Yakarsa dünyayı garipler yakar

Prof. Dr. Caner Işık yazdı

Yakarsa dünyayı garipler yakar

Gariplerin sözcüsü, hâlinden anlayanı, dert ortağı Müslüm Gürses’in aramızdan ayrılışının ardından yedi koca yıl geçti.  Gürses’in vefatı birçok kimsenin beklemediği ilgi ve değerle karşılandı. Vefatından sonra hayatını konu alan film, sinema tarihimizin en büyük gişe rekorunu kırdı. Müslümcüler “Biz seni filminle değil yüreğinle sevdik baba.” diyerek Müslüm Gürses ile aynı duygudaşlıkları işaret etti. “Görüyor musun ne kadar acı çekmiş.” diye Müslüm’e üzülen kolejli gençlik, hâlâ onu seven ve onu var eden Müslümcüleri ne anlamış ne de anlamak istemektedir.

2000’li yıllarda kitlesinden ayrılmaya çalıştırılıp, paketlenerek, yaldızlı bir hediye gibi sunulan Müslüm Gürses, kültür endüstrisi tarafından; ağır ağabey, iyi bir müzisyen, aşk insanı ve sadık eş olarak sunulmuştur.  Unutulmuş değerleri; vefayı, aşkı anımsatmasıyla kodlanmış ve özellikle son dönem, yorumcu kimliğiyle öne çıkarılarak yeni parçaları ile tüketilmeye devam edilmiştir. Horlanan, dışlanan, görmezden gelinen Müslümcülere bakan, onları anlayan, onların derdini dinleyen yine kimse yoktur. Garipler, hâlden anlayan birisi tarafından dinlenmeyeli yedi koca yıl geçmiştir.

Müslümcüler, “6 yıl, 11 ay, 30 gün, 07 saat, 16 dakika, 23 saniyedir yastayız! Özlüyoruz seni Müslüm Baba” diyerek açılan bir ana sayfa düzeni yapmıştır. Sitedeki saat Müslüm Akbaş’ın vefatıyla dünyanın durduğu ve o duruş gününden sonra hesap vaktinin hızla geldiği duygusunu sanki “Gariplerin yakacağı dünyanın” sonunu bekleme duygusu vermektedir. Site “muslumcu.com” adıyla düzenlenmiştir. Sitede Müslüm Gürses’in yorumladığı albümler, şarkı sözleri, düzenli bir şekilde verilmiştir. Sanki onun üzerine yazılan, çizilenler değil de sadece “Baba’nın” söyledikleri önemlidir dercesine abartılı bulabilirsiniz ama buradaki şarkı sözleri tıpkı bir kutsal metin yazanlar gibi eksiksiz ve tam verilmiştir. Siteye şarkı sözlerinin bestecileri ve söz yazarları özenle ve dikkatlice yerleştirilmiştir. Bu site, “Baba söylesin kararı sen ver” dercesine hazırlanmıştır. Bir anlamda ateş hazırlanmış, kor meydana serilmiş, üstünde yürümek de Müslüm’ün sözleri ile kendinden geçenlere kalmıştır.

Müslümcülerin ezbere bildiği Ali Tekintüre’nin sözlerini yazdığı Vedat Yıldırım Bora’nın müziğini yaptığı “Yakarsa dünyayı garipler yakar” diye bilinen bir şarkı vardır. Müslüm Gürses kitabı üzerine 1995 yılında alan çalışması yaparken Ali Tekintüre ile İstanbul Unkapanı- Elonor plakçılıkta görüşme yapmıştım. Bu şiiri kendisine sormuş ve bunun yıkıcı bir isyan olup olmadığını, nasıl bir isyan olduğunu sormuştum. Kendisinin “Gariplerin yakmasını niye kötü olarak anlıyorsun, belki de yakarak temizliyordur.” işaretine güvenerek bu mısraları yorumladım. Müslüm Gürses ile özdeşleşmiş olan bu parça son zamanlarda dizilerde, yokluğun anlatıldığı yerlerde, eylemlerde bir slogana dönüşmüş durumdadır. Fakat yine bağlamından koparılarak anlaşılmamış, kendi beklentilerine uydurulup yanlış değerlendirilmiştir. Ali Tekintüre’nin şarkı sözleri aracılığıyla Müslüm Baba şöyle diyor;

Hor görülenlerin Tanrı’m isyanıdır bu
Sevip sevilmeyenlerin isyanıdır bu
Düzensiz dünyanın günahıdır bu
Yakarsa dünyayı garipler yakar

İsyan ede ede olduk günahkâr
Mutluluk bizlere uzaktan bakar
Tanrı’m bu dünyayı başka kim yakar
Yakarsa dünyayı garipler yakar

Dertleri içine sığmayan onlar
Hayatta umudu kalmayan onlar
Sürüne sürüne yaşayan onlar
Yakarsa dünyayı garipler yakar

Şiirde; isyan, sevmek, günah, garipler ve yakmak sözcükleri anlam bütünlüğü içerisinde bir arada kullanılmıştır. Öncelikle bir durum değerlendirmesi yapılmış ardından, sebep olanlar ve sorunlar ele alınmış ve son kısımda sonuçtan bahsedilmiştir. Şiiri bir bütün olarak yorumlanacak olursak şunlar söylenebilir;

