlar ölmesin. Annelerin canları yanmasın. 64 gündür benim evimin ışığı söndü. Kimsenin haberi yok. Biz evde yemek pişirmiyoruz. Çünkü her yemeği yiyordu. Her yemekten yiyen bir çocuktu. Ben evimde yemek pişiremiyorum, ben çocuklarıma bakamıyorum. Ben evde temizlik yapamıyorum. Benim aslan gibi oğlum gitti ama sonuna kadar da arkasındayım.

Hiçbir şekilde aranmadınız mı?

Eşimi o gün aramışlar, bu beni telafi etmiyor. Mesela Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, kızcağızımızın evine gidilip de taziye yapılıyor. Niye benim yapılmıyor? Çünkü o getirdi bu Suriyelileri buraya. Onun yüzünden benim çocuğum öldü. 19 yaşında ya biraz ellerini vicdanlarına koysunlar. Belki hepinizin evladı vardır. 19 yaşında benim ışığımdı o. Benim ışığımı söndürdünüz."