SONUÇ OLARAK
Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kapitalist sisteme eklemlenme tarzındaki köklü değişikliğin gerçekleştiği II. Dünya Savaşı sonrasında yaşadığımız ve 12 Eylül döneminde zirveye ulaşan bütün bu tasfiye ve baskılama hareketleri neticesinde, Türkiye’de devlet örgütlenmesi, siyaset alanı ve toplumsal alan emperyalist çıkarlar doğrultusunda önemli ölçüde konsolide edilmiştir.
Değişen dünya koşulları karşısında ABD, kendi egemenliğini sürekli kılacak BOP benzeri yeni politikalara yönelmiş ve bu durum da Türkiye’de ABD stratejilerine uygun düşen yeni bir konsolidasyon sürecini tetiklemiştir.
(Bu yazıda Levent Yakış’ın gercekedebiyat.com’daki aynı başlıkta yazısından yararlanılmıştır)

Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.
12 EYLÜL’ün ekonomi politiği: îmâlât sanayi işkolunun çalışanlarına borcu başta Kıdem Tazmînâtı olmak üzere emek-yanlısı yasalar sâyesinde o denli artmıştı ki, fabrikalara haciz-memurları mârifeti ile el koymak imkân dâhiline girmişti. Peki işçiler bu fabrikaları idâme ettirebilecekler miydi? Hayır! Sermâye mallarını, birkaç ay önce UZEL traktör fabrikasında vâkî olduğu gibi, haraç-mezat satacaklardı (orada çapulcular yağmalıyor). Fabrikalar kapanacaktı. O şeref (UZEL gibi lüzumsuz fabrikaları kapatma şerefi) bugün Sn.ERDOĞAN’a nasîp olmaktadır.