Yılmaz Özdil'in Çin malları ve kahraman Habertürk!

Yılmaz Özdil'in Çin malları ve kahraman Habertürk!

Yılmaz Özdil bugünkü yazısında diş fırçasından süpürgeye her şeyi Çin'den almamızın eleştirisini yapıyor, öyle demeyin Yılmaz Özdil, Amerika'dan da yeni CHP'yi aldık, Çin malından ucuz ve kötü çıktı. Ama Amerikan malı HDP'nin Babacan'ın Kaftancıoğlu'nun vs. pazarlayıcıları sayenizde Çin mallarına rahmet okuttu!

Ekranlar-sosyal medya her yer Canan Kaftancıoğlu'nun kadın tacizleri konusundaki ibretlik sorumsuzluğunu ve suskunluğunu konuşurken Kaftancıoğlu'nu yere göğe koyamayıp yıkayıp yağlayıp kutsal aziz mertebesine çıkartıp Atatürkçülere pazarlayan Yılmaz Özdil susuyor.

Ve Kaftancıoğlu'nu yalakalıkla 'efsane' başlığını atan ODA TV kasıtla bu taciz iddialarından tek satır bahsetmiyor. Kaftancıoğlu'nu üzmemek için ODA TV'si Cumhuriyet'i, haberi deşmiyor, üstüne gitmiyor, aksine hepsi birlik olmuş, Kaftancıoğlu'nun pisliklerini örtüyorlar.

Oysa bu denli ıkınacak susulacak bir şey de yok, çıkar CHP'si, örgütü, il başkanı, savcılığa verdik, partiden de attık, dedi mi, sorun biter, bu kadar basit.

Hal böyle olunca karşı taraf da çıkıp diyor ki benim örgütümde taciz olunca büyütüp aylarca üstüme çullanıyor demediğini bırakmıyorsun ama sende olunca üstünü örtüyorsun.

Bu arada Şişli Belediyesi başkan yardımcısı PKK/KCK'dan tutuklanıyor, İmamoğlucu tayfa yine topluca 'susuyor', haberi görmek-göstermek istemiyorlar.

Tam da bu CHP'li başkanın terörden tutuklandığı gün ODA TV haberi patlatıyor: İmamoğlu'na suikast!

Böyle çok hassas, toplumda infial uyandıracak haberler sorumluluk duygusuyla emniyetle işbirliği içinde verilir, ama değil, haberi verenler biraz da bir zaman düşmanı oldukları Taraf Gazetesi ağzı gibi kabullenilmeyecek bir dil kullanmışlar.

Diğer taraftan 'suikast' haberiyle sanki İmamoğlu tarafı 'sevindirik' olmuş gibi. Romancı Metin Kaçan anlatmıştı, Müjde Ar film çekimi için roman mahallesine geldiğinde bir cenaze evi görmüş, kapıda bekleşenlere 'kim öldü kimin cenazesi' diye sormuş. Küçük bir kız çocuğu Müjde Ar'ı görünce sevinç çığlıkları içinde 'benim babam öldü, benim babam, benim' diye babasının ölümünü Müjde Ar'ın üstüne şımararak atlayarak güle oynaya anlatmış.

Sonra CHP'de kadın tacizi olayları da devreye girince suikast haberini yapanlar haberin ekmeğini yiyemediler ya da istedikleri sonucu alamadılar. Üzülmeyin, yıkılmayın, bir dahaki sefere inşallah başarırsınız. Terörün ve kadına tacizin kökünü İmamoğlu'nun kazıyacağından hiç şüphem yok, siz de yeise kapılmayın.

Derken Habertürk ekranına RTÜK kabul edilemeyecek bir ceza yazınca, Habertürk dün akşam, ekrana çıkarttığı kendi yorumcularına (şıracı-bozacı) bağlanıp saatlerce Habertürk'e övgüler düzdürdü. Vay be, neymiş Habertürk?

Özgürlüğün kalesiymiş. Çoğulculuğun demokratik katılımın babasıymış.

Ceza abartılı ve yanlış, tamam da, daha bir hafta dolmadı, geriye doğru üç gün üst üste Fatih Altaylı'ya gidin, sırayla Buğra Kavuncu'yu sonra Akşener'i sonra Ünal Çeviköz'ü ekrana çıkartıp kuru temizleme yapmadı mı?

Ve aynı hiç değişmeyen on kişilik yorumcu havuzuyla yılın her akşamı program yapmak işkence mi dayatma mı beyin yıkama mı ülkenin genleriyle oynamak mı yoksa demokrasi mi, pek anlayamadım!

Ve FETÖ'cü savcı, hakim ve gazetecilerin onlarca yıl Habertürk ekranlarını 'üs' olarak kullandıkları halen hafızalarda değil mi?

Aynı Habertürk 'açılım' sürecinde üçüncü sınıf yazar ve siyasetçileri hatta yoldan geçen PKK'lıları bile ekrana çıkartıp aylarca-yıllarca-on yıllarca her akşam üstelik aynı şeyleri tekrarlatıp konuşturmadı mı? Hendekler gırla gitmedi mi? Yazarlarınız Diyarbakır meydanında histeri nöbetlerine girip megri megri ağlamadı mı, bu ağlamalar karşılığı yalılarına kredilerine kurulmadılar mı?

Kaftancıoğlu, ODA TV, Yılmaz Özdil, suskun Cumhuriyet, Sözcü gazetesi ve Habertürk ekranı ve Nagehan Alçı, Sevilay Yılmanlı büyük gazeteciler, asla değişmez meşhur 'kadro'.

Birbirinin tamamlayıcısı hepsi birbirinin eksik parçası.

Hepsi aynı 'kilisenin' aynı gazinonun aynı manastırın aynı tezgahın aynı Karagöz-Hacivat'ın aynı kedi-köpek hırlaşması ve kavgasının yazarları.

İçlerinde hangisi IMF'yi hangisi federasyonu istemiyor? Tayyip'i Babacan'ı Davutoğlusu Akşener'i Kılıçdaroğlusu İmamoğlusu? Hepsi aynı sıcak paranın aynı NATO'nun aynı ABD'nin sırasını bekleyen oyuncuları!

Sayenizde Saray, sayenizde ruhban sınıfı diyaneti hacısı şeyhi cemaati, sayenizde Cumhuriyet'in en temel yasalarını lağvetmişler. Ve alayı bu acımasız gerçek karşısında sessiz, çünkü mamaları veriliyor.

Ama, hala ekranda numaradan bir güya öfke savaşları, sayenizde iktidar, yirmi yıldır Alice Harikalar Diyarı'nda, ama güya zıt görüşler tartışıyormuş, yersen!

Ama hala güya kutsalları ve halkı için savaşan kahraman yazar pozlarında yorumcular, hepsi tırıvırı. Hepsi ömrünü iktidarın ömrüne adamış iktidara yeminle bağlanmış sapık tarikat üyeleri gibi, iktidar giderse topluca intihar edeceklermiş gibi.

Öyle bir sahne öyle bir tablo ki, Bahçeli çivisini çıkart İmamoğlu'nu tak, Metin Metiner'i çıkart Yılmaz Özdil'i tak, Tayyip'i çıkart Babacan'ı tak, MHP'li yorumcu Metin Özkan'ın yerine Uğur Dündar'ı tak, hiç değişmeyecek aynı ebedi kaderiniz gibi EBEDİ TABLONUZ!

Milleti enayi yerine koymuşlar, insan ve insanlık kalbine dair yirmi uzun yıldır tek bir cümlenin çıkmadığı kolpanın kumpaslara yalana manipüleye tozu dumana ülkeyi mahvetmeye yormaya algıyla yolunu şaşırtmaya adanmış çirkin vahşi bir habercilik!

Ekranda her akşam sayıştay anayasa yargı tanımayan iktidarı yirmi yıldır yalayıp yıkayan yüzlerce yılışık insan, hiç bir değer tanımayan cahil cıvık yazar tayfası.

Ve bunlar özgürlük basın halk demokrasi kahramanıymış, vay maşallah!

Vah benim ülkem vah, ne diyelim, Allah bu milleti Habertürk özgürlüklerinden eksik bırakmasın.