Ümit Özdağ yaş tahtaya basmaz

Hasan Altun yazdı

Ümit Özdağ yaş tahtaya basmaz

İyi Parti İstanbul milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın açıklamaları Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü.

Gündeme oturan açıklamalar kısa sürede büyük yankı buldu.

Bu açıklamalar kimi nereye sürükleyecek, bunu da zamanla göreceğiz.

Biz bu yazıda son gelişmelerin muhtemel sonuçları üzerinde duracağız.

***

Öncelikle bilmek gerekir ki, yıllardır takip ettiğimiz Ümit Özdağ eğer o Ümit Özdağ ise yaş tahtaya basmaz.

Elinde kesin belge ve bilgiler olmadan böyle iddialı açıklamalarda bulunmaz.

Eğer Kavuncu ve dile getirdiği diğer konularda birtakım iddiaları açık açık yüksek sesle dillendiriyorsa, eli sağlamdır.

Muhtemelen mahkeme sürecine kadar elindeki belgeleri dolaylı yollardan açıklayacak ve asıl belgeleri mahkemeye sunacak.

Zaten Ümit Özdağ’ın çalışma arkadaşlarından Adem Taşkaya sosyal medya hesabından bazı bilgileri paylaştı ve bunlar haber sitelerine düştü.

Tabii ki, pek olası olmamakla birlikte, bir ihtimal daha var: Ümit Özdağ’ın elinin yeterince güçlü olmaması.

Özdağ’ın açıklamalarını öfke ve kızgınlıkla yaptığını iddia edenler de var.

Bu durum Özdağ açısından sadece bir siyasi intihar olmakla kalmaz, belli ölçüde itibar kaybına da neden olur.

***

Peki, ya Özdağ haklı çıkarsa…

Yani Kavuncu’nun FETÖ bağlantısı gerçekten varsa...

Mahkeme Özdağ’a ceza talebini kabul etmezse…

İşte o zaman kızılca kıyamet kopar.

Bu durumda sadece Kavuncu değil, Kavuncu’yu canhıraş savunan Meral Akşener de zor durumda kalır.

İş, zincirleme olarak uzar ve açılmayan defterler açılır.

Sonrasında ne olur, şimdiden kestirmek mümkün değil.

Anımsarsanız, kurulma aşamasında İyi Parti’nin bir FETÖ operasyonu olduğuna dair iddialar ayyuka çıkmıştı.

Hatta bugünkü tartışmaların odağında olan Koray Aydın da bu iddiaları dillendirmişti.

Bu iddiaların sönmesi ömrünü FETÖ’yle mücadeleye adayan Ali Yörük, Fatih Eryılmaz, Ali Türkşen gibi isimlerin İyi Parti’ye geçmesiyle mümkün olmuştu.

Şimdi bu isimlerin hiç birinin İyi Parti’de olmadığını da hatırlatalım.

***

Aslında Ümit Özdağ’ın geldiği nokta çok da sürpriz değil.

Geç bile kalınmış bir çıkış…

Çünkü sürecin başından beri Akşener, her zaman Özdağ’ın bir adım önünde ve Özdağ bu duruma karşı gerekli tedbiri alamıyor.

Özdağ, Akşener’den ilk golü daha kurucular kurulunda yedi.

Özdağ birkaç yerde kurucuların 80 kişi olacağını söylemişti.

Ama Akşener’in müdahalesiyle sayı bir anda 200 kişiye çıktı.

Üstelik bu 200 kişi arasında Özdağ’ın kurmaylarının sayısı yok denecek kadar azdı.

Bu durum Özdağ’ın kurmayları arasında büyük tartışmalara yol açtı.

Hatta birçok kişi bu süreçte Özdağ’la yollarını ayırdı.

Büyük hayal kırıklığı yaşanmıştı.

Özdağ ikinci golü başkanlık divanı üyelerinde yedi.

Ümit Özdağ, yapayalnızdı.

Kendi kurmay heyetinden bir kişi bile yoktu.