Tanrı’m; hor görülen, aşağılanan, hayatta umudu kalmayan, yaşamak için sebebi olmayan, dertleri içine sığmayan, kalbinde dert taşıyacak dermanı olmayanların isyanı, karşı gelmesi bizim durumumuzdur. Bu isyan insanda var olduğu söylenen yüce değerlerin olmadığını, somut dünyada görmeye bir isyandır.  Bu değerler öyle harap edilmiştir ki bizler sürüne sürüne yaşarız, sever ama sevilmeyiz. Başka bir ifade ile en alt kesimlerinde yaşamak zorunda kalan sürüngenler gibi yaşarız. Karşılıksız her şeyimizi veririz çünkü sevmek karşılıksız vermektir ama bize kimse karşılıksız bir şey vermez. İşte bu durum, düzeni olması gerekirken düzeni olmayan dünyanın günahıdır, dünyaya satılmışların yüzüne, hâlinin vurulmasıdır. İnsanlığın ortak işlediği sadece kendini düşünme suçunun görünmesidir. Bu yüze vurma bizim değil dünyanın ve sizin günahınızdır.

Garipler, “Biz garipler, mazlumlar bu hâli yaşayıp gönlümüzde bu acıyı eritip sizi yakarız.” derken aslında bir çare bulmanız konusunda sizlere seslenmektedir. Garipler, dünyanın kötülüklerini deneyimleri ile bedeninde yakar ve insanlığı yıkar. Garipler dünyayı ve dünyanın acısını her daim yakarak eritir. İnsanlığa düşen, makbul olan, garibe sahip çıkan bir toplumsal sistem kurup insanı yücelten değerlerin oluşturulmasıdır. Bu olmaz ise biz garipler maddeden siz zalimler ise ruhtan yoksun bir hayat yaşarsınız. Başınıza gelen her belanın bize yaptığınız zulüm olduğunu bilmeden “Bu dünyada kör olan ahirette de kördür.” ayetine nazire yapar gibi kör kör yaşarsınız. Bu bizim yakarışımız, bu dile getirişimizdir. Bunu anlamak için bizim dile getirmemize bile gerek yoktur. Bu sebeple biz de dile getirerek, sızlanarak isyan ederek günahkâr oluruz. Hikmetini kavramadığımız bir acı durumuna tahammülümüz kalmaz ve isyan ederiz; bu isyan, bu dile getiriş bizi insanlığın bu günahına haklı da olsak ortak yapar ve bu sebeple mutluluk, acıyı eritebilmek bizden iyice uzaklaşır. Bizden de mazlumluk, temizlik saflık uzaklaşınca bu dünyanın ayakta kalmasının bir anlamı kalmaz. Bize yapılanların vebali bir bela olarak, insanlığın üstüne ortak günahları eritmek için yağar. Savaş olarak yakar, yokluk olarak yakar, virüs olarak yakar, felaketler olarak yakar, depresyon olarak yakar, güvensizlik olarak yakar, yüce değerlere inançsızlık olarak yakar,  vefasızlık olarak yakar. Yakarsa dünyayı garipler yakar. Gariplerin; dışlanmış, horlanmış, umutsuz, sürünenlerin acılarının eritilmesi ile beşer insan olur. İnsan insanlığın gereğini yapmazsa insan olmamızı sağlayan yüce değerler bizi bir bir terk eder ve dünya gariplerin gönlüne düşen ateşle yakılarak yıkanır.

Cehennem de öyle değil midir? Günahın bedeli olarak yanan nefis aslında ateşle yıkanır, arınır. İnsanda olmaması gereken özellikler cehennemde yakılarak, insan yüce değerlere odaklanmış hale getirilir.

Ateşi dert tasa olarak düşünürsek, dünyada garibin payına düşendir. Aslında garibin gönlüne düşen ateş, onu ateşe düşürenin yüküdür, gelecekte taşıdığı vebalidir. “Cehennem dediğin dal, odun yoktur / Herkes ateşini buradan götürür” diyen Alevi ereninin sözü benzer manaya gelir. Kazanıldığı sanılan şeyler aslında kaybedilenlerin yanında çok kıymetsizdir.

Dünyanın yükünü ve acısını taşıyan alt sınıfların kederi, hüznü ve çaresizlikleri de herkese insan olabilmek için fırsatlar sunar. Onlarla paylaşmayı beceren, onların derdini dinleyen, karanlığa ışık olanlar insanlığın yükünü hafifletir. Yoksa garipler eninde sonunda bu veballe her hali ile bu dünyayı yakar ve yakmaktadırlar. Garipler veryansın derler bunu derken de yakan mazlumun soylu duruşu ve yüce değerlerin her şeye rağmen tecelligâhı olma onurudur. Örgütlü mücadelenin isyanı gibi planlı, programlı, iktidar hedefli bir yakma –yıkma değildir bu yakma. Bu yakma her daim olan, görmezden geldikçe de bize güvendiğimiz dağları un ufak edip, denizleri kaynatıp, yıldızları gökten düşüren bir yakmadır.

Gerçekten de dünyayı yakarsa garipler yakar ve günümüzde de yakmaktadır. Her halde bu şiiri Ali Tekintüre, yeniden yazsa idi yaşananları görüp, görmezden gelenlerin şikâyetlerini de duyup “Yakıyor dünyayı garipler yakıyor.” derdi.

Bu yazı hem Müslümcülere bir taziye mesajıdır, hem de yaşadığımız toplumu, anlamada entelektüel dünyanın sığlığına bir nişane olarak, kara kalabalık diye görmezden gelinenlerin irfanına işaret etmek için kaleme alınmıştır.

Müslüm Gürses özelinde tüm gariplere muhabbetlerimle.

 

02.03.2020  Saat: 22:12