‘Üzerimize bir metre kar da yağsa buradan gitmeyeceğiz’

Çocukları dağa kaçırılan ailelerin HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde yağmura rağmen evlat nöbeti sürüyor.

‘Üzerimize bir metre kar da yağsa buradan gitmeyeceğiz’

Diyarbakır annelerinin, dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle 3 Eylül’de başlattığı HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbeti yağmura rağmen devam ediyor.

Üzeri brandayla kapalı alanda bekleyişini sürdürenler arasında yer alan, Ağrı’dan 4 yıl önce dağa kaçırılan oğlu Mehmet için gelerek eyleme katılan baba Salih Gökçe, evlatlarına kavuşmak için eylemi sürdüreceklerini söyledi.

HDP’lilerin “Kürtleri savunduklarını” belirttiğine işaret eden Gökçe, “Burada bulunan anne ve babaların feryatları göklere yükseldi. Kürtlerin çocuklarını dağa götürdünüz, sizin çocuklarınız Avrupa’da. HDP önünden çocuklarımızı almadan gitmeyeceğiz.” dedi.

Gökçe, bazı anne ve babaların sinir krizi geçirdiğini dile getirerek, “Yağış da olsa çocuklarımızı almadan buradan gitmeyiz. Üzerimize bir metre kar da yağsa buradan gitmeyeceğiz. Anne ve babalar geride diğer çocuklarını bırakıp buraya gelmiş. Kapımı kilitleyip, buraya geldim. Anneler bebekleriyle akşama kadar burada bekliyor. Yazık, günah. Çocuklarımızı bıraksınlar.” diye konuştu.

‘HAKKIMIZI BÖYLE Mİ SAVUNACAKLAR?’

Vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015’te Tunceli’nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğlu Müslüm için eyleme katılan Songül Altıntaş ise evladına duyduğu özlemi anlattı.

“Oğlumun kaçırıldığı günden bu yana mahvolduk. Sadece oğlumu kaçırmadılar bütün ailemizi öldürdüler.” diyen Altıntaş, ilaçlarla ayakta kalmaya çalıştığını belirtti.

Altıntaş, oğluna kavuşuncaya kadar eylemi sürdüreceklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Bu acıya gerçekten artık dayanamıyorum. Bunların bize yaptığı işkence az değil. ‘Kürtlerin hakkı’ diyorlar. Burada bulunanların hepsi Kürt. Bizim hakkımızı böyle mi savunacaklar? Kürtleri öldürdüler, gençleri dağa kaçırdılar, bütün anne ve babaları perişan ettiler. Böyle bir hak istemiyoruz. Bunlardan bir şey istemiyoruz. Bizim hakkımızı da savunmasınlar acı da yaşatmasınlar. Çocuklarımızı bırakarak, acımızı sonlandırsınlar.”