Sonraki gol, genel başkan yardımcılıklarının dağıtımında geldi. 

Teşkilatlardan sorumlu genel başkanlığı gibi elini güçlü tutabileceği bir yetki yerine Medya ve Propagandadan Sorumlu Başkan Yardımcılığı gibi yaptırım gücü olmayan bir yetkiyle yetindi.

Sonraki golleri sayarsak yazı uzar.

Ancak son gol, bardağı taşıran son damla oldu.

Anlaşılan Ümit Özdağ’ın ipleri koparması için son kurultayda “oy verilmeyecekler listesi”nde adının olması gerekiyormuş.

***

Ümit Özdağ, geçen yaptığı açıklamada İyi Parti’de devam edeceğini açıkladı.

Ancak bu sürdürülebilir bir durum değil.

İyi Parti bugün itibariyle milli güçlerin neredeyse bütünüyle tasfiye edildiği bir noktadadır.

Artık geri dönülmez bir noktaya ulaşan bu tasfiyeyi yapan asıl güç Akşener’in kendisidir.

Kimi yanlışlarına rağmen Ümit Özdağ buz gibi bir Türk milliyetçisidir ve böyle birinin bu saatten sonra İyi Parti’nin mevcut yapısı içinde barınması mümkün değildir.

Akşener’in, Özdağ’ın ihracının olmayacağını söylemesi siyasi bir manevra gibi görünüyor.

Çünkü bir güç il başkanları dâhil İyi Parti teşkilatlarını Ümit Özdağ aleyhinde adeta harekete geçirdi.

Akşener, teşkilat baskısını bahane göstererek, yalancılıkla suçladığı Özdağ’ı partiden ihraç edebilir.

Bunu da güçlü bir ihtimal olarak buraya kaydetmiş olalım.

***

Bu gelişmelerden sonra Özdağ’ın önünde üç yol var.

Bunlardan birincisi, İyi Parti içinde kalarak bütün yolları zorlamak.

Özellikle Kavuncu’yla başlayan mahkeme sürecinden net bir zaferle çıkarsa, bu durum elini güçlendirir ancak İyi Parti içindeki konumunu yükseltmez.

Çünkü İyi Parti bütün mekanizmasını Özdağ’a rağmen kurmuş ve tamamlamıştır.

Akşener genel başkan oldukça, Özdağ’ın bu çarkları kırması mümkün değildir.

Peki, Özdağ Akşener’i yıkıp yerine genel başkanlığı alır mı?

Bugünkü delege yapısı içinde bu olasılık da ham hayal olarak kalır.

***

Özdağ’ın önündeki ikinci yol, MHP’ye geri dönmektir.

Özdağ, konuşmasında zaten MHP’ye göz kırptı.

Devlet Bahçeli’den Ümit Özdağ’a bir davet gelecek mi?

Bunu da bekleyip göreceğiz.

Cumhuriyet’ten Orhan Bursalı, Ümit Özdağ’ın MHP genel başkanlığına oynadığını iddia etti.

Bahçeli sonrasında bile Ümit Özdağ’ın MHP’nin başına geçmesi ihtimal dışı.

Özdağ o hakkı, MHP’den ayrılarak kaybetti.

Çünkü MHP sıradan bir siyasi parti değil, lider-teşkilat-doktrin merkezli ideolojik kodları güçlü olan bir partidir.

Parti değiştiren birinin MHP’ye genel başkan olması mümkün görünmüyor.

***

Özdağ’ın önündeki son yol ise kurmaylarını toplayıp yeni bir parti kurmaktır.

Yüzde bir oyun bile ciddi karşılığı olduğu Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu yol da siyaseten makul gelebilir.

Ancak yararı ve etkisi ne olur, bu da başka bir konu...

Ayrıca Özdağ’ın bu durumda (ve aslında her durumda) İyi Parti programına NATO’ya bağlılık bildiren cümleleri neden koyduğunu da milliyetçi çevrelere izah etmesi gerekir.