Anadolu'nun büyük şairi Yunus Emre'ye kadar dil uzattılar: Pek önemli bir şair değil

İslamcı şair Hakan Arslanbenzer'in Türk halk şiirinin en büyük isimlerinden şair ve felsefeci Yunus Emre için "Pek önemli bir şair değil" sözleri tepki çekti.

Anadolu'nun büyük şairi Yunus Emre'ye kadar dil uzattılar: Pek önemli bir şair değil

BUSE ERDEM / Veryansın TV 

Önemli değerimiz, Anadolu'da Türk şiirinin öncüsü olan tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre'nin, vefatının 700'üncü yılı nedeniyle UNESCO tarafından anma yıl dönümleri kapsamına alınması göğsümüzü kabartırken, yayıncı ve şair Hakan Arslanbenzer'in Twitter hesabından "Yunus Emre" hakkında yazdıkları tepkilere yol açtı.

Arslanbezer sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:

"Yunus Emre pek önemli bir şair değil. Divanına ait erken nüshalar da 15. yüzyıldan kalma olduğu için 13. yüzyıl Türkçesi için vesika olarak kullanılabileceği meşkuk. Ama sekülarist ulusal kültür inşası için elzemdi onun için de abarta abarta helvadan puta döndürdük garipceğizi. Ahmedi, Ahmedi Dai, Şeyhi vb. şairleri Türk şiirinin başlangıç çizgisine koymak daha makul bir yol. Takip edilebilir yol o zaman beliriyor diyelim. Ondan öncesi hakkındaki tespitlerin çoğu ispat ihtiyacı olmayan izafe edişlerden ibaret. Gençler şuna dikkat etsin: Baki'nin Fuzuli'nin şiiri tahlil ve tenkit edilir, Yunus Emre'nin şiiri yorumlanır. Tahlil edince pek az bir şey kalıyor çünkü."

Veryansın Tv yazarı Prof. Dr. Şahin Filiz, Yunus Emre ile ilgili bu sözlere tepki gösterdi.

Yunus Emre ve Fuzuli arasındaki laik-antilaik sınıflandırmasını "tarih saptırması" olarak niteledi ve şu ifadeleri kullandı:

"Yunus Emre 14.yy'da yaşayan hem Divan hem de Risâletü'n-Nushiyye'si Türkiye'de ve Dünyada Yunus'a ait olduğu kesinleşmiş ve bu konudaki tartışmalar bitmiştir. Bu eleştiriyi yapan kişi gerçeği çarpıtmaktadr. İkincisi Fuzuli'nin yazdığı kaside ve gazellerindeki şiirlerin tahlil edilme sebebi ağırlıklı olarak Arapça ve Farsça dilinde yazıldığı içindir. Bu yüzden tenkit edilir, zorunlu olarak çevrilir. Bu çeviridir, analiz de olmaz tahlil de olmaz.

'YUNUS EMRE VE FUZULİ'Yİ ÇATIŞTIRMAK İKİSİNİ DE ANLAMAMAK DEMEKTİR'

Yunus Emre'ninki ise çeviriye gerek olmadan en sıradan, halktan kimseler ile en entelektüel kişinin anlayabileceği şekilde sade duru yazılmıştır. Yunus Emre'nin eserlerinin bugünki Türkçe ile bile anlaşılması dildeki dehasını, sade dil ile derinlikli ifadesini ortaya koyar. Yunus Emre derin meseleleri, en yalın ifadeyle, en yalın Türkçe ile dile getirme başarısını göstermiştir. Türkçenin kudretini, gücünü göstermiştir. İlk adımda anlaşılır olması Yunus Emre'nin basit ve sıradan bir şair olduğunu göstermez, aksine en çetrefilli sorunları en yalın bir dille anlatan bir beceriyi ortaya koyar. Fuzuli ve Yunus Emre aynı meşrepten, aynı dünya görüşündendir. Dolayısıyla Yunus Emre'yi seküler çevrenin adamı olarak göstermek basit bir yorumdur. Fuzuli'nin Arapça ve Farsça kaside ve gazellerini Türkçeye çevirirsek karşımızda Yunus Emre'yi görürüz. Bunları çatıştırmak ikisini de anlamamak demektir. Laik- antilaik çatışmasını Fuzuli ve Yunus Emre'ye kadar götürmek tarih saptırması, anokronizimdir. Bu sözün felfesi, bilimsel bir değeri yoktur."

Daha önceki paylaşımlarında da  "Oruç tutmayanı dövmekte şer'en (İslami açıdan) bir sakınca olmadığını" söylen Arslanbenzer tepki çeken çıkışlarıyla hatırlanıyor.

Arslanbenzer'in şairlik dışında Terör örgütü IŞİD yorumu da dikkatleri çekmişti...

İşte Arslanbenzer'e Yunus Emre hakkında yaptığı açıklamalar sonrası sosyal medyadan gelen tepkilerden bazıları şöyle...

Hakan Arslanabenzer kimdir?

Matbu uğrakları, Dergâh, Şehrengiz, Atlılar, Huruç, Kılavuz ve Fayrap. Şehrengiz (1997) ve Atlılar (2000-2005) dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 2005 yılından bu yana aylık Fayrap dergisini çıkarıyor. Ocak 2011'de Avangard Yayınları'nı kurdu. Popülist Kültür Derneği kurucu üyesidir.

Neo-epik şiir görüşünü ortaya attı. Bunun verimleri olarak; Reis'in Kara Merhemi (1997, Dergâh Yayınları), Şehidet'in Erken Günlerini Anarak (1998, Dergâh Yay.) ve Namus ve Başka Şiirler (2001, Dergâh Yay.) başlıklı üç şiir kitabıyla birlikte Dünyaya Saldıran Şair (1998, Dergâh Yay.), Türkiye'de Kültürel İktidar Solda Mı? (2011, Avangard Yay.), Neo-Epik Şiir (2012, Okur Kitaplığı) ve Üç Sütun: Şiir, Hikaye, Eleştiri (2013, Okur Kitaplığı) başlıklı dört eleştirel deneme kitabı yayımlanmıştır. İlk üç kitabındaki şiirlerden ve yeni şiirlerinden seçtiklerini bir araya getirdiği Çok Üzgünüm adlı kitap ise "Epik, Lirik ve Dramatik Şiirler"[1] altbaşlığını taşıyor (2007, Fayrap Kitaplığı; 2010, Fayrap Kitap; 2013, Okur Kitaplığı). Ayrıca Türk Şiiri 2005, Türk Şiiri 2006, Türk Şiiri 2007, Türk Şiiri 2008-2009 ve Türk Şiiri 2010 başlıklı beş şiir yıllığı çıkardı (2006, Büyükharf Yay.) (2007, Büyükharf Yay.) (2008, Nirengi Yay.) (2010, FayrapKitap).