Zayıflatan tarifler: Mutfak nerede, hayat orada!

Uzm. Psk. Neşe Yaran yazdı

Zayıflatan tarifler:  Mutfak nerede, hayat orada!
Zayıflatan tarifler:  Mutfak nerede, hayat orada!

Görünen o ki yaklaşan ‘Yılbaşı Gecesi’ni çoğumuz evlerimizde geçireceğiz. Şimdilik ikinci bir alternatifimiz yok gibi. Tabii kaybettiklerimiz, hastalarımız, bizlerin sağlığı, güvenliği ve refahı için görev başında olacaklar ile ayrı kaldığımız sevdiklerimiz nedeniyle, bu yıl içimiz her senekinden daha buruk olacak.

Yine de yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni beklentiler ve yeni başlangıçlar demek!”

O zaman imkânlarımız ölçüsünde kuracağımız güzel bir Yılbaşı Sofrası için şimdiden hazırlanın.

İlk Olarak Muftağa Bir Göz Atmaya Ne Dersiniz?

Karantinanın ilk günlerinde ev demek, yemek demekti. Birbirimize yemek fotoğrafları gönderiyor, tarifler alıyorduk.  Daha önce hiç mutfağa girmeyenlerimiz bile ekmek denemelerine başlamıştı. Bir taraftan yemek yapıyor, diğer taraftan bağışıklığımızı güçlendirmek için yerimizde duramıyorduk. En hareketsiz olanlarımız dahi sürekli temizlik yapıyor, kalan vakitte de ev içinde spor yapmaya, “Walk At Home” tarzı uygulamalarla yürümeye, online yoga derslerine katılmaya çalışıyordu. Kamp sandalyelerimiz, spor ayakkabılarımız ve eşofmanlarımız olmazsa olmazlarımız haline geliverdi.  Artık çoğumuzun evinde plates topları, yoga matları, koşu bantları ve dambıllar vardı. Moralimizi de yüksek tutmaya çalıştık. Vitamin ve mineral takviyeleri ile yeni hayatımıza uyum sağlamaya gayret ettik.

Sonra kış mevsiminin kasveti ve giderek ağırlaşan tablo ile birlikte hepimiz yorulduk. Ne temizlik, ne de yemek yapmak zevk verir oldu. Havalar da soğuyalı beri hareket alanımız, ruhumuz gibi iyice daraldı. Bir de baktık artık ev demek, göbek demek.  O markete kadar yapılan kısa yürüyüşler bile kalmadı. Artık siparişlerimiz kapımıza gelmeye başladı ve “dambıl”ların yerini “tombul”lar aldı. Son olarak restaurantlar da kapandı, biz yine mutfakla baş başa kaldık.

Şunu söylemeliyim ki; aslında tüm yaşananları, kayıplarımızı, hastanelerin doluluk oranlarını ve gerek ekonomik, gerekse psikolojik sorunlarımızı düşünürsek, bu endişelenmemiz gereken belki de son şey olmalı. Çünkü çaresi var.

Öncelikle Mutfakla Aramızdaki İlişkiyi Doğru Analiz Etmeliyiz!

-Hangi duygularımızı tavada pişirip yiyoruz mesela?

-Öfke, kaygı veya korkumuzu mu, yoksa sosyal ve duygusal açlığımızı mı?

-Neyin ya da kimin boşluğunu yiyerek doldurmaya çalışıyoruz?

-Yuttuklarımız, sustuklarımız mı?

-Yediklerimizle açlığımızı mı, olumsuz inançlarımızı mı bastırıyoruz?

-Gece yarısı yediğimiz çikolata, kendimize verdiğimiz bir ödül mü, yoksa ceza mı?

-Bir türlü vazgeçemediğimiz ve giderek daha çok tükettiğimiz alkole ya da sigaraya olan bağlılığımız, çocukluğumuzda o kuramadığımız güvenli bağlanmayla ilişkili olabilir mi?

Zayıflamak İstiyorsanız İşe, İşin Mutfağından Başlayın!

Unutmayın, bir işin mutfağına girmek, o işi daha iyi anlamaya ve yönetmeye olanak sağlar.

-Dolaptaki malzemelere bakarken, sorunlarınızla nasıl başa çıkmaya çalıştığınıza ve yeme davranışınıza ilişkin repertuarınıza da bakın.

-Repertuarınızdaki doğru davranışları pekiştirmekle başlayın işe, yanlış olanlardan kurtulmanın ya da yerine ne koyabileceğinizin hesabını yapın.

-Alışveriş listesi yazar gibi, bir süre tüm gün ne yediğinizi ve ne kadar yediğinizi not edin.

-Market masraflarınıza göz atarken, kaç kalori tükettiğinize de bakın.

-Tıpkı yeni bir yemek tadar gibi, yeni ve sağlıklı yeme davranışları deneyimleyin; örneğin televizyon karşısında yemek yiyorsanız, bunun yerine sadece mutfak masasında yiyin, salona yemek götürmemeyi deneyin.

-Yemeği saf bir deneyime çevirin, başka bir aktivitenin, hatta müziğin bile yemeğe eşlik etmesine izin vermeyin (Araştımalar müzik eşliğinde yemek yemenin yeme miktarını ve süresini arttırdığını gösteriyor).

-Alışveriş listenizi sadeleştirin. Kolanın yerine soda alın ve porsiyonlarınızı küçültün mesela.

-Her gün markete gitmeyin, haftalık veya birkaç günlük alış veriş yapın. Kilo verme hedefiniz de öyle olsun; ‘15 kilo fazlam var’ demek yerine ‘bu ay 3 kilo vermeyi hedefliyorum’ deyin.

-Doğru yaptıklarınız için kendinizi takdir etmeyi ve ödüllendirmeyi de unutmayın. Mesela sevdiğiniz bir filmi izleyin ya da içinde kendinizi hayal ettiğiniz o kıyafeti alın.

Henüz Diğer Seçeneklerden Bahsetmedim Bile!

Eğer kilo almanıza neden olan başka bir tıbbi sorununuz yoksa, karantinada aldığınız fazla kiloların sizi mutsuz etmesine ya da sağlığınızı tehdit etmesine izin vermeyin.  Unutmayın ki gerekli görüyorsanız yüz yüze ve çevrimiçi destek almak artık çok daha kolay.

-Sağlıklı ve Sezgisel Beslenme

(vücudun doğal olarak verdiği fiziksel açlık, tokluk ve doyum sinyallerini dinleyerek ve bu sinyallere uyum sağlayarak yemek yeme biçimi)

-Egzersiz,

-Kalori Sınırlaması,

-Diyetler ve Diğer Diyet Dışı Yaklaşımlar,

-Bor İçerikli Farmakolojik Yeni Ürünler,

-Kozmetik Müdahaleler

-Cerrahi ve Bariatrik Müdahaleler,

-Mindfulness Öğretileri,

-VR Sanal Gerçeklik Gözlükleri,

-EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden Yapılandırma)

-Hipnoz

-‘Bilişsel ve Davranışsal Terapisi’ gibi Geleneksel Psikolojik Müdahaleler

Ve daha pek çok seçenek var önünüzde. Kendinize en uygun olanını araştırın, seçin ve deneyin.

Mutfak ve Terapinin Bir Ortak Noktası Var!

Mutfakla olan derin ilişkimizden bu kadar söz etmişken, Terapi Odası ve mutfak arasındaki ilişkiden de kısacık bahsederek yazımı bitirmek isterim;

-Bence ikisi arasındaki en temel ortak nokta şu ki, ikisinde de tüm duyularınızı ve sezgilerinizi kullanarak eldeki “malzeme” ile en iyisine ulaşmayı hedeflersiniz.

-Hele bir de terapi sırasında hayatı çok daha lezzetli hale getirebilecek yeni yollar keşfedebildiyseniz, tadından yenmez.

Son zamanlarda TV programlarında, dizilerde, filmlerde ve dergilerde en çok yer bulan uzmanların beslenme uzmanları, şefler ve  psikologlar olması sizce bir tesadüf mü? Tabii ki değil; çünkü hayat nerede, terapi orada!

Sağlıklı günler ve güzel bir yeni yıl dilerim.