“12 EYLÜL”ÜN EKONOMİ-POLİTİĞİ
Dünya Savaşı sonrasında SSCB’nin başını çektiği Sosyalist Blok (Doğu Bloğu) ile ABD’nin başını çektiği Kapitalist Blok (Batı Bloğu) arasında inişli çıkışlı seyir izleyen rekabet koşulları 60’lı yıllardan itibaren Batı Bloğu aleyhine dönmeye başlamıştı. Özellikle 70’li yılların erken dönemlerinde art arda patlak veren tarihsel olaylar dizisi ABD’nin Vietnam yenilgisi, doları altına endeksleyen para sisteminin (Bretton Woods) çöküşü, bütün bunlar kapitalist Bloğun ağır bir hegemonik krize sürüklediğini gösteriyordu.
Böyle bir ortamda programı ve kadroları oluşturulan emperyalist strateji, İngiltere’de Theatcher ve ABD’de Reagan’ın iktidara taşınmasının ardından agresif biçimde uygulamaya sokulacaktır.
Bu yeni stratejinin iktisadi ayağını neo-liberal tezler oluşturur. Hayek ve Friedman’ın (Chicago Okulu) tezlerini esas alan neo-liberal uygulamalar aslında 70’li yıllarda Latin Amerika’da darbe rejimi şartlarında sınanmıştır. Bu deneyimlerin birikimini de arkasına alarak 80’li yıllardan itibaren önce Kapitalist Bloğun genelinde, ardından Sosyalist Bloğun çöküşüyle birlikte az çok istisnayla tüm dünyada hakim kılınacaktır.

Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.
12 EYLÜL’ün ekonomi politiği: îmâlât sanayi işkolunun çalışanlarına borcu başta Kıdem Tazmînâtı olmak üzere emek-yanlısı yasalar sâyesinde o denli artmıştı ki, fabrikalara haciz-memurları mârifeti ile el koymak imkân dâhiline girmişti. Peki işçiler bu fabrikaları idâme ettirebilecekler miydi? Hayır! Sermâye mallarını, birkaç ay önce UZEL traktör fabrikasında vâkî olduğu gibi, haraç-mezat satacaklardı (orada çapulcular yağmalıyor). Fabrikalar kapanacaktı. O şeref (UZEL gibi lüzumsuz fabrikaları kapatma şerefi) bugün Sn.ERDOĞAN’a nasîp olmaktadır.