Yaşar Hoca’ya ‘kafir’ diyen gazetecilere mahkeme yolu göründü

Yaşar Nuri Öztürk'ün oğlu son günlerde gündeme gelen iddialara yanıt verdi: Çok çirkin, namussuzca, akılsızca…

Yaşar Hoca’ya ‘kafir’ diyen gazetecilere mahkeme yolu göründü

ERDEM ATAY / SÖYLEŞİ

Türkiye’nin unutulmaz ilahiyatçılarından Yaşar Nuri Öztürk’e ‘deist, kitapsız, kafir’ iftirası atan gazeteci Süleyman Özışık ve Osman Ünlü’ye Öztürk’ün oğlu Mustafa Tahir Öztürk yanıt verdi. Veryansın Tv’nin sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Tahir Öztürk, açıklamaların “namussuzca” olduğunu söyleyerek iki gazeteci hakkında yasal işlem başlatacaklarını söyledi.

İşte Yaşar Nuri Öztürk’ün oğlu Tahir Öztürk ile yaptığımız söyleşi:

Merhabalar Tahir Hocam. Söyleşi için teşekkür ederiz. Hocam Türk milletine Kuran’ı ve İslam ahlakını anlatan rahmetli Yaşar Nuri Öztürk hocamıza Osman Ünlü ve Süleyman Özışık adlı iki gazeteci çok ağır ithamda bulundu. Yaşar Hocamızın “deist” olduğunu iddia ettikleri gibi, kendisine “kafir” sözlerini kullandılar. Bu iki gazetecinin sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaşar Hoca bir “deist” miydi, kendisi böyle bir şey açıkladı mı?

Tahir Öztürk: Yalan bir söz, bunların yanında çok basit kalıyor. Söylenenler çok çirkin, çok namussuzca, akılsızca ve aynı zamanda tutarsız. Yaşar Hoca’nın ailesi olarak buna çok üzülüyoruz. Şunu söyleyeyim. Osman Ünlü ve Süleyman Özışık ne ilk ne de son olacak. Bunların devamı gelecek. Bunu çok iyi biliyorum. Çünkü tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu. Kur’an’ı eğer anlayarak okursanız bu müfteri tipin yalan ve iftirada nerelere geldiğini iyi görürsünüz. Bu tip, işi öyle bir noktaya getirir ki, normal insanı bırakın Allah’a, peygamberlere, peygamber eşlerine bile iftira eder ve hatta Allah’a ve peygamberlerine din öğretir. Hz. Muhammed’in eşi Hz. Âişe hakkında yapılan iftirayı düşünün. Fakat bu durum, bizim bunları sineye çekeceğimiz anlamına gelmiyor. Çünkü bu yapılanlar zulümdür ve zulme karşı çıkmak bir görev, yani olmazsa olmaz bir eylemdir.

Haklarında suç duyurusunda bulunacak mısınız?

Hukuki hakkımızı sonuna kadar kullanacağız.

Daha önce de benzer örneklerle karşılaştınız mı? 

Başta da söylemiştim. Bunlar ilk değil. 2019 Mart’ta cereyan etmiş bir olay var. Prof. Dr. Şinasi Gündüz (İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesidir ve kendisinin bu fakülteye geliş sürecini başlatan da fakültenin kurucu dekanı Yaşar Hoca’dır) bir konferansında -güya deizmi anlatıyor- Yaşar Hoca’nın resmini slaytta kullanıyor. Yaşar Hoca’nın resminin üstünde şu yazılı: Laiklerin imamı Atatürk deist diye deist oldu. Şu ifadeye bakar mısınız? Bu ifadeyle ilgili çok uzun konuşabiliriz. İş, hukuka yansımış durumda. Ceza ve manevi tazminat talebinde bulunduk. Haziran’da 3. duruşması olacak davanın.

Yaşar Nuri Öztürk’e bu iftiraların atılması ve itibarsızlaştırılmaya çalışılmasının sebebi sizce nedir?

Ömrünü Kur’an’a adamış, Kur’an’ı duvarlardan indirip -bu tabir halkımızın ifadesi olduğu için kullanıyorum- halkımıza okutmuş, Kur’an’ın din yapılması önündeki engelleri darmadağın etmiş biri için “deist, imansız, kitapsız, kafir vs” nasıl denebilir? Bu nasıl mümkün olabiliyor? Cevap basit: Dini Kur’an olmaktan çıkarmak isteyen, İslam’ı Kur’andışı mezhep, tarikat, cemaat kabullerinden ibaret gören zihniyet, Yaşar Hoca ve onun temsil ettiği anlayışa ölümünden sonra bile tahammül edemiyor, kudurmuşçasına saldırıyor. Deizmi Allahsızlıkla eşitleyip insanların kafasını karıştırıyor sonra da etkisizleştirmek istedikleri kişileri deist olarak itham ediyorlar. Oysa deist, Allah’a imanı olan kişidir. Ve Kur’an deizmi teşvik etmeyen fakat kapı aralayan bir anlayışa sahiptir. Biz buna kurtuluşun yeterlilik ya da asgari şartları diyoruz.

Yeri gelmişken ilgili ayetleri vereyim, merak eden baksın. Bakara suresi 62. ayet, Maide suresi 69 ayete. Bakara 62. ayeti söyleyeyim: “Şu bir gerçek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hristiyanlardan, Sâbiîlerden Allah’a ve âhiret gününe inanıp barışa/hayra yönelik iş yapanların, Rableri katında kendilerine has ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar.” Ayet, bu.

Şimdi bazı aklı evveller çıkacak: “Efendim, peygamberlere, kitaplara, meleklere iman yok mu Kur’an’da?!” Tabi var. Dedim ya, asgari şarttır, yeterlilik şartıdır. İşin mükemmeli değil. Şimdi bu adamlara şaşırıyorum. Kardeşim Allah kurtuluşun olmazsa olmazı olarak bunu vermiş ve taahhütte bulunmuş. Sana ne oluyor? Senin derdin ne? Cennet, senin babanın malı mı? İstediğini oraya koyacaksın istemediğini cehenneme postalayacaksın. Ben de diyorum ki bu zihniyete sahip olanlara: Arkadaş, bundan rahatsızlık duyuyorsan yapılacak belli. Diyeceksin ki “ben böyle bir dine mensup olmayı reddediyorum. Bu dinden istifa ediyorum.”  Bunu yapın, yapın da dinin de ümmetin de sırtından düşün!

Yaşar Hoca, Deizm kitabında bunları anlattı. Ayrıca deistlere seslenip şunu da söyledi: Keşke Kur’an’ın dinini tanısanız… Dinci müfteriler bundan büyük rahatsızlık duydular. Çünkü bu ve bunun gibi gerçeklerden haberdar olanlar çoğaldıkça dinci ekipler güç ve etki kaybediyorlar. Yüzlerce binlerce deist, hatta ateist Kur’an’a döndü kendilerini Müslüman olarak tanıtmaya ve hatta bunlardan birçoğu namaza başladılar, Kur’an’ı din yaptılar. Biz bunları gayet iyi biliyoruz. Bunları, dinci ekipler de biliyor. Dinci takımın ölümünden sonra bile hocaya duydukları öfke ve yaptıkları saldırının sebebi, bundandır.

Bu son olayın bir tarafı daha var. Bu iki müfterinin çalıştıkları yer, İhlas mağduriyetini yaşatan TGRT bünyesidir. Bu da enteresan.

Yaşar Nuri Öztürk hocamızı kaybettikten sonra sizce Türkiye’de en çok ne eksik kaldı? O olsaydı hangi boşluğu doldururdu? 

Gerçeklerin etkili, omurgalı, cesaretli, akıllı bir şekilde dile getirilişi pek mümkün görülmüyor diyebilirim. Buna gerçek muhalefet de denebilir. Gerçek bir muhalefet yok ortada. Fakat güzel şeyler de oluyor. Halkımızın içinde Kur’an’ı din yapanların sayısı hızla artıyor. Bu ortamda Kur’an merkezli dini anlatan ilim adamları sayıca az da olsa var.  Bu, Kur’an müminlerini sevindiren ve umutlandıran bir durum.. Bu, aklın ve bilimin de önünün açılması için güzel bir gelişme. Tabi, bunda merhum Yaşar Hocamızın katkısı çok büyük. Onun ektiği tohumlar tuttu… Sözlerimi şu ayetle bitireyim. Saff suresi 8. ayette Allah şöyle buyuruyor: “İstiyorlar ki, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürsünler. Ama Allah, küfre batanlar hoş görmeseler de nurunu tamamlayacaktır.”