Veyis Ateş’ten FETÖ paylaşımlarıyla ilgili açıklama: Kandırıldık

Veyis Ateş, Halk TV'de yayınlanan Ayrıntılar programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. FETÖ ile ilgili zamanında yaptığı paylaşımlardan ötürü pişman olduğunu belirten Ateşi programın sunucusu Enver Aysever'in HDP'yi destekleyen çıkışlarına da mesafeli durdu.

Veyis Ateş’ten FETÖ paylaşımlarıyla ilgili açıklama: Kandırıldık

Halk TV’de Enver Aysever’in programına konuk olan Veyis Ateş, Habertürk’te söylediği, “Terörle arasına mesafe koymayan buraya çıkamaz” sözleri ve geçmişte kendisinin yaptığı paylaşımlar hakkında konuştu.

Ateş, FETÖ ve Türkçe Olimpiyatları paylaşımları hakkında, “‘Bunları hâlâ niye silmiyorsun’ diye soranlar var, bir utanç olarak duruyor onlar. Bu kadar iyi niyetimizin, gururlanmamızın geldiği yerde sonucu bu” dedi.

Ateş’in açıklamaları şu şekilde:

Beni o şeyde en çok etkileyen şey Türkçe Olimpiyatları oldu. Bir kerteriz almamız lazım bu konuda. 1994-95’li yıllarda Bosna katliamı yaşandı. Biz bir grup insan Bosna Dayanışma Grubu olarak oradan gazi getiriyorduk. Benim o gruptaki görevim şuydu; diyelim ki Şişli Etfal’de bir gazi şehit olduysa ben belediyeyi arardım, belediye bir cenaze aracı gönderirdi, ben gider morgdan bu cenazeyi alır en yakın mezarlığa götürürdüm. Biz buraya ismini bilmediğimiz kişiyi defnederken cenaze namazını; cenaze aracının şoförü, imam, birkaç mezarlık görevlisi, ben 4-5 kişi kılardık. Bu cenaze namazını kılarken hep bir gün bir bayramda bu adamı merak edip birisi gelerek başında bir Fatiha okuyacak mı diye kendi kendime hayıflanırdım. Bu hayıflanma beni şuraya getirdi; anasız, babasız, çocuksuz kalınır da vatansız, devletsiz kalmak zor bir şey olsa gerek. 94-95 yıllarından bahsediyorum, bugün 16-17 yaşındaki kızımın adının Hilal olması Türk devletinin önemli sembollerinden birini taşıyor olması açısından benim için önemlidir. Ben bu mahalleyi bilirim. Bu mahallenin içerisinde büyüdüm. Burada öyle bir yapı var ki; Türkçe Olimpiyatları, dünyanın muhtelif yerlerinde okullar… Bütün o zamanki iklimi düşünün bununla gurur duyuyorsun, heyecanlanıyorsun.Terörle arasına mesafe koymayanlar falan diyorum, bir gün içerisinde bunların organize olup önüme konulması ilginç. “Bunları hâlâ niye silmiyorsun” diye soranlar var, bir utanç olarak duruyor onlar. Bu kadar iyi niyetimizin, gururlanmamızın geldiği yerde sonucu bu.

Kandırıldık mı diyorsun?

Evet, kandırıldık tabii…

Kandırıldık demek siyasetçilerin kullandığı bir yöntem. Bir özeleştiri vermeden, tüm kusurlarımızdan ‘kandırıldık’ diyerek kurtulabilir miyiz? Kandırıldık bir kolaycılık hâline dönmüyor mu?

Bence dönmüyor. Şöyle dönmüyor; bu muktesabatı Fethullahçılar ya da dindar bir grupla tartışıyorsunuz. AK Parti’nin çok daha öncesinden bahsediyorum. Sonrasında 28 Şubat döneminde bir tuhaflıklar oluyor… Bir şey diyorsunuz ama konduramıyorsunuz. Tayyip Erdoğan döneminde, “Alnı secdeye gelen insanlar, bunlarda yanlış olmaz” diyorsun. Şimdi yine etlerimi bir bir yargılayıp asıyorum diyor ya, o zamanlar baktığın hikayeden bugün geriye dönüp baktığında o dönemin şartları itibarıyla ‘temiz çocuklardı’ bunlar.

Kırılma noktası 17-25 Aralık mıydı?

Mavi Marmara’dır. Pardon, hatta bunu alın 28 Şubat’tan başlatın.

Ama 28 Şubat’tan sonra atılmış bu tweetler?

Benim için kırılma noktası MİT müsteşarının gözaltına alındığı hikayenin son noktasıdır. Ufak bir uyanış… 17-25’ten sonra benim için film kopmuştur.

Fethullah Gülen bir terörist midir yoksa din adamı mıdır?

Teröristtir.

Kesin mi?

Evet.

Ona inanlar?

Hâlâ mı?

Bugün Türkiye içerisinde ona inanan birisi varsa ona terörist olarak mı bakmalıyız?

Kesinlikle.

Sence Türkiye içerisinde Fethullahçılar temizlendi mi?

Hâlâ varlar.

Ne oranda sence?

Sayılarını bilmesem de pek çok kamu kurumunda, özellikle askeriyenin belli birimlerinde belli oranda olduklarını biliyorum. Covid döneminde durdurulmuştu geçtiğimiz hafta tekrar operasyonlar başlatıldı. Bu süreci uzunca bir zaman konuşacağız.

Darbe yapabilecekleri güçleri var mı?

Darbe yapabilecekleri kanaatinde değilim.

Ekranlarda HDP’yle ilgili tartışma yapılıyor, HDP’li yok. Soruyu sorman gereken muhataplar yokken arkasından konuşuyorsun. Bu arada konuşanlar bir kısmı kendi meselesiyle ilgili hiç konuşmuyor. Hekim, avukat HDP hakkında konuşuyor bir tek siyasetçi konuşmuyor. HDP bir terör örgütü müdür?

HDP, yasal ve meşru bir siyasi partidir. Ama henüz 2015 hendeğinden sonra meşruiyetini sağladığı kanaatinde değilim.

HDP meşru, yasal bir partiyse, devlet de gereken şeyleri yaptıysa biz gazeteci olarak savcı mıyız yargıç mıyız? Neden soru sormuyoruz?

Biz hiçbirisi değiliz fakat bir tarafta hem kendi kişisel müktesabatımı ortaya koydum hem de bir tarafta bu devletin, milletin askerini polisini vuran bir örgütle, işte bugün Murat Karayılan’ın açıklaması “Almanya’ya Avrupa’ya sesleniyoruz, Türkiye’de bir turizm faaliyetine girişirseniz karşılığını bulursunuz” diyen bir örgütle arasına mesafe koymayan bir partiye hangi vicdanla soru soracaksın?

2013 yılında senin bir tweetin, “Türkiye’de gündem belirleyen üç isim var; Erdoğan, Gülen, Öcalan”. Seni gündem belirleme anlamında ikna eden 3 isim var. Erdoğan, Gülen ve Öcalan. Bunların 3’te 2’si terörist öyle mi?

O zaman çözüm sürecinde sağlanmış imkanlarda da ben 2015’te Habertürk Ankara temsilcisiydim, siyasal olarak süreci gerek askeri gerek sivil olarak çok iyi takip ettim. Yine bir utanç olarak orada dursunlar, silmiyorum. Çok umutluydum. Bu kadar iyi niyet göstermişim… MEsela Diyarbakır’da ismi lazım değil birkaç siyasetçiyle beraber bir kahvehanede konuşuluyordu, “Şurada bir Abdullah Öcalan Caddesi fena mı olurdu?”  diye. Yazmışım, “Abdullah Öcalan Caddesi, Diyarbakır’da…” düşünülsün diye. Analar ağlamasın diye yazmıştım. Çok ümitliydim. Olacak demiştim.

Sırrı Süreyya Önder çok uğraştı o dönem. Büyük bir fedakarlık yaptı. Devletin MİT Müsteşarı’yla fotoğraf veren adam içeri atıldı. Bu adam dese ki “Kardeşim ben sizinle iş yaptım beni niye içeri attınız?” haklı olmaz mı?

Ben Sırrı Süreyya Önder’le, Selahattin Demirtaş’la… Pek çok isimle röportaj yaptım. Bunların hepsi bir umuttu. Bu tweetler de bu umutla atılmıştı. Şimdi geldiğimiz yer…

Peki örneğin Erol Katırcıoğlu, Meral Danış Beştaş, Garo Paylan… Bunlara terörist diyebilir miyiz? Bunlardan birisine soru sormak istemez misin?

Ben öyle bir şey demiyorum. Basit bir kerteriz koyuyorum. Terörle aranıza mesafe koyun, oturup konuşalım.

Nasıl anlayacağız koyup koymadıklarını?

Çok basit. PKK bir terör örgütüdür desinler.

Sen biliyor musun Diyarbakır’daki insanların pek çoğunun çoluğu çocuğunun bir kısmı dağda bir kısmı askerde. Onlara bu soruları sormanın anlamı nedir? Örneğin Ahmet Hakan, Tahir Elçi’nin neredeyse azmettiricisi konumuna geldi. Bunun ne faydası var? Bu soruyu sormadan yolumuza devam edemez miyiz?

2015 yılında hendek zamanı bu örgütle -HDP’yi kastetmiyorum, HDP yasal bir partidir- benim dediğim çok basit bir şey, terör örgütüyle araya mesafe koymak. Türkiye’de Erdoğan ve AK Parti karşıtlığı farkında olmadan bazı kitleleri PKK seviciliğine itmiş. Gelen mesajlara bakınca, o metinle profilindeki Atatürk resmi nasıl uyuşabilir?

Bir insanın terörle arasında mesafe olup olmadığını kanıtlamak için savcılık kağıdı alması mı gerekir?

Basit bir beyan var; PKK bir terör örgütüdür